27 May 2017

Burhan Felek'ten Eski Ramazanlar

Reklamlar

Şükürler olsun ki bir Ramazan ayına daha kavuştuk.On bir ayın sultanının  hepimiz için hayırlar getirmesini diliyoruz.

Bir edebiyat blogu olduğumuz için Ramazan ayında ünlü yazar ve şairlerimizin Ramazan hatıralarına yer vermeyi uygun gördük.

Büyüklerimizden zaman zaman "Nerde o eski Ramazanlar?" diye serzenişleri de duyarız . Acaba eskiden Ramazanlar nasıl geçerdi ? Bunu öğrenmenin en iyi yollarından biri de yazıldığı döneme ışık tutan günlük ve hatıralar...Türk edebiyatının ilk "fıkra" yazarlarından olan Burhan Felek anılarında eski Ramazanları bakın nasıl anlatıyor?
Burhan FELEK  

BURHAN FELEK'TEN ESKİ RAMAZANLAR...

"Ramazan, bildiğiniz gibi oruç ayıdır. Orucun da ibadet ve nefse hakimiyet bakımından bir keyfi vardır. Onun için Ramazan, başka memleketlerde bilemem ama bizim memlekette neşeli bir aydır. Geçmişte Türkiye'de gece hayatı, sürekli eğlence âdeti olmadığı devirlerde üstelik bir de eğlenceli ay olurdu. O kadar ki gece sokağa çıkmayan kadınlar, Direklerarası'nda büyükleri, anneleri veya kalfaları refakatinde piyasaya bile çıkarlardı.


Ramazan, o zaman Türk cemiyetine çok şey getirirdi. İlk önce kolay ibadetin huzuru... Çünkü en külfetsiz ibadetin oruç olduğunu kabul etmemek kabil değildir. Çoğumuz farkında olmadan -gün olur ki-ağzımıza lokma koymayız. Yani çalışma ve iklim şartları pek zor olmaz, yaz sıcağında ağır bir işte çalışılmazsa, oruç tutmak hele gençler için kolay bir ibadettir ve iftar topunu beklemek de ayrı bir zevktir.

Eski Ramazanlarda, bütün iş ve ticaret hayatı ağırlaşır, daireler, öğleden sonra başlar, ezana bir saat kala, işyerleri ile birlikte boşalırdı. Doğrusunu isterseniz Ramazan ayı, devlet daireleri için adeta tatil gibi idi. Memurlar camiye gitmek bahanesiyle işinden ayrılır, kimse bir şey demez, zaten daire şefleri de işlerini pek sıkı tutmazlardı. Askerî mektepler ise imtihanlarını bitirip tatillerini Ramazan'da yaparlardı.

Bir Ramazan günü İstanbul'da öğle ile başlardı. Herkes öğleye kadar uyurdu. Öğleden sonra işine, camiye gidenler olurdu. Lokantalar, aşçı dükkânları, kahveler, gündüzleri işlemez, geceleri sahura kadar açık kalırdı. O zamanlar dükkân açıp kapamak nizama bağlı olmadığından, bakkallar bile gece açık olurdu. Akşam üzerleri iftara yarım saat kala sokaklarda bir gidiş geliş başlardı. Erkekler evlerine döner, çocuklar bakkaldan, fırından veya muhallebiciden yahut turşucudan bir şeyler alıp getirir, herkes iftar sofrasına oturduğu sırada sokakta kimse görülmezdi.

İstanbul'da Selimiye'den İstanbul'a doğru Sultanahmet Meydanı'ndan da Anadolu yakasına karşı üç top atılarak iftar zamanı ilan edilirdi, Boğaziçi tarafları için de Nakkaştepe'den top atılırdı.

Ramazan, İslam âleminde, bilhassa İstanbul'da bir büyük sosyal, ekonomik ve güzel hareket vesilesi olurdu. Çünkü Türkiye'de gece hayatı hem de sabaha kadar ki, ancak Ramazan'da yaşanırdı. Çoğu kimseler sahurda iştahla yiyebilmek için uyumadıklarından, gece vakit geçirmek için türlü vesileler arar bulurlardı. 

Tiyatrolar, Karagözler, Meddahlar, incesaz takımları, kıraathaneler, hep bu oruç aylarında uyanır, renk bulurdu."

Artikel Terkait

2 yorum

nerde o eski ramazanlar diyecegim ama her zamanin kendine ozgu bi guzelligi var...

haklısınız Hayrullah Bey, yaşadığımız anın kıymetini bilmeliyiz...

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon