SPONSORLU BAĞLANTI

ÖNE ÇIKANLAR

...

UÇAKTA IRKÇILIK YAPAN KADINA KAPTANDAN OKKALI MESAJ (VİDEO)

Written By edebiyat fatihi on 19 Ağu 2014 | 19.8.14




ERCİŞLİ EMRAH İLE SELVİHAN HİKAYE ÖZETİ

Written By edebiyat fatihi on 18 Ağu 2014 | 18.8.14

Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikâyesi

Türkiye dışında; Azerbaycan, Türkmenistan ve Balkanlarda da bilinmektedir. Muhan Bali (1973) tarafından hikâye hakkında tez çalışması yapılmıştır. Saim Sakaoğlu ve Ali Saracoğlu Ercişli Emrah’ın âşıklık ve hikâyeciliği hakkında çalışma yapmıştır. Saim Sakaoğlu ile Ali Berat Alptekin, hikâye hakkında bibliyografya çalışması yapmıştır.
 
Özet: Tahtı İsfahan’da olan Şahoğlu Şah Abbas’ın kırk âşığı vardır. Âşıklar Gence’ye Kara Vezir’e misafir olurlar ve atışmak için rakip isterler. Rakip çıkmayınca Âşık Ahmet saraya çağrılır. Âşıklarla aşık atamayan Âşık Ahmet, ailesiyle birlikte Erciş’e zorunlu olarak göç eder. Miroğlu Ahmet Bey’in evindeki âşık fasıllarına katılır. Oğlu Emrah’ta yaşı 14’e gelince babasıyla birlikte fasıla gider. Sazı eline alır ve bütün tellerini kırar. Babasından dayak yer. Emrah, köyün dışındaki çeşmeye gidip elini yüzünü yıkar. Abdest alır, namaz kılar ve dua edip âşıklık ister. Duası kabul olur: Rüyasında Pir Emrah’a yeşil fincanda bade içirir. Birincisi Allah’ın aşkına, diğeri üçler, beşler, yediler, kırklar aşkına, sonuncusu da Miroğlu Ahmet Bey’in kızı Selvi Han aşkına. Pir, Emrah’a Selvi Han’ın yüzünü de gösterir. Emrah, ağzından köpükler saçılarak bayılır.

HAN DUVARLARI ŞİİR İNCELEMELERİ

HAN DUVARLARI
-Osmanzade Hamdi Bey’e-
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya.

2014'ÜN OKUNMASI GEREKEN KİTAPLARI

Okunması gereken kitaplar 2014

Piruze ve Oğulları
Sinan Akyüz’ün Piruze Şam’da Bir Türk Gelin kitabının devamı niteliğinde olan Piruze ve Oğulları okuyanları yine derinden etkileyen bir hikaye sunuyor.
Puan: 9.2 - 

MUSTAFA KUTLU-UZUN HİKAYE ÖZETİ

Uzun Hikaye Kitap Özeti

Uzun Hikaye - Mustafa Kutlu


Mustafa Kutlu’nun Türk Edebiyatı Klasikleri arasına giren kitabı olan Uzun Hikaye aslında kısa bir kitap fakat anlattıklarından uzun bir hikaye çıkıyor.

Mustafa’nın gözünden anlatılan hikayenin ana karakteri olan Ali dürüst, namuslu ve hep haktan eşiklikten yana olmuş biridir. Münire isminde bir kızı sever fakat abileri kızı ona vermezler. Bir gün Münire’yi bu yüzden döverler. Onu morarmış bir yüzle gören Ali birlikte kaçmayı önerir ve Münire kabul eder. O günden sonra tren ile yolculuk yaparlar ve kader onları hangi durakta indirirse kısa süreliğine hayatlarına orada devam ederler.

Mustafa 6 yaşında iken tren şefinin yardımı ile eski bir tren vagonunu eve çevirirler. Ali burada okulda işe başlar fakat müdürü çok kötü bir adamdır. Yine de Ali ailesi ile güzel zaman geçirir. Bir gün karısı yeniden hamile kalır ve Ali buna çok sevinir. Fakat Ali’nin okulda yarattığı bahçeyi okul müdürü herkesle paylaşmak yerine sadece kendi keyfi için kullanınca Ali bir gece gizlice bahçeye gider ve tüm sebzeleri toplayıp okuldaki öğrencilerin ailelerine eşit dağıtır. Fakat o gece Münire uyandığında Ali’yi göremeyince panikler ve erkek doğum başlar. Ali de olmayınca Münire’nin durumu kötüleşir ve fazla kan kaybından hayata veda eder. Bunun üzerine Ali oğlunu da alıp yeniden tren yolculuğuna başlar.

ÖMER SEYFETTİN'İN HİKAYECİLİĞİ

Ömer Seyfettin Türk Edebiyatı’nın en ünlü hikâyecisidir. Sade dil akımına büyük ölçüde öncülük eden Ömer Seyfettin İstanbullu bir aileden 11 Mart 1884 yılında Gönen’de doğmuştur.

                Gönen çocukluk öykülerinde büyük yer tutmuştur. Daha sonra Gönen’i 8-9 yaşlarında bırakarak ailesiyle İstanbul’a gelmiştir. Mektebi Osmanî’sinde öğretim gördükten sonra Askeri okullara girer. 19 yaşlarında Mektebi Harbiye-i Şahane’den piyade teğmeni rütbesiyle mezun olmuştur. Seyfettin yazı hevesine de burada başlar.

ÖMER SEYFETTİN KÜTÜK HİKAYESİNİN ÖZETİ,KONUSU VE İNCELEMESİ



KÜTÜK ÖYKÜSÜNÜN KONUSU:Osmanlı kumandanı Arslan Beyin bir kaleyi zekice bir strateji ile zapt etmesi...
KÜTÜK ÖYKÜSÜNÜN ÖZETİ:
Arslan Bey ordusu ile birlikte yeni kaleler zapt eden, Türk yurdunun gelişmesini sağlayan yeni topraklar kazandıran bir beydir. Yine ordusu ile birlikte yeni topraklar kazanırken onun savaş becerisini ve ordusunun gücünü ve büyüklüğünü  gören düşman ordular onunla karşılaşmak istememektedirler. Arslan bey Borsem dağları içindeki Dregley Kalesi'ne gelir ve kaleyi ele geçirmek için askerleri ile birlikte kuşanır. Arslan Bey bu kaleyi  bir kurşun bile atmadan ve kimseyi öldürmeden  ele geçirmek istememektedir ve planını herkesten bir sır gibi saklamaktadır.Arslan Bey ve ordusu kaleyi kuşatmak için kale önüne geldiklerinde tercüman aracılığıyla kaledekilere teslim olmalarını ve buraya elli manda ile getirdiği büyük bir topun olduğunu, iki güllesiyle kaleyi tuz buz edeceğini söyler.Bunu duyan düşmanlar çok korkup  hemen gelip teslim olurlar.Lakin Arslan Bey düşmanları kandırmayı bilmiştir.Çünkü bir güllesiyle kaleyi yıkacak olan bu korkunç top, siyaha boyanmış  kocaman bir kütükten başkası değildir.Düşman askerleri bunu öğrenince çok şaşırırlar... 

SAV ÖRNEKLERİ (günümüz Türkçesi'yle)

Written By edebiyat fatihi on 8 Ağu 2014 | 8.8.14

Sav; atasözü niteliğinde, az sözle çok şey anlatan, anlam yoğunluğu bulunan, özlü sözlerdir. Divân-ı Lügati't-Türk’te pek çok sav vardır. Bugünkü atasözlerinin karşılıklarıdır. Uygur alfabesinde de atasözü olarak kullanılmıştır.

BİLİNEN EN ESKİ DESTAN GILGAMIŞ'IN ÖZETİ...

  • Gılgamış Destanı Sümerlere aittir.
  • İÖ 3000’lerde Mezopotamya’da doğmuş olan Gılgamış  bilinen en eski destandır.
  • Gılgamış Destanı'nın  günümüze ulaşmış en kapsamlı  metni Akad dilinde yazılmış  ve Asur kralı Asurbanipal’in kütüphanesinde bulunmuştur.
  • Şiirlerde  ve destanda adı geçen Gılgamış , Uruk’ta hüküm sürmüş bir kraldır.
  • Gılgamış Destanı' nda uzun arayışlardan  sonra ölümsüzlük otunu bulup da biryılana kaptıran zalim Uruk kralı Gılgamış ile arkadaşı  Enkidu’nun öyküsü anlatılır.
  • Gılgamış, Babil Tufanı’ndan sağ  kurtulan Utnapifltim’i bularak ölüme yakalanmamanın sırrını öğrenmek  için tehlikeli bir yokculuğa çıkar. Sonunda Utnapifltim’e ulaşır.
  • Utnapifltim ona tufanın öyküsünü anlatır ve gençliğini geri getirecek bitkiyi neredebulacağını  gösterir. Ama Gılgamış, bitkiyi elde ettikten sonra bir yılana kaptırır ve mutsuzluk içinde Uruk’a döner. Destan, Enkidu’nun yitik nesneleri bulacağına söz vererek geri dönen ruhunun yeraltı dünyasıyla ilgili uğursuz bilgiler vermesiyle son bulur. 
  • Çivi yazısıyla pişmiş çamur tabletlere geçirilen Gılgamış’ın serüvenleri destan türünün bütün ana özelliklerini taşır.

REKLAM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR

En Popüler Roman Tahlilleri

 
Support : roman özetleri | ŞİİR TAHLİLLERİ |
Copyright © 2011. edebiyatfatihi.net - All Rights Reserved
Template Created by Published by EDEBİYAT FATİHİ
Altyapı by Blogger
Yandex.Metrica