12 Eyl 2019

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notları, 2019-2020, 1.Ünite (Giriş)

Reklamlar

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notları, 2019-2020, 1.Ünite (Giriş)

Bu yazımızda 2019-2020 eğitim-öğretim yılı 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı giriş ünitesi ders notlarını bulabilirsiniz...

Giriş ünitesi ana hatlarıyla edebiyatın din ve tarihle ilişkisi, Türk edebiyatının tarihi dönemleri, bu dönemlerin kısaca özellikleri, Türkçenin tarihi gelişimi konularından oluşuyor.

Dilerseniz bu ders notunu aşağıdaki indirme bağlantısından PDF. şeklinde güvenle indirebilirsiniz...


10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI, 2019-2020
1. ÜNİTE: GİRİŞ

Hazırlayan: www.edebiyatfatihi.net

1. ÜNİTE: GİRİŞ


1. EDEBİYATIN TARİH VE DİN İLE İLİŞKİSİ
EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ
DİN-EDEBİYAT İLİŞKİSİ
2. TÜRK EDEBİYATININ TARİHÎ DÖNEMLERİ
TÜRK EDEBİYATININ ANA DÖNEMLERİ
3. TÜRKÇENİN TARİHÎ GELİŞİMİ
TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHÎ GELİŞMESİ


Edebiyat-Tarih İlişkisi

Yöntem farklılıklarına rağmen edebiyatla tarih arasında sıkı bir ilişki vardır. İkisi de birbirinin ürün ve verilerini kullanır. Her edebi metnin içinde oluştuğu tarihi bir dönem vardır ve edebi metinlere bu dönemin özellikleri ve izleri yansır. Edebi metinlerin konusunu, yazıldığı dönemin olayları, sosyal ve siyasal yapısı, dünya görüşü oluşturur. Bu eserleri anlamak ve doğru yorumlayabilmek için o dönemin tarihini bilmek gerekir. Ayrıca kimi edebi eserler konusunu doğrudan tarihsel gerçeklerden alır, bu tür eserler de tarih bilimine yardımcı olur, kaynak oluşturur.

Din-Edebiyat İlişkisi

Dinî hayat, edebî dönemleri belirleyen etkenlerden biridir. Edebiyatın dinî hayata, dinî hayatın da
edebiyata ve dile etkisi vardır. Edebiyatın tarih, psikoloj, felsefe vb gibi pek çok bilimle ilişkisi olduğu gibi dinle de ilişkisi vardır. Çünkü  başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, tarihin her döneminde bireyleri ve toplumları etkileyen en önemli faktörlerden birisi olmuştur.

Gerek içerik gerek söz varlığı olarak din, edebî eserleri etkilemiştir. Aynı zamanda dinî eserler de edebiyattan büyük ölçüde yararlanmıştır.


Örneğin; Türklerin İslamiyeti kabulüyle kültürel değişim olmuş, yaşamlarında İslam dini önemli bir olgu haline gelmiştir. Edebiyatın toplumla yakın ilişkisi olduğu için sosyal ve kültürel yapıda meydana gelen değişiklikler  edebi ürünlerin içerik, dil ve üslubunu  da etkilemiştir. Hem içerik hem de biçimsel yönden yenilikler görülmüştür. Örneğin; edebi eserlerde Arapça ve Farsça kelimeler, İslam dinine ait terimler ve kavramlar  kullanılmaya başlanmıştır. Arap ve İran edebiyatından  alınan yeni nazım biçimleri kullanılmıştır. Dörtlük nazım biriminin yanında beyit; hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsü de şiirlerde görülmeye başlanmıştır.

www.edebiyatfatihi.net

Türk Edebiyatının Ana Dönemleri:

Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasında Etkili Olan Özellikler Nelerdir?
  • Dil anlayışı
  • Dinî hayat
  • Kültürel farklılaşma
  • Sanat anlayışı
  • Coğrafya değişimi
  • Lehçe ve şive ayrılıkları
                 
1. İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı
2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı

3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

1- İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı

İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Orta Asya coğrafyasında, başlangıcı kesin tarih­lerle belirlenemeyen ve X. yüzyıla kadar sü­ren dönemdir. Bu dönem edebiyatı iki kolda gelişmiştir.

a) Sözlü edebiyat: Sözlü olarak yayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Çeşitli Türk boylarında şaman, baksı, kam, oyun adı verilen sanatçılar tarafından kopuz eşli­ğinde söylenen koşuklar, ölen bir kişinin ar­dından söylenen ağıtlar, destanlar, atasözle­ri vb. sözlü edebiyatın ürünleri arasındadır.

Daha ayrıntılı maddeler halinde bilgiler:

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ
  • Anlatımı sözlüdür.
  • Din törenlerinde (şölen, sığır, yuğ) doğmuş, din dışı törenlerde gelişmiştir.
  • Edebi ürünler manzumdur. (şiir şeklindedir)
  • Edebi ürünler anonimdir, bunlara millî (ulusal) özellikler hakimdir.
  • Yalın bir dil kullanılmıştır, dil yabancı etkilerden uzaktır, ÖZTÜRKÇEDİR
  • Şiirde “yarım uyak, hece ölçüsü, dörtlükler” kullanılmış.
  • Şiir söyleyen kişilere “ozan, kam, baksı, şaman” denilir.
  • Bu dönemde “sav, sagu, koşuk, destan” nazım şekilleri görülür.
  • Genellikle aşk, tabiat, kahramanlık ve ölüm konuları işlenmiştir.
b) Yazılı edebiyat: Yazıya aktarılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Edebî de­ğer taşıyan ilk yazılı metinler VIII. yüzyılda oluşturulan, Göktürklere ait Kök Türk Yazıtları'dır. (Orhun Yazıtları)

2-İslâmî Devir Türk Edebiyatı


Türkler VIII. yüzyıldan itibaren Müslümanlığın etkisinde kalmış ancak İslamiyet’in Türkler arasında
yayılması X. yüzyılda gerçekleşmiştir. İslam uygarlığı etkisinde verilen ilk eserler Kutadgu Bilig, Divân-ı Lugati’t-Türk, Atabetü’l-Hakâyık ve Divân-ı Hikmet’tir. Bu dönem “Geçiş Dönemi” olarak da bilinmektedir.

Geçiş Dönemi Eserlerinden Örnekler:

yagız yir yıpar toldı kafur kitip
bezenmek tiler dünya körkin itip
irinçig kışıg sürdi yazkı esin
yaruk yaz yana kurdı devlet yasın 

(Yusuf Has Hacip-Kutadgu Bilig'den)






ewet bir edattır, “evet” demektir. Üç farklı şekli vardır. Ewet, Yağma, Toxsı, Kıpçak ve Oğuzlara aittir. Emet, evet, yemet diğer Türklere aittir. 
Öğüt öğüt. Şöyle derler:
algı.l öğüt mindi.n ogu.l erdem ti.le bo.yda ulug bilge bolup bilgi-n üle Diyor ki: Ey oğlum, benden öğüt al ve terbiyeye talip ol ki kavmin büyüğü olasın ve onlara hikmet ve terbiye dağıtasın.

(Divân-ı Lugati’t-Türk’ten-Kaşgarlı Mahmut)

İslami Dönem Türk Edebiyatı, halk edebiyatı ve divan edebiyatı olmak üzere iki kolda gelişmiştir. Halk edebiyatını, daha çok halk arasından yetişmiş sanatçıların verdikleri sözlü ürünler oluşturmaktadır. Halk edebiyatı kendi içinde dinî-tasavvufi, âşık ve anonim halk edebiyatı olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Dil, halkın kullandığı sade Türkçedir. Divan edebiyatı ise İslami kültüre dayalı, daha çok medrese öğrenimi görmüş, eğitimli sanatçıların oluşturdukları edebiyattır. Bu anlayışla verilen eserlerde Arapça-Farsça kelime ve tamlamalarla yüklü, ağır, sanatlı bir dil kullanılmıştır.

İslami Dönem Türk Edebiyatı

1. Divan edebiyatı  (gazel, kaside, mesnevi…)
2. Halk edebiyatı:
a. Anonim halk edebiyatı (mani, türkü, ninni, tekerleme…)
b. Dinî-tasavvufî halk edebiyatı (ilahi, nefes, devriye, şathiye, nutuk..)
c. Âşık tarzı halk edebiyatı (koşma, semai, varsağı, ağıt)


1. TÜRK HALK ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ

  • Halkın oluşturduğu ve halk içinde oluşan şiirlerdir.
  • Halkın yaşama biçimini, acılarını, sevinçlerini, hayata bakış tarzını yansıtır.
  • Dili konuşma dilidir. Yabancı etkilerden uzaktır.
  • İçten bir anlatımı vardır.
  • Nazım birimi genellikle dörtlüktür.
  • Ritim millî ölçümüz olan hece ölçüsüyle sağlanır.
  • Çoğunlukla yarım uyak kullanılır.
  • Bu şiirler genelde saz eşliğinde söylenir.
  • Bu şiir geleneğinde kullanılan belli başlı nazım şekilleri ve türleri şunlardır: Mani, türkü, ninni, tekerleme, destan, ağıt, koşma, semai, varsağı, ilahi, nefes, nutuk, deme vb.
  • Şair son dörtlükte takma adını (mahlas) söyler.
  • Bu şiirlerin toplandığı defterlere "cönk" denir.
  • Gelenek, usta-çırak ilişkisiyle bugüne kadar gelmiştir.
  • Halk şiiri geleneğinin en güçlü temsilcileri Karacaoğlan, Âşık Seyrani, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Erzurumlu Emrah, Gevheri'dir.
  • Bu geleneğin son dönem temsilcileri arasında Aşık Veysel, Murat Çobanoğlu, Aşık Reyhani, Aşık Şeref Taşlıova ve Aşık Mahzuni Şerif'in önemli bir yeri vardır.


Örnek: Estirir de seher yeli estirir
Kimini ağlatır kimini küstürür
Kısmet ise kadir Mevla'm gösterir
Çokça heves edip öğmeli değil (Karacaoğlan)

2. DİVAN ŞİİRİNİN (KLASİK EDEBİYAT) ÖZELLİKLERİ



  • 13. yüzyılda gelişmeye başlamış, 16 ve 17. yüzyıllarda en olgun dönemini yaşamış, 19. yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür.
  • Şairler şiirlerini “divan” adını verdikleri bir kitapta topladıkları için bu edebiyata “divan edebiyatı” denilmiştir.
  • Arapça-Farsça kelime ve tamlamalarla yüklü, ağır, sanatlı bir dil kullanılmıştır.
  • Ölçü olarak aruz ölçüsü, nazım birimi olarak genellikle beyit kullanılmıştır.
  • Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanılmıştır.
  • Anlatılan şey değil, anlatış biçimi ön plandadır.
  • Çoğunlukla aşk, kadına övgü, din, ahlak, tasavvuf konuları işlenmiştir.
  • Duygu ve düşünceler mazmun denilen kavramlarla anlatılmıştır.
  • Bu dönemde verilen eserlerde Arap alfabesi etkili olmuştur.

Gazel Örneği:

Açıl bağun gül ü nesrini ol ruhsarı görsünler
Salın serv ü sanavber şive-i reftarı görsünler

Kapında hasıl itdi bu devasuz derdi hep gönlüm
Ne derde mübtela oldı dil-i bimarı görsünler
 BAKİ

Günümüz Türkçesi
(Gönlüm bu devasız derdi hep senin kapında kazandı; hasta gönlümün nasıl bir onulmaz derde tutulduğunu görsünler.) 

(Bağın gülü sen yüzünü aç da o güzel yanağını görsünler; salın salın da servi ve çam senin o yürüyüşünü(çalımını) görsünler.)

İslamiyet’in Etkisiyle Oluşan Ürünlerden Diğer Örnekler


KOŞMA ÖRNEĞİ
Sultan Süleyman'a kalmayan dünya,
Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün.
Nice bin senedir çürüyen canlar,
Hakk'ın emri ile dirilir bir gün.
...
Karac'oğlan der ki: Konup göçersin,
Ecel şerbetini bir gün içersin,
Sırat Köprüsü'nden sonu geçersin,
Amelin eline verilir bir gün.
Karacaoğlan

GAZEL ÖRNEĞİ


Acep bu derdümün dermânı yok mu
Ya bu sabr itmegün oranı yok mu

Yanaram mumlayın başdan ayaga
Nedür bu yanmagın pâyânı yok mu

Begüm Dehhâni'ye ölmezden öndin
Tapuna irmegün imkânı yok mu
HOCA DEHHANİ (İlk Divan Şairi)

C) BATI ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI

19. yüzyılın ortalarından itibaren siyasî bir hareket olan Tanzimat'ın ilanıyla başlayan ve günümüze kadar etkisi devam eden dönemdir. (EdebiyatFatihi) Bu dönemde edebiyatımız gazete çevresinde gelişen roman, hikâye, makale, deneme, eleştiri gibi birçok yeni türle tanıştı.

Batı uygarlığının etkisinde gelişen Türk edebiyatını beş bölümde inceliyoruz:
  1. Tanzimat Edebiyatı
  2. Servetifünun Edebiyatı (Edebiyatıcedide)
  3. Fecriati Edebiyatı
  4. Millî Edebiyat
  5. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
1. Tanzimat Edebiyatı Genel Özellikleri
  • 1860’da ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval’in çıkmasıyla başlar.
  • Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
  • Hak, adalet, özgürlük, eşitlik, vatan kelimeleri bu dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır.
  • Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır. (Birinci-ikinci dönem)
  • Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır.
  • Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir.
  • Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır. Divan edebiyatındaki "parça güzelliğine" karşın "konu bütünlüğüne, güzelliğine" önem vermişlerdir.
  • Tanzimat I. Dönem sanatçıları (Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi) II. Dönem sanatçılarına (Recaizade Mahmut Ekrem, Sami Paşazade Sezai, Nabizade Nazım, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci) göre daha halkçı olmuşlardır.

2. Servetifünun Edebiyatı Genel Özellikleri

  • Servetifünun “fenlerin zenginliği” anlamına gelir.
  • Dönemin siyasal baskıları nedeniyle kapalı, bireyci bir şiire yönelmişlerdir.
  •  “Sanat sanat içindir.” anlayışı benimsenmiştir.
  • Ağır bir dil kullanıldığı için eğitimli ve seçkin zümreye hitap etmiştir.
  • Arapça-Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü ağır, süslü ve sanatlı bir kullanılmıştır.
  • Siyasi meselelerden oldukça uzak kalınmaya çalışılmıştır.
  • Tevfik Fikret'in hece ölçüsüyle yazdığı Şermin adlı eser dışında aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Şiirde anlatım bütünsel ele alınmıştır. Şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır. Halit Ziya ilk kez mensur şiir örneği vermiştir.
  • Eserlerde olaylar İstanbul’da geçer.
  •  Fransız edebiyatından esinlenme vardır. Bu etkilenmenin sonucu olarak da “sone” “triyole” “terzerima” gibi nazım biçimlerini edebiyatımıza dâhil edilmiştir.
  • Bu dönem sanatçıları Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ali Şuayb


3. Fecriati Edebiyatı Genel Özellikleri

  • Fransız edebiyatı örnek alınmıştır
  • Genelde aşk ve tabiat temaları işlenmiştir
  • “Sanat şahsi ve muhteremdir.’’ denilerek ‘’sanat için sanat’’ anlayışına bağlı kalındığı vurgulanmıştır
  • Aşk, duygulu ve romantik olarak işlenmiştir.
  • Tabiat tasvirlerinde, sembolizmin etkisiyle gerçeklikten uzaklaşılmıştır
  • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Sanatlı söyleyişlere ve imgelere yer verilmiştir.
  • Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalardan oluşan ağır bir dil kullanılmıştır.
  • Önemli bir yenilik getirilememiş, Servetifünun edebiyatının devamı olmaktan ileri gidilememiştir.
  • Sanatçıları: Ahmet Haşim, Tahsin Nahit…
4. Milli Edebiyat Genel Özellikleri
  • Batı taklitçiliğinden kaçınarak, milli konulara yönelme, yeni ve milli bir edebiyat ortaya koyma amacı güdülmüştür.
  • Milli Edebiyatın getirdiği en önemli yenilik "Yeni Lisan" hareketini başlatarak dilde o döneme kadar değişik zamanlarda hedeflenen; ancak başarılamayan sadeleşme hareketini başarmak olmuştur. Bu dönem sanatçıları, konuşma diliyle edebiyat yapmışlardır.
  • Toplum için sanat anlayışını benimsemişlerdir.
  • Halkın yaşamı ve sorunlarının yanı sıra bireysel konular da işlenmiştir.
  • Bu dönemde Anadolu ve Anadolu insanı eserlere sıkça konu edinilmiştir.
  • Bu dönem sanatçıları: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Mehmet Emin Yurdakul….

5. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Genel Özellikler
  • Cumhuriyetin ilk yıllarında ölen bazı sanatçılar dışında Millî Edebiyatçılar, Beş Hececiler ve Bağımsızlar olarak ele aldığımız şair ve yazarlar, sanat hayatlarına Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında da devam etmişlerdir.
  • 1923’ten 1940’a kadar devam eden dönemde Kurtuluş Savaşı’nın yarattığı birliğin, yapılan inkılaplar ve reformların etkisiyle sanatçılar “memleket edebiyatı” anlayışıyla Anadolu’ya yönelmişlerdir.
  • Özellikle 1930’lu ve 1940’lı yıllarda yeni akımlar ve topluluklar oluşmuştur: Yedi Meşaleciler, Birinci Yeniciler (Garipçiler), Maviciler, İkinci Yeniciler, Toplumsal Gerçekçiler gibi.
  • İlk yıllarda genellikle halk edebiyatı nazım şekilleri ve hece ölçüsü kullanılmış; 1940’lı yıllardan sonra ise serbest şiir yaygınlaşmış, aruzu sürdürenler oldukça azalmıştır.
  • Roman ve hikâyelerde toplumsal ve kültürel farklılıklar, ülke ve toplum sorunları, Kurtuluş Savaşı, eski-yeni çatışması, köy ve kasaba insanın çelişkileri, tarihî konular, yanlış Batılılaşma konuları ağırlıkla işlenmiştir.
  • Tiyatro, yeni cumhuriyetin ilkelerini halka aktarmada bir araç olarak hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Ayrıca çocuk tiyatrosu çalışmaları yapılmış, kadınlar sahnede daha çok yer almaya başlamış, Devlet Konservatuarı açılmıştır.
  • Deneme, eleştiri, edebiyat tarihi alanlarında Cumhuriyet Dönemi’nde büyük ilerlemeler kaydedilmiş, önemli eserler verilmiştir.
  • Toplumun esas alınmasıyla edebiyat, toplumcu bir karakter kazanmıştır.
  • Gerçeklik ön plana çıkmıştır.
  • Edebiyatın her türünde olgun örnekler verilmiştir.
  • Yerli ve halka doğru bir anlayış gelişmiştir.
  • Batı’daki bilimsel ve edebi gelişmeler takip edilmiştir.
  • Cumhuriyet Dönemi’nde Anadolu coğrafyası ile Anadolu insanının hayatı, zevkleri edebi eserlerde çok fazla işlenmiştir.
  • Psikoloji ve psikiyatri alanında yapılan bilimsel çalışmalardan yararlanılmıştır.
  • Bu dönemde Batı düşüncesindeki gelişmelerden doğan yeni açılımlara edebi eserlerde kendini göstermiştir.
  • Sezgicilik, varoluşçuluk ve gerçeküstücülük gibi Batılı akımların etkisi görülür.
  • Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında Batı dünyasında ortaya çıkan bireyin bunalımını esas alan edebi hareketlerden yararlanılmıştır.
TÜRKÇENİN TARİHİ GELİŞİMİ

ESKİ TÜRKÇE

Türklerin VIII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar kullandıkları tek yazı dili Eski Türkçedir. Eski Türkçe; KökTürk, Uygur ve Karahanlı devirlerini içine alır. Türkler bu zaman içinde birbirlerinden ayrı bölgelerde yeni kültür merkezleri meydana getirmelerine rağmen hep bu dile bağlı kalmışlardır.
Kök Türklerden sonra gelen Uygur ve Karahanlı devirleri Türk milletinin yeni medeniyet ve dinlerle tanıştığı zamanlardır. Kök Türklerin bıraktığı Orhun Kitabeleri de denen Kök Türk Yazıtları Uygurlardan kalan dinî ve hukukî metinler, Karahanlılar devrinde yazılan ve İslami Türk edebiyatının
başlangıcını meydana getiren Kutadgu Bilig, Divân-ı Lugati’t Türk ve Atabetü’l Hakayık gibi eserler Eski Türkçe ile yazılmıştır.

KUZEY-DOĞU TÜRKÇESİ, BATI TÜRKÇESİ

Eski Türkçeden sonra başlayan Orta Türkçe devri, Türklerin yeni yazı dillerini meydana getirdikleri bir dönemdir. Bu devirde Türkler batıda Anadolu’ya kuzeyde Karadeniz’in kuzeyi ile batı kısmına kadar yayıldı. Bu devirde Türkçe, Kuzey-doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi adı ile ikiye
ayrılmıştır.

A. KUZEY-DOĞU TÜRKÇESİ

Kuzey-doğu Türkçesi XIII. yüzyıl ile XIV. yüzyıllarda Eski Türkçenin devamı olarak Hazar Denizi’nin kuzeyinde ve Orta Asya’da kullanıldı. Eski Türkçenin özelliklerini koruyup geliştirerek devam eden bu  yazı dili Kuzey ve Doğu Türkçesi olmak üzere iki kolda gelişir.

a. Kuzey Türkçesi b. Doğu Türkçesi

B. BATI TÜRKÇESİ

Hazar Denizi’nin güneyinden geçerek batıya gelip yerleşen Oğuz Türklerinin yazı dilidir. Türkçenin
Eski Türkçeden sonra görülen iki kolundan birini oluşturur. XIII. yüzyıldan günümüze kadar kesintisiz devam etmiştir. Diğer yazı dillerine göre daha çok gelişme göstermiştir.

Batı Türkçesi; Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi olarak üç devreye ayrılır.

a) Eski Anadolu Türkçesi (Eski Türkiye Türkçesi): Batı Türkçesinin ilk devri olan Eski Anadolu Türkçesi XIII. yüzyıldan XVI. yüzyıla kadar devam etmiştir. Selçuklular, Anadolu Beylikleri ve ilk Osmanlı bu devre girmektedir.

b) Osmanlı Türkçesi: Türkçe Osmanlı Devletinin sınırları içinde, Hazar’dan Orta Avrupa ‘ya, Kırım’dan Afrika’ya kadar geniş bir sahaya yayılmıştır. Bu yayılma XVI. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar devam etmiştir. Türkçe bu devrede yabancı dillerden pek çok kelime ve gramer şekilleri almıştır.

c) Türkiye Türkçesi: Batı Türkçesinin üçüncü devresi Türkiye Türkçesi devresidir. Genellikle “Yeni Lisan Hareketi” bu dönemin başlangıcı kabul edilir. 1908 yılından bu yana yüzyıla yakın bir zamanı içine alan bu devrede Türkçe yabancı gramer şekillerini bırakmış ve kendi yatağında akmaya başlamıştır. Bu devrin temelinde, İstanbul konuşmasının esas alındığı bir yazı dili vardır. Türkiye Türkçesinin gelişmesi içinde Yeni Lisan Hareketi’nden sonra en geniş çalışma Dil İnkılabı’dır. 1928’de Latin alfabesinin kabulü 1932’de Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu)’ nin kuruluşu bu hareketin önemli halkalarıdır.

Kemal YAVUZ, Türk Dili ve Kompozisyon Dersleri
(Kısaltılmıştır.)
Ekstra+ Türkler tarih boyunca Kök Türk, Uygur, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Türklerin yazıya geçmeden önceki dönemle ilgili bilgilere sözlü edebiyat ürünlerinden
ulaşılır. Sözlü Edebiyat Dönemi’nde yabancı etkilerden uzak bir Türkçe vardır.

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

3 yorum

Teşekkür ederiz

İndiremedikten sonra neye yarar. Yüzüne mi bakıp duracağız? Al ders notunu dosyana koy.

Tekrar bakar mısın, uyarınız üzerine linki yeniledim...

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Edebiyat yazılılarında başarınızı artırın, kanalımıza abone olun!