14 Eyl 2019

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2.Ünite Hikaye Ders Notu, Özeti-PDF

Reklamlar

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2.Ünite Hikaye Ders Notu, Özeti-2019-2020

Sevgili takipçilerimiz, 

Bu yazımızda 10. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı hikaye ünitesi özet ders notunu bulabilirsiniz... Özenle hazırladığımız hikaye ünitesi ders notu "Dede Korkut hikayesi, halk hikayesi, halk hikayesinin bölümleri, kaynakları, mesnevi, mesnevinin bölümleri,  önemli mesneviler, cenknameler, Tanzimat, Servetifünun ve Milli Edebiyat Dönemi hikayesinin genel özellikleri" konularından oluşuyor.

Bu özet ders notunu aşağıdaki bağlantıdan PDF. şeklinde güvenle indirebilirsiniz...

Bu ders notu edebiyatfatihi.net tarafından hazırlanmıştır. Aynen veya değiştirilerek hiçbir yerde yayınlanamaz.




2. ÜNİTE HİKAYE


HİKÂYE ÜNİTESİ KONULARI
  • Dede Korkut hikâyesi
  • Halk hikâyesi
  • Mesnevi
  • Tanzimat Dönemi hikâyesi
  • Millî Edebiyat Dönemi hikâyesi
HİKÂYE NEDİR?
Hikâye, yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayları veya durumları ilgi çekici bir biçimde anlatan kısa yazılardır. Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü yer ve zaman kavramına bağlayarak ele alan düz yazı türüdür. Bir hikâyede olay ya da durum söz konusu olmalı; kişilere bağlanmalı, olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilmeli; bunlar sürükleyici ve etkileyici bir anlatımla ortaya konmalıdır.

Not: Hikâyede, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.

Hikâyenin unsurları: Mekân, zaman, olay, kişiler, dil ve anlatımdır.

Hikâyede Planı: Serim, düğüm, çözüm

HİKAYE TÜRLERİ

Durum ( Kesit ) Hikayesi:
  • Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz
  • Belli bir sonucu da yoktur. 
  • Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. 
  • Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.
  • Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için “Çehov Tarzı Hikaye” de denir. 
  • Bizdeki en güçlü temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra’dır.
Olay öyküsü “Maupassant tarzı öykü”
  • Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
  • Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
  • Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
  • Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde giderilir.
  • Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.
  • Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.
HATIRLAYALIM

Hikâye ile İlgili Kavramlar

Konu: Hikâyede ele alınan, üzerinde durulan düşünce, durum veya sorun metnin konusunu oluşturur. Konu, somut bir durumu veya sorunu ifade eder.

Tema: Bir metindeki temel duygu veya kavram “tema” olarak adlandırılır. Temaları ifade eden kavramlar soyuttur. Örneğin yalnızlık, aşk, umut, yaşama sevinci gibi kavramlar bir hikâyede tema olarak işlenebilir

Çatışma: Hikâyelerde, farklı düşüncelere, özelliklere sahip olmaktan veya hayat tarzından dolayı yaşanan anlaşmazlık durumları “çatışma” terimiyle ifade edilir. Edebî metinlerde çatışmalar genellikle birbirine zıt kavramlar, değerler çerçevesinde oluşur. Söz gelişi iyi ile kötü, yoksul ile zengin, idealist ile bir amacı olmayan kişiler, kendi özelliklerinden dolayı hikâyelerde karşı karşıya gelirler. Hikâyeler genellikle bu çatışmaların sergilenmesi ve sonuçlanmasını anlatır. 

KISACA TÜRK EDEBİYATINDA HİKAYE

  • Hikâye, Türk edebiyatında Tanzimat Dönemi’nde Batı’dan girmiş ve bu türün ilk örnekleri bu dönemde yazılmaya başlanmıştır.
  • Edebiyatımızdaki ilk yerli hikâye örnekleri Ahmet Mithat Efendi’nin yazdığı Letâif-i Rivâyât ve Kıssadan Hisse’dir. (1870)
  • Batılı anlamda ilk hikâye Sami Paşazade Sezai’nin Küçük Şeyler adlı eseridir.
  • Türk edebiyatında Ömer Seyfettin Maupassant (Mopasan) tarzı hikâyenin, Sait Faik Abasıyanık da Çehov tarzı hikâyenin öncüsü kabul edilir.
DEDE KORKUT HİKÂYELERİ
  • Destan geleneğinden halk hikâyeciliğine geçişin ilk ürünüdür.
  • Asıl adı “Kitab-ı Dede Korkut Âlâ Lisan-ı Taife-i Oğuzan” şeklindedir.
  • Hikâyelerde anlatılan olayların 9-11. yüzyıllar aralığında oluştuğu ve hikâyelerin 15. yüzyılın sonunda yazıya geçirildiği görüşü yaygındır.
  • Dede Korkut hikâyelerinde Oğuzların kendi iç mücadeleleri, kuzeylerinde yaşayan düşmanlarla yaptıkları mücadeleler, çeşitli olağanüstü varlıklarla karşı verilen mücadeleler ve aşk konuları işlenmiştir.
  • Hikâyelerde nazım(şiir), nesir (düz yazı) iç içedir. Nazım kısmında belli bir ölçü yoktur. Yarım uyak ve aliterasyonlar boldur. Kahramanların karşılıklı konuşmaları genellikle nazım bölümlerinde verilmiştir.
  • 15. yüzyılda kimliği bilinmeyen bir sanatçı tarafından derlenerek yazılmıştır.
  • Hikâyeler birbirlerinden bağımsız olmakla beraber çoğunlukla kahramanları ortaktır.
  • Dil, oldukça sadedir.
  • Aliterasyonlara sıkça yer verilmiştir.
  • Zaman zaman olağanüstü varlık (Tepegöz gibi) ve olaylara yer verilmiştir.
  • Hikâyelerde az da olsa masal ve destan unsurları görülür..
  • Anlatım açık, yalın ve durudur. Kesinlik ifade eder.
  • Hikâyelerde en önemli meziyet kahramanlıktır.
  • Dede Korkut’un kimliği hakkında kesin bilgiler yoktur.
  • Dede Korkut simgesi, hikâyelerin değişmeyen motifidir. Oğuz boylarının başı derde girdiğinde veya sevinçli bir durumu olduğunda "Oğuz bilicisi" Dede Korkut'a danışır; o ne derse o yapılırdı. Çocuklara ad konulacağı zaman Dede Korkut çağrılırdı.
  • Bu hikâyeler, Türk dilinin en güzel örnekleri olduğu gibi, Türk ruhuna, Türk düşüncesine ışık tutan en açık belgelerdir.
  • Dede korkut Hikâyelerini ilk kez, Kilisli Rıfat Bilge, Dresden yazmasının bir kopyasına dayanarak 1916’da yayımlamıştır.
  • Eserin yazma nüshaları Almanya’nın Dresden ve Vatikan kitaplıklarındadır.           
Dede Korkut Hikâyelerinin adları şöyledir:

1. Dirse Han Oğlu Boğaç Han
2. Salur Kazan'ın Evi Yağmalanması
3. Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek
4. Kazan Bey Oğlu Uruz'un Tutsak Olması
5. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
6. Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
7. Kazılık Koca Oğlu Yegenek
8. Basat'ın Tepegöz'ü Öldürmesi
9. Begin Oğlu Emren
10. Uşun Koca Oğlu Segrek
11. Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkarması
12. İç Oğuz'a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü

HALK HİKÂYESİ NEDİR? ÖZELLİKLERİ
  • Âşıklar tarafından anlatılan manzum ve mensur bölümlerden oluşan anonim ürünlerdir
  • Hikâyelerde konu çoğunlukla aşktır. Bunun yanı sıra İslam’ı yayma düşüncesi ile yapılan savaş ve mücadelenin anlatıldığı kahramanlık konulu hikâyelerde vardır. Bu dönemde din ve tasavvuf düşüncesi de hikâyelerde önemli bir yer tutar.
  • Dil sade, anlatım açıktır.
  • Hikâyeler anonimdir. Aynı hikâyenin birden çok varyantı bulunur.
  • Hikâyelerde şiir ve düz yazı karışıktır.
  • Hikâye anlatıcısı olan ozan, halk âşıkları duygunun en yoğun olduğu bölümlerde şiir, türkü okur.
  • Dinin etkisi ile anlatılarda sihir ve büyünün yerini keramet ve mucizeler alır.
  • Olağanüstü özellikler azalmıştır.
Türk Halk Hikâyelerinin Bölümleri

1. Fasıl: Anlatıcının hikâyeye geçmeden önce dinleyiciyi anlatılacak olaylara hazırlamak için
birtakım şiirler, türküler okuduğu, tekerlemeler söylediği bölümdür.
2. Döşeme: Hikâyede olay anlatımına geçmeden önce anlatıcı kişi ve olay
mekânlarını tanıtır. Hikâye zamanından bahseder. Çeşitli rivayetlere değinir.
3. Asıl Konu: Hikâyenin özünü oluşturan olaylar anlatılır. Çoğunlukla asıl kahramanların
öncesi ile hikâyeye başlanır. Bir arayış söz konusudur.
4. Sonuç, Dua: Bu bölümde hikâye ya mutlu ya da mutsuz biter. Çoğunlukla âşıklar birbirine
kavuşamaz. Vuslat öte dünyadadır. Halk hikâyelerinde sadece Âşık Garip mutlu biter.
Hikâye mutlu bitiyorsa “Duvak Kapama” denilen bir muhammes türkü söylenir.
5. Efsane: Hikâyelerin sonunda gerçek hikâyeden bağımsız olaylar anlatılır. Bunlar
kavuşmanın öteki dünyada olduğunu anlatmaya yöneliktir. Efsanelerde sevgililerin
mezarlarında iki gül biter. Bu güller kutsal günlerde birbirine sarılır veya mezar
çevresinde iki kavak ağacı büyür; bu ağaçlara iki kuş konar ve ötüşürler.

Halk Hikâyelerinin Kaynakları
  • Türk kaynaklı hikâyeler: Dede Korkut Hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Emrah
  • ile Selvihan.
  • Arap kaynaklı hikâyeler: Yûsuf u Züleyhâ, Leyla ile Mecnun. Hint-İran kaynaklı hikâyeler: Ferhat ile Şirin, Kelile ve Dimne.
  • Hint-İran kaynaklı hikâyeler: Ferhat ile Şirin, Kelile ve Dimne.
CENK-NAME NEDİR?
Cenk-nâme, yani gazavat-nâme türü Türk edebiyatında başta Hz. Ali olmak üzere Hz. Muhammed, sahabeler etrafında dönen; genellikle Müslümanlarla, Hristiyanlar ve dine inanmayanlar arasında cereyan eden; hadiseleri, mübalağalı, mucizevî ve gerçekleşmesi mümkün olmayan olaylarla anlatan edebî bir türdür.

Hazreti Ali çevresinde teşekkül eden cenknâmeler, 13. yüzyıldan itibaren Anadolu sahasında tercüme, telif ve adapte yoluyla işlenmiştir. Sözlü gelenekte var olan cenknâmeler, daha sonra yazıya
geçirilmiştir. Cenknâmelerin büyük bir kısmının günümüzde yeniden ele alınıp hikâyelere konu edilmesiyle bu eserler, modern Türk hikâyeciliğine kaynaklık etmiştir.

Cenknâmeler; şekil bakımından nazım, nesir veya nazım-nesir karışık olarak kaleme alınmıştır.
Hz. Ali, olaylarda sürekli sahnede kalan örnek cengâver-gazi tipini temsil etmektedir. Müslim-gayrimüslim mücadeleleri fikri üzerine kurulmuş cenknâmelerde Müslim ve gayrimüslim olmak üzere iki tip vardır. Somut veya hayalî varlıklar cenknâmelerde sürekli sahnededir.

MESNEVİLER

Tanımı: Her beytinin dizeleri kendi arasında kafiyeli, aruz vezninin kısa kalıplarıyla yazılan, divan şiirinin en uzun nazım biçimine mesnevi denir. Mesnevi İran edebiyatının ürünüdür. Ancak Türk edebiyatına ait mesnevi­ler en az İran edebiyatındakiler kadar güzeldir.

Divan şiirinde anlam ve kavramlar bir beyitte tamamlandığı için şair, her beyte iki uyak bulmak zorunda olduğundan, mesnevi en kolay nazım biçimi sayılır. Bu nedenle mesnevi kısa konularda pek kullanılmamıştır.

Mesnevinin Bölümleri
  • Dibace: Mesnevinin ön sözüdür. Manzum veya mensur olabilir.
  • Tevhid: Allah’ın birliği ve bütünlüğü anlatılır.
  • Münacaat: Allah’a yalvarış ve yakarışlarda bulunulur
  • Naat: Hz. Muhammed (S.A.V.) övülür
  • Miraciye: Miraç olayı anlatılır
  • Medh-i çihar-yâr-i güzîn: Genellikle dört halife övülür. Dört halife dışında devrin büyükleri de övülebilir.
  • Medhiye: Mesnevinin sunulacağı kişiye övgüler bulunur.
  • Sebeb-i telif: Mesnevinin yazılış nedeni belirtilir.
  • Âğâz-ı dâstan: Mesnevinin asıl konusunun bulunduğu bölümdür.
  • Hatime: Mesnevinin bittiğini belirten bölümdür.
Mesnevinin Özellikleri
  • Her beyti kendi arasında kafiyelidir. Yani beyitler aa, bb, cc, dd... şeklinde kafiyelenir.
  • Bu şiirlerde konu ve beyit sayısı bakımından sınır olmadığı için divan şairleri bu tür ile uzun şiirler yazmışlardır. Örneğin Mevlana’nın Mesnevi’si 25.700 beyittir.
  • Edebiyatımıza İran edebiyatından geçmiştir.
  • Mesnevide beyitler, kendi içinde anlam birliğine sahiptir, beyitler arasında konu birliği gözetilir.
  • Her beytin ayrı ayrı kafiyelenişi yazma kolaylığı sağlar.
  • Uzun mesnevilerde monotonluğu ortadan kaldırmak için hikâye kahramanının ağzından söylenen gazellere de yer verilmiştir.
  • Bazı şairler beş veya beşten fazla mesnevi yazmışlardır. Bunlar da ayrı isimlerle anılır. Beş mesnevi­nin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş esere hamse denir. Ali Şir Nevâî, Taşlıcalı Yahya, Hamdullah Hamdi, Nergisî hamse şairlerinden bazılarıdır.
  • Aruzun kısa kalıpları ile yazılır.
  • Edebiyatımızda mesnevi türünün ünlü isimleri şunlardır: Fuzûlî, Şeyhî, Nâbî, Şeyh Galip.
Türk Edebiyatında Mesnevi
Türk edebiyatında ilk mesnevi, 11. yüzyılda Yusuf Has Hacib’in yazdığı Kutadgu Bilig “Kutlu Olma Bilgisi” adlı eseridir. 

13. yüzyılda Mevlânâ Celâleddin Rumî’nin, yazıldığı nazım şekliyle anılan büyük eseri, Mesnevî-i Mânevi’si Farsça olduğu hâlde, Türk şairleri üzerinde yüzyıllar boyunca bıraktığı geniş etkisi bakımından sözü edilmeye değer çok önemli bir eserdir. Bu yüzyıl sonunda Şeyyad Hamza’nın Yûsuf u Züleyhâ mes­nevisi edebiyatımızın ilk aşk mesnevisidir.

14. yüzyılda
Kutb’un, Nizamî hamsesinden yararlanarak ve kendisinden çok şeyler katarak yazdığı, Husrev i Şîrîn mesnevisi de daha sonra birçok kez yazılacak olan Hüsrev ü Şirin hikâyelerinin ilkidir. Büyük mutasavvıf şair Yunus Emre’nin Risâletü’n-Nushiyye adlı eseri ahlaki ve öğretici, küçük bir mesnevidir.

15. yüzyıldan başlayarak mesnevi, Türk edebiyatında hızlı bir gelişme göstermiştir. Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât’ı, ayrıca yüzyılın büyük şairlerinden Germiyanlı Şeyhî’nin Genceli Nizâmî’den etkilenerek yazdığı Hüsrev ü Şîrîn mesnevisi dönemin tanınmış mesnevileridir.

16. yüzyıl, Türk edebiyatında en büyük mesnevi şairlerini yetiştirmiştir. XVI. yüzyılın bütün öteki nazım şekillerinde olduğu gibi mesnevide de üstadı Fuzûlî’dir. Beng ü Bâde ve Leylâ vü Mecnûn adlı mesnevileriyle de mesnevi edebiyatımıza birer şaheser kazandırmıştır.

17. yüzyılın başlıca mesnevi şairleri Ganîzâde Nâdirî, Nev’îzâde Atâ’î ve Nâbî’dir. Mesnevide bu yüz­yılın en büyük şairi olarak Nâbî’yi saymak gerekir. Nâbi; Hayriyye, Hayrâbâd ve Sûrnâme adlı mesnevile­riyle haklı bir ün kazanmıştır.

18. yüzyılda mesnevi şairi olarak Şeyh Galip, Sümbülzade Vehbi ve Enderunlu Fâzıl belli başlı isim­lerdir. Bu yüzyılda yeni ve daha değişik konular ele alınmıştır.

TANZİMAT DÖNEMİ HİKÂYELERİNİN ÖZELLİKLERİ 
  • İlk hikâyelerde meddah tarzının etkisi ve tekniği görülür
  • Eserler genelde duygusal, acıklı konular üzerine kurulmuştur.
  • Yanlış Batılılaşma (alafrangalık özentisi) tutsaklık, cariyelik, zorla evlendirilme, kadın-erkek eşitsizliği, ahlaki ve sosyal konular sıklıkla işlenmiştir.
  • Başlangıçta Fransız hikâyecileri örnek alınmıştır.
  • Tanzimat 1. Dönem sanatçıları romantizm etkisiyle ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla edebi eserleri bir araç olarak kullanmışlardır, bu yüzden eserlerin çoğu teknik açıdan kusurludur.
  • Halka seslenen yazarlar nispeten sade dille; aydın kişilere seslenen yazarlar ise ağır bir dille yazmışlardır.
  • Tanzimat edebiyatı birinci döneminde “romantizm”, ikinci dönemde ise “realizm” ve “natüralizm” akımının etkisi görülür.
  • Olayların geçtiği mekânlar çoğunlukla İstanbul ve semtleridir.
  • Eserlerde kişiler romantizmin etkisiyle tek yönlü ele alınmıştır. İyiler tamamen iyi, kötüler de tamamen kötüdür.
  • Yer ve çevre tasvirleri çoğu zaman eseri süslemek için yapılmıştır.
  • Hikâyeler gazetelerde bölümler halinde yayımlanarak okuyucuya ulaştırılmıştır.


SERVETİFÜNUN HİKÂYESİ GENEL ÖZELLİKLERİ (1896-1901)
  • “Sanat sanat içindir.” anlayışına bağlı kalınmış, halka seslenmek düşünülmemiştir.
  • Maupassant tarzı (olay hikâyesi) hikâye tercih edilmiştir
  • Aşk, kadın, evlilik, tabiat, yalnızlık ve ümitsizlik gibi bireysel temalar işlenmiştir.
  • Olaylar genelde İstanbul’da geçer. (II. Abdülhamid devrinde gezi özgürlüğü olmadığından sanatçılar, İstanbul dışındaki yerleri yeterince tanıyamamışlardır.
  • Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların kullanıldığı, tasvir tahlillerin yapıldığı, edebi açıdan ustalık isteyen bir dil kullanılmıştır.
  • Geleneksel hikâye tarzı bırakılmış, Batılı tarzda hikâyeler yazılmıştır.
  • Realizm ve natüralizm etkileri görülür.
  • Teknik kuvvetlenmiş, gereksiz tasvirler yapılarak ya da gereksiz bilgi verilerek hikâyenin akışı kesilmemiştir.
  • Yazar eserde kişiliğini gizlemiştir. Olaylar yazarın gözüyle değil, eser kişilerinin bakış açısıyla verilmiştir.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ HİKÂYE ÖZELLİKLERİ (1911-1923)

  • Tanzimat’ta başlayan Servetifünun’da olgunlaşan hikâye, Millî edebiyat Dönemi’nde dilde sadeleşme hareketleriyle bir hayli gelişmiştir. 
  •  Millî edebiyat hikâye yazarları her şeyden önce İstanbul’un dışına çıkarak yani Anadolu’ya giderek Anadolu insanı konu edinmişlerdir.
  • Bu dönem hikâyecileri eserlerinde yurt sorunlarını gözleme dayalı olarak anlatmıştır.
  • “Sanat toplum içindir.” anlayışıyla eserler verilmiştir.
  • Genellikle yazarlar, kendi yaşadıkları zamanı hikâyelerinde kullanmışlardır.
  •  Özellikle o dönemde olaylar, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı veya Kurtuluş Savaşı zamanlarında geçmektedir. Bazen de millî şuur ve Osmanlı döneminin güçlü olduğu zamanlardan hikâyeler yazmışlardır.
  • Bu dönemde en çok işlenen konular; yurtseverlik, cehalet, halkın çektiği acılar, çağdaşlaşma ve geri kalmışlık gibi temalardır.
  • Hikâyenin teknik bakımdan geliştiği bu dönemde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
  • Bu dönemin hikâyelerinde kişi kadrosu zenginleşmiş, toplumun her kesiminden insan hikâyelerde işlenmiştir. Kahramanlar, hem ruhsal hem de fiziksel betimlemeleriyle yaşadıkları çevre içerisinde işlenmiştir
  • Millî Edebiyat Dönemi’nin Ömer Seyfettin’den başka önde gelen hikâyecileri; Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Aka Gündüz, Reşat Nuri Güntekin’dir.
BİYOGRAFİLER

SAMİ PAŞAZÂDE SEZAİ (1860-1936)
  • Edebi Kişiliği 
  • Edebiyatımıza ilk küçük hikayeyi getiren Tanzimat edebiyatı roman ve öykü yazarıdır.
  • Romanımızı realizme yönelten bir sanatçıdır.
  • Birçok türde eser vermesine rağmen asıl ününü realist roman ve hikayeleriyle kazanmıştır.
  • Batılı anlamdaki ilk hikaye örnekleri olan Küçük Şeyler onun eseridir.
  • Sergüzeşt adlı romanı Fransız realizminin izlerini taşır. Esir ticaretinin sosyal hayattaki yeri realist bir yaklaşımla anlatılır. Eserde, Dilber adlı bir kızın yaşam mücadelesi ve Nil nehrine atlayarak intihar etmesi anlatılır. Sanatçı, Servetifünun romanına bu eseriyle zemin hazırlamıştır.
  • Hikaye ve romanlarında halkın içinden kahramanları, kendi dilleri ve günlük yaşamlarıyla vermiştir.
  • Hikayelerinde romanlarından daha güçlü bir teknik vardır.
  • Şiirde romantizmin roman ve hikayelerinde realizmin etkisi görülür. 
  • Sami Paşazade Sezai "sanat için sanat" anlayışını benimsemiştir.

ESERLERİ:

ROMAN:

Sergüzeşt (1889)

ÖYKÜ:



Şir (Arslan, 1879)

SOHBET-ELEŞTİRİ-ANI

Rumuzu’l- Edeb (1900), İclal (1923)

ÖMER SEYFETTİN (1884 – 1920)
  • Maupassant (klasik vak'a hikayesi) tarzı olay hikâyeciliğinin bizdeki en büyük ismidir.
  • Hikâyeciliği meslek olarak gören ilk sanatçıdır.
  • Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” maka­lesiyle dilin sadeleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.
  • Uzun cümlelerden, söz oyunlarından, yabancı sözcük ve tamlamalardan kaçınmış, konuşma ve yazı dili arasında bir uyum kurmaya çalışmıştır.
  • “Toplum için sanat” anlayışıyla milli değerlere yönelmenin önderliğini yapmıştır.
  • Realizm akımının etkisi altındadır.
  • Hikâyelerinde milli’ bilinci uyandırma ve güçlendirme amacı taşımıştır.
  • Mizahtan da yararlanarak toplumdaki aksayan yönleri eleştirmiştir; bu bakımdan hikâyeleri toplumsal hiciv ka­rakteri taşır.
  • Konuşma dilini yazı diline uygulamayı amaçlamıştır.
  • Hikâyeleri teknik açıdan zayıftır, tasvirlere, psikolojik tah­lillere önem vermez, daha çok olayı ön plana çıkarır.
  • Hikayelerinin konularını
  • Milli tarih (daha çok Osmanlı tarihi)
  • Çocukluk anıları
  • Askerlik anıları ve günlük hayat oluşturur.
  • Kısa cümlelere dayanan okurun dikkat ve heyecanını canlı tutan bir anlatımı vardır.
  • Hikâyelerinde menkıbe, efsane, destan, halk fıkraları ve tarihten yararlanmıştır.
  • Kitaplaştırmadığı az sayıda şiiri de vardır.
  • Efruz Bey ve Yalnız Efe adlı eserleri “uzun hikâye”, “roman” olarak da değerlendirilmektedir.
  • Yüz elliden  fazla hikayesi vardır. 
ESERLERİ:

Yalnız Efe, Ashâb–ı Kehfimiz, Harem, Efruz Bey, Bomba, Yüksek Ökçeler, Falaka, Beyaz Lale, Gizli
Mabed eserlerinden bazılarıdır.

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

19 yorum

;-( Off ben ne yapacağım ? Edebiyat neden bu kadar zor Allah'ım ?

Çok sağolun sınavım var ve notumu kolayca çıkarttım 😊

küçük şeyler adlı eseri samipaşazade sezai yazmıştır orda şemsettin sami yazmışsınız

Çok başarılı olmuş Trabzon/Affan

çok iyi çoook teşekkürler emeğinize sağlık :)

Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederiz arkadaşlar :)(h)

baya gzl ama neden mesnevi yok.

Mesnevi konusunu da örnek metin incelemesiyle ekledik... Katkılarınız için teşekkürler :)

Zügal Candır - #Tarsuslu33

Serveti fünun niye yok

Çok başarılı

Bu sayfayı yeni gördüm sınav için ders notlarına bakmak için bir şey sorucam neden dil anlatım yok filler zarflar yok

Yazınız gayet güzel. Emeğinize sağlık.:)

Leyla ile mecun mesnevidir halk hikayesi değilll

Çok çok uzun ama yine de güzel ellerinize sağlık hihi :) (y) (h)

bazı yanlıslar var ama yinede iyi

Muhteşem, cok yararlı. Yazılı için birebir...

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Edebiyat yazılılarında başarınızı artırın, kanalımıza abone olun!