5 Şub 2020

Araba Sevdası Konusu, Kısa Özeti, Teması, Olay Örgüsü, Temel Çatışmaları, Zaman, Mekan, Karakter-Tip İncelemesi

Reklamlar

Araba Sevdası edebiyatımızın ilk realist romanı... Bu yazımızda Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası adlı romanının konusu, teması, olay örgüsü, kısa özeti, mekan ve zaman, karakter-tip, özellikleri, anlatıcı, bakış açısı, anlatım türleri, anlatım teknikleri  gibi yönlerden kısa incelemesi yer alıyor.

ARABA SEVDASI

 Konusu: Romanda baş karakter Bihruz Bey’in Periveş Hanım'a duyduğu sıradan bir aşk hikayesini anlatıyor görünse de daha çok dönemin gerçeklerini yansıtmaktadır. Zira Batı etkisinin kendisini iyiden iyiye hissettirdiği II. Abdülhamit Dönemi, toplumsal ve sosyal özellikleri ile ele alınmakta ve eleştirilmektedir. Romanda Bihruz'un şahsında bütün bir Osmanlı toplumu, özellikle İstanbul'un Beyoğlu ve Çamlıca semtlerinde sürdürülen yaşama tarzı eleştirilir.

Teması: Yanlış Batılılaşma, alafrangalık

Temel Çatışmaları: Kültürel çatışma, hayal-hakikat çatışması vb.

Özeti: 

Bihruz Bey bir Osmanlı paşasının oğludur. Evde özel hocalardan yarım yamalak bir eğitim görmüştür. Alafrangalığa özenir, süsü, gösterişi sever. Şık giyinir. Şımarık, sorumsuz bir gençtir. Her fırsatta az buçuk bildiği Fransızcasıyla terziler, ayakkabıcılar ve garsonlarla konuşur. Böylece Batılı olduğunu sanır.

Devrin pahalı eğlence yerlerinde arabasıyla gezerken Çamlıca tepesine çıkar. Güzel bir arabada sarışın, kibar görünüşlü bir kız görür. Hemen ona âşık olur. Ertesi hafta yine oraya gider. Bin bir özenle yazdığı mektubu kızın arabasına atar. Fakat o günden sonra onu bir daha göremez. Yemeden içmeden kesilir, zayıflar. İşini, annesini ihmal eder. Arkadaşlarından Keşfi Bey aşkını öğrenir. Ona kızın öldüğünü, ailesini yakından tanıdığını, bir de ablası bulunduğunu söyler. Bihruz Bey bu yalana inanır.

Aradan günler geçer, Bihruz Bey’in aşkı yavaş yavaş küllenir. Şehzadebaşı’nda dolaşırken, tutulduğu kıza rastlar. Fakat onun sevgilisi değil, ablası olduğunu düşünür. Güçlükle kadının yanına yaklaşır, üzüntüsünü bildirir, kız kardeşine olan aşkından söz eder. Mezarın yerini sorar. Kadın güler. Bihruz Bey’e onunla nerede karşılaştığını açıklar ve kız kardeşi bulunmadığını söyler. Alaylı kahkahalar atar. Bihruz Bey düştüğü kötü durumdan kurtulmak ister. Fakat pot üstüne pot kırarak daha gülünç olur. Utançtan kıpkırmızı kesilir. Sonra, bir yolunu bularak oradan ayrılır.


Şahıs Kadrosu ve Özellikleri:

  • Bihruz Bey: Bihruz Bey, "Araba Sevdası" romanının baş kişisidir. İstanbul'da yaşayan kısa boylu, şık giyimli bir gençtir.  Kişilik ve sahip olduğu değerler bakımından oldukça zayıftır. Kibirli ve sorumsuz; Batılı yaşam tarzına özenen bir züppedir. Etrafındakilerle sürekli olarak Fransızca konuşması bu özentinin sonucudur. Ölçüsüz bir mirasyedi olan Bihruz Bey, oldukça savurgandır. Ayrıca gerçeklerden kaçan birisidir. Bütün hayat anlayışı başkalarına gösteriş yapmaktır.
  • Keşfi: Bihruz’un daireden arkadaşıdır. Sürekli olarak yalan söyler, yalanlarıyla Bihruz’u kandırır.
  • Periveş: Bihruz’un aşık olduğu güzel, yirmi yaşlarında sarışın bir kadındır.  Ancak Bihruz’un sandığı gibi soylu ve zengin değildir. Eşinden ayrılmış ve annesiyle birlikte oturan yoksul bir kadındır. Çengi Hanımla kurduğu arkadaşlık erdemlerini yitirmesine neden olmuştur.
  • Mösyö Piyer: 65 yaşlarında, siyasete ilgi duyan Fransızca öğretmeni. Memleket meseleleriyle ve siyasetle ilgili haberlere önem veren bir tiptir. Menfaatçi ve içten pazarlıklıdır.
  • Bihruz'un annesi: Oğlunun davranışlarını onaylamaz, ancak onu baba otoritesinden yoksun bir biçimde şımartarak yetiştirmiştir. Oğluna söz dinletemez. Bihruz, tek çocuğu olduğu için her isteğini kabul edip şımartmıştır.
  • Naim Efendi:  Bihruz'un çalıştığı "kalem"deki kişilerden biri. "Ayaklı kütüphane" diye nitelendirilecek kadar bilgilidir. Doğu ve Batı edebiyatları hakkında çok şey bilir.
Zaman: 
Roman, Tanzimat döneminde, 1870 yılında geçen olayları anlatıyor. Bu dönemde, Tanzimat Fermanı ile günlük yaşamda söz konusu olmaya başlayan değişim romana yansıyor. Recaizade Mahmut Ekrem, bu dönemi Batılılaşmanın yanlış anlaşıldığı bir dönem olarak değerlendirip eserine yansıtıyor. Özenti ve taklit Batılılaşmanın zararlarını ortaya koyuyor.
Romanda zaman ifadesi olarak yıl, ay, gün ifadeleri geçmekte, gece gündüz kavramları olayın yaşanış zamanını ortaya koymaktadır. “On altı yıl, iki yıl, bütün gece, bütün hafta ….” gibi ifadeler geçmektedir.

Mekan: 

Olaylar geniş mekan olarak İstanbul'da geçmektedir. (Çamlıca, Bulgurlu, Üsküdar...) Mekanlardan biri olan Çamlıca parkı; büyük gösterişli ve gerçekten gönül açıcı bir bahçesi vardır. Renk renk çeşit çeşit bir sürü ağaçlar vardır. Biraz ileride düzlüğün ortasında üstü kapalı çevresi açık kulübe tarzında ufak tefek büfeler vardır. Biraz ileride büyük bir göl ve gölün üstünde köprü vardır. Oralarda birde gazino vardır.

Anlatıcı-Bakış Açısı: Bakış anlatıcısı ilahi bakış açısı, anlatıcısı hakim anlatıcıdır. Anlatıcı romanın genelinde olayları yorumlamış, yönlendirme yapmıştır.

Dil ve Üslup: Metnin dil ve üslup özellikleri yazıldığı dönemi yansıtmaktadır. Günümüze göre oldukça ağır ve süslü bir dil vardır. Edebi bir üslup kullanılmakla beraber realizm akımının etkileri görülmektedir. bolcevap.com

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Edebiyat yazılılarında başarınızı artırın, kanalımıza abone olun!