3 Şub 2019

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 5.Ünite:Roman Ders Notları-PDF. İndir

Reklamlar

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 5.Ünite:Roman Ders Notları-PDF.

Bu yazımızda 10. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 5. ünitesi olan "roman" ünitesi ders notunu bulabilirsiniz.
MEB ders kitabını esas alarak hazırladığımız 10.sınıf Türk Dili ve Edebiyatı roman ünitesi ders notunu yazı altındaki indirme bağlantısına tıklayarak PDF. şeklinde direkt indirebilirsiniz... Faydalı olması dileğiyle... www.edebiyatfatihi.net


10. Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 5. Ünite Roman Ders Notu, Özeti-PDF

Roman Nedir?

Olmuş ya da olması mümkün olayları kişi, yer, zaman bağlamında anlatan, hikâyeye göre daha uzun, anlatmaya dayalı edebi bir türdür.

Özellikleri:
  • Roman olay örgüsü, kişiler, yer ve zaman ögelerinden oluşur.
  • Öyküden farklı olarak romanlarda bu öğeler daha ayrıntılı daha kapsamlı bir biçimde ele alınır. 
  • Romanda, kahraman, mekân ve olaylar daha çok ve çeşitlidir. 
  • Romanlarda birden çok anlatıcı ve bakış açısı görülebilir. 
  • Romanlarda betimlemelerin yanı sıra ruhsal çözümlemelere de sıkça yer verilir. 
  • Romanda betimlemelere ve psikolojik tahlillere öyküden daha geniş yer verilir. 
  • Romanda olaylar, roman kahramanlarının karakter özellik­lerinden doğar. 
  • Romanların olay örgüleri olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerinden doğar. 
  • Romanlar işlediği konulara göre; sosyal roman, serüven (macera) romanı, tarihi roman, egzotik roman, psikolojik roman (tahlil romanı), polisiye, biyografik ve otobiyografik roman gibi türlere ayrılır.
KISACA ROMAN

a. Uzun b. düzyazı (nesir)
c. olaya ve anlatmaya dayalı ç. Kurmaca gerçeklik


➤Roman türünün ilk örneği İspanyol yazar Cervantes’in Don Kişot adlı eseridir. (17.yy)
➤Türk edebiyatında ise ilk yerli roman Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir.

Romanın Yapı Unsurları

Bir romanın temelini oluşturan yapı unsurları şunlardır: 

a) Olay Örgüsü: Romanların merkezinde bir olay yer almaktadır. Aslında tek bir olay etrafında birbirine bağlanan birçok olay örgüsü bulunmaktadır ve bu olay örgülerinin tamamı da merkezdeki olayı desteklemektedir. Olay örgüleri arasında da neden-sonuç ilişkisi altında bir bütünlük mevcuttur.

b) Kişi: Anlatılan olaylar belirli kişiler tarafından gerçekleştirilir ve olaylar sırasında her kahramanın belli bir rolü bulunmaktadır. Roman kişileri kadro olarak eserde oldukça zengin bir şekilde yer almaktadır. Ayrıca eserde yer alan kahramanlar ayrıntılı bir şekilde  tanıtılmakta ve betimlenmektedir. Kişiler karşımıza iki şekilde çıkmaktadır: Tip ve Karakter.

Tip: Başka kişilerde de bulunan ortak özellikleri üstünde barındıran, temsil ettiği grubun niteliğini belirgin bir şekilde yansıtan roman kahramanı tiptir. Tip olan kişinin vurgulanan yani temsil ettiği özellik güçlü bir şekilde okuyucuya hissettirilir. Örneğin; Felatun Bey ile Rakım Efendi romanındaki "Felatun Bey" Batı taklitçiliği ve alafrangalığı ile olumsuz tipe, "Rakım Efendi" ise, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile olumlu tipe örnek olarak verilebilir. Çalıkuşu’ndaki “Feride" ise, ideal bir öğretmen ve genç kız tipidir.

Karakter: Tip özelliği göstermeyip kahramanın kendine özgü davranışları ile başka özellikteki kişilerden ayrılan, çok yönlü davranış gösteren roman kişisidir. Olayların durumuna göre karakterin davranışlarında da değişiklikler gözlenir ve davranışlarını önceden tahmin etmek mümkün olmamaktadır. 

Tip ve Karakter Arasındaki Fark Nedir?
  • Tip belli bir zümreyi temsil ederken karakter kendine özgü özellikleriyle ön plana çıkar. Yani tip genel, karakter özeldir denilebilir. 
  • Tip genel olduğundan farklı eserlerde de karşımıza çıkabilir fakat karakter özel olduğundan başka eserlerde karşımıza çıkma olasılığı yoktur. 
  • Tip tek yönlüyken karakter çok yönlüdür. 

c) Zaman: Her olayın mutlaka bir gerçekleşme zamanı vardır. Bu nedenle eserde zaman kavramları sıklıkla kullanılabilmektedir. Eserlerde genellikle “-di’li geçmiş zaman” kipi anlatım tercih edilir. Eserde zaman kronolojik bir sırayla verilebileceği gibi geçmişe-geleceğe gidiş şeklinde de aktarılabilmektedir.

d) Mekân (Yer): Anlatılan olayların meydana geldiği yer de yapı unsurlarındandır. Eserde gerçekleşen olaylarla bağlantılı bir şekilde uygun bir mekân yazar tarafından kurgulanır. Bu türde mekân tahlilleri de önemli bir yer tutarken aktarılan olayların yapısına göre mekân tasviri yani betimlemesi de ön plana çıkmaktadır.

Romanda Anlatıcı ve Bakış Açıları: Olay anlatan edebi metinlerin önemli unsurlarından biri de anlatıcıdır. Eserin yazarı ve anlatıcısı aynı değildir. Yazar eserini oluştururken farklı bir anlatıcı kurgulamaktadır. Romanda anlatıcı bakış açıları şu şekildedir:

Kahraman Bakış Açısı: Olayın merkezinde yer alan kişi ağzından yaşananların bizzat anlatılmasıdır. Birinci tekil şahıs ekiyle ben tarzı bir anlatım kullanılır.

Örnek: Amcamın sesini tanıdım. Donakaldım. Başım, göğsüm sırsıklamdı. Amcam yanaştı:
’’Mahmut sen misin?’’ dedi. (…)’’Burada bu saatte ne yapıyorsun? ‘’ dedi. Ona elimdeki kayığı
verdim. Görmek için batı göğünün alacakaranlığına karşı tuttu onu. ’’Bu gemi değil, salapurya!’’
demesiyle de bizim kalyonu yere çarpıp ayağının altında çatır çutur ezmesi bir oldu. ("Aganta Burina Burinata" romanından)

Gözlemci (Müşahit)Bakış Açısı:
Gözlemci kişinin (o) bakış açısıyla yapılan anlatımda anlatıcı, gördüklerini anlatan bir şahit konumundadır. Bu anlatıcı, anlatıdaki kişilerin aklından geçenleri ve düşüncelerini bilmez, nesnel bir tavır takınır. Olan bitenler okuyucuya kamera sessizliğiyle aktarılır.

Örnek: “Şekercinin kocaman vitrini önündeydiler. Vitrinde boy boy, kutu kutu şekerler, çikolatalar… Çikolatalara bakıyorlardı. Ortadaki topaç gibi oğlanın sağında ablası, solunda yoğurtçunun kızı…” (Çikolata hikayesinden-Orhan Kemal)

İlahi (Tanrısal-Hâkim) Bakış Açısı: Tanrısal bakış açısına sahip anlatıcı gözlemci gibi olayları görür ve izler ancak olayın merkezindeki kişilerin iç dünyasına, duygularına, düşüncelerine de hâkim bir şekilde okuyucuya aktarır.

Örnek: Hüznü doktora da geçmişti. Doktor, Küçük Ağa’nın İstanbullu Hoca olduğunu öğrendikten, daha doğrusu Salih’in sebep olduğu şüphenin doğruluğunu anladıktan sonra ister istemez, bu dramatik havaya kayıyordu. Onun ruh yapısı maceranın insan yönüne, erkeksiz kalan eve, körpe zevceye ve baba yüzü görmeyen çocuğa kayıtsız kalamaz, Küçük Ağa’nın yakıcı özleyişine yakınlık duymadan yapamazdı. (Küçük Ağa romanından)

Tema: Romanın bütünün hâkim olan temel duygu veya düşüncedir. Tema; soyut ve genel bir kavramdır. Örneğin ilk edebi roman İntibah’ın teması yanlış kadın sevmenin doğurduğu yıkımlardır.

Roman ve Hikâye Arasındaki Farklar 


• Roman hikâyeye göre daha uzun bir türdür.
• Roman birden fazla olay üzerine kurulu iken hikâye tek olay üzerine kurulur.
• Romanda şahıs (kişi) kadrosu hikâyedekine göre daha geniştir.
• Romanda zaman hikâyedekine göre daha geniştir.
• Romanda mekân hikâyedekine göre daha çok ve çeşitlidir.
• Romanda kişi ve mekân betimlemeleri hikâyedekine göre daha ayrıntılıdır.

Roman ve Hikâye Benzerlikleri 
  • Her ikisi de anlatmaya bağlı edebi türdür. 
  • İkisi de olay örgüsü, kişiler, yer ve zaman yapı unsurlarından oluşur. 
  • İkisinde de ağırlıklı olarak öyküleyici ve betimleyici anlatım türleri sıkça kullanılır. 
  • İkisinde de olaylar bir anlatıcı tarafından aktarılır. 
  • İkisi de serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşur
EDEBİ AKIMLAR

1. ROMANTİZM (COŞUMCULUK)
1830’lu yıllarda klasisizme tepki olarak doğmuştur. Victor Hugo’nun “Hernani” adlı oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır. 1789’da Fransız İhtilali’yle birlikte derebeylik ve aristokrasi çökmüş; yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak romantizm, yeni duygu, düşünce ve idealleri anlatmayı amaçlamış, sanatın ve sanatçının kurallardan kurtulup özgürleşmesini savunmuştur.

ÖZELLİKLERİ: 
  • Romantizmde duygu, coşkunluk ve hayal önemlidir. Sınırsız hayal gücü ile romantikler kendilerini daha özgür gördükleri için önemli eserler ortaya koymuşlardır.
  • Klasisizme tepki olarak çıkan romantizm, klasisizmin bütün kural ve biçimlerini yıkmıştır.
  • Romantizmde Eski Yunan ve Latin mitolojisine ilgi duyulmamış bunun yerine romantikler Hristiyanlık mucizelerine ve ulusal efsanelere yönelmişlerdir. 
  • Klasisizmde önemsenmeyen din duygusuna romantizmde geniş yer verilmiştir. 
  • Romantik yapıtlarda aşk, ölüm, doğa, özgürlük konuları çok fazla işlenmiştir. Konular, tarihten ve günlük hayattan alınmıştır.
  • Romantikler, eserlerde sadece seçkin insanları değil her kesimden insanları anlatmaya çalışmışlardır.
  • İnsan ruhuna önem verilen romantizmde karşıtlıklardan, (ak-kara, güzel-çirkin, iyi-kötü…) yararlanılmıştır.
  • Romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçirmesine büyük önem vermişlerdir.
  • Toplumun düzeltilmesi amacıyla "Sanat toplum içindir." ilkesine uyulmuştur. Romantikler, insanı düzeltmeyi toplumu düzeltmekle eş değer görmüşlerdir.
  • Klasisizmde önemsenmeyen doğaya karşı büyük bir ilgi duyulmuş, uzak ülkelerin, doğa güzelliklerinin tasvirlerine geniş yer verilmiştir. 
  • Romantizmde gerçek, bir yönüyle değil; çirkin, bozuk, gülünç bütün taraflarıyla ele alınmıştır.
  • Romantikler eserlerde kapalı, süslü bir üslup kullanmış; duygu yüklü, şairane bir anlatımı benimsemişlerdir. 
  • Romantikler, dil ve biçim mükemmelliğini önemsememişlerdir. 
  • Romantizmde sanatçılar, kendi kişiliklerini gizlememiş; olaylarla ilgili görüşlerini açıkça ortaya koymuşlardır.
  • Romantikler olayları anlatılırken rastlantılara gereğinden fazla yer vermişlerdir.
  • Romantizmde tip değil karakter önemli görülmüştür.
  • Romantizmde ilkin tiyatro ön plana çıkar sonrasında roman türü önem kazanır. Ayrıca öykü, tiyatro, şiir, makale, eleştiri, fıkra, anı, deneme, gezi yazısı türlerinde önemli eserlere imza atılmıştır.
  • Başlıca temsilcileri (Dünya Edebiyatı) 
Chateaubriant, Lamartine, Musset, Victor Hugo, Lord Byron, Goethe

NOT: Fransız edebiyatının önemli sanatçılarından Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu adlı romanında çirkin ve kambur olan kilise zangocu Quasimodo ile Başdiyakoz Frollo’nun çingene kızı Esmeralda’ya olan aşkları, bu kişilerin ruhlarında oluşan ikilemler ve tepkiler romantik bir yaklaşımla işlenmiştir. Metinde kişilerin zayıf ve güçlü yönleri bir arada verilmiştir. Akıcı ve etkili bir üsluba sahip olan metinde zıtlıklar (çirkinlik ve güzellik, iyilik ve kötülük) belirgin olarak göze çarpar. Metnin anlatımında yazar tarafsız kalmaz, araya girerek duygularını belirtir ve okuyucuyu yönlendirir

TÜRK EDEBİYATI’NDA ROMANTİZM
  • Tanzimat Dönemi’ndeki ürünlerin çoğunluğu romantizmin etkisiyle yazılmıştır. 
  • Namık Kemal roman ve tiyatrolarıyla (İntibah, Zavallı Çocuk) 
  • Ahmet Mithat, ilk romanlarıyla (Felatun Bey'le Rakım Efendi)
  • Recaizade Mahmut Ekrem, şiirleriyle 
  • Abdülhak Hamit, tiyatrolarıyla
2. REALİZM (GERÇEKÇİLİK)
  • 19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır. 
  • Realizm’de, duygu ve hayaller yerini, toplum ve insan gerçeklerine bırakır. 
  • Konular gerçekten alınır. Yaşanan ve gözlenen gerçek bütün çıplaklığıyla anlatılır. Bunun sağlanması için gerektiğinde anket gibi bazı sanat dışı yöntemlere bile başvurulmuştur. 
  • Bu akımda, gerçeğin anlatılması için kişilerin psikolojileri, onların kişiliklerini etkileyen çevrelerinin tanıtımı, içinde bulundukları ortam ayrıntılarıyla verilir. Onun için de betimleme, realist yazarlarda en önemli anlatım biçimi olarak dikkat çeker. 
  • Yalnızca yaşananın anlatılmasına yönelen gerçekçiler, olaylar ve kişiler karşısında tarafsız davranırlar. 
  • Eserlerine kendi duygu, düşünce ve yorumlarını katmazlar. 
  • Yine, gerçek hayatın anlatılması esas olduğu için eserlerinde toplumun sıradan insanlarına rastlanır. 
  • Eserlerinde daha çok yaşamın olağan olaylarına yöneldikleri için çok basit bir konu bile ele alınıp işlenir. 
  • Gerçekçi yazarların okuyucuyu eğitme gibi bir amaçları yoktur. 
  • Gözlem, araştırma ve belgelere dayanarak, yaşananı nesnel bir şekilde aktarmayı amaçlarlar. 
  • Gerçekçi yazarlar, biçim güzelliğine çok önem vermişler, dilde ve anlatımda süsten, özentiden kaçınmışlardır. 
Başlıca temsilcileri (Dünya Edebiyatı)
Stendhal (Kırmız ve Siyah, Parma Manastırı) Balzac (Goriot Baba, Vadideki Zambak, Eugenie Grandet)
  • Gustove Flaubert (Madame Bovary) 
  • Lev Tolstoy (Savaş ve Barış, Diriliş, Anna Karenina) 
  • Dostoyevski (Suç ve Ceza) 
  • Çehov (Vanya Dayı, Vişne Bahçesi) 
  • M. Şolohov (Ve Durgun Akardı Don) 
  • E. Hemingway (Çanlar Kimin İçin Çalıyor) 
  • John Steinbeck (Gazap Üzümleri) 
  • Herman Melville (Moby Dick) 
  • Charles Dickens (Oliver Twist, David Copperfield) 
  • Gogol (Müfettiş, Ölü Canlar) 
  • Turganyev (Babalar ve Oğullar) 
  • M.Gorki (Çocukluğum, Benim Üniversitelerim, Ekmeğimi Kazanırken) 
TÜRK EDEBİYATI’NDAKİ TEMSİLCİLERİ 
  • Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası) 
  • Sami Paşazade Sezai (Zehra) 
  • Nabizade Nazım (Karabibik) 
  • Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar) 
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Kiralık Konak, Yaban......) 
  • Memduh Şevket Esendal (Ayaşlı ve Kiracıları) 
  • Reşat Nuri Güntekin (Romanlarıyla) 
  • Refik Halit Karay (Romanları ve hikayeleriyle) 
  • Sait Faik Abasıyanık (Roman ve hikayeleriyle)
ROMANTİZM-REALİZM FARKLARI
  • Romantizm klasisizme; Realizm akımı ise romantizme tepki olarak ortaya çıkmıştır.
  • Romantizmde duygu ve hayallere önem verilir, realizmde ise his ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır.
  • Romantizmdeki duygu ve hayallerin yerini realizmde toplum ve insan gerçekleri alır.  
  • Romantizmde sanatçılar, kendi kişiliklerini gizlememiş; olaylarla ilgili görüşlerini açıkça ortaya koymuşlardır. Realizmde yazarlar eserlerine kendi duygu, düşünce ve yorumlarını katmazlar. 
  • Romantik sanatçılar toplumun düzeltilmesi amacıyla "Sanat toplum içindir." ilkesine uyulmuştur. Realist  yazarların okuyucuyu eğitme gibi bir amaçları yoktur.
  • Romantizmde "sanat toplum içindir." ilkesi; realizmde "Sanat, sanat içindir." ilkesi benimsenmiştir.
  • Romantizmde  dil ve biçim mükemmelliğini önemsenmezken Realizmde eserde biçim kusursuzluğu çok önemlidir.
  • Romantik sanatçılar, olayları anlatırken rastlantılara gereğinden fazla yer vermişlerdir. Realistler ise olağanüstü görülen istisnai olaylara yer vermemiş,  okura yaşanmış bir olay ya da yaşanabileceğinden şüphe edilmeyecek bir olay sunmuşlardır.
NOT: Mai ve Siyah, yazarının da içinde yer aldığı Servetifünun topluluğunu ve o dönemi anlatan bir “nesil romanı”dır. Eserde Ahmet Cemil, Servetifünun topluluğunu temsil eden bir karakterdir.
Halit Ziya Uşaklıgil Mai ve Siyah’ı 1897’de yayımlamıştır. Mai ve Siyah’ta anlatılanlar XIX. yüzyıl sonlarında İstanbul’da yaşanmaktadır. Romanda idealist bir şairin iç dünyası ile birlikte orta hâlli bir Türk ailesinin yaşayış tarzı ve o devrin basın hayatı anlatılmıştır.
Halit Ziya Uşaklıgil Mai ve Siyah’ta realizm akımının özelliklerini başarıyla kullanmıştır. Eserdeki kahramanların yaşamları, onları belirleyen toplumsal sebeplerle birlikte anlatılmıştır. Neden-sonuç ilişkisi romanın kurgusunda belirleyici olmuştur. Romanda ve okuduğunuz metinde de Ahmet Cemil’in yaşadığı hayal kırıklığı, sebepleriyle birlikte başarıyla verilmiştir. Tanzimat Edebiyatı Dönemi’nde görülen, anlatıcının araya girip okurla sohbet etmesi, bilgiler aktarması, gerçeği zorlayan tesadüfler ve kişilerin idealize edilmesi gibi kusurlar; Servetifünun romanında oldukça azalmıştır. Olay örgüsü, karakterlerin canlandırılması ve çevre tasvirleri bakımından daha sağlam, daha gerçekçi ve Batı tarzına uygun eserler kaleme alınmıştır.

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 5.Ünite:Roman Ders Notları-PDF.

TÜRK EDEBİYATI’NDA ROMAN TÜRÜ ve İLK’LER

Türk edebiyatında roman türündeki ilk örnekler Tanzimat Dönemi’nde verilmeye başlamıştır (19.yy) Roman türü önce Batı edebiyatından çevirilerle edebiyatımıza girmiştir, daha sonra ilk yerli örnekler verilmiştir.
  • · İlk çeviri roman: Yusuf Kâmil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği Telemak 
  • · İlk yerli roman: Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat 
  • · İlk edebî roman: Namık Kemal’in yazdığı İntibah 
  • · İlk tarihî roman: Namık Kemal’in yazdığı Cezmi 
  • · İlk köy romanı: Nabizade Nazım’ın yazdığı Karabibik 
  • · Romantizmden realizme geçişin ilk örneği: Sami Paşazade Sezai’nin yazdığı Sergüzeşt 
  • · İlk realist roman: Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı Araba Sevdası 
  • · İlk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli roman: Nabizade Nazım’ın yazdığı Zehra romanıdır. 
  • · İlk polisiye roman: Ahmet Mithat Efendi-Esrâr-ı Cinayet 
  • · İlk post-modern roman: Oğuz Atay-Tutunamayanlar 

· Türk edebiyatında roman türündeki asıl büyük gelişmeler Servetifünun, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda olmuştur. Servetifünun yazarı Halit Ziya Uşaklıgil Batılı roman tekniğine uygun olarak kaleme aldığı Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi romanlarıyla ilk roman ustamız olmuştur.

· TANZİMAT I. DÖNEM ROMAN ÖZELLİKLERİ
  • Teknik açıdan eserler kusurludur.
  • Romantizmden etkilenilmiştir.
  • Konu olarak genellikle yanlış batılılaşma işlenmiştir.
  • Yazarlar romanın akışını kesip, konu ile ilgili kendi düşüncelerini savunmuşlar ve bu şekilde okuyucuya ders vermeyi amaçlamışlardır.
  • Karakterler tek yönlü olarak seçilmiş iyiler daima iyi, kötüler daima kötüdür.
  • Eserlerin sonunda iyiler kazanır ve ödülünü alır, kötüler de kaybeder ve cezalandırılırdı.
  • İlk görüşte aşk, abartılı konular, olağan dışı rastlantılara yer verilmiştir.
TANZİMAT II. DÖNEM ROMAN ÖZELLİKLERİ
  • Tanzimat ikinci dönemin sanatçıları birinci döneminkilere göre daha başarılı olmuştur. 
  • Konu olarak duygusal ve acıklı şeyler işlenmiştir. 
  • Realizm ve natüralizm akımları etkili olmuştur. 
  • Gözleme dayalı gerçekçi betimlemeler yapılmıştır. 
  • Abartılı konular seçilmemiş ve olağan üstü rastlantılardan kaçınılmıştır. 
  • Olayların akışını kesmemiş ve kendi fikirlerini öne sunamamışlardır. 
  • Konularda genellikle esirlik ve cariyelik işlenmiş; yer olarak ise İstanbul'un zengin kesimi seçilmiştir.
SERVETİFÜNUN ROMANININ ÖZELLİKLERİ
  • Bu dönem romnaları  karamsar bir bakış açısıyla yazılmıştır. 
  • Eserler genellikle kötü sonla biter. Bu durum sanatçıların etkilendiği Fransız edebiyatından ve dönemin siyasal durumundan kaynaklanmaktadır. 
  • Sosyal konuları işlememişler, bireysel konularda yazmışlardır. 
  • Tanzimat romanında teknik kusur olarak sayılan, “olay akışını kesip okuyucuya bilgi verme, yazarın kişiliğini yansıtması ve iyi kötü ayrımı” Servetifünun romanında görülmez. 
  • Bu dönem romanında hikâyede olduğu gibi realizm ve natüralizm akımları etkilidir. 
  • Romanlarda mekân olarak İstanbul kullanılmış ve kahramanlar genellikle aydın kesimden seçilmiştir. 
  • Bu dönem romancıları yaşadıkları çağı yansıtırken okuyucularına nasihat vermeye veya onları yönlendirmeye çalışmazlar. Tarafsız bir şekilde olay örgüsünü ve kahramanları anlatarak kararı okuyucuya bırakırlar. 
  • Romanlarda Türkçenin kurallarına ve söz dizimine uymayıp yeni anlatım olanakları aramışlardır. Bunun sonucu olarak da şiirde olduğu gibi konuşma dilinden uzak ağır bir dil ortaya çıkmıştır. 
  • Servetifünun Dönemi’nde yazılan romanlar arasında Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Nemide; Mehmet Rauf’un Eylül, Ferdâ-yı Garâm, Bir Aşkın Tarihi; Hüseyin Cahit Yalçın’ın Nadide, Hayal İçinde adlı eserleri sayılabilir

MİLLİ EDEBİYAT ROMAN ÖZELLİKLERİ
  • Tanzimat ve Servetifünun döneminde İstanbul'un dışında hemen hemen hiç çıkmayan roman bu dönemde Anadolu'ya da açılmıştır 
  • Bu dönem romancıları eserlerinde yurt sorunlarını gözleme dayalı olarak anlatmıştır 
  • Yakup Kadri ile Refik Halit'in Milli Edebiyata katılması ile bu dönemin hikâye ve romanı daha da güçlenmiştir 
  • Roman türünün teknik bakımdan son derece geliştiği bu dönemde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır 
  • Yakup Kadri, Refik Halit, Halide Edip ve Reşat Nuri'nin öncülüğünde “Memleket edebiyatı” çığırı açılmıştır 
  • Eserlerde kahramanlık, vatan sevgisi, aşk ve Kurtuluş Savaşının zorlukları anlatılmıştır... 
  • Millî Edebiyat Dönemi roman ve hikâye yazarları arasında Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Aka Gündüz gibi isimler yer alır. Bu dönemde yer alan sanatçıların büyük bir kısmı Cumhuriyet Dönemi’nde de eserler vermiştir.

YAZAR BİYOGRAFİLERİ:
VİCTOR HUGO (1802-1885):
  • Fransız edebiyatının önemli yazarlarından biri olan sanatçı, edebî ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. 
  • Romantizm akımının en tanınmış sanatçıları arasında yer aldı. Sanatçı, Cromwell adlı tiyatro eserinin ön sözünde romantizmin ilkelerini ortaya koydu. 
  • Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi. 
  • 1848 ayaklanmalarının ardından kurucu meclise katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı. 
  • I’Evenement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu ilan ettiği hükûmet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859’da sona erdi fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı. 
  • 1831 yılında yayımlanan romanı Notre Dame’ın Kamburu, klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer aldı. 
  • Birçok türde eser veren sanatçının Akşam Şarkıları, Işık ve Gölgeler şiir; Hernani, Kral Eğleniyor tiyatro; Notre Dame de Paris, Sefiller roman türündeki eserlerinden bazılarıdır. 
AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1913) 
  • Tanzimat Edebiyatının EN POPÜLER (HALKÇI) EN ÜRETKEN YAZARIDIR. 
  • Tanzimat Edebiyatı’nda halk üzerinde en çok etkili olan sanatçıdır. Halka okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışmıştır. Bunda başarılı olmuştur. 
  • “Sanat toplum içindir.” anlayışını benimsemiştir. 
  • Eserleriyle toplum için “hace-i evvel” (ilk okul hocası) olmuştur. Türk edebiyatında onun kadar eser veren başka bir sanatçı yoktur; bu nedenle “yazı makinesi” olarak tanınır. 
  • Ahmet Mithat’a göre; edebiyat bilginlerin daha önce araştırıp bulduklarını halka yayan bir araçtan başka bir şey değildir. 
  • Eserlerinde halkın anlayabileceği sade bir dil kullanmıştır. 
  • Roman, makale, öykü, anı, tiyatro, gezi, tarih, hukuk, felsefe, coğrafya, ziraat, iktisat gibi birçok alanda eser vermiştir. 
  • Romanları teknik açıdan kusurludur. Olayın akışını kesip araya girerek bilgi verir; gereksiz açıklamalar yapar. 
  • Tarih, polisiye, macera, aşk, yanlış Batılılaşma ve cariyelik gibi birçok konuda roman yazmıştır. 
  • Romanların isimleri bile konuları hakkında bilgi vermiştir. Olaylar bazen yazarın hiç görmediği yerlerde geçer. 
  • “Halk için roman” çığırını edebiyatımızda o açmıştır. 
  • Romantizm akımının etkisinde kalmıştır. 
  • Öykü ve romanlarında meddah tekniğinden yararlanmıştır. (Olayın akışını kesip bilgi verme) 
  • Türk edebiyatında ilk öykü örneklerini vermiştir.(Letaif-i Rivayet)
  • Gazetecilik yönü de vardır. Tercüman-ı Hakikat, Bedir, Devir gazetelerini çıkarmıştır. Dağarcık ve Kırkambar adlı dergileri de çıkarmıştır. 
  • Servetifünun yazarlarını eleştirerek onlara Dekadanlar (soysuzlaşmış) adını takmıştır. 
  • Evinde kurduğu küçük bir matbaada eserlerini basmıştır. “Esrar-ı Cinayet” adlı romanı edebiyatımızda ilk polisiye roman sayılır. 
ESERLERİ:
  • Ahmet Mithat, düzyazının bütün türlerinde ve akla gelen bütün konularda telif ve tercüme 200 kadar eser sahibidir. 
  • Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Henüz On Yedi Yaşında, Paris’te Bir Türk roman;
  • Açıkbaş, Eyvah, Çengi yahut Daniş Çelebi tiyatro türündeki eserlerinden bazılarıdır.
HALİT ZİYA UŞAKLIGİL 
  • 1866'da İstanbul'da doğdu.27 Mart 1945'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 
  • Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul edilir.
  • Servetifünun döneminde roman ve hikâye türünün en önemli ismidir. 
  • Eserleri realizmin tüm özelliklerini yansıtır, natüralizmden de etkilenmiştir. 
  • Roman tekniği mükemmeldir; olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde, sağlam bir kurgu ile verilir. Kahramanların ruh çözümlemelerini, iç dünyalarını nesnel bir şekilde ele alır. 
  • Eserleri güçlü bir gözlem gücünün ürünüdür. 
  • Romanlarında İstanbul’un aydın çevrelerini başarılı bir şekilde yansıtan yazar, hikâyelerinde İstanbul dışına da yer vermiştir. 
  • Hikâyelerinde İstanbul dışına yer vermesi lise yıllarını İzmir’de geçirmesine bağlanabilir. 
  • Dili ağır ve sanatlıdır. 
  • Eserlerinde yabancı sözcüklerle yüklü, süslü ve özentili bir dil kullanmıştır. 
  • Öykülerinin dili romanlarına göre daha sadedir. 
  • Romanlarını Cumhuriyet Dönemi'nde kendi eliyle sadeleştirmiştir. Ancak sadeleştirilmiş şekli bile günümüze göre epey ağırdır. 
  • Bireysel konuları işlemiştir. Aşk, karamsarlık, hayal kırıklığı, mutluluğa özlem romanlarındaki başlıca temalardır. 
  • Altı dil (Alm-İta-İng-Fra-Far-Ar) bilen sanatçı yabancı eserleri orijinalinden okuyup romanını daha fazla geliştirme fırsatı elde etmiştir. 
  • Türk edebiyatındaki ilk mensur şiir örneklerini vermiştir. 
  • Anı türüne yazınsal (edebi) bir nitelik kazandırmıştır. 
  • Edebi değeri olan ilk anılarımızın yazarıdır. 
  • İlk modern romanlarımız, onun yazdığı Aşk-ı Memnu ve Mai ve Siyah olarak gösterilir. 
  • Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki'nin amcasıdır... 
  • Mezarı İstanbul Bakırköy'de bulunmaktadır. 
· ESERLERİ: 
  • Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Ferdi ve Şürekâsı, Kırık Hayatlar, Sefile roman;
  • Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Sepette Bulunmuş, Hepsinden Acı hikâye;
  • Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye anı türünde yazdığı eserlerden bazılarıdır.
HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964) 

  • Milli Edebiyat akımının ünlü kadın romancısıdır. 
  • İstanbul Üniversitesinde edebiyat profesörü olan Halide Edip Adıvar aynı zamanda İngiliz dili ve edebiyatı profesörüdür. Bazı eserlerini İngilizce yayımlamıştır. 
  • Edebiyatçılığının yanında bir asker gibi cephe gerisinde mücadele vermiştir. 
  • İzmir'in işgal edilmesinden sonra Sultanahmet Mitingi'ndeki hararetli konuşması Kurtuluş Savaşı'nda bizzat cepheden cepheye koşması "Halide Onbaşı" olarak anılmasını sağlamıştır. Hitabetiyle ön plana çıkmıştır. 
  • Halide Edip Adıvar, edebiyatın birçok türünde eser vermesine karşın romancı olarak tanınmıştır. 
  • Eserleri roman­tizmden realizme doğru bir gelişme gösterir. 
  • Romanlarında ilk başta aşk temasını, kadın psikolojisi­ni ele alır. Daha sonra Türkçülük, milliyetçilik ve mem­leketçilik konularına yönelir; kişileri yaşadıkları olay çevresinde, gelenek ve göreneklere bağlayarak anla­tır. 
  • Romanlarında canlı, kuvvetli karakterler yaratır. 
  • Yazar, üslubu genellikle ikinci pla­na itmiştir. Eserlerinde basit cümle yanlışlarından, an­latım bozukluğuna kadar birçok eksiklik göze çarpar. 
  • Halide Edip'in romanlarını içerikleri ve dönem bakı­mından üç bölümde toplanır: 
  • İlk dönem romanları: Yazar, ilk dönem romanlarında özellikle aşk gibi bireysel konuları ele alır. Bu roman­larda güçlü kadın kahramanlar öne çıkar. Kahramanla­rın ruhsal durumları başarıyla çözümlenir. Seviye Talib, Handan, Kalp Ağrısı bu tür romanlardandır. 
  • Kurtuluş Savaşı dönemi romanları: Anadolu'ya ge­çip Kurtuluş Savaşı'na katılmasıyla Halide Edip'in sa­nat anlayışında değişiklik olur. Bu dönemde Anadolu insanını yakından tanır. Onun sabrını, direnişini, fe­dakârlığını, yurt sevgisini görür. Türkçülük akımının et­kisiyle toplum yapısını yansıtan Kurtuluş Savaşı ile Anadolu kent ve kasabalarındaki kimi çevrelerin deği­şik tutumlarını, çetelerin direnişlerini, kabaran millî coşkuyu anlatan toplumcu sayılabilecek eserler kale­me alır. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Zeyno'nun Oğlu bu dönemin romanlarındandır. 
  • Toplum ve töre romanları: Yazar, özellikle son yılların­da İstanbul'da ve Anadolu'yu, Anadolu'da yaşayan in­sanları konu alır. Doğu - Batı çelişkisini gündeme geti­rir, bu konuya bir cevap arar. Bunu yazarken değişik yörelerin törelerini de sergiler. Romanlarındaki bazı olay ve izlenimler, yazarın hayatından kaynaklanır. Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır bu türden ro­manlardır. 
ESERLERİ: Seviyye Talib, Handan, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Zeyno’nun Oğlu, Sinekli Bakkal, Tatarcık roman;
Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt hikâye; Türk’ün Ateşle İmtihanı anı,
Kenan Çobanları, Maske ve Ruh tiyatro türündeki eserlerinden bazılarıdır.

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

18 yorum

Kısa ve öz. Teşekkürler.

ayyy çokkk iyi

Güzel yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar, umarız faydalı oluyoruzdur...

bu siteye bayıldım! ellerinize sağlık gerçekten çok teşekkürler çok yardımcı oldu :)

(y):D İlginiz ve güzel yorumunuz için öok teşekkür ederiz... Başarılar :)

fefkalade bir sayfa olmuş size minnettarım okulda hoca not
tuturmadığı durumlarda *çok etkili oluyorrr*
çok teşekkürler ...

(y) Yorumunuz için teşekkürler, başarılar dileriz...

ilk roman galiba 16.yy da çıkan Dekameron olması gerek

Yalnız sadece anlamındaysa edat mıydı bağlaç mıydı?

Cok guzel olmus elinize saglik

Çok güzel teşekkürler

Gerçekten çok güzel olmuş

Lol oynayın LoL feedleyin ama LoL oynayın

çok güzel olmuş.
elinize sağlık,bana çok yararı olacak
8-D :D

Teşekkürler, faydalı olmasına sevindik, başarılar diliyoruz size...

Bu güzel dökümanları bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

:) Biz teşekkür eder, başarılar dileriz...

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Sınavlara uzmanıyla hazırlanın!