17 Eyl 2017

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1.Ünite Hikaye Ders Notu, Özeti

Reklamlar

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1.Ünite Hikaye Ders Notu, Özeti-2017-2018

1.ÜNİTE HİKAYE(ÖYKÜ)


HİKÂYE ( ÖYKÜ )
Öykü, yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayları veya durumları ilgi çekici bir biçimde anlatan kısa yazılardır. Öykü, insan yaşamının bir bölümünü yer ve zaman kavramına bağlayarak ele alan düzyazı türüdür. Bir öyküde olay ya da durum söz konusu olmalı; kişilere bağlanmalı; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilmeli; bunlar sürükleyici ve etkileyici bir anlatımla ortaya konmalıdır.

Not: Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.

Hikayenin unsurları: Mekan, zaman, olay, kişiler, dil ve anlatım’dır.


Hikayede Plan: Serim, düğüm, çözüm


HİKAYE TÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI ve GELİŞİMİ

Bu türün kaynağı olarak eski Hint gösterilir ve “Binbir Gece Masalları”ndan beslendiği söylenir. İtalyan yazar Boccacio'nun Decameron adlı eseri, Batıda hikâye türünün ilk örneği olarak bilinir. Bunu İspanyol yazar Cervantes’in çalış­maları izler.

Hikâye, Türk edebiyatında Tanzimat döneminde Batıdan girmiş ve bu türün ilk örnek­leri bu dönemde yazılmaya başlanmıştır.

Emin Nihat'ın Müsameretnâme’si basılan ilk hi­kâyedir. Ahmet Mithat Efendi batılı tarzda ilk öykü örneği Letâif-i Rivâyât'ı yazar.

Daha sonra Sami Paşazade Sezai , Küçük Şeyler adlı eseriyle modern Türk hikâyeciliğinin ilk örneklerini verir.
Türk Edebiyatında Ömer Seyfettin Maupassant tarzı hikâyenin, Sait Faik Abasıyanık da Çehov tarzı hikâyenin öncüsü kabul edilir.


TÜRK EDEBİYATINDA HİKAYE

Tanzimat öncesi tahkiyeli (hikaye edici) eserlerimiz: Dede Korkut Hikayeleri, Köroğlu Destanı, Masallar, Kerem ile Aslı, Mesneviler

Batılı anlamda öykü:
Avrupaî(batılı) tarzda ilk hikâyeler, Tanzimat Edebiyatı döneminde görülür.

İlk öykü yazarları, Ahmed Midhat, Emin Nihat, Samipaşazade Sezai ve Nabizade Nazım’dı.

👉 İlk öykü denemesi, Emin Nihat'ın Müsameretnâme'sidir (1873).
👉 Edebiyatımızda ilk hikâye Ahmet Mithat Efendi'nin ‘Letâif-i Rivayet’idir.

Not: Letaif-i Rivayet (1870-1895): Ahmet Mithat, 1870 yılından itibaren, Letaif-i Rivayat genel adı altında bir dizi de yayımlamağa başladı. Çoğunlukla büyük hikayelerden kuru­lu olmakla beraber, bu diziyi meydana getiren yirmi dokuz kitap arasında üç ro­man (Cinli Han, Bir Acibe-i Saydıyye, Çingene) ve bir de dram (Eyvah!) yer al­mıştır.
Not: Batı tarzı öykünün ilk olgun örneklerini Servet-i Fünûncular vermiştir. (Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf )


HİKAYENİN UNSURLARI

Kişiler:


Öyküdeki olayları ya da durumları kişi veya kişiler yaşar.
Öyküde kişi sayısı azdır.
Öyküdeki kişilerin fiziksel ve ruhsal durumları uzun uzun anlatılmaz; sadece olayla ilgili belirgin yönleri verilir.
Öykü kişileri yalnızca insanlar arasından seçilmez.
Canlı, cansız bütün varlıklar öykünün kişisi olabilir.

Olay:

Öykü kahramanının başından geçen olay veya durumdur.
Öyküde belirli bir düzen içinde verilen olay tektir ve ayrıntılardan arındırılmıştır.
Durum öykülerinde olay yok denecek kadar belirsizdir.
Bu tür öykülerde yazar, olaydan çok,gözlem ve izlenimlerini anlatır.

Zaman:

Olayların başlaması, gelişmesi, son bulması belli bir zamanda olur.
Bazı öykülerde zaman verilmez, sezdirilir.
Öykücü zamanı bir düzen içinde vermeyebilir.
Olayın veya durumun son bulmasından başlayarak olayın başlama noktasına doğru gelinebilir.
Yer:

Öykülerde olay veya durum belli bir yerde geçer.
Çevre, uzun betimlemelerle verilmez; öyküyü ilgilendiren yönüyle verilir.
Olay veya duruma bağlı olarak öyküdeki yer değişse de çevre betimlemesi kısa tutulur.

Dil ve Anlatım:
Öyküde akıcılığı sağlayan dildir.
Bu da yazarın dili kullanma yeteneğine bağlıdır.
Dilin kullanımı yazardan yazara değişir; çünkü her yazarın üslûbu farklıdır.
Öykü, ya birinci tekil kişinin ağzından ya da üçüncü tekil kişinin ağzından anlatılır.
Öyküde bütünlüğü sağ layan öğelerden biri de dil ve anlatımdır.

HİKAYE TÜRLERİ

Durum ( Kesit ) Hikayesi:
  • Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz
  • Belli bir sonucu da yoktur. 
  • Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. 
  • Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.
  • Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için “Çehov Tarzı Hikaye” de denir. 
  • Bizdeki en güçlü temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra’dır.

Olay öyküsü “Maupassant tarzı öykü”

  • Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
  • Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
  • Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
  • Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde gi-derilir.
  • Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.
  • Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.
DEDE KORKUT HİKAYELERİ GENEL ÖZELLİKLERİ


  •  Destan geleneğinden halk hikayeciliğine geçişin ilk ürünüdür. 
  • Asıl adı “Kitab-ı Dede Korkut Âlâ Lisan-ı Taife-i Oğuzan” şeklindedir. 
  • Korkut destanı veya hikâyeleri Orta Asya'da şekillenmeye başlamış; Türklerin Müslüman olmalarından ve Anadolu'ya gelmelerinden sonra din ve çevre motiflerine göre bazı değişikliklere uğramıştır.
  •  12, 13 ve 14. yy.da Doğu Anadolu’da ve Azerbaycan’da yaşayan Müslüman Oğuz boylarının geleneklerini, göreneklerini, iç mücadelelerini, doğaüstü güçlerle, yaratıklarla savaşmalarını ele alır. 
  •  14. ve 15. yy.da yazıya geçirilmiştir. Bu konudaki yaygın kanaat hikâyelerin 14.yy.da yazıya geçirildiği şeklindedir. Hikâyelerin kimin tarafından yazıya geçirildiği bilinmemektedir.(anonimdir) 
  •  Bir önsöz ile 12 hikayeden oluşur. 
  •  Şiir ve düzyazı (nazım-nesir) karışık oluşturulmuştur. 
  •  Hikâyelerde az da olsa masal ve destan unsurları görülür. 
  •  Çok temiz, güzel ve zengin bir kullanılmıştır. 
  •  Anlatım açık, yalın ve durudur. Kesinlik ifade eder. 
  • Hikâyelerde en önemli meziyet kahramanlıktır.
  •  Aileye, çoğalmaya, kadına, çocuğa ve çocuk terbiyesine büyük önem verilir. Kadınların ailenin en önemli unsuru olduğu vurgulanır. Önsözünde dört ayrı tadın tipi çizilir. 
  •  Bütün hikâyelerde dini unsurlar (namaz kılma, dua etme, arı sudan abdest alma) görülür. 
  •  Kahramanlar dövüşlerini, Allah ve peygamber sevgisi için yapar. 
  •  Türk milletinin karakteristik özellikleri; doğruluk, adalet, güzellik yüceltilir. 
  • Misafirperverlik ve cömertlik insanların ortak özelliğidir. 
  •  At, ağaç, su, yeşillik kısaca tabiat çok sevilir. 
  • Kahramanların en büyük yardımcısı atlardır. 
  •  Kadınlar, eşlerine karşı aşırı saygılı ve itaatkârdır. Eşler de kadınlarına önem verir, iyi davranır. 
  • Hikâyelerde, birçok öğüt vardır. Bu nedenle bu hikâyeler didaktiktir. 
  •  Hikâyelerde yaşanan olayların tarihi bilgilerle ilgisi vardır. 
  • Dede Korkut simgesi, hikâyelerin değişmeyen motifidir. Oğuz boylarının başı derde girdiğinde veya sevinçli bir durumu olduğunda "Oğuz bilicisi" Dede Korkut'a danışır; o ne derse o yapılırdı. Çocuklara ad konulacağı zaman Dede Korkut çağrılırdı.
  •  Bu hikayeler, Türk dilinin en güzel örnekleri olduğu gibi, Türk ruhuna, Türk düşüncesine ışık tutan en açık belgelerdir. 
Dede Korkut Hikayelerinin Adları Şöyledir: (Özetleri için hikaye adlarına tıklayınız)

1. Dirse Han Oğlu Boğaç Han
2. Salur Kazan'ın Evi Yağmalanması
3. Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek
4. Kazan Bey Oğlu Uruz'un Tutsak Olması
5. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
6. Kanlı Koca Oğlu Kanturalı

7. Kazılık Koca Oğlu Yegenek
8. Basat'ın Tepegöz'ü Öldürmesi
9. Begin Oğlu Emren
10. Uşun Koca Oğlu Segrek
11. Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkarması
12. İç Oğuz'a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü

Dede Korkut, Oğuz Türklerini, onların inanışlarını, yaşayışlarını, gelenek ve göreneklerini, yiğitliklerini, sağlam karakteri ve ahlâkını, ruh enginliğini, saf, arı-duru bir Türkçe ile dile getirir. Destanlarındaki şiirlerinde, çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır.
Dede Korkut destanlarının kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Güçsüzlerin, çaresizlerin, her zaman yanındadır. Hile-hurda bilmezler, tok sözlü, sözlerinin eridirler. Türk milletinin birlik ve beraberliğini, millî dayanışmayı, el ele tutuşmayı telkin eder.
Yüzyıllar boyu, heyecanla okunan bu eserdeki destanlar, Doğu ve Orta Anadolu'da, çeşitli varyantları ile yaşamıştır. Anadolu'nun birçok bölgelerinde, halk arasında söylenen, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâye ve destanlarda Dede Korkut'un izleri ve büyük etkileri vardır.
Millî Destanımızın ana kaynağı olan Dede Korkut Kitabı’nın bugün elde, biri Dresden'de, öteki Vatikan'da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır. Bu yazma eserlere dayanarak Dede Korkut Kitabı, memleketimizde birkaç kez basıldığı gibi, birçok yabancı memleketlerde çeşitli dillere de çevrilmiştir.

ÖRNEK METİN İNCELEMESİ:

KANLI KOCA OĞLU KAN TURALI HİKAYESİNİN OLAY ÖRGÜSÜ, ÖZETİ,  KAHRAMANLARIN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ, İNCELEMESİ


METNİN OLAY ÖRGÜSÜ
  • Kanlı Koca'nın oğlunu evlendirmek istemesi
  • Oğlunun  yiğit ve mert bir kız istemesi
  • Kanlı Koca'nın  kız aramaya çıkması, bulamaması
  • Kanlı Koca'nın oğlunun aradığı kızı Tırabuzan'a bir tekfurun kızı olduğunu haber etmesi
  • Kan Turalı'nın tekfurdan kız istemeye gitmesi
  • Kan Turalı'nın Tekfurun kızı Selcen'i almak için üç canavarı da öldürmesi
  •  Annesi ve babasını görmeden evlenmek istemeyen Kan Turalı'nın yollara düşmesi
  • Yolda Kanlı Koca'nın uyuması, Selcen'in nöbet tutması, düşmanların saldırması, Selcen'in Kanlı Koca'yla düşmanlarla savaşması
  • Düşmanın bastırıldığını sanan Selcen Hatun'un otağa gitmesi ve geri dönerek zor durumda olan Kanlı Koca'yı kurtarıp yurda dönmeleri
  • Düğün yapmaları, ziyafet vermeleri, Dedem Korkut'un gelip dua etmesi

KAHRAMANLARIN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ:

Kanlı Koca
 Kan Turalı'nın babasıdır. Gürbüz bir erdir. Oğlunun evlenmesini istemektedir.

Kan Turalı
Kimsenin yenemediği üç canavarı yenecek kadar güçlü, yiğit bir kahramandır.  Kendisi gibi bir kız arar. Anne ve babasına düşkündür. Çok gururludur.

Tırabuzan Tekfuru:
 Kafir bir beydir. Kan Turalı canavarları yenince kızını vermek ister, ama kardeşi Kan Turalı'nın yenilmesi için elinden geleni yapar.
Selcen Hatun:
Fevkalade güzel, savaşçı, çok hünerli yiğit bir kızdır. Eşi için düşmanlarla savaşır. Eşini çok sevmektedir.


HALK HİKAYESİ ÖZELLİKLERİ MADDELER HALİNDE...

1-Aşıklar tarafından anlatılan manzum ve mensur böümlerden oluşan anonim ürünlerdir
2-Hikayelerde konu çoğunlukla aşktır. Bunun yanı sıra İslam’ı yayma düşüncesi ile yapılan savaş ve mücadelenin anlatıldığı kahramanlık konulu hikayelerde vardır. Bu dönemde din ve tasavvuf düşüncesi de hikayelerde önemli bir yer tutar.
3-Dil sade, anlatım açıktır.
4-Hikayeler anonimdir. Aynı hikayenin birden çok varyantı bulunur.
5-Hikayeler şiir ve düzyazı karışıktır. Hikaye anlatıcısı olan ozan, halk aşıkları duygunun en yoğun olduğu bölümlerde şiir, türkü okur.
6-Dinin etkisi ile anlatılarda sihir ve büyünün yerini keramet ve mucizeler alır.
7-Olağanüstü özellikler azalmıştır.

Halk hikâyeleri; Türk, Arap ve İran-Hint Kaynaklı olmak üzere üç grupta toplanır:Kaynağı Türk olan hikâyeler: Dede Korkut Hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Emrah ile Selvihan vb.
Kaynağı Arap olan hikâyeler: Yûsuf u Züleyhâ, Leyla ile Mecnun vb.
Kaynağı Hint-İran olan hikâyeler: Ferhat ile Şirin, Kelile ve Dimne vb.

AŞK KONULU ÜNLÜ HALK HİKAYELERİ
Aşk sevginin en yoğun halidir der Mevlana. Yüce bir duygu olarak aşk teması her dönemde edebi eserlerde en çok işlenen konular arasındadır. Türk halk hikayelerinde de meşhur birçok aşk hikayesi vardır. Bunlardan en bilinenleri şöyledir:

👉Kerem ile Aslı Hikayesi
Âşık Garip Hikayesi
👉Tahir ile Zühre Hikayesi
Karacaoğlan ile İsmikan Sultan Hikayesi
👉Arzu ile Kamber Hikayesi
Hurşit ile Mahımihri


ÖRNEK METİN İNCELEMESİ

KEREM İLE ASLI HİKAYESİ AYRINTILI İNCELEME 

ÖZET: 


Kerem, Isfahan şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşiş’in kızı Aslı’yı sever. Şah, Keşiş’ten kızı oğluna ister. Keşiş, Müslüman’a kız vermek istemezse de, şahın dileğini açıkça reddedemediği için bir mühlet diler, mühlet sona ermeden karısını ve kızını alıp memleketten gizlice kaçar. Bunun üzerine Kerem de, Aslı’nın peşinden yollara düşer. Kuzeybatı İran’ın, Kafkasya’nın ve Doğu, Orta ve Güneydoğu Anadolu’nun bir çok şehir, dağ ve yaylalarını böylece dolaşır. Yanında sadık arkadaşı Sofu vardır. Elinde sazıyla, diyar diyar dolaşan bir âşık olmuştur. Her gittiği yerde 
rastladığı kimselere, dağlara, taşlara, ırmaklara, dağlardaki hayvanlara saz çalar, onlardan Aslı’nın izini sorar. Yıllarca süren bu gurbet ateşinde pişe pişe olgunlaşır, keramet sahibi bir “halk âşığı” olur. Tanrı onun her dileğini yerine getirir, önüne çıkan engeller kalkar, dağların karı, dumanı gider, ırmaklar geçit verir, beddua ettiği kimseler ya da nesneler harap olur. Yıllarca kovaladıktan sonra Kayseri’de onlara yetişir. İlkin kızdan yüz bulamaz. Kendi sevgisinin üçte birini olsun Aslı’ya vermesini Tanrı’dan diler; duası kabul olunur, Alsı da Kerem’e âşık olur. Bir gece gizlice kaçmak isterlerse de buluşamazlar. Keşiş’in ahbabı olan Kayseri Beyi’nin adamları Kerem ‘i tutarlar; Kerem “Hak aşığı” olduğunu ispat edince, Bey, Keşiş’e kızı Kerem’e vermesini emreder. Keşiş, Kayseri’den kaçar, Kerem yine peşlerine düşer. Nihayet, Halep’te onlara erişir. Halep Paşası’na kendini sevdirir. Paşa Keşiş’i zorlayarak, kızı Kerem’e vermeye razı eder. İki sevgilinin nikâhları kıyılır. Kızını Kerem’e yâr etmemeğe ahdetmiş olan Keşiş; Aslı’ya, son düğmesine kadar çözüldükten sonra tekrar kendiliğinden iliklenen sihirli bir gömlek giydirir. Kerem, Aslı’nın düğmelerini bir türlü çözemez, ateşli bir ah çeker, yanıp kül olur. Aslı dağılan külleri saçıyla toplarken bir kıvılcım da onu tutuşturur. Böylece, iki sevgilinin ancak külleri birbirine kavuşur.

Kerem ile Aslı Hikayesinin Tahlili: 

Halk hikâyeleri İslami dönemde oluşmuş edebi eserlerdir. Bu hikâyelerde Müslüman halkın sosyal hayatının, kültürel yapısının ve inanışlarının izlerini görmek mümkündür. “Kerem ile Aslı” hikâyesinde Kerem, Müslüman; âşık olduğu kişi keşişin kızıdır. Hikâye boyunca bu dini farklılıktan kaynaklanan çatışmayı görmekteyiz. Kerem’in Hak âşığı olması, keramet (olağanüstülük) göstermesi de hikâyedeki dini anlayışı yansıtır. Hikâyede geçen “şah”, “bey” gibi kavramlar dönemin siyasi yapısını yansıtır. Kerem’in elinde sazıyla diyar diyar gezip şiirler söylemesi ise dönemin sanat anlayışını yansıtır. Bilindiği gibi saz şairleri sazlarıyla gezer ve şiirler söylerler. Ayrıca bu dünyada kavuşamayan âşıkların diğer dünyada kavuşacaklarına dair halk inanışını da bu hikâyede görmekteyiz.

Metin ve Yapı

Anlatmaya bağlı metinler; olay örgüsü, kişi, mekân ve zaman öğelerinden oluşur.
Olay Örgüsü: Hikâye boyunca canlı bir olay akışı göze çarpar. Keşişin kızını alıp uzaklaşması, Kerem’in onlara yetişmesi, Aslı’nın da Kerem’e âşık olması, kaçmak istemeleri, kaçamamaları, evlenmeleri, kavuşamamaları ve her ikisinin de ölmesi… gibi olaylar hikayedeki olay örgüsünü oluşturur. Hikâyede merak öğesi sürekli canlı tutulmuştur.

METNİN OLAY ÖRGÜSÜ MADDELER HALİNDE
METNİN OLAY ÖRGÜSÜ

  • Koca Han ve eşinin çocukları olmaz. Koca Han'ın, Hıristiyan hazinedarı "Keşiş" ile karısı İriskin'in de çocukları olmaz.
  • Sultan, Keşiş karısına “benim bir oğlum, senin de bir kızın olursa, oğluma verir misin?" diye sorar. İriskin de kabul eder.
  • Sultanın nur topu gibi bir oğlu, İriskin'in de nar tanesi gibi bir kızı olur. Oğlana "Ahmet Mirza"; kıza İsa Gülü adını verirler.
  • Keşiş, sözünden cayar ve sultana kızın öldüğünü söyler.
  • Yıllar geçer, Mirza büyür, okula gider. Çok zeki olan Mirza 'ya ders arkadaşı olarak Sofu isimli bir arkadaş verirler.
  • Mirza, ava çıktığı bir gün, bir bahçeye girer. Rüyasında âşık olduğu sözlüsünü görür.
  • Kerem onulmaz bir derde düşer. Babası, Aslı'yı vermesi için Keşiş'e baskı yapar.
  • Keşiş görünüşte razı olur ama düğün günü kızını ve karısını alıp ortadan kaybolur.
  • Kerem de ana babasından helallik alıp can dostu Sofu ile birlikte yollara düşer.
  • Kayseri'ye ulaşırlar.
  • Keşişin karısının dişçilik yaptığını öğrenirler. Kerem diş çektirme bahanesiyle Aslı'yı görmeye gider.
  • Hesna Bacı, Kerem ile Aslı'yı buluşturur.
  • Kayseri Bey'i ve adamları önce Kerem'i yakalarlar. Sonra babasını tanıdığı için Kerem'den özür diler. Keşiş'in gözünü korkutup Aslı'yı vermeye ikna eder.
  • Düğün yapılır.
  • Keşiş, Aslı'nın elbisesine büyü yapmıştır. Geceden sabaha kadar elbisenin düğmelerini çözdükçe düğmeler tekrar iliklenir.
  • Kerem ah çeker. Ağzından çıkan yeşil bir alevle yanıp kül olur. Saçları tutuşan Aslı da yanar ve külleri Kerem'in külüne karışır.
  • Sofu bu külleri Erciyes'in bir köşesine gömer.
  • Küller içindeki iki kıvılcım, ateşten bir çekirdek olup filiz verir, dal verir, ulu bir ağaç olup yedi kat göğe yükselir.

Şahıs Kadrosu ve Özellikleri: 
Olaydaki temel kahramanlar Kerem ile Aslı’dır diyebiliriz. Olayın bütününde bu iki kişinin serüvenini görmekteyiz. Bunun yanında hikâyede ikinci derecede yer alan kahramanlar vardır: İsfahan Şahı, Keşiş, Sofu, Kayseri Bey’i, Halep Paşası. İkinci derecedeki kahramanlar olayın değişik aşamalarında hikâyeye dâhil olurlar.

Kişiler
Özellikleri 
Kerem
Aslı
Aşkları  için her   şeyi göze alan yer yer olağanüstü özellikler gösteren tipler
Hükümdar
Kerem’in babası, adil, güçlü ve cömert
Hanım Sultan
Hükümdarın karısı
Keşiş
Aslı’nın babası
Irıskin
Aslı’nın annesi
Sofu
Kerem’in can dostu
Kayseri Beyi
Ak sakallı ihtiyar



Kişiler
Temsil ettikleri değer
Kerem
Aşık
Aslı
sevgili
Hükümdar
Güç sahibi
Keşiş
Zalim, kötü
Iriskin
Zalim,Kötü
Sofu
Vefalı dost


Zaman 

"Râviyân-ı ahbâr ve nâkilân-ı âsâr şöyle hikâyet ederler ki: O iller bizim iller, orada söylenen diller bizim diller iken İran başka İran, devran başka devranmış..." cümlesi hikâyenin hangi zamanda anlatıldığını net bir şekilde göstermez. Bu sözle­r, "hikâyeleri anlatan ve bu hikâyeleri başkalarına nakleden" anlamına gelen bir kalıp ifadedir. Zaman belirten diğer ifadeler şunlardır: " Şehirlerden Isfahan şehrinde Koca Han derler bir han varmış.", "Aradan dokuz ay, dokuz gün, dokuz saat geçti.", "Akşamın bir vaktinde Pasinler'e girdiler.", "Gel za­man git zaman küller içindeki iki kıvılcım, ateşten bir çekirdek olup filiz vermiş, dal vermiş..."

Mekan ve Özellikleri

Kerem ile Aslı hikâyesindeki mekânlar şunlardır: Bahçe, Lâleli Dağı, Zindan, Okul, Konak, Erciyes, Isfahan, Revan, Pasinler, Kars, Âşıklar kahvesi, Erzurum, Han, Sivas, Hasankale, Kayseri, Çalılık. Bu mekânların bazıları olayların geçtiği yerler olarak, bazıları ise sadece yer adı olarak geçmektedir. Kerem ve Aslı metnindeki mekânlar, hikâyedeki olayların mekânla birlikte değişebildiğini göstermektedir. Eğer hikâyenin mekân özellikleri değiştirilirse olay örgüsü de değişir. Örneğin Kerem, Erzincan'a değil de İstanbul'a gelseydi, hikâyedeki olaylar ve kişiler tamamen değişirdi. "Atlarını bir otele çekip kendileri de bir kafeteryaya girdiler. " şeklinde mekân değişikliği yapılırsa olay örgüsü bozulur.

Çatışma ve Teması

Metindeki temel çatışma, "iyi-kötü, kavuşma-ayrılık " arasındadır. Metnin teması "âşk"tır. Bu tema, yani aşk ve âşıkların kavuşamamaları, Türk edebiyatı geleneğinde çok fazla işlenmiştir. Tema, metindeki temel çatışmanın en kısa ifadesidir.
Metinde üzerinde durulan tema “aşk”tır. Bu aşk öyle yücedir ki âşık kavuşma arzusuyla bütün engelleri aşmaya çalışır. Metinde Halk edebiyatına ait bir aşk anlayışı dile getirilmiştir. Aşk, kahramanı olgunlaştırmış, onu Hak aşığı ve şair yapmıştır. Şair aşkı uğruna sürekli dolaşıp durmuştur.

Temel İletisi: 

Metnin temel iletisi “Aşk insana her şeye göğüs germe ve her zorluğa katlanma gücü veren en yüce edebiyat fatihi duygulardan biridir.” Metindeki olay örgüsü ve kişiler iletinin somutlaştırılmasında ve metnin yapısının bütünlük kazanıp şekillenmesindeki temel unsurlardır.

Dil ve Anlatım: 

Hikâyede halkın anlayabileceği bir dil kullanılmıştır. Halk hikâyelerinde kalıplaşmış olan sözlere yer verilmiştir: Sazı aldı eline, bakalım ne dedi, aldı Kerem, deyip kesti, yola revan oldu gibi. Hikayedeki bazı Türkçe sözcükler bugün kullanılmaz olmuştur: Eyitti (söyledi), andan (ondan), yad (yabancı)… gibi. Yine hikâyede bazı fiiller bugünkünden farklı kullanılmıştır. Varam (varayım), soram (sorayım), halim ne ola (halim ne olacak)… gibi. Yine “yurdun” kelimesi bugünkü Türkçede “yurdunu” şeklinde söylenmektedir. Hikâyede Türkçe kökenli olmayan az sayıda sözcüğe de yer verilmiştir: çeşm, ser… gibi

Metin ve Gelenek

Metin halk hikâyeciliği geleneği içerisinde oluşturulmuştur. Halk hikâyelerinde “aşk” önemli konulardan biridir. Kendilerine “âşık” denen saz şairleri birçok yeri gezerek bu hikayeleri anlatırlardı. Anlatım sırasında olaylar düzyazıyla aktarılır, duygular şiir şeklinde ifade edilirdi. Bu anlatımlar saz eşliğinde gerçekleştirilirdi.

Anlam ve Yorum

Metinde aşk ve aşkın yüceliği, aşk uğruna her türlü zorluğa katlanılması gerektiği dile getirilmiştir. Aşka hemen her toplumda bir yücelik verilmiştir. Aşk o kadar yüceltilmiştir ki aşk hikâyelerine olağanüstülükler karıştırılmıştır. Bu aşk hikâyeleri dilden dile aktarılmış, insanlar acı çeken âşıkların acılarını kendi yüreklerinde hissetmiştir. Halkın hayal gücü, kavuşamayan âşıkları diğer dünyada kavuşturmuş, onların kavuşamamalarını bir türlü kabullenememiştir. Aşk, sevgi gibi kavramlar toplumların kenetlenmesinde, insanların birbirlerine merhametle yaklaşmasında oldukça önemlidir. Bu sebeple de insanlar hikâyelerinde, şiirlerinde ve diğer sanat ürünlerinde bu kavramları canlı tutmaya çalışmıştır.

Metin ve Yazar

Kerem ile Aslı hikâyesi diğer halk hikâyeleri gibi anonimdir. İlk söyleyeni bilinmemektedir. Halkın ortak hislerini yansıtır. Bunu da gerek halktan insanlar gerekse şairler kuşaktan kuşağa aktarmışlar, bunlar daha sonra yazıya geçirilmiştir.


MESNEVİ NEDİR? MESNEVİ ÖZELLİKLERİ


Mesnevilerin yapısı, teması ve edebi değeri ve genel özellikleri:

YAPISI:
Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir .aa/bb/cc/dd/ee/ şeklinde kendi arasında uyaklanan beyitlerin oluşturduğu bir yapısı vardır.(Beyit sayısı sınırsızdır). Beyit sayısı  20-25 bine kadar çıkabilir.Her beytinin kendi arasında kafiyelenmesi hem yazma kolaylığı sağlar hem de daha uzun metinlerin bu şekle uygun olarak kaleme alınmasına imkân tanır. Diğer nazım şekillerindeki kafiye bulma zorluğu şairleri uzun metinlerde bu şekli kullanmaya teşvik etmiştir. Bu nedenle uzun aşk öykülerinde, destanlarda mesnevi kullanılmıştır. Klasik düzende bir mesnevi; tevhid, münacat, na't, miraciye, eserin sunulacağı büyüğe övgü, mesnevinin niçin yazıldığını açıklayan sebeb-i nazm ve hikâyenin anlatımı(ağaz-ı destan) bölümlerinden oluşur.

TEMASI:
  • Aşk, 
  • din ve tasavvuf, 
  • ahlâk ve öğreticilik,
  •  savaş ve kahramanlık, 
  • şehir ve güzelleri, 
  • mizah.
EDEBİ DEĞERİ: 
Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur.Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye 'Hamse' adı verilir. Hamse sahibi olmak bir itibar kaynağıdır. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri: Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev'i-zâde Atâi'dir.

MESNEVİ NAZIM ŞEKLİ ÖZELLİKLERİ MADDELER HALİNDE...
  • Klasik edebiyatta olay çevresinde anlatmaya bağlı edebi metinlerin en önemlisi mesnevidir.
  • Arapça'da ikilik,ikişerlik anlamına gelmektedir.
  • Mesnevi nazım şekli i İran edebiyatında ortaya çıkmış daha sonra Arap ve Türk edebiyatına geçmiştir.
  • Bir şairin beş mesneviden oluşan eserler bütününe ''hamse'' denir.Dünya edebiyatında ilk hamse sahibi sanatçı ''Nizami'' ' dir. Türk edebiyatında ise Ali Şir Nevai'dir.
  • Genelde uzun hikayeler mesnevi nazım şekli olarak kullanılmıştır.
  • Türk edebiyatındaki ilk mesnevi Kutadgu Bilig'tir.
  • Mesnevilerde konuya hemen girilmez. Üç bölümden oluşur:
  • Giriş, konunun işlenişive bitiş bölümüdür.
  • Aruzun kısa kalıpları kullanılarak yazılır.
  • Mesnevilerde ele alınan konular şunlardır; ahlak, savaş,a şk v.b
  • Nazım birimi beyittir.
  • İran Edebiyatından,edebiyatımıza geçmiştir.
  • Her beyit kendi arasında kafiyelidir.
  • Özellikle Divan edebiyatında uzun manzum eserler Mesnevi nazım şekli olarak kullanılmıştır.
  • Türk edebiyatında en önemli mesneviler şunlardır:
  • Kutadgu Bilig(Yusuf Has Hacip), İskendername(Ahmedi), Yusuf ile Züleyha(Şeyyat Havza), Mantıkut Tayr(Gülşehri), Vesiletün Necat(Süleyman Çelebi), Leyla ile Mecnun(Fuzuli), Risaletün Nushiyye(YunusEmre), Cemşidi Hurşit(Ahmedi), Garipname(Aşık Paşa), Harname(Şeyhi), Hüsnü Aşk(Şeyh Galip), Hayriyye(Nabi) ...
  • Mesnevi özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir.
ÖRNEK METİN İNCELEME:

Yunus Emre "Sabır" Şiirinde  Sabırla İlgili Verilen Örnekler, Risalet'ün Nushiyye

İnceleme ve Yazı: @edebiyatfatihinet (Takip et)

Türk edebiyatı tarihinde ilk didaktik mesnevi olan “Risaletü’n Nushiyye” Nasihatler Kitabı"demektir. Aruz ölçüsü ile yazılmış şiirler 573 beyittir. Failatün failün ölçüsüyle yazılmış 13 beyitlik bir başlangıçtan sonra, kısa bir düz yazı vardır. Arkasından ruh, nefis, kanaat, gazap, sabır, haset, cimrilik, akıl gibi konuların işlendiği destanlar gelir.

Aşağıda birkaç beytini verdiğimiz mesnevi şeklindeki metnin tümüne Doç.Dr.Ziya Avşartarafından hazırlanan kitabın PDF'sinden ulaşabilirsiniz. BURADA


Dinle, söyleyeyim sabır hâlini,
Cümle âlem sabra verdi malını.

Tüm bozguncuları mat eder sabır,
O sebepten mutluluk ihsanıdır.

Sabrın her yerde iyiliktir işi,
Dayim azad eder yâd ve bilişi.

Sabırlının devleti dayim kalır,
Sabredenin nasibi fazla olur.

MESNEVİDEN SABIRLA İLGİLİ ÖRNEKLER

 Aşkın Sesi Yunus Emre'nin Risalet'ün Nushiyye adlı mesnevisinde gönül dünyamızı aydınlatan çok samimi öğütleri var. 

Yunus Emre "Sabır" mesnevisinde insan için sabrın  ne denli önemli olduğunu vurgulayıp bunu tarihteki birkaç somut kişi ve olayla örneklendiriyor.

Hz. Yusuf'un kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan sabrederek çıktığını anlatarak Hz. Yusuf kıssasına telmihte bulunuyor. Bilindiği üzre Hz. Yusuf  üvey kardeşleri tarafından kuyuya atılmış, sonra orada konaklayan bir kervandakı birinin dikkati sayesinde fark edilmiş ve oradan çıkarılmıştır.

Sabır mesnevisinde ayrıca Yunus Emre Peygamberimizin Miraç hadisesini örnek veriyor ve şöyle diyor:

Sabırla vardı o Mirac'a varan
Diri iken ölür sabrı başaran


TANZİMAT I. DÖNEM ROMAN VE HİKAYE


  • Teknik açıdan eserler kusurludur.
  • Romantizmden etkilenilmiştir.
  • Konu olarak genellikle yanlış batılılaşma işlenmiştir.
  • Yazarlar romanın akışını kesip, konu ile ilgili kendi düşüncelerini savunmuşlar ve bu şekilde okuyucuya ders vermeyi amaçlamışlardır.
  • Karakterler tek yönlü olarak seçilmiş iyiler daima iyi,kötüler daima kötüdür.
  • Eserlerin sonunda iyiler kazanır ve ödülünü alır, kötüler de kaybeder ve cezalandırılırdı.
  • İlk görüşte aşk, abartılı konular, olağan dışı rastlantılara yer verilmiştir.
  • TANZİMAT II. DÖNEM ROMAN VE HİKAYE
  • Tanzimat ikinci dönemin sanatçıları birinci döneminkilere göre daha başarılı olmuştur.
  • Konu olarak duygusal ve acıklı şeyler işlenmiştir.
  • Realizm ve naturalizm akımları etkili olmuştur.
  • Gözleme dayalı gerçekçi betimlemeler yapılmıştır.
  • Abartılı konular seçilmemiş ve olağan üstü raslantılardan kaçınılmıştır.
  • Olayların akışını kesmemeiş ve kendi fikirlerini öne sunamamışlardır.
  • Konularda genellikle esirlik ve cariyelik işlenmiş; yer olarak ise İstanbul'un zengin kesimi seçilmiştir.


MİLLİ EDEBİYAT HİKAYESİNİN ÖZELLİKLERİ

YAPISI: OLAY ÖRGÜSÜ ,YER ZAMAN VE KİŞİLERDEN OLUŞMUŞTUR.
TEMA: MİLLİ VE MİLLİYETÇİ TEMALAR
DİL VE ANLATIM : SADE VE ANLAŞILIR BİR DİL

GENEL ÖZELLİKLERİ 
  1. Tanzimat ve Servetifünûn döneminde İstanbul'un dışında hemen hemen hiç çıkmayan roman ve hikaye bu dönemde Anadolu'ya da açılmıştır
  2. Bu dönem roman ve hikayecileri eserlerinde yurt sorunlarını gözleme dayalı olarak anlatmıştır
  3. Yakup Kadri ile Refik Halit'in Milli Edebiyata katılması ile bu dönemin hikaye ve romanı daha da güçlenmiştir
  4. Roman ve hikayenin teknik bakımdan son derece geliştiği bu dönemde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır
  5. Yakup Kadiri, Refik Halit, Halide Edip ve Reşat Nuri'nin öncülüğünde “ Memleket edebiyatı” çığırı açılmıştır
  6. Eserlerde kahramanlık, vatan sevgisi, aşk ve Kurtuluş Savaşının zorlukları anlatılmıştır...




1.ÜNİTE DİLBİLGİSİ KONULARI

👉ZARFLAR

Artikel Terkait

15 yorum

;-( Off ben ne yapacağım ? Edebiyat neden bu kadar zor Allah'ım ?

Çok sağolun sınavım var ve notumu kolayca çıkarttım 😊

küçük şeyler adlı eseri samipaşazade sezai yazmıştır orda şemsettin sami yazmışsınız

Çok başarılı olmuş Trabzon/Affan

çok iyi çoook teşekkürler emeğinize sağlık :)

Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederiz arkadaşlar :)(h)

baya gzl ama neden mesnevi yok.

Mesnevi konusunu da örnek metin incelemesiyle ekledik... Katkılarınız için teşekkürler :)

Zügal Candır - #Tarsuslu33

Serveti fünun niye yok

Çok başarılı

Bu sayfayı yeni gördüm sınav için ders notlarına bakmak için bir şey sorucam neden dil anlatım yok filler zarflar yok

Yazınız gayet güzel. Emeğinize sağlık.:)

Leyla ile mecun mesnevidir halk hikayesi değilll

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon