18 Eki 2017

Atatürk'ün İnsan Sevgisiyle İlgili Yazı

Atatürk'ün İnsan Sevgisiyle İlgili Yazı, Şiir

"Bir insanı sevmekle başlar her şey" diyor ünlü hikayecimiz Sait Faik... Gerçekten de içi insan sevgisiyle dolu insanlar ancak gerçek mutluluğu yakalayabilir. İnsanlığa faydalı olabilmek, karşılık beklemeden yardımcı olabilmek ancak insanları kayıtsız şartsız sevenlerin yapabileceği bir iştir.

  Ulu Önder Atatürk de yüreği insan sevgisiyle dolu bir liderdi. Gittiği her yerde insanlarla sohbet eder, çocukları çok sever, yardıma muhtaçların ihtiyaçlarının giderilmesiyle bilhassa  ilgilenirdi. "En iyi kişi kendinden çok ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır." diyerek iyi bir insan olabilmenin benlik duygusundan sıyrılıp diğer insanları mutlu etmekle eşdeğer görmüştür. 

Atatürk'ün Türk milleti için yaptıkları onun ne kadar insan sevgisiyle dolu olduğunu anlatmaya yeter. 
Hasta yatağında milletini ve vatanını düşünmüş, onlar için çırpınmıştır. Atatürk'ün insan sevgisi sadece milletiyle sınırlı değil aslında... "İnsanları mutlu edecek tek vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir. Dünyanın barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır." sözleri de bu gerçeğin altını çiziyor. 

Atatürk'ün insanlığa verdiği önem diğer tüm milletlere örnek olacak düzeydedir. "Biz kimsenin düşmanı değiliz! Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız." sözü ne kadar anlamlı. Yazımızı minik bir şiirle tamamlayalım:

Onun insan sevgisi
Gerçek mutluluğu bulmaktı
Karşılık beklemeden
İnsanlara faydalı olmaktı.

O büyük insan 
Kendini dünya barışına adadı
Sevgisi tomurcuk verdi
Her yerde yeşerdi.

yazı: edebiyatfatihi.net özgün ve kaliteli 







Bir Peri

BİR PERİ

Beyza DALAR

Deneme şansımın olduğunu fısıldayan, umut yüklü bir sesti. Hayal kurmaktan çekindiğim zaman kendi naif elleriyle göz kapaklarımı örterdi. Dudaklarımın kenarlarından tutup gözlerime ulaşamayan sahte tebessümler oluştururdu. Kulaklarımda sesi vardı hep. Konuşmayı yeni öğrenen bir kız çocuğu gibi hiç susmadan mırıldanırdı. Zihnimde canlanamayan geleceğim onun için, parıldayan değerli taşları ifade ediyordu. Benimle ilgili her şey bana düşmanken, onunla neşeli şarkılar söylüyor, mutluluktan deliye dönüyordu. Aynalara kederim yansıyordu. Ama o geldiği vakit ruhumda sebepsiz bir parıltı, aynaları çatlatıyordu.

Yıldızların kargaşasını izlediğim kör bir vakitte bulmuştu beni. Gözlerinde gökyüzünden düşen bir ışıltı vardı. Güneş gibi yavaş yavaş, alevler gibi aniden sarmıştı kalbimi. Ağzıma doluşan cümleleri parmak uçlarıma göndermişti. Gözlerimde batan enkazlardan ganimetler çıkardı, onları zihnimde sergiye dizdi. O çok güzeldi. Ruhu varsa eğer, ruhunda umut vardı. Eğer yoksa, gözlerinde ender bulunan bir sevgi vardı. Elimi uzattığım her çiçekten kağıtlar yapmıştı. Kokusunda yaşam vardı. Kalemimdeki mürekkep, en değerli madenlerden özel, en parlak renklerden daha güzeldi. 

                                         

Önce küçük bir nokta ile başlamıştı. Kanatlanarak, ordan oraya konarak, sevinç çığlıkları atarak gezindi ruhumda. En gamsız bir insan kadar neşeli, en dertlilerden daha da düşünceliydi. Kocaman gözlerinde hep bir güneş yansıması vardı. Sevimli, iyilik dolu sarı parıltılar savaşırdı bakışlarında. Tenindeki yumuşaklık çoğu zaman kelimelerime yansıdı. Doldurduğum her sayfa da gözlerinde gurur parıldamaya başladı. İlk defa birinin gözlerinde gurur gördüm. Bana benden daha çok inanmıştı. Ruhumda en güzel köşeye onu koymuştum.

Gülümsemelerim gözlerime ulaştı. Kahkahalarımın ardından neşe yüklü kıkırtısı kulaklarımda hep. Kanatlarından dökülen tozlar, gözlerimde parıldıyor. İlham perim... Beni sapkın bir karanlıktan kurtarıp, umudunu benimle paylaşan. Şimdi ellerimden bu sözler çıkıyorsa, ilham perimin anısına. Eğer hala uçuyorsa başka zihinlerde, bir şiir dizesinde huzurla uyuyordur.

Beyza DALAR/ edebiyatfatihi.net

Kaşgarlı Mahmut, eserini hangi amaçla ve nasıl yazmıştır?

Kaşgarlı Mahmut, eserini hangi amaçla ve nasıl yazmıştır?

Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati't Türk adlı eserini yazma sebebi Türklerin zengin dillerini diğer milletlere özellikle Araplara öğretme isteğidir. Türkçenin Arapçadan üstün bir dil olduğunu ispatlamak ve Araplara Türkçeyi öğretmek için Divanü Lügâti’t Türk adlı eserini yazmıştır. Türkçenin ilk sözlük ve dil bilgisi kitabı olan Divanü Lügâti’t Türk, Kaşgarlı Mahmut tarafından Bağdat’ta Abbasi Halifesi Ebulkasım Abdullah’a sunulmuştur.

Nasıl Yazmıştır?


Kaşgarlı Mahmut, o devir Türk dünyasını adım adım dolaşarak pek çok notlar almış, yığın yığın dil malzemesi toplamış; sonra da bu malzemeyi işleyerek ve çok iyi bildiği Arap dilinin kurallarına göre düzenleyerek bir sözlük hâline getirmiştir. Divan-ı Lügat-it-Türk'teki sözcüklerin anlamları Arapça olarak yazılmıştır. Türkçe 7500 sözcüğün Arapça karşılığı verilirken, sav denilen âtasözleri, sagu denilen ağıtlar, koşuk denilen şiirler, destan parçaları alınmıştır. Sözcüklerle ilgili bol bol seci, mesel, hikmet, şiir, efsane; tarih, coğrafya; halk edebiyatı folklor bilgi ve örnekleri verilmiş; dilbilgisi kuralları ortaya konulmuş; Türkoloji'nin sağlam temelleri atılmıştır. edebiyatfatihi.net

KAŞGARLI MAHMUT HAKKINDA KISA BİLGİLER:

İslami dönem ilk eserlerinden en önemlisini kaleme almıştır.
Eserini Arapça olarak kaleme almıştır.Bu durum onun Arapçayı iyi bildiğinin göstergesidir.
Yaşadığı dönemin kültürünü yansıtmış ve günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.
Türk Türkmen , Yağma, Çiğil , Kırgız gibi Türk boylarını dolaşmıştır.
Türkçenin ilk dilbilimcisi ve etimologudur. İslamiyet öncesi sözlü ürünler:sagu koşuk sav gibi sözlü edebiyat ürünlerini derleyerek yazıya geçirmiştir.
Türkçenin ilk etimoloğudur.
Türkçenin ilk sözlüğünü yazmıştır, eserinde 7500 sözcük yer alır.


Divanü Lügati't-Türk'ün edebiyatımızdaki yeri ve değeri

Divanü Lûgati't-Türk her şeyden önce bir Türkçe-Arapça sözlüktür. Fakat Kaşgârlı Mahmut basit bir sözlük yazmak­la yetinmemiştir. O, üstün bir milletin mensubu olduğuna inanan; gönlü Türklük sevgisiyle dolu; zihni, Türk milletinin ve çeşitli Türk boylarının, Türkçenin ve çeşitli kollarının, Türk edebiyatının ve folklorunun, Türk düşüncesinin ve yaşayış tar­zının, Türk efsane ve destanlarının, nihayet Türk ülküsünün bilgi ve şuuruyla donanımlı bir Türk milliyetçisi idi. İşte bütün bu duygu, sevgi, bilgi, inanç ve ülkü Kaşgârlının eserine aksetmiş ve Divanü Lûgati't-Türk'ü basit bir sözlük olmaktan çı­kararak, birçok konuda küçük serpintiler halinde de olsa, o zamanki Türklük bilgisinin bir el kitabı haline getirmiştir. Bunun içindir ki Kaşgârlı Mahmut "Türkoloji’nin babası" kabul edilir.

Kutadgu Bilig’den özdeyiş niteliğinde olan cümleler

Türk edebiyatının ilk siyasetnamesi, ilk mesnevisi, aruzla yazılan ilk eseri olan Kutadgu Bilig'de özdeyiş niteliğinde çok fazla söz var. Eşsiz bir kültür hazinemiz olan Kutadgu Bilig'den yolumuzu ışıtan özdeyiş niteliğinde olan sözleri bu yazımızda bulabilirsiniz...

Kutadgu Bilig’den özdeyiş niteliğinde olan cümleler

Boş söz bilgisizin ağzından çıkar; bilgisiz adama âlim hayvan der.
Boş ve densiz konuşan — ayak takımıdır; onun başını yiyen de bu boş sözlerdir.
Söz boş yere söylenirse, çok zarar getirir; söz yerinde söylenirse, faydalı olur.
Bilgili insanlar vücûtlarını yıpratırlar; bilgi ile avunurlar ve ruhlarını beslerler.
Sözün yeri sırdır; söz ondur, fakat biri söylenmelidir
Biri söylenebilir, dokuzunun söylenmesi yasaktır; yasak sözler aslında esâsında hep fenadır.
Çok dinle, fakat az konuş; sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.edebiyatfatihi.net

Yusuf Has Hacip neden bazı kavramları sembolleştirerek (alegorik biçimde) anlatma yoluna gitmiştir?

Yusuf Has Hacip neden bazı kavramları sembolleştirerek (alegorik biçimde) anlatma yoluna gitmiştir?

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig adlı eserinde soyut olan kavramların (adalet, mutluluk, akıl, akıbet) halk tarafından daha iyi anlaşılması için sembolleştirerek anlatmıştır.

Eserin temeli dört kavram üzerine kurulmuş; bunlar kişileştirilerek eserin dört kahramanı ortaya çıkartılmıştır. Bunlar dört kişi olmakla beraber, kitap ikili konuşmalardan oluşur. Dört temel kavram ve bunları temsil eden kişiler şunlardır:

Kün-Togdı (hükümdâr):
'köni törü' (Adâlet)
Ay-Toldı (vezir): 'mutluluk-saadet'
Ögdülmiş (vezirin oğlu): 'ukuş' (Akıl)
Odgurmış (vezirin kardeşi): âkıbet (hayatın sonu)

Bu dört kişi arasında geçen konuşmalarda; birey, toplum ve devlet hayatının düzenlenebilmesi için gerekli olan görgü, bilgi ve erdemlerin neler olduğu ve bunların nasıl elde edilip kullanılacağı anlatılır. Böylelikle, ideal olan devlet ve toplum yapısı belirlenmek istenir.

9.Sınıf Matematik Dersi 1.Dönem 1.Yazılı Çalışma Soruları ve Çözümleri-Yepyeni

Takipçimiz Volkan Yeşil tarafından hazırlanan matematik dersi 1.dönem 1.yazılı çalışma  sorularını ve çözümlerini aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz...

Matematik Dersi 1. Dönem 1. Yazılı Çalışma Soruları ve Çözümleri


1. Aşağıda boş bırakılan yerleri uygun şekilde doldurunuz.
a) İki ya da daha fazla önermenin ve, veya, ya da, ise , ancak ve ancak bağlaçlarıyla bağlanması ile elde edilen önermelere ……………….………… denir.

b) 7 tane önermenin …………….. tane doğruluk değeri vardır.

c) koşullu önermesinin doğruluk değeri 1 ise bu koşullu önermeye ………………….. denir.

d) koşullu önermesinin karşıtı: ………………,
tersi: ………………...,
karşıt tersi : ………………… dir.

e) İçinde en az bir değişken bulunan ve bu değişkene göre doğru ya da yanlış olan önermelere …………………… denir.

f) Bir bileşik önerme daima DOĞRU(1) ise ……………….., daima YANLIŞ(0) ise ………………… adını alır.

Soruların tamamnı ve çözümlerini aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz...

Kutadgu Bilig'in Yazılış Amacı Nedir?

Kutadgu Bilig’in yazılış amacı nedir? Açıklayınız.
11.yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig, insanlara, dünya ve ahiret mutluluğunun yolunu  göstermek amacıyla yazılmıştır. 

Yusuf Has Hâcib'e göre, öteki dünyayı kazanmak için bu Dünya'dan el etek çekerek yalnızca ibadetle vakit geçirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir insanın ne kendisine ne de toplumuna bir yararı vardır; oysa başkalarına yararlı olmayanlar ölülere benzer; bir insanın erdemi, ancak başka insanlar arasındayken belli olur. Asıl din yolu, kötüleri iyileştirmek, cefaya karşı vefa göstermek ve yanlışları bağışlamaktan geçer. İnsanlara hizmet etmek suretiyle faydalı olmak, bir kimseyi, hem bu Dünya'da hem de öteki Dünya'da mutlu kılacaktır.

Yusuf Has Hacip "mutluluk veren bilgi" anlamına gelen Kutadgu Bilig'de kitabı niçin yazdığını şöyle ifade ediyor:

Kitâb atı urdum kutadğu bilig,
kutadsu okığlıka tutsu elig


(Kitabın adını Kutadgu bilig koydum; okuyana kutlu olsun ve ona yol göstersin)

Sözüm sözledim men bitidim bitig,
sunup iki ajunnı tutğu elig 

(Ben sözümü söyledim ve kitabı yazdım; bu kitap — uzanıp, her iki dünyayı tutan bir eldir.)

Kişi iki ajunnı tutsa kutun,
kutadmış bolur bu sözüm çın


Bütün insan her iki dünyayı devletle elinde tutarsa, mes'ût olur; bu sözüm doğru ve dürüsttür.


KUTADGU BİLİG'İN ÖZELLİKLERİ
  • 11. yy’da (1069-1070) Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır.
  • Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur.
  • Kutadgu Bilig ‘’saadet veren bilgi, ilim’’ anlamına gelir.
  • Didaktik bir eserdir, bir siyasetnamedir. 
  • Mesnevi şeklinde aruz vezniyle 6645 beyit olarak yazılmıştır.
  • Eserde 173 tane de dörtlük vardır.
  • Eserde, toplum hayatındaki bozuklukları düzeltecek, insanı mutlu edecek yollar bulmak; bu yolları, devrin hükümdarına öğütler halinde göstermektir.
  • Ahlak, dinin önemi, devlet idaresi gibi konulara da değinilmiştir.
  • İnsanlara, dünya ve ahret mutluluğunun yolu göstermek amacıyla yazılmıştır.
  • Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.
Eserde dört sembolik şahsiyet yer alır.
Hükümdar(kanun): Kün Togdı
Saadet: Ay-Toldı
Akıl, zeka: Ögdülmiş
Hayatın sonu (akıbet): Odgurmış


Kutadgu Bilig’de savunulan düşünceler:
  • Her insan diline hakim olmalıdır
  • İnsan, kendisine bir şey sorulunca konuşmalıdır
  • Söz ruhun nasibidir
  • İnsan konuşmaktan çok dinlemeyi öğrenmelidir
  • Söz yerinde kullanılırsa faydalı olur
  • Dil her zaman doğruyu söylemelidir
  • Söz bilgiliden ve büyüklerden dinlenmelidir