Kitap Cevapları

8 Ara 2013

KEMAL TAHİR YORGUN SAVAŞÇI ROMAN ÖZETİ,KİŞİLER,YER VE ZAMAN (TAHLİLİ)

Reklamlar


Eserin Adı: Yorgun Savaşçı
Basıldığı Yer: Bilgi YayınEvi
Yazarı: Kemal Tahir
Eserin Konusu: “Yorgun Savaşçı” Kuvayi Milliye’nin ilk günlerini, amansız şartlara karşı nasıl başarıyla mücadele verildiğini anlatır.
Eserin Geçtiği Yer ve Zaman: Balıkesir, Akhisar, İzmir bölgesi.
Eserdeki Kişiler ve Özellikleri:
Eserdeki Kişiler:
Cemil, Neriman, Çerkez Reşit Bey, Yarbay Kasap Osman Bey, Ethem Bey
Cemil: Romanın kahramanı. Filistin Cephesi’ndeki subaylığı sırasında “Cehennem Topçu” diye tanınırdı. Harp Okulu öğrencisi iken yakalanan Jön Türk takımıyla alakası olduğu sanılarak hapse atılır, Dr. Münir tarafından suçsuzluğu ispatlandıktan sonra hapisten çıkarılır.
Neriman: Cemil’in teyzesinin kızı. Cemil ve Neriman bir süre sonra evlendiler.
Çerkez Reşit Bey: Patriyot Ömer tarafından 1906 yılında Kuvayi Milliye kuruluşuna alınmıştır. Valiliği sırasında Ermeni sürgününde bir çok insan öldürür.
Yarbay Kasap Osman Bey: 172. yaya alay komutanıdır. Bitik insanları yargılamayı sever. Orta boylu, tıknaz, asık suratlı, donuk ve yorgun bakışlıdır. Sol eliyle sağ bıyığını burarak konuşur. Karşısındakini"assam mı asmasam mı" diye düşünür gibi süzerek konuşur, sonra da asmaya karar verip "bu gün mü assam, yarın mı assam"diye düşündüğü imajı yaratır. Tüm çevresini korkutmuştur.
Ethem Bey: Kuvayi Milliye Umum komutanıdır.
Doktor Münir: Farmason lakaplıdır. Çok kitap okur. Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesinde Sinop'a sürülür. Mizan Gazetesi'nde ittihatçılar ve cemiyetleri aleyhinde yazılar yazar. Doktor Reşit, Bekirağa Bölüğü'nden kaçırılınca onu evinde saklamayı reddeder. Çünkü onun valiliği sırasında yaptığı zalimliği ve kıyıcılığı doktorlukla bağdaştıramaz. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile fikir ayrılığı yaşayarak cemiyetten ayrılır fakat desteğini de bırakmaz. Bu durumu "ata düşman gibi binip dost gibi bakmak" tabiriyle açıklar.
Arap Maksut: Hasan Paşa Karakolu İnzibat Subayıdır. Yenilgiden önce Teşkilat-ı Mahsusa'da çalışmış, cephelerde bulunmamıştır. Patriyot Ömer'in saklanmasına önderlik eder.
Halil Paşa: Enver Paşa'nın dayısı. Dr. Münir'in evinde saklanan Jön Türk savunucusu.
Teğmen Recep : Cephelerde zor işlerden kurtulmak için dine sığınır. Üç aylarda oruç tutup namaz kılmadan duramaz gibi görünür. Ama tembel, unutkan ve dağınık olduğu için foyası çabuk ortaya çıkar. Gizlice oruç yediği, cenabet gezdiği, abdestsiz namaz kıldığı çabuk anlaşılır.
Bekir Sami Bey: Mert, değerli, meşrutiyetten sonra rütbe alma hırsını yenmiş, kel, dik bıyıklı, tıknaz gövdeli, erlerin "baba adam" dedikleri, aldığı tüm görevleri, hem astlarını hem de üstlerini memnunederek tamamlayan, Irak ve Kafkasya Cepheleri'nde bulunan değerli bir komutan.
Anlatım Özellikleri: Roman İmparatorluk döneminin sonlarıyla Kurtuluş Savaşı yıllarını ele alıyor. Özellikle öğrenim görmüş kişilerle ilgili bölümlerde ağırca bir üslup kullanılmış. Öteki bölümlerde daha sade bir anlatım vardır. Dil genel olarak sade.
Eserin Özeti:
1.BÖLÜM
Von Kros Paşa’nın Dürbünü

Cemil, 1. Dünya Savaşı yenilgiyle sonuçlanıp ülke işgal edilince, evine dönmüştür. Bir gün, evinde hiç tanımadığı ve arkadaşları tarafından ceza evinden kaçırılan ittihatçı Doktor Reşit Bey’i evinde saklamak üzere pencere önünde gelmesini beklerken, kendisine bir Alman Subayı tarafından hediye edilen ve yanından hiç ayırmadığı dürbünüyle, Doktor Reşit Bey’in Kuva_i Milliye düşmanlarınca nasıl kovalandığını, , yakalanacağını anlayınca kendisini nasıl vurduğunu görür ve çok üzülür.

Arap Maksut, Teğmen Faruk’la Cemil’e haber göndererek silahını yanına alıp sivil giyinmiş olarak kendisini görmesi için karakola gelmesini ister. Cemil karakola gider. Arap Maksut, Cemille beraber, ittihatçı Doktor Patriyot Ömer’in kaldığı evde tehlikede olması nedeniyle oradan gizlice kaçırılarak daha emniyetli bir eve götürebilmek için plan yaparlar.

Patriyot Ömer ittihatçıdır. İşgal altında bulunan devlet tarafından tüm ittihatçılar ve işgallere karşı direnenler yakalanıp öldürülmekte ya da yargılanmaktadır. Patriyot Ömer’in kaldığı ev de basılmış fakat son anda yakalanmakta kurtulmuştur. Ev gözetlenmektedir. Bu nedenle oradan kaçırılması gerekmektedir.

Cemil, nişanlısı ve teyzesinin kızı olan Neriman’la Ömer’in evine terzi bulma bahanesiyle gidecek, Ömer’e çarşaf giydirerek oradan çıkarıp farmason lakaplı Doktor Münir’in evine götürme planı yapar. Fakat Arap Maksut, Doktor Münir’in ittihatçı düşmanı ve güvenilmez insan olduğunu iddia ederek onun evine götürülmesine karşı çıkar. Aslında Doktor Münir’in ittihatçı muhalefeti olma nedeni, yalnızca fikir ayrılığı ve subayların hürriyet girişimleri için attıkları adımların yanlış olduğunu bilmesidir. Aleyhlerinde olmalarına rağmen kurtuluş mücadelesi için desteğini de esirgemez. Kendisi bu durumu: “ata düşman gibi bakıp dost gibi bineceksin” sözüyle açıklar..

Neriman’la beraber, kadın kılığında evden çıkan Patriyot Ömer’i köşedeki bakkal görür ve yüzlerini açmasını ister. O ara Neriman panikler ve “Cemil Abi” diye bağırır. Uzaktan onları bekleyen Cemil, bakkalı bayıltana kadar dövüp kaçarlar. Fakat artık Cemil’in adı bilinmiş, eşgali belirlenmiştir ve o da aranan ittihatçı direnişçiler listesine alınmıştır.

Neriman’ı eve gönderip kendileri Doktor Münir’in evinde saklanırlar.

Bir süre sonra Neriman’ın hamile olduğunu öğrenir. Acilen nikah kıymak üzere gizlice evine gider fakat evde olduğunu öğrenen işgal tarafları evi basar, Cemil, nikahtan hemen sonra kaçmak zorunda kalır. Farmason’un evine döndüğünde onların da yakalanıp götürülmekte olduğunu uzaktan görür.

Ne yapacağını bilmez halde dolaşır. Gülhane Parkı’na gider. Ayasofya Camii’ni görünce aklına Harp Okulu’ndan arkadaşı Teğmen Recep’in Ayasofya’yı korumakla görevlendirilmiş birliğin komutanı olduğu gelir ve onun kaldığı çadırdaki birliğine sığınır. Fakat Teğmen Recep, Cemil’in yanında kaldığını ağzından kaçırır. Onun arandığını da duyunca orada kendisini bulabileceklerini ve daha emniyetli bir yere sığınması gerektiğini söyler. Arap Maksut’la görüşerek Cemil’i Subay Sığınma Evi’ne Yüzbaşı Tosun adıyla yerleştirirler.

Orada kör Albay Naci ile Teğmen Selim’in kaldığı odaya yerleştirilir.Albay Naci’ye gelen savaş raporlarını okuyarak vakit geçirirler. Raporun birinde Kafkasya cephesindeki Sarıkamış’ta askerlerin sıcaktan ve susuzluktan öldüğü yazılmaktadır. Bunu okuyan Teğmen Selim çok öfkelenir. Çünkü kendisi Sarıkamış’ta bizzat bulunmuş ve donmaktan son anda kurtulmuştur. Cemil onu konuşturarak teselli eder. Selim, Sarıkamış’taki acı anılarını, Enver Paşa’ya duyduğu hayranlığı, canını kurtarmak için kaçan askerleri caydırmak için, saldırıdan geri çekilen askerleri yeniden saldırıya hazırlanmaları için zorlayan Enver Paşa hayranı yedek subay Kazım’ın suçsuz yere casusluk yaptığı gerekçesiyle kurşuna dizdiren ve tanımadıkları bir kaputlu komutanı anlatır.
Selim bunları anlatırken Cemil, Osmanlı ordusuna mensup, Gerede, Düzce, Hendek civarında çarpışırken yaralanan veya sakatlanan askerler arasında bir bacağını kaybetmiş ve Selim’le beraber Sarıkamış’ta çarpışmış en yakın arkadaşına rastlar. Atlı Binbaşı İsmail ÜSKÜP
İsmail, bir zamanların ünlü subayı Kazım’ı kurşuna dizen subayı Cemil’in de tanıdığını Selim’e söyler. Kazım’ı casusluk yaptığı gerekçesiyle kurşuna dizen Kaputlu Subay da Enver’dir. Sarıkamış cephesinden kaçtığı söylenen Kaputsuz Subay’da Enver’dir….

2. BÖLÜM
Karanlığın Dibinde

İsmail ÜSKÜP, Cemil’e Teğmen Recep vasıtasıyla bir tüccar kağıdı ile avcı biçimli elbise, çizme ve kalpak ayarlamış, vatan savunması için Çerkez Reşit kardeşler çetesine katılmasını, gavur. Müslüman ayırmadan tüm kötülerle savaşmasını istemiştir.

O ara Yunanlılar İzmir’i işgal etmiştir ve her yer Yunan Bayrak’ları ile doludur.

Cemil, bunun üzerine Bandırma’ya giderek Asker Emeklileri Derneği’ni bulur. Bu dernek Deniz Subayı emeklisi olan Hasan Efendi’nin kahvesindedir. Hasan Efendi’ye tüccar olduğunu, buraya mal almaya geldiğini, sonra da Emre Köyü’ndeki asker arkadaşı Reşit Efendi’ye gideceğini, Kendisini buraya Binbaşı İsmail’in gönderdiğini söyler Cemil’in asker olduğunu anlayan Hasan Efendi, memleket işgal altındayken bir askerin tüccarlığa başlamasını yadırgar ve sitem eder. Reşit Bey’in çiftliğinde olmadığını, ateşkesten sonra Ethem, Tevfik ve Reşit kardeşlerin üçünün de hükümetle başının derde girdiğini,bu yüzden dağda olduklarını, köye inmediklerini, Ethem’in, vali Rahmi Bey’in oğlunu para için kaçırdığını, istediği 50 bin altını ise İzmir’in gavur tüccarlarının kendi aralarında toplayarak verdiğini anlatır ve İki gün önce bir yüzbaşı yaveri ile çocuk denecek yaşta bir teğmenden oluşan 17. Kolordu komutanı vekilliğine atanan Bekir Sami’yi görmesini ister. Bekir Sami’nin, olmayan bir topçu alayı komutanı bulmasına çok sevineceğini söyler.

Cemil, hemen Askerlik Şubesi’ne Bekir Sami’nin yanına gider. Hasan Efendi’nin komutan yaveri dediği kişi askerlik arkadaşı Yüzbaşı Selahattin,çocuk teğmen dediği kişi ise Teğmen Faruk’tur. Bekir Sami Bey’le görüşerek durumu anlatır.Değerli bir komutan olan Bekir Sami, Cemil’i bulduğuna çok sevinir.
Selahattin, Cemil’e Anadolu’nun durumunu anlatır. Ona göre ortada iki ümit vardır;
Yunanlılar’ın İzmir’i işgal etmeyle yaptığı yanlış ve
Mustafa Kemal’in 2. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıkması

Milletin savaşlardan yılgınlığını,, artık vuruşmak istemediğini, çoğunun hasta ve sakat, sağlamların ise şaşkınlıktan kurtulup toparlanamadığını, vuruşmak için avuç aydın kaldığını, gerisinin asker kaçağı, çapulcu ve eşkıya sürüsü olduğunu ittihatçıların ise, dönemeyenlerin yenilgiden kendilerini sorumlu tuttuklarını, kimsenin milletin önüne ittihatçı olarak çıkamadığını, şimdilik mücadeleyi çetelerle ve bir avuç başı boş serserilerle yapacaklarını söyledi.

Şu anda Manisa ili de işgal edilmek üzeredir ve işgalden önce orada bulunan cephaneyi ele geçirmek gerekliydi.

Bekir Sami, yayınladığı bir bildiri ile tüm Bandırma halkının düşmanı savaşarak karşılaması gerektiğini, bunun dinimizce caiz olduğunu, çarpışmadan silah teslim edilmemesi gerektiğini ilan etti. Çünkü İzmir, Yunanlı’ya savaşmadan teslim olmuştur.

Bandırma yöresinde o sıralar çarpışan çeteler, Ahmet Aznavur, Şah İsmail, Darıcalı Çerkez Hasan, Çerkez Şevket Paşa, Kara Hasan, Cambaz Hakkı, Kel Tahir, Balıkesir’de ise Dramalı Rıza Bey ve Zeybek Çeteleridir.Reşit Bey Bekir Sami’ye 200 kadar çarpışacak adam vereceği haberini gönderir. Bekir Sami ise Manisa cephanesinden silah temin edecektir. Fakat Manisa ile bir türlü irtibat kuramaz. Bunun üzerine bir trene atlayarak Manisa’ya gitmek üzere önce Balıkesir’e uğrar. Orası da işgal edilmiş, halk direnmeden teslim olmuş, her yer Yunan Bayrakları ile donatılmış, ileri gelenler Rum ve Yahudilere sığınmış, Rum Memurlar Yunan üniformalarıyla dolaşmaya başlamıştır.

Balıkesir’in işgalinde İstanbul Hükümeti’ne ne yapmaları gerektiğini soran haber karşılığında İçişleri Bakanı Ali Kemal Bey, kendilerinin de baskı altında olduklarını, ayaklanmamaları için emir gelse bile dinlememeleri, savunma yapmaları gerektiği haberini gönderir fakat Balıkesir halkı bu habere inanmaz, padişahın vuruşma taraftarı olmadığını söyleyerek işgal karşısında direniş göstermez.

Bunları Bekir Sami Bey’i karşılayan gazeteci Hacım Muhittin anlatır ve şimdilik Manisa’nın tehlikeli olduğunu, Akhisar’dan öte gitmemeleri gerektiğini söyler. Orada güvenilir adamlar olarak da Halit Paşa ile Topçu Rasim’in adını verir. Bunun üzerine Bekir Sami, Reşit Bey’in kendisine 20 şer 30 ar kişilik küçük atlı birlikleri göndereceğini söyleyerek bu birlikleri kendisinin karşılamasını ve Akhisar’a göndermesini ister.

Bekir Sami ile birliği Akhisar’a vardığında Topçu Rasim onları karşılar. Manisa’nın henüz işgal edilmediği haberini verir. Bekir Sami, Rasim ile Manisa’ya Ahmet Zeki Bey’e cephaneyi teslim etmesi için haber gönderir ve kalmak için bir otele giderler. Tüm Manisa çevresindeki halk ittihatçı subaylara düşman olduğundan otelci de onlara gönülsüz yer verir, kalmalarını istemez. Onlara yemek vermez. Bu nedenle otelde kalmak istemezler. Ertesi gün Cemil, Askerlik Şubesi’nin kalmak için uygun olup olmadığını kontrol etmek amacıyla şubeye gider.Şube Başkanı ve diğer erlerin kaçtığını ve orada yalnız Kör Şaban’ın bulunduğunu görür ve kendisini yeni Şube Başkanı olarak tanıtır. Şubedeki silah ve mermileri görünce Şaban’a paketlettirip otele gönderir.

Bekir Sabi bölüğünün kasabaya gelmesi eski hürriyet itilafçıları ile Rumları öfkelendirir. Bekir Sami, tüm kasaba ileri gelenlerini otele çağırarak savunma için birlik olmaya davet eder ama kimse buna yanaşmaz.. Çünkü memleketin işgalinde halk, subayları sorumlu tutmakta ve onlara güvenmemektedir.

Manisa cephanesi için giden Topçu Rasim, telgrafla, cephanenin taşınmasına Rumlar tarafından yasak konduğu haberini verir.

Kasabanın kaymakamı, Gavur Efe ile Bekir Sami bölüğünün kasabayı terk etmesi aksi taktirde oteli yakacağı tehtidini gönderir. Birlik bunun üzerine Askerlik Şubesine sığınır. Şaban’ı yiyecek alması için gönderir ama kimse yiyecek satmaz üstelik İttihatçılara yardım ettiği için Şaban’ı taşlayarak şubeye kadar kovalarlar. Yüzbaşı Selahattin sıtma olur. Cemil, Şaban’ı bu kez ilaç ve konyak alması için eczaneye gönderir. İlaç ta vermek istemezler ama kasabanın doktoru zorlayınca ilacı alabilir.

Hacım Muhittin’in söz ettiği Halit Paşa birliği bulur ve onlara direnişe katılacak adamları Kumkuyucak köyü’nden alıp Manisa’ya geçmeleri gerektiğini söyler.Köyde buldukları ilk atlı birliğini Teğmen Faruk alarak Manisa’ya geçer. Fakat diğer atlılar gitmek istemez, direnişe karşı çıkarlar. Halit Paşa sözünü geçiremediği için çok üzülür ve o da direnişten vaz geçer dönmek ister. Cemil onu ikna ederek Akhisar’a kadar kendileriyle gelmesini, sonra ayrılmasını ister. Akhisar’a giderken Topçu Rasim’le karşılaşırlar. Halit Paşa onları bırakıp kaçar. Topçu Rasim’in yanında Çerkez Ethem ve arkadaşları vardır. Çerkez Ethem’i Rauf Bey Salihli’de kaldığı çiftliğe Cemil’i getirmesi için göndermiştir. Cemil’den Salihli cephesini kurmasını ister.

3. BÖLÜM
Dönemeç
İngilizler İstanbul’u işgal etmiş, Millet Meclisini basıp bazı milletvekillerini tutuklamışlardı.

Mustafa Kemal, Temsil Heyeti adına bir bildiri yayınlamıştı. Harbiye Nazırı Yusuf İzzettin, Alman Başkomutanının Anadolu’daki direnişi durdurmalarını isteyen bir ültimatom vermesi üzerine Anadolu’daki tüm birliklerin İstanbul Hükümeti’ni tanımalarını sağlaması için birlik komutanlarına emir yayınlar ve emre uymayanların komutanlıktan alınarak yerlerine emri uygulayacak komutan vekillerinin verileceği bildirisini yayınlar.

Bekir Sami bu emre karşı çıkar. Çünkü Temsil Heyeti’nin bildirisinin ise “hiçbir komutanın yerini hiçbir nedenle bir başka komutana bırakamaz” şeklinde olduğunu, bu nedenle komutanlığı bırakma kararı almaya yetkili olmadığını gibi direnişe de engel olamayacağını bildirir. Ali Fuat Paşa’da komutanlığını İstanbul’dan gelen vekile bırakmaz.

Yusuf İzzet Paşa bunun üzerine 174. Alayı Aznavur üzerine gönderir. Bu alayın komutanı her emre kulak asmayan ama “düşmana saldır” emri alınca duramayan Rahmi Bey’dir. Birliği ise derme çatma ve çoğunun gözü savuşmakta olan erlerden oluşmuştur. Böyle bir bölüğün düşman üzerine gönderilmesi Cemil’i düşündürür.

Selahattin, tam derlenip toparlanmak üzereyken sürekli pürüzler çıktığını, Mustafa Kemal’den haber beklediklerini, Harbiye Nazırı’nın sık sık değiştiğini, şimdikinin ise Fevzi Paşa olduğunu anlattı.

Fevzi Paşa, Mustafa Kemal’i kısa bir süre önce eli kolu bağlı olarak İstanbul’a götürmeye kalkmış, Kazım Karabekir ve Ali Fuat Paşa engel olmuştur. Cephe cephe gezdikten sonra ancak düşman işgalinde işgalci taraftarı olduğu için Harbiye Nazırlığına getirilmiştir.

Ankara’dan Mustafa Kemal’le telgraf bağlantısı yapılır. Yüzbaşı Selahattin, Kolordu Komutanı Yusuf İzzettin ile, Konya 12. Kolordu Komutanı Albay Fahrettin’in telgraflarını Mustafa Kemal’e bildirir. Buna göre; Albay Fahrettin, İzzet Paşa’nın emrinde çalışmak istemektedir. 23 ve 57. tümenlerin Refet Bey’in emrinde Yunanlılara karşı Kuvayi Milliye saflarında olduğu ama tamamen uzaklaşmadığı 41. tümenle atlı alayının askerlik şubesinin ve kolorduya bağlı diğer birliklerin kendi emri altında olduğunu bildirir. Yusuf İzzettin Paşa da Albay Fahrettin’in kendi emri altında çalışmasını kabul eder.
Yine bu telgrafa göre Yusuf İzzetin’in İstanbul işgalini ateşkes anlaşmasına uygun bulduğunu, bu durumun memleket çıkarı için gerekli gördüğünü ve kolorduya emir suretiyle duyurduğunu bildiriyordu.

Mustafa Kemal, Bursa’daki 56. tümenin durumunu sorar. Selahattin’den durumun ümitsiz olduğu, hocaların köyleri gezerek Kuvayi Milliye’yi kötüleyip ittihatçılıkla suçladığı, Müdafa-İ Hukuk’un bir türlü gelişemediği, işe yarar subaylar olmadığı haberini alınca ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini ve kendilerine destek birlik göndereceklerini, tren yollarını düşmandan temizlediklerini söyler.
Saldırıya hazırlanan düşman karşısında, Yunan Taburu Nazilli’de silahsız insanları öldürürken Ziraat Bankası’nı kendi hesabına soyan Demirci Mehmet Efe, askerken, birliginin Kafkasya’ya gideceğini anlayınca dağa kaçan Yörük Ali ve Rahmi Bey’in oğlunu para için kaçıran Çerkez Ethem vardır. Cepheleri korumak böyle çetelerin elindedir.

Mustafa Kemal, bu kez Cemil’den Salihli cephesi haberlerini öğrenmek ister. Cemil, saldırı için siperler kazıldığını, tel örgü için dikenli tele ihtiyaç duyduklarını, Alaşehir Kongresi'nden sonra Müdüfa-i Hukuk Dernekleri'nin iyi çabaladıklarını, başı bozukluktan kurtulmaya çalıştıklarını, Balıkesir'de ise Ethem Bey'in Anzavur işine çok önem verdiğini, ahlaksızlığı yüzünden ordudan atılan Kamo Bekir'in tehlikeli olabileceğini, Ethem Bey'in Demirci Mehmet Efe'nin, kendisine Osmanlı'nın şimdilik kendileriyle dost olduğunu ama işleri bitince kendilerini temizleyeceğini söylediği için ona güvenmediğini anlatır.
Anzavur'la çarpışmak için Bursa'ya gönderilen Rahmi Bey öldürülür. Başkentte artık başarılar elde edilmeye başlanır. Bunun üzerine İngiliz işgalinde olan Harbiye Nezareti bu başarıları engellemek için Anadolu'ya heyet gönderir ve Mustafa Kemal, aralarında Harbiye Nezareti Baş yaveri Salih bey ile diğer güvenilir adamların açıkça ve resmen göz altına alınmasını, tanınıp bilinmeyenlerin ise rütbeleri ne olursa olsun, haklarında yapılacak işlemin ne olduğunu öğrenmeleri için kendilerine baş vurmalarını ister.
İkinci kez Anzavur ayaklanması beklendiği için Cemil, yargısız infazla tanınan Kirmasti'deki Kasap Osman Bey ve tümenini Anzavur'la çarpışmaları için Bursa'ya getirir.
Cemil, Bursa'da Doktor Münir'le karşılaşır çok sevinir. Ondan Patriyot Ömer'in Malta Adası'na sürüldüğü, Halil Paşa'nın Bekirağa Bölüğü'nden kaçtığı haberini alır.
Bu arada hükümetin çıkardığı Şeyhülislam fetvası, halkı direnişden caydırma yönündedir ve fetvaya göre direniş tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Bir kaç gün sonra Çerkez Ethem'in Anzavur Birliği'ni dağıttığı haberi tüm direnişçileri sevindirir. Direnişe baş kaldıran Türk Halkı'nı da bozguna uğratması için Ethem Bey görevlendirilir.
KİTAP HAKKINDA GENEL GÖRÜŞLER
Kemal Tahir yazdığı bu kitabında tarihi unsurlara yer vermiştir. Kurtuluş Savaşını gerçeğini ön plana çıkarmak istemektedir. Romanın kahramanı Cemil ardı ardına gelen savaşların hep yenik ve yorgun çıkmış bir neslin mensubudur. Bundan dolayı kitabın adı “Yorgun Savaşçı” diye nitelendirilmiştir. Yorgun Savaşcı’da en göze batan yanlardan biri Kurtuluş Savaşının hangi şartlar içinde yapıldığı ve Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşından neden yenik çıktığını işlemektir.
Eserin dönemine göre, yeni bir Türkçe’yle yazılmıştır. Cümle kuruluşları başarılı yapılmış, yalın bir anlatım izlenmiştir. Anlatım ise eserin konusuna uygundur. Eskimiş sözcükler kullanılsa da ( özellikle öğrenim görmüş kişilerle ilgili bölümlerde ağır bir üslup kullanılmış) bu eserin genelini etkilememekte hatta anlatıma ayrı bir hava vermektedir. Dil genel olarak sade.

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

2 yorum

çok güzel :) tşk

Biraz uzun ama çok yardımcı oldu teşekkürler :)

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Edebiyat yazılılarında başarınızı artırın, kanalımıza abone olun!