9 Eyl 2017

Bilimsel, felsefi ve edebi metinlerle kişisel hayatı konu alan metinler arasında ne tür farklılıklar vardır?

Reklamlar

Bilimsel, felsefi ve edebi metinlerle kişisel hayatı konu alan metinler arasında ne tür farklılıklar vardır?

Yazarın yaşamını yansıtan veya yaşamından beslenen yazı türleridir. Bilimsel metinler açık ve kesin bir dille, delillere dayanarak anlatan metinlerdir. Felsefi metinler ise felsefî konuları ve felsefenin varlık, bilgi, değer gibi konularını ele alan metinlerdir.

Kişisel hayatı konu alan metinler ( hatıra (anı), gezi yazısı, biyografi, mektup, günlük) ise bireysel duygu ve düşünceleri yansıtan çoğunlukla öznel yazılardır. Bilimsel metinler nesnel metinlerdir, kişisel duygulara yer verilmez. edebiyatfatihi.net inceledi

Bu türlerle ilgili özlü bilgileri aşağıda bulabilirsiniz...

GÜNLÜK/GÜNCE· Hangi gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda o gün olup bitenin, sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılara günlük (günce) denir.
· Günlükler; yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtır.
· Her gün yazıldığı için kısa olan bu yazılar, yazarının hayatından izler verdiğinden içten ve sevecendir.
· Birinci kişi ağzından yazılır.
· Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
· Gerçekler, yaşanılanlar çarpıtılmadan yazılır.
· Batıda Andre Gide’nin günlükleri; bizde ise Oktay Akbal, Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu ve Cemil Meriç’in günlükleri kitap halinde yayımlanmıştır.


ANI/HATIRA
· Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılara anı (hatıra) denir.
· Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder. Zaten eski edebiyatımızda anı, gezi yazısı hatta tarih iç içedir.
· Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği de gösterir. Ancak bu, bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylara kişisel bakışı söz konusudur.
· Anı, yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
· Anının en önemli koşulu, anıya konu olan olay ya da olayların önem derecesidir. Anı yazısına konu olacak olay, anımsanmaya değer olmalıdır. Ayrıca bu olay ilgi çekici olmalıdır.
· Anılarda olay kadar olayın anlatış biçimi de önemlidir. Dil sanatlı olmalı, yazar sanat kaygısını da ön planda tutmalıdır.
· Anılar edebiyatımızda genellikle devlet adamları, siyasetçiler ve askerler tarafından kaleme alınır.
· Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyet döneminde önemli bir tür olmuştur. Anılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Ziya Paşa (Defter-i Amal), Halit Ziya (Kırk Yıl, Saray ve Ötesi), Hüseyin Cahit Yalçın (Edebi Hatıralar), Falih Rıfkı Atay (Çankaya), Y.Kadri Karaosmanoğlu (Zoraki Diplomat, Vatan Yolunda), H.Edip Adıvar (Türk'ün Ateşle İmtihanı), Y.Kemal Beyatlı (Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım) önemli anı yazarlarıdır.

Anı ile Günlüğün Benzer ve Farklı Yönleri· Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
· Günlük yaşanırken anı yaşandıktan sonra yazılır.
· Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır.
· Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun derinliklerinden kopup gelen anlık duygu ve düşüncelerdir.
· Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz.
· Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.


BİYOGRAFİ/HAYAT HİKÂYESİ

· Bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılara biyografi denir. Biyografilerde amaç o kişiyi tüm yönleriyle (hayatı, eserleri, kişiliği, görüşleri vs.) tanıtmaktır.
· Biyografi; açık, sade bir dille, anlatılan kişinin devrini, çevresini dikkate alarak yazılır.
· Biyografi yazılmadan önce çok geniş bir araştırma yapılması gereklidir. Yazı yazılacak kişinin yaşamı ile ilgili her türlü bilgi, belge, haber, yazı ve fotoğraflar araştırılır ve tüm ayrıntılara ulaşılır.
· Biyografiler, tarafsız ve gerçekçidir.
· Biyografiler de asılsız bilgiye yer verilmez.
· Gereksiz ayrıntılar ayıklanır, bilgi verme amacı ön planda tutulur.
· Genelde açıklayıcı, örnekleyici, öğretici anlatım türleri kullanılır.
· Dil, göndergesel işlevde kullanılır.
· Biyografiler, iki şekilde ele alınıp yazılır:
1. Ansiklopedik Tarz: Kronolojik sıra takibi ile sadece bilgi vermeye yönelik yazılardır. Sanat yönleri çok kuvvetli değildir.
2. Sanatsal Tarz: Yazının sanatsal değerini ön plana çıkaran roman ya da öyküsel bir üslupla yazılan biyografilerdir. Daha yaygın olanı bu tarzdır.
· Divan edebiyatında özellikle şairlerin hayatını anlatan bu tür eserlere “tezkire” denirdi. Türk edebiyatında bunun ilk örneğini Ali Şir Nevai (Mecalis’ün-Nefais) vermiştir.
· Türk edebiyatında; Ahmet Cevdet Paşa (Kısas’ül-Enbiya), M.Fuat Köprülü (Türk Edebiyatındaki İlk Mutasavvıflar), Mehmet Kaplan (Tevfik Fikret), Ali Nihat Tarhan (Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı), Oğuz Atay (Bir Bilim Adamının Hikâyesi), Beşir Ayvazoğlu (Eve Dönen Adam, Yahya Kemal) biyografi yazmışlardır.


OTOBİYOGRAFİ
· Yazar eğer kendi hayatını anlatmışsa yazıya otobiyografi denir.
· Otobiyografilerde çoğu zaman sanatçı kendiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlarından da söz eder.
· Otobiyografiler üslup yönüyle anıya benzer; ancak anı otobiyografi içinde bir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografi daha uzun bir dönemi içine alır.
· Muallim Naci (Ömer’in Çocukluğu), Ahmet Rasim (Falaka) otobiyografi yazmışlarıdır.


Anı-Biyografi Farkı:
· Anı hayatın belli bir kısmı ve yazarın kendi hayatını konu alır.
· Biyografi ise hayatın tamamı ve başkasının hayatını konu alır.


GEZİ YAZISI/SEYAHATNAME

· Gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılara gezi yazısı denir. Kişi gezi esnasında birçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızada tutmak güç olacağından gezi esnasında not alınır ve gezi yazılarında bunlar hikâye edilir.
· Eskiden gezi yazılarına seyahatname, seyahat yazıları denirdi. Gezip gören insana daseyyah denirdi. Bugün gezen gören kimseye gezgin, onların gezip gördükleri yerleri anlattıkları yazılara da gezi yazıları denmektedir.
· Gezi yazıları ister mektup, ister anı şeklinde yazılsın isterse gezilen yerlerdeki insanlarla röportaj yapılsın mutlaka, bütün gezi yazılarında edebi bir özellik, ilginç bir yaklaşım, farklı bir gözlem gücü bulunmalıdır.
· Gezi yazıları belli bir plan dâhilinde yazılır. Genellikle yazıya gezinin başlandığı günden başlanır ve dönüş gününe kadarki zamanı içine alan olaylar anlatılır. Ancak tersi bir sıralama yapmak da mümkündür veya gezide görülen en önemli özellikler belirlenip önemsizden önemliye doğru bir sıralamaya gidilir.
· Gezi yazısında görülenler genellikle birinci kişinin ağzından yani gezenin ağzından anlatılır. Gezi yazılarının dili sade ve yalındır.
· Gezi yazısında; gezilen yerlerin hiçbir yere benzemeyen özellikleri, tarihi, mimari ve uygarlık özellikleri, ekonomik ve teknolojik özellikleri ve oralarda yaşayan insanların kültürel özellikleri ayrıntılarıyla anlatılır.
· Yazar, gördüklerini okuyucunun daha iyi algılaması için karşılaştırma yapar. Okur sanki o yerleri yazarla birlikte gezer gibi olur.
· En eski ve uzun bir geçmişi olan yazı türünün önemli ve tanınmış iki ismi Venedikli Gezgin Marco Polo ile Arap gezgin İbni Batuta' dır.
· Bizim edebiyatımızda ilk gezi kitabı ünlü denizcilerimizden Seydi Ali Reis' in Miratül-Memalik (Ülkelerin Aynası) adlı eseridir.
· Evliya Çelebi’nin on ciltlik “Seyahatname (Tarih-i Seyyah)” adlı eseri ünlüdür. Ancak asıl gezi yazarları Avrupa’ya açılma döneminde görülmeye başlanmış, gidilen Avrupa şehirleriyle ilgili yazılar yazılmıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa bunların başında gelir.
· Gezi yazılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Ahmet Mithat Efendi (Avrupa’da bir Cevelan), Cenap Şehabettin (Hac Yolunda, Avrupa Mektupları), Ahmet Haşim (Frankfurt Seyahatnamesi), Reşat Nuri (Anadolu Notları), Falih Rıfkı Atay (Denizaşırı, Zeytindağı, Taymis Kıyıları), Atilla İlhan (Abbas Yolcu) bunlardan bazılarıdır.


SOHBET/SÖYLEŞİ

· Herhangi bir düşünceyi, konuyu, yazarın karşısında biri varmış gibi günlük, sıradan ve rahat bir dille anlattığı fikir yazılarına sohbet (söyleşi) denir.
· Gazete çevresinde gelişen sohbet yazıları, düşünce yazılarıdır. Sohbetlerde de bir düşünce açıklanır, bilgi verilir.
· Sohbet yazarı ele aldığı konuda fazla derinleşmez, ileri sürdüğü görüşlerini kanıtlama yoluna gitmez, ancak sezdirmeye çalışır; bu yönüyle makaleden ayrılır.
· Dilindeki sadelik ve rahatlık yönünden de denemeyi andıran söyleşiler daha uzun soluklu yazılardır.
· Söyleşiler bazen röportaj ile de karıştırılırlar. Ancak aralarında çok temel bir fark vardır. Söyleşiler tek kişilik yazılardır. Oysa röportaj, bir uzmana ve bir de, röportajı yapacak kişiye ihtiyaç duyar.
· Sohbet yazarı kişisel görüşlerini özgürce ifade edebilme özelliğini taşır. Başkalarının o konuda ne düşündükleri önemli değildir. Herkesin sevdiği bir şeyden berbat bir şey olarak söz edebilir.
· Sohbetlerin çoğu günlük sanat olaylarını, kültürel olayları ve genel konuları ele alır.
· Bu türün dili yalın konuşma dili, anlatımı da konuşma havasında rahat ve samimidir. Yazar sorulu cevaplı cümlelerle, konuşuyormuş hissi verir.
· Diğer düşünce yazılarının planı sohbet yazı türü için de kullanılır. Giriş bölümünde ele alınacak konu tanıtılır. Gelişme bölümünde okuyucuyu sıkmadan konu açılır. Bu bölümde tanımlamalar, çözümlemeler, örneklemeler yapılır. Yazar kendi görüşlerini okuyucuya sezdirir. Sonuç bölümünde ise ulaşılan son karar bildirilir.
· Sohbet türünün en önemli ismi Ahmet Rasim’dir.

Artikel Terkait

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon