Sitemize özgün dokümanlarını gönderen kıymetli öğretmenlerimize çok teşekkür ediyoruz. Siz de yazılı sorusu, çalışma kağıdı, ders notu vb. içeriklerinizi gönderebilirsiniz. edebiyatfatihinet@gmail.com Bekliyoruz...

29 Kas 2018

Nef'i Sultan Ahmet Han Kasidesi Konusu, Teması, Açıklaması, Söz Sanatları,

Reklamlar

Nef'i Sultan Ahmet Han Kasidesi Konusu, Teması, Günümüz Türkçesi, Açıklaması, Söz Sanatları, Ahenk Unsurları, İncelemesi

NEF'İ (Der-Ta’rîf-i Şehr-i Edrine bâ-Medh-i Sultân Ahmed Hân)

Divan edebiyatının en büyük övgü ve yergi şairi Nef'i  (Der-Ta’rîf-i Şehr-i Edrine bâ-Medh-i Sultân Ahmed Hân) kasidesinde Sultan Ahmed’in övgüsünü yapmak amacıyla yazmıştır. 

"Metin, Edirne şehrinin övgüsüyle başlar. Metinde şehrin uçsuz bucaksız, paha biçilmez güzelliğine
dikkat çekilir. Sonrasında padişahın övgüsüne geçilir. Bu bölümde mübalağalı ve ağır bir dil kullanan
şair, padişahı İran’ın meşhur şahsiyetleriyle karşılaştırır ve padişahın onlardan üstün olduğunu vurgular. Ardından şair, padişaha yaptığı övgünün bir o kadarını da kendisine yapar. Burada şairliğinin ne kadar güçlü olduğunu dile getirir. Bundaki amaç, sıradan bir şair tarafından değil güçlü bir şair tarafından övüldüğünü padişaha hissettirmektir." (1)

1-MEB 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı)

NEFİ SULTAN AHMET HAN KASİDESİ 

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ İLE

Edrine şehri mi bu yâ gülşen-i mevâ mıdır 
Anda kasr-ı pâdişâhî cennet-i alâ mıdır 

Günümüz Türkçesi

(Edirne şehri mi yoksa Meva cennetinin gül bahçesi midir burası?
 Orada padişahın köşkü Ala cenneti midir?)

 Meva: şehitlerin sığınacağı cennet 
Cennet-i Ala: sekiz cennetten birisi. 

Beyt-i mamûr-ı felek mi ol fezâda ol sarây 
Yâ zemîni cennet olmuş Kabe-i ulyâ mıdır 

O uzayda , o saray feleğin Beyt-i Mamuru mu? 
Yoksa zemini cennet olmuş yüce Kabe midir?

 Beyt-i Mamuru : Kabe 

Cûylar mı devr eden tarf-ı çemenzârın yahud 
Mâî pervâz ile nat olmuş yeşil hârâ mıdır 

Çemenliğin etrafında dönüp dolaşan ırmaklar mıdır?
Yoksa mavi pervaz ile kat olunmuş yeşil dalgalı kuma mıdır?

Sebz ü hurrem bir fezâ mı her kenâr-ı cûybâr 
Yâ miyân-ı cûda aks-i künbed-i hadrâ mıdır

Her ırmak kıyısı yeşil ve sulak bir uzay mıdır? 
Yoksa ırmağın ortasında aksi görülen yeşil bir gök müdür?

Hıfz için yâhut vücûd-ı pâdişâhı cûylar 
Pâsbân-ı genc-i devlet olmuş ejderhâ mıdır 

Yahut da bu ırmaklar, Padişahın vücudunu korumak  için , devlet hazinesine bekçi olmuş, ejderha mıdır?

Cenneti görmüş bir âdem var ise gelsin desin 
Tarhı anın dahi böyle dilkeş ü ranâ mıdır 

Cenneti görmüş bir adam varsa gelsin, söylesin: 
Onun da çiçek dikilmeye ayrılmış yerleri, bahçe düzeni böyle gönül çekici ve güzel midir?

Güllerinde var mı böyle reng ü bûy-ı dilfirîb 
Yâ nesîm-i subhu böyle bostânpîrâ mıdır 

Cennetin güllerinde  böyle gönül aldatıcı renk ve koku var mıdır? Ya da onun sabah rüzgarı böyle bahçe süsleyici midir? Tecahül-i arif

Bir dıraht-ı serfirâzı var mı bâğ-ı cennetin 
Yoksa ancak vâizin medh ettiği Tûbâ mıdır

Cennet bahçesinin boylu boslu bir ağacı var mıdır? 
Yoksa sadece vaizin övdüğü Tuba mı vardır? 

Tuba: Kökü yukarıda dalları yere meyilli bir ağaç➜Mübalağa sanatı yapılmış

Bunda Tûbâ’dan kalır mı müşk-i bîd-i sernigûn 
Yâ gubâr-ı berk-i Tûbâ anda müşkâsâ mıdır 

Buradaki başı aşağı eğilen salkım söğüt Tubadan geri kalır mı?
Ya da cennetteki Tuba yaprağının tozu mis kokulu mudur? 

Habbezâ cây-ı neşâtefzâ ki Rıdvân görse ger 
Hayretinden derdi bu cennet midir dünya mıdır 

Bu ne güzel zevk ve sefa artıran yerdir ki: Eğer bunu cennet kapıcısı Rıdvan görse,
 hayretinden; “Bu cennet midir? Yaksa dünya mı?” derdi. ➜Telmih, mübalağa sanatları var

Sun-ı Hakk yâ gülşen-i cennetden ifrâz eylemiş 
Başka bir cây-ı tarabengîz ü gamfersâ mıdır                                                                                                                          
Ya da ilahi kudretin, cennet bahçesinden ayırıp çıkardığı zevk ve safa verici, üzüntü giderici başkka bir yer midir?

Dâimâ böyle müferrih mi bu cây-ı dilgüşâ 
Her zaman âb u hevâsı böyle rûhefzâ mıdır 

Bu gönül alıcı yer, daima böyle ferahlık verici midir?
 Onun suyu ve havası, her zaman, böyle cana can katıcı mıdır

Yoksa şimdi eyleyen âb u hevâsın terbiyet 
Âfitâb-ı devlet-i şâh-ı cihânârâ mıdır 

Yoksa şimdi suyunu ve havasını besleyip geliştiren, 
cihanı süsleyen padişahın devletinin güneşi midir? 

Yani Sultân Ahmed-i âdil ki ferş-i dergehi 
Arşdan alâ değilse çarhdan ednâ mıdır 

Sözün doğrusu: Adaletli padişah Sultan Ahmet ki: Onun dergahının döşemesi, Arştan daha yüce değilse de, çarhtan da aşağı mıdır? 

Arş: Göğün dokuzuncu, Tanrı katı.


Şâh-ı dînperver ki teşrîf-i kudûmuyla zemîn 
Arşa nâz eylerse istiğnâsı istiğnâ mıdır 

Din gözeten padişah ki : Edirne’ye gelip şereflendirmesi ile yer, Arşa nazlansa, bu istiğnası-nazlanması nazlanma mı olur? 

Mâh-ı mülkârâ-yı devlet ki fürûğundan felek 
Mihrini fark eylemez pinhân mıdır peydâ mıdır 

Devlet mülkünü süsleyen ay ki : Parlaklığından felek, güneşin gizli mi belli mi( görünüyor mu?) olduğunun farkında olmaz. 

Çarh ana tazîm edip İskender-i sânî demek 
Şânına nisbet meger bir medh-i müstesnâ mıdır 

Felek ona (padişaha) sayhı gösterip ikinci İskender demek onun şanına oranla farklı bir övgü mü olur? 

Belki dârât-ı Skenderle felek bir bendesin 
Görse fark etmezdi İskender midir 

Belki İskenderin gösterişiyle (debdebe) felek bir kölesini görse İskender mi değil mi ayırt edemezdi.

 Dârâ mıdır Atlas-ı gerdûn mu peyveste nihâl-i sidreye 
Yâ firâz-ı râyetinde şukka-i vâlâ mıdır 

Dokuzuncu İran hükümdarı Keykubat mıdır? 
Yoksa yedinci kat gökte ağaca benzetilen bir makama feleğin atlası mı, yoksa yükseltilmiş sancak mı ya da yükselmiş bir kumaş parçası mıdır? 

Subh-ı rûşen mi şuâ-ı mihr-i âlemtâb ile 
Yâ sarây-ı devletinde perde-i dîbâ mıdır

 Dünyayı aydınlatan ışınları ile sabahı parlatan mı yoksa devletinin sarayındaki ipek kumaştan perde midir? 

Kehkeşân mıdır felekde nesr-i tâirle yahud
 Tak-ı eyvânında resm-i ejder ü anka mıdır 

Samanyolu mudur gökte uçuşarak dağılan ya da eyvan (üç tarafı kapalı bina)ının kemerindeki ejderha ve anka kuşu resimleri midir? 

Dest ü tabın ebr ü deryâdır diyen gâfillerin 
Dâimâ mazmûn-ı fikri böyle bîmanâ mıdır

 Elin Ayağın bulut ve denizdir diyen gafillerin düşünceleri her zaman böyle anlamsız mıdır? 

Bahr eder mi kâinâtı gark-ı emvâc-ı kerem 
Ebr ise dâim cevâhirpâş u gevherzâ mıdır

 İyilik dalgalarına boğulması evreni denize çevirir mi bulut ise her seferinde cevahirparçası ve yiğit midir? 

Hem güher hem sîm ü zerdir âleme bezl ettiği 
Kimse bilmez keff-i desti kân mıdır deryâ mıdır 

Aleme bol bol saçtığı hem gümüş ve altın hem inci, kimse bilmez avucunun içi kaynak (maden  ocağı ) mıdır deniz midir. 

Tîga minnet çekmese rey-i cihangîri nola 
Mihri gör dünyâyı tutmuş tîgı hûnpâlâ mıdır

 Kılıca iyilik borçlu olmasa dünyayı ele geçirenin görüşü ne çıkar, güneşe bak dünyayı tutmuş kılıcı , kanlı pala mıdır. 

Midhat-i rey-i münîrin sebt eden fark eylemez 
Kendi keff-i desti mi yoksa yed-i beyzâ mıdır 

Aydınlatan görüşünün övgüsünü kayıt eden fark etmez, kendi el ayası mıdır yoksa beyaz el ( Hz. Musa’nın Firavuna karşı mucize olarak görünen parlak el) midir? (Telmih sanatı)

Vasf-ı bûy-ı hulkı mı satr-ı hat-ı şâirde yâ 
Mevc-i deryâ-yı sühende anber-i sârâ mıdır 

Huyunun kokusunu tanımlama mı şairin yazısının satırı, söz denizinin dalgasında hilesiz anber midir. (Tenasüp sanatı)

Mülk-i pür adlinde hod etmez takayyüd kârbân 
Hâris-i kâlâ mıdır yâ düzd-i bîpervâ mıdır 

Adaletin saf ülkesinde kendini kandırmaz  kervan ; kale bekçisi midir yoksa pervasız hırsız mıdır? 
(Tezat)

 Âsumân mı âfitâb ile şitâb etmekde yâ 
Zîr-i rânında semend-i cüst ü çâpükpâ mıdır 

Gökyüzümü güneşle yarışmakta ( acele etmekte) yoksa çabuk ayaklı bir atın ayağının altı mıdır? 

Ol cihângerd-i sebükrev ki tefâvüt eylemez 
Zîr-i pâyında zemîn deryâ mıdır sahrâ mıdır 

O çabucak cihanı gezen ki birbirinden yararlanmaz ayağının altındaki zemin deniz midir kara mıdır? 

Berk-ı mahz iken direng etse bilinmez peykeri 
Rahş-ı çâpükpâ mıdır yâ kûh-ı pâbercâ mıdır 

Saf bir yıldırımken yavaşlasa ( gecikse) yüzü bilinmez, gösterişli çabuk ayaklı bir at mıdır yoksa yerinde duran bir dağ mıdır? 

Husrevâ bu fende ger garrâlanırsam gör sözüm
 Lâf-ı bîmanâ mıdır yâ bir kavi davâ mıdır 

Ey padişah, bu şiir sanatında aldanırsam, kibirlenirsem, sözüme bak, şiirlerim manasız sözler midir? Ya da ben bir kuru dava peşinde miyim?

 Bunca demdir dava-yı sâhibkırânî eylerim
 Bir mübârız yok mu meydân-ı sühen tenhâ mıdır 

Bu kadar zamandır sahibkıranlık ( şiirde en güçlü ve mutlu olmak) iddiası gütmekteyim; ileri atılacak bir yiğit yo mu?  Söz meydanı boş mudur?

 Dürr-i nazmım çarha mengûş olsa bilmez rûzgâr 
Şiir-i Nefî midir ol yâ kevkeb-i Şirâ mıdır 

Şiir incim feleğe küpe olsa , yine zaman onun ( Nefi’nin) şiiri mi? 
Ya da Şira yıldızı mı olduğunu bilmez. 

Nûr-ı mevvâc-ı maânî mi sözümde berk uran 
Yâ libâs-ı nazmımın bir âteşî hârâ mıdır

 Sözümde parıldayan anlamlar dalgalanışının nuru mu? 
Ya da şiirimin giysisi, ateş renkli dalgalı kumaştan mıdır? 

Manî-i rengîn mi lafz-ı âbdârımda yahud 
Sâgar-ı mînâya konmuş lâlegûn sahbâ mıdır 

Latif, gökçe sözümdeki renkli anlamlar mıdır? Yahut sırça kadehe konmuş lale renkli şarap mıdır? 

Bikr-i manâ mı dilimde pertev-i ilhâm ile 
Yâ felekde âfitâb u Zühre-i zehrâ mıdır 

Dilimde, gönlümde olan ilham ışığı ile anlam yeniliği  midir? 
Yoksa gökte güneş ve ve parlak  Zühre yıldızı mıdır? 

Zühre: Venüs, üçüncü kat gökte asılı kalan, Harut ile Marutu baştan çıkaran kadın. 

Fikr-i pür mazmûn mudur âyîne-i tabımda yâ 
Aks-ı nakş-ı kârgâh-ı âlem-i bâlâ mıdır

 Şiirlerimin aynasındaki : Mazmun dolu sanatlı fikir midir? Ya da yüce alemin iş yerinin türlü süslemelerinin bir aksi mi? 

Söz tükendi nice bir davâ-yı şiir ü şâirî 
Lâf-ı davâ  bertaraf şimdi duâ hengâmıdır 

Söz tükendi. Şiir ve şairlik iddiası ne zamana kadar sürecek? Boş lakırdı ve iddiaları bir tarafa bırakalım, şimdi dua etme sırasıdır artık. 

Tâ felek kadr ü merâtib anlaya hem bildire 
Herkesin mikdârını ednâ mıdır alâ mıdır 

Ta felek derecesini ve değerini hem anlayıp hem bilip , herkesin ne kadar  aşağı mı yüce mi olduğu belli olur. 

Ol kadar kadri bülend olsun ki gerdûn bilmeye 
Arş-ı alâ mı yeri yâ kurb-i ev ednâ mıdır 

O kadar yüksek  değerde olsun ki dünya bilmesin , onun yeri Arş mıdır yoksa Peygamberin Miracta çıktığı kat mıdır? 


Düzenleyen: Bülent Demiryapan, Lüleburgaz Lisesi Uzm. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni 

Kaside İncelemesi Kısaca

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

▅ ▆ ▇ █ Öne Çıkanlar