4 Eki 2017

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notları, 2018-2019, 1.Ünite (Giriş)

Reklamlar

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notları, 2018-2019, 1.Ünite (Giriş)

Bu yazımızda 2018-2019 eğitim-öğretim yılı 10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders notlarını bulabilirsiniz... Geçen seneki yeni müfredatta birkaç küçük  değişiklik yapılmış, 1.ünite giriş ünitesi olarak değiştirilip edebiyat tarih ilişkisi, din-edebiyat ilişkisi, Türk edebiyatının tarihi dönemleri gibi konular eklenmiş. Geçen seneki müfredatta yer alan dilekçe-tutanak ile reklam ünitesi çıkarılırken geçen senenin son ünitesi olan denemenin yerine  2018-2019 eğitim-öğretim yılında gezi yazısı ünitesi konmuş.

Dilerseniz bu ders notunu aşağıdaki indirme bağlantısından PDF. şeklinde indirebilirsiniz...



10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI, 2018-2019

Hazırlayan: www.edebiyatfatihi.net

1. ÜNİTE: GİRİŞ


1. EDEBİYATIN TARİH VE DİN İLE İLİŞKİSİ
EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ
DİN-EDEBİYAT İLİŞKİSİ
2. TÜRK EDEBİYATININ TARİHÎ DÖNEMLERİ
TÜRK EDEBİYATININ ANA DÖNEMLERİ
3. TÜRKÇENİN TARİHÎ GELİŞİMİ
TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHÎ GELİŞMESİ


Edebiyat-Tarih İlişkisi

Yöntem farklılıklarına rağmen edebiyatla tarih arasında sıkı bir ilişki vardır. İkisi de birbirinin ürün ve verilerini kullanır. Her edebi metnin içinde oluştuğu tarihi bir dönem vardır ve edebi metinlere bu dönemin özellikleri ve izleri yansır. Edebi metinlerin konusunu, yazıldığı dönemin olayları, sosyal ve siyasal yapısı, dünya görüşü oluşturur. Bu eserleri anlamak ve doğru yorumlayabilmek için o dönemin tarihini bilmek gerekir. Ayrıca kimi edebi eserler konusunu doğrudan tarihsel gerçeklerden alır, bu tür eserler de tarih bilimine yardımcı olur, kaynak oluşturur.

Din-Edebiyat İlişkisi

Dinî hayat, edebî dönemleri belirleyen etkenlerden biridir. Edebiyatın dinî hayata, dinî hayatın da
edebiyata ve dile etkisi vardır. Edebiyatın tarih, psikoloj, felsefe vb gibi pek çok bilimle ilişkisi olduğu gibi dinle de ilişkisi vardır. Çünkü  başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, tarihin her döneminde bireyleri ve toplumları etkileyen en önemli faktörlerden birisi olmuştur.

Gerek içerik gerek söz varlığı olarak din, edebî eserleri etkilemiştir. Aynı zamanda dinî eserler de edebiyattan büyük ölçüde yararlanmıştır.


Örneğin; Türklerin İslamiyeti kabulüyle kültürel değişim olmuş, yaşamlarında İslam dini önemli bir olgu haline gelmiştir. Edebiyatın toplumla yakın ilişkisi olduğu için sosyal ve kültürel yapıda meydana gelen değişiklikler  edebi ürünlerin içerik, dil ve üslubunu  da etkilemiştir. Hem içerik hem de biçimsel yönden yenilikler görülmüştür. Örneğin; edebi eserlerde Arapça ve Farsça kelimeler, İslam dinine ait terimler ve kavramlar  kullanılmaya başlanmıştır. Arap ve İran edebiyatından  alınan yeni nazım biçimleri kullanılmıştır. Dörtlük nazım biriminin yanında beyit; hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsü de şiirlerde görülmeye başlanmıştır.

www.edebiyatfatihi.net

Türk Edebiyatının Ana Dönemleri:
Başlangıcından zamanımıza kadar yüzyıllar boyunca süren edebiyat tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız. Türk tarihinde esaslı iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk tarihinin akışını değiştirmiş ve yeni devirlerin başlangıcı olmuştur. Bu dönüm noktalarından biri İslam dinin kabulü, öteki de Batı’ya dönüş hareketidir. Birincisinde Türkler, yeni dinin birleştirici özelliği içinde, Doğu uygarlığı dediğimiz İslam uygarlığının kurulup gelişmesinde  başlıca etken olmuştur. İkincisinde ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve çok çetin güçlüklerle karşılaşmışlardır. İşte Türk edebiyatı tarihini bu dönüm noktalarına göre devirlere ayırıyoruz:

1. İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı
2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı

3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

1- İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı

İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Orta Asya coğrafyasında, başlangıcı kesin tarih­lerle belirlenemeyen ve X. yüzyıla kadar sü­ren dönemdir. Bu dönem edebiyatı iki kolda gelişmiştir.

a) Sözlü edebiyat: Sözlü olarak yayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Çeşitli Türk boylarında şaman, baksı, kam, oyun adı verilen sanatçılar tarafından kopuz eşli­ğinde söylenen koşuklar, ölen bir kişinin ar­dından söylenen ağıtlar, destanlar, atasözle­ri vb. sözlü edebiyatın ürünleri arasındadır.

Daha ayrıntılı maddeler halinde bilgiler:

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI  GENEL ÖZELLİKLERİ 
  • Anlatımı sözlüdür. 
  • Din törenlerinde (şölen,sığır,yuğ) doğmuş, din dışı törenlerde gelişmiştir. 
  • Edebi ürünler manzumdur. (şiir şeklindedir) 
  • Edebi ürünler anonimdir, bunlara milli (ulusal) özellikler hakimdir. 
  • Yalın bir dil kullanılmıştır, dil yabancı etkilerden uzaktır, ÖZTÜRKÇEDİR 
  • Şiirde “yarım uyak, hece ölçüsü, dörtlükler” kullanılmış. 
  • Şiir söyleyen kişilere “ozan, kam, baksı, şaman” denilir. 
  • Bu dönemde “sav, sagu, koşuk, destan” nazım şekilleri görülür. 
  • Genellikle aşk, tabiat, kahramanlık ve ölüm konuları işlenmiştir.
b) Yazılı edebiyat: Yazıya aktarılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Edebî de­ğer taşıyan ilk yazılı metinler VIII. yüzyılda oluşturulan, Göktürklere ait Orhun Abideleri (Göktürk Kitabeleri)dir.

2-İslâmî Devir Türk Edebiyatı


Türkler VIII. yüzyıldan itibaren Müslümanlığın etkisinde kalmış ancak İslamiyet’in Türkler arasında
yayılması X. yüzyılda gerçekleşmiştir. İslam uygarlığı etkisinde verilen ilk eserler Kutadgu Bilig, Divân-ı Lugati’t-Türk, Atabetü’l-Hakâyık ve Divân-ı Hikmet’tir. Bu dönem “Geçiş Dönemi” olarak da bilinmektedir.

Geçiş Dönemi Eserlerinden Örnekler:

yagız yir yıpar toldı kafur kitip
bezenmek tiler dünya körkin itip
irinçig kışıg sürdi yazkı esin
yaruk yaz yana kurdı devlet yasın 

(Yusuf Has Hacip-Kutadgu Bilig'den)






ewet bir edattır, “evet” demektir. Üç farklı şekli vardır. Ewet, Yağma, Toxsı, Kıpçak ve Oğuzlara aittir. Emet, evet, yemet diğer Türklere aittir. 
Öğüt öğüt. Şöyle derler:
algı.l öğüt mindi.n ogu.l erdem ti.le bo.yda ulug bilge bolup bilgi-n üle Diyor ki: Ey oğlum, benden öğüt al ve terbiyeye talip ol ki kavmin büyüğü olasın ve onlara hikmet ve terbiye dağıtasın.

(Divân-ı Lugati’t-Türk’ten-Kaşgarlı Mahmut)

İslami Dönem Türk Edebiyatı, halk edebiyatı ve divan edebiyatı olmak üzere iki kolda gelişmiştir. Halk edebiyatını, daha çok halk arasından yetişmiş sanatçıların verdikleri sözlü ürünler oluşturmaktadır. Halk edebiyatı kendi içinde dinî-tasavvufi, âşık ve anonim halk edebiyatı olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Dil, halkın kullandığı sade Türkçedir. Divan edebiyatı ise İslami kültüre dayalı, daha çok medrese öğrenimi görmüş, eğitimli sanatçıların oluşturdukları edebiyattır. Bu anlayışla verilen eserlerde Arapça-Farsça kelime ve tamlamalarla yüklü, ağır, sanatlı bir dil kullanılmıştır.

İslami Dönem Türk Edebiyatı

1. Divan edebiyatı  (gazel, kaside, mesnevi…)
2. Halk edebiyatı:
a. Anonim halk edebiyatı (mani, türkü, ninni, tekerleme…)
b. Dinî-tasavvufî halk edebiyatı (ilahi, nefes, devriye, şathiye, nutuk..)
c. Âşık tarzı halk edebiyatı (koşma, semai, varsağı, ağıt)


İslamiyet’in Etkisiyle Oluşan Ürünlerden Örnekler
 KOŞMA ÖRNEĞİ

Sultan Süleyman'a kalmayan dünya,
Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün.
Nice bin senedir çürüyen canlar,
Hakk'ın emri ile dirilir bir gün.
...
Karac'oğlan der ki: Konup göçersin,
Ecel şerbetini bir gün içersin,
Sırat Köprüsü'nden sonu geçersin,
Amelin eline verilir bir gün.
Karacaoğlan

GAZEL ÖRNEĞİ
Acep bu derdümün dermânı yok mu
Ya bu sabr itmegün oranı yok mu

Yanaram mumlayın başdan ayaga
Nedür bu yanmagın pâyânı yok mu

Begüm Dehhâni'ye ölmezden öndin
Tapuna irmegün imkânı yok mu

HOCA DEHHANİ (İlk Divan Şairi)





3-Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

XIX. yüzyılın ortalarından itibaren siyasî bir hareket olan Tanzimat'ın ilanıyla başlayan ve günümüze kadar etkisi devam eden dö­nemdir. edebiyatfatihi Bu dönemde edebiyatımız gazete çevresinde gelişen roman, hikâye, makale, deneme, eleştiri gibi birçok yeni türle tanıştı.
Batı uygarlığının etkisinde gelişen Türk edebiyatını altı bölümde inceliyoruz:

1. Tanzimat Edebiyatı
2. Servetifünun Edebiyatı (Edebiyatıcedide)
3. Fecriati Edebiyatı
4. Millî Edebiyat
5. Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı
6. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

TÜRKÇENİN TARİHİ GELİŞİMİ

ESKİ TÜRKÇE

Türklerin VIII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar kullandıkları tek yazı dili Eski Türkçedir. Eski Türkçe; KökTürk, Uygur ve Karahanlı devirlerini içine alır. Türkler bu zaman içinde birbirlerinden ayrı bölgelerde yeni kültür merkezleri meydana getirmelerine rağmen hep bu dile bağlı kalmışlardır.
Kök Türklerden sonra gelen Uygur ve Karahanlı devirleri Türk milletinin yeni medeniyet ve dinlerle tanıştığı zamanlardır. Kök Türklerin bıraktığı Orhun Kitabeleri de denen Kök Türk Yazıtları Uygurlardan kalan dinî ve hukukî metinler, Karahanlılar devrinde yazılan ve İslami Türk edebiyatının
başlangıcını meydana getiren Kutadgu Bilig, Divân-ı Lugati’t Türk ve Atabetü’l Hakayık gibi eserler Eski Türkçe ile yazılmıştır.

KUZEY-DOĞU TÜRKÇESİ, BATI TÜRKÇESİ

Eski Türkçeden sonra başlayan Orta Türkçe devri, Türklerin yeni yazı dillerini meydana getirdikleri bir dönemdir. Bu devirde Türkler batıda Anadolu’ya kuzeyde Karadeniz’in kuzeyi ile batı kısmına kadar yayıldı. Bu devirde Türkçe, Kuzey-doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi adı ile ikiye
ayrılmıştır.

A. KUZEY-DOĞU TÜRKÇESİ

Kuzey-doğu Türkçesi XIII. yüzyıl ile XIV. yüzyıllarda Eski Türkçenin devamı olarak Hazar Denizi’nin kuzeyinde ve Orta Asya’da kullanıldı. Eski Türkçenin özelliklerini koruyup geliştirerek devam eden bu  yazı dili Kuzey ve Doğu Türkçesi olmak üzere iki kolda gelişir.

a. Kuzey Türkçesi b. Doğu Türkçesi

B. BATI TÜRKÇESİ

Hazar Denizi’nin güneyinden geçerek batıya gelip yerleşen Oğuz Türklerinin yazı dilidir. Türkçenin
Eski Türkçeden sonra görülen iki kolundan birini oluşturur. XIII. yüzyıldan günümüze kadar kesintisiz devam etmiştir. Diğer yazı dillerine göre daha çok gelişme göstermiştir.

Batı Türkçesi; Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi olarak üç devreye ayrılır.

a) Eski Anadolu Türkçesi (Eski Türkiye Türkçesi): Batı Türkçesinin ilk devri olan Eski Anadolu Türkçesi XIII. yüzyıldan XVI. yüzyıla kadar devam etmiştir. Selçuklular, Anadolu Beylikleri ve ilk Osmanlı bu devre girmektedir.

b) Osmanlı Türkçesi: Türkçe Osmanlı Devletinin sınırları içinde, Hazar’dan Orta Avrupa ‘ya, Kırım’dan Afrika’ya kadar geniş bir sahaya yayılmıştır. Bu yayılma XVI. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar devam etmiştir. Türkçe bu devrede yabancı dillerden pek çok kelime ve gramer şekilleri almıştır.

c) Türkiye Türkçesi: Batı Türkçesinin üçüncü devresi Türkiye Türkçesi devresidir. Genellikle “Yeni Lisan Hareketi” bu dönemin başlangıcı kabul edilir. 1908 yılından bu yana yüzyıla yakın bir zamanı içine alan bu devrede Türkçe yabancı gramer şekillerini bırakmış ve kendi yatağında akmaya başlamıştır. Bu devrin temelinde, İstanbul konuşmasının esas alındığı bir yazı dili vardır. Türkiye Türkçesinin gelişmesi içinde Yeni Lisan Hareketi’nden sonra en geniş çalışma Dil İnkılabı’dır. 1928’de Latin alfabesinin kabulü 1932’de Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu)’ nin kuruluşu bu hareketin önemli halkalarıdır.

Kemal YAVUZ, Türk Dili ve Kompozisyon Dersleri
(Kısaltılmıştır.)
Ekstra+ Türkler tarih boyunca Kök Türk, Uygur, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Türklerin yazıya geçmeden önceki dönemle ilgili bilgilere sözlü edebiyat ürünlerinden
ulaşılır. Sözlü Edebiyat Dönemi’nde yabancı etkilerden uzak bir Türkçe vardır.


Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

▅ ▆ ▇ █ Öne Çıkanlar