Reklamlar Reklamlar Reklamlar Reklamlar Reklamlar Reklamlar Reklamlar
...

9.SINIF DİL VE ANLATIM SAYFA SAYFA TÜM CEVAPLARI

Written By edebiyat fatihi on 19 Nis 2014 | 19.4.14

9.SINIF EDEBİYAT SAYFA SAYFA TÜM CEVAPLARI

2013-2014  9.SINIF TÜRK EDEBİYATI YENİ KİTAP CEVAPLARI 

11.SINIF DİL VE ANLATIM SAYFA SAYFA TÜM CEVAPLARI

10.SINIF DİL VE ANLATIM SAYFA SAYFA TÜM CEVAPLARI

10.SINIF EDEBİYAT SAYFA SAYFA TÜM CEVAPLARI


11.SINIF EDEBİYAT SAYFA SAYFA TÜM CEVAPLARI

2013/2014 YILDIRIM YAYINLARI 11.SINIF EDEBİYAT CEVAPLARI

11.SINIF EDEBİYAT YILDIRIM YAY. 213-223.SAYFA CEVAPLARI

Sayfa 213

Göstermeye Bağlı Metinler

Sayfa 220

Değerlendirme

1)DDY
2)Darülbedayi-i Osmani-Darülelhan, gerçek hayattan-İstanbul, İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci
3)E
4)Milli edebiyat tiyatrosu, sahne tekniğine uygun olması, toplumun gündeminde olan güncel ve tarihi konuları ele alması ve drama türünün yapı özelliklerini taşıması bakımından Batı tiyatro tekniğine uyumludur.

11.SINIF EDEBİYAT YILDIRIM YAY. 193-212.SAYFA CEVAPLARI

Sayfa 193

Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler(Hikaye)

Hazırlık
2)Milli edebiyat dönemi sanatçıları halkın yaşam tarzı ve kültürüne, tarihi konulara önem vermişlerdir.

Sayfa 197

1)Kütük adlı metinde Osmanlı döneminin Balkanlardaki yayılmacı siyasi anlayışı ve ordu sisteminin işleyişi ile ilgili özellikler ön plana çıkmıştır.

11.SINIF EDEBİYAT YILDIRIM YAY. 188-192.SAYFA CEVAPLARI

Sayfa 188

1)Okuduğumuz şiir Milli Edebiyat Döneminin  sosyal yaşamında sağlık sorunlarının insanlar üzerindeki etkisini ele almıştır.
2)aa, bb, cc, dd… biçiminde kafiyelenmiştir.
Bentler halinde ve serbest müstezat nazım şeklinde yazılmıştır.
Toplumsal bir problem ele alınmıştır.
Olay, kişi, yer ve zaman unsurlarıyla kurgulanmış bir olay örgüsü vardır.
3) Hasta manzumesi bentler halinde yazılmıştır.
4)Yaşamdan umudu kesmektir.

11.SINIF EDEBİYAT YILDIRIM YAY. 182-187.SAYFA CEVAPLARI

Sayfa 182

Saf(öz) Şiir

Hazırlık
3)Ahenk ve ritim şiirin yanı sıra resim, müzik ve tiyatro gibi sanat dalllarında da çok önemli unsurlardır.

11.SINIF EDEBİYAT YILDIRIM YAY. 179-181.SAYFA CEVAPLARI

Sayfa 179

Sade Dil ve Hece Ölçüsüyle Yazılmış Şiir

Hazırlık
1)Dilde Sadelik: Anlaşılması kolay olan, imge, sanat, mecaz bakımından çok derin olmayan ve halkın konuşma diline yakın bir dil anlayışıdır.
Ağır Dil: Yabancı kelime ve kavramların kullanıldığı, imge ve mecazların, sanatlı söyleyişin yoğun olduğu dil anlayışıdır.
3)Bir dile yabancı sözcüklerin girmesi, toplumlar arasındaki kültürel etkileşimin bir sonucudur.

TWİTTER TARİHİNDE EN ÇOK RT ALAN 3 TWİT...

1. Ellen DeGeneres 
Attığı tweet 3.429.239 retweet alarak 1. sırada yer almaktadır. 

HALK HİKAYESİ İLE DESTANIN FARKLI YÖNLERİ...

Written By edebiyat fatihi on 18 Nis 2014 | 18.4.14



  • Hikâye türünün en eski örnekleri olan ve destandan modern hikâyeye geçişi sağlayan anonim eserlerdir. 
  • Türk edebiyatı verimleri içinde 16.asırdan itibaren görülmeye başlanan, genellikle âşıklar tarafından nazım-nesir karışık bir ifade tarzı ile dinleyicilere karşı anlatılarak nesilden nesile intikal eden, yer yer masal ve destan özellikleri gösteren hikayelerdir.
  • İlk örnek Dede Korkut Hikâyeleridir. 
  • Genellikle aşk konusunun işlendiği halk hikâyelerinde zaman zaman kahramanlık konularıyla dini konuların işlendiği de görülmüştür. 
  • Nazım-nesir karışık olarak anlatılan bu hikâyelerin gelişip yayılmasında saz şairlerinin önemli bir fonksiyonu vardır. 
  • Hikâyenin kahramanı âşık olur, sevgilisine kavuşma yolunda çeşitli maceralara girer, sonunda kavuşur veya kavuşamaz ama hikâye de orada biter. Destanlarda böyle kesin bir son mevcut değildir. 

Nobelli ünlü yazar hayatını kaybetti...

"Büyülü gerçekçilik" akımının en önemli isimlerinden Marquez, 31 Mart'ta hastaneye kaldırılmıştı. Ünlü yazara aşırı su kaybının yanı sıra akciğer ve idrar yolları iltihabı teşhisi konulmuş, antibiyotik tedavisinin ardından taburcu edilmişti.

NETTE İLK:SAİT FAİK SEMAVER ÖYKÜ İNCELEMESİ(ÖZETİ,OLAY ÖRGÜSÜ,YER VE ZAMAN VE KİŞİLER...)

Written By edebiyat fatihi on 16 Nis 2014 | 16.4.14


SAİT FAİK ABASIYANIK / SEMAVER

-Sabah ezanı okundu. Kalk yavrum, işe geç kalacaksın.

Ali nihayet iş bulmuştu.Bir haftadır fabrikaya gidiyordu.Anası memnundu. Namazını kılmış,duasını yapmıştı.İçindeki Cenabı Hak'la beraber oğlunun odasına girince uzun boyu,geniş vücudu ve çok genç çehresi ile rüyasında makineler, elektrik pilleri,ampuller gören, makine yağları sürünen ve bir dizel motoru homurtusu işiten oğlunu evvelâ uyandırmaya kıyamadı. Ali işten çıkmış gibi terli ve pembe idi.

Halıcıoğlu'ndaki fabrikanın bacası kafasını kaldırmış,bir horoz vekarıyla sabaha, Kâğıthane sırtlarında beliren fecr-i kâzibe bakıyordu. Neredeyse ötecekti.

Ali nihayet uyandı. Anasını kucakladı. Her sabah yaptığı gibi yorganı kafasına büsbütün çekti. Anası yorgandan dışarıda kalan ayaklarını gıdıkladı. Yataktan bir hamlede fırlayan opluyla beraber tekrar yatağa düştükleri zaman bir genç kız kahkahasıyla gülen kadın mesut sayılabilirdi. Mesutları çok az bir mahallenin çocukları değil miydiler? Anasının çocuğundan, çocuğun anasından başka gelirleri var mıydı? Yemek odasına kucak kucağa geçtiler. Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu. Semaver, ne güzel kaynardı! Ali semaveri,içinde ne ıstırap, ne grev, ne de kaza olan bir fabrikaya benzetirdi. Ondan yanlız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.Sabahleyin Ali'nin bir semaver, bir de fabrikanın önünde bekleyen salep güğümü hoşuna giderdi. Sonra sesler. Halıcıoğlu'ndaki askeri mektebin borazanı, fabrikanın uzun ve bütün Haliç'i çınlatan düdüğü, onda arzular uyandırır; arzular söndürürdü. Demek ki, Ali'miz biraz şairce idi. Büyük değirmende bir elektrik amelesi için hassasiyet, Haliç'te büyük transatlantikler sokmaya benzerse de, biz, Ali, Mehmet, Hasan, biraz böyleyizdir. Hepimizin gönlünde bir aslan yatar.


Ali annesinin elini öptü. Sonra şekerli bir şey yemiş gibi dudaklarını yaladı. Annesi gülüyordu. O annesini her öpüşte, böyle bir defa yalanmayı âdet etmişti. Evin küçük bahçesindeki saksıların içinde fesleğenler vardı. Ali bir kaç fesleğen yaprağını parmaklarıyla ezerek avuçlarını koklaya koklaya uzaklaştı.

Sabah serin, Haliç sisli idi. Arkadaşlarını sandal iskelesinde buldu; hepsi de dinç delikanlılardı. Beş kişi Halıcıoğluna geçtiler.

Ali, bütün gün zevkle, hırsla, iştiyakla çalışacak. Fakat arkadaşlarından üstün görünmek istemeden. Onun için dürüst, gösterişsiz işleyecek. Yoksa işinin fiyakasını da öğrenmiştir.Onun ustası İstanbul'da bir tek elektrikçi idi. Bir Alman'dı. Ali'yi çok severdi.

İşinin dalaveresini, numarasını da öğretmişti.Kendi kadar usta ve becerikli olanlardan daha üstün görünmenin esrarı çeviklikte, acelede, aşağı yukarı sporda,yani gençlikte idi.

Akşama, arkadaşlarına yeni bir dost, yeni bir kafadar, ustalarına sağlam bir işçi kazandırdığına emin ve memnun evine döndü.Anasını kucakladıktan sonra karşı kahveye, arkadaşlarının yanına koştu. Bir pastra oynadılar. Bir heyecanlı tavla partisi seyretti. Sonra evinin yolunu tuttu. Anası yatsı namazını kılıyordu. Her zaman yaptığı gibi anacığının önüne çömeldi. Seccadenin üzerinde taklalar attı. Dilini çıkardı. Nihayet kadını güldürmeye muvaffak olduğu zaman, kadıncağız selâm vermek üzere idi.

Anası:

-Ali be, günah be yavrum, dedi. Günah yavrucuğum, yapma!

Ali:

-Allah affeder ana, dedi.

Sonra saf, masum sordu:

-Allah hiç gülmez mi?

Yemekten sonra Ali, bir Natpinkerton romanı okumaya daldı. Anası ona bir kazak örüyordu. Sonra yükün içinden lavanta çiçeği kokan şilteler serip yattılar.

Anası sabah namazı okunurken Ali'yi uyandırdı.

Kızarmış ekmek kokan odada semaver ne güzel kaynardı. Ali semaveri, içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrikaya benzetirdi. Onda yanlız koku,buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.

Ali'nin annesine ölüm, bir misafir, bir başörtülü, namazında niyazında bir komşu hanım gelir gibi geldi. Sabahları oğlunun çayını, akşamları iki kap yemeğini hazırlaya hazırlaya akşamı ediyordu. Fakat yüreğinin kenarında bir sızı hissediyor; buruşuk ve tülbent kokan vücudunda akşamüstleri merdivenleri hızlı hızlı çıkarken bir kesiklik, bir ter, bir yumuşaklık duyuyordu.

Bir sabah, daha Ali uyanmadan, semaverin başında üzerine bir fenalık gelmiş; yakın sandalyeye çöküvermişti. Çöküş, o çöküş.

Ali annesinin kendisini bu sabah niçin uyandırmadığına hayret etmekle beraber, uzun zaman vaktin geciktiğini anlayamamıştı. Fabrikanın düdüğü,camların içinden tizliğini, can koparıcılığını terk etmiş ve bir sünger içinden geçmiş gibi yumuşak, kulaklarına geldi. Fırladı. Yemek odasının kapısında durdu. Masaya elleri dayalı uyuklar vaziyetteki ölüyü seyretti. Onu uyuyor sanıyordu. Ağır ağır yürüdü. Omuzlarından tuttu. Dudaklarını soğumaya başlamış yanaklara sürdüğü zaman ürperdi.

Ölümün karşısında, ne yapsak, muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak.O kadar, muvaffak olmuş bir aktör.

Sarıldı.Onu kendi yatağına götürdü. Yorganı üstlerine çekti; soğumaya başlayan vücudu ısıtmaya çalıştı. Vücudunu, hayatiyetini bu soğuk insana aşılamaya uğraştı. Sonra, aciz, onu köşe minderinin üzerine attı.Bütün arzusuna rağmen o gün ağlayamadı. Gözleri yandı,yandı, bir damla yaş çıkarmadı. Aynaya baktı. En büyük kederinin karşısında, bir gece uykusuz kalmış insan çehresinden başka bir çehre almak kabil olmayacak mıydı?

Ali birdenbire zayıflamak, birdenbire saçlarını ağarmış görmek, birdenbire belinde müthiş bir ağrı ile iki kat oluvermek, hemen yüz yaşına girmiş kadar ihtiyarlamak istiyordu. Sonra ölüye baktı. Hiç de korkunç değildi.

Bilâkis, çehresi eskisi kadar müşfik, eskisi kadar mülayimdi. Ölünün yarı kapalı gözlerini metin bir elle kapadı. Sokağa fırladı. Komşu ihtiyar hanıma haber verdi. Komşular koşa koşa eve geldiler. O fabrikaya yollandı. Yolda kayıkla giderken, ölüme alışmış gibi idi.

Yan yana, kucak kucağa, aynı yorganın içinde yatmışlardı. Ölüm, munis anasına girdiği gibi onun bütün hassasiyetini şefkatini, yumuşaklığını almıştı. Yalnız,biraz soğuktu. Ölüm, bildiğimiz kadar korkunç bir şey değildi. Yalnız biraz soğuktu o kadar...

Ali, günlerce evin boş odalarında gezindi. Gece ışık yakmadan oturdu. Geceyi dinledi. Anasını düşündü.

Fakat ağlayamadı.

Bir sabah yemek odasında karşı karşıya geldiler. O, yemek masasının muşambası üzerinde sakin ve parlaktı. Güneş, sarı pirinç maddenin üzerinde donakalmıştı.Onu kulplarından tutarak, gözlerinin göremeyeceği bir yere koydu. Kendisi bir sandalyeye çöktü. Bol bol, sessiz bir yağmur gibi ağladı. Ve o evde o, bir daha kaynamadı.

Bundan sonra Ali'nin hayatına bir salep güğümü girer.

Kış Haliç etrafında İstanbul'dakinden daha sert,daha sisli olur. Bozuk kaldırımların üzerinde buz tutmuş çamur parçalarını kırarak erkenden işe gidenler;mektep hocaları, celepler ve kasaplar fabrikanın önünde bir müddet dinlenirler, kocaman bir duvara sırtlarınıvererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi.

Yün eldivenlerin içinde saklı kıymettar elleri salep fincanını kucaklayan burunları nezleli, kafaları grevli, ıstıraplı pirinç bir semaver gibi tüten sarışın ameleler, mektep hocaları, celepler, kasaplar ve bazen fakir mektep talebeleri kocaman fabrika duvarına sırtlarını verirler, üstünde rüyalarının mabadi serpilmiş salepten yudum yudum içerlerdi.

Varlık (37), 15 Ocak 1935

HİKAYENİN ÖZETİ:
Kitaba adını veren ilk hikaye, İstanbul’da Halıcıoğlu’ndaki bir fabrikada işçi Ali’nin ,annesiyle geçirdiği mutlu günleri anlatır.Annesinin her gün , sabah ezanıyla kaldırdığı Ali, kızarmış ekmek kokan odada semaverin kaynayışına dalar. Semaver onu her sabah hayata yeniden bağlayan, evlerinin saadeti, büyük bir moral kaynağı haline gelmiştir.Semaver, onun dünyasında içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrika olarak canlanırdı. Ali’nin annesine ölüm, bir misafir,bir başörtülü, namazında niyazında bir komşu hanım gelir gibi gelir. Ali annesini bir sabah vakti, semaverin başında ölü bulur. Evlerinin saadet kaynağı “Semaver” bir daha kaynamaz o evde.

Hikâyenin Olay Örgüsü 
  •  Ali'nin bir hafta önce işe başlaması, işine gitmesi için annesi tarafından uyandırılması. 
  • Ali'nin  annesi ile birlikte öz değerleri yaşaması. 
  • Fabrika ve nesnelerin kuşatması sonucunda makineleşen, ötekileşenAli'nin  hayat karşısındaki benlik kazanma mücadelesi. 
  • Ali'nin annesinin ölmesi 
  • Ölen anne ve onu hatırlatan semaverin ortadan kaldırılması
KİŞİLER VE ÖZELLİKLERİ:
Ali: Hikayenin başkahramanı, yeni iş bulmuştur, annesiyle birlikte mutlu bir yaşamı vardır, semaver Ali 
için sevgi ve sıcaklığı çağrıştıran dış dünyanın ve sunileşen 
yaşamın karşısında bir sembol gibidir. 
 
Anne: Ali'nin annesi, hayattan oğlundan başka kimsecikleri olmayan,namazında, abdestinde bir kadındır...
Ali'nin arkadaşları,Ali'nin ustası ve komşu kadın diğer kişilerdir.

Mekan ve Özellikleri:
Hikâyede sadece iki mekân vardır. Bu mekânlardan biricisi “içeri” evdir. Ev 
sıcaklığın, huzurun ve geleneksel değerlerin temsilcisi olarak karşımıza çıkar.Ali
için ev, sıcaklığın, güvenin ve öz değerlerin bütüncül olarak yuvalandığı yerdir. Bu yüzden 
evde mutlu ve huzurludur. Eğer mekân, insanı rahatlatıp çoğaltıyorsa bu tür 
mekânlar, “besleyici” yani geniş mekândır. Ev, temsil ettiği değerler acısından, “besleyici”/ 
geniş mekândır. Çünkü ev, ferdin dış etkenlerden korunduğu mikro bir dünyadır. İkinci 
olarak, karşıt değerleri simgeleyen fabrika “dışarı” gelir. Fabrika, “yutucu”/kapalı bir 
mekândır. Kapalı mekân, insana ıstırap veren, insanı değerleri yıpratan, bir atmosfere sahiptir. 
Bu tür mekânlar insanları, içerisinden kurtulması zor bir labirente iteler.

Zaman ve Özellikleri:
Hikâyede zaman, sabah ve akşam arsına sıkışmıştır. “Sabah ezanı okundu. Kalk 
yavrum. Akşama, arkadaşlarına yeni bir dost, yeni bir kafadar, ustalarına sağlam bir işçi 
kazandırdığına emin ve memnun evine döndü.” (a.g.e., 142) 
Küçük Adam, sabah ezanı ile uyanır ve işe gitmek için evden çıkar. İşin bitmesiyle 
tekrar eve döner. Sabah ve akşam arsındaki zaman dilimi, makineleşen insanın, iş sürecini 
göstermektedir. Yazar, bu zaman dilimi içerisine bütün insanları dahil eder.. Böylece insanlar, 
sabah ile akşam arsına sıkışmış bir yaşamın mahkûmları olarak karşımıza çıkar. 

Bakış Açısı ve Anlatıcısı:

Hikayenin anlatıcısı her şeyi öncesi ve sonrasıyla bilen İLAHİ BAKIŞ AÇILI HAKİM ANLATICIDIR.

YAZAR HAKKINDA BİLGİ:





REKLAMLAR

REKLAMLAR

NİSAN AYI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR

NİSAN AYI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR
Kutlu Doğum,Turizm Haftası,23 Nisan ve Kütüphaneler Haftası

EN ÜNLÜ ŞAİRLERDEN EN GÜZEL ANNE ŞİİRLERİ

EN ÜNLÜ ŞAİRLERDEN EN GÜZEL ANNE ŞİİRLERİ
Yepyeni şiirler,resimler,videolar eklendi

son yayınlar

 
Support : roman özetleri | ŞİİR TAHLİLLERİ |
Copyright © 2011. edebiyatfatihi.net - All Rights Reserved
Template Created by Published by EDEBİYAT FATİHİ
Altyapı by Blogger