KISKANÇLIKLA İLGİLİ İBRETLİK ÖYKÜLER

Sevgili takipçilerimiz , bu yazımızda s kıskançlık temalı ibretlik kısa hikayeleri paylaşıyoruz... 
KISKANÇ ÖĞRENCİ
Sınıfların birinde zeki ve kıskanç bir öğrenci varmış. Bu öğrenci diğerlerinin başarılarını sabote etmeye çalışırmış. Konuşurken sözünü keser, başkalarının defterlerini karalarmış.
Öğretmen durumu fark edince öğrenici tahtaya kaldırmış ve neden böyle davrandığını sormuş. Öğrenci itiraf etmiş:

-Öğretmenim kimsenin benim kadar başarılı olmasını istemiyorum. Bu nedenle başkalarına zarar  veriyorum.
 Öğretmen tahtaya eşit büyüklükte iki çizgi çizmiş. Öğrenciye:
-Bak burada aynı uzunlukta iki çizgi var. Birisi benim öbürü de senin olsun. Seninkinin daha uzun olması için ne yaparsın ?
-Sizin çizgiyi silgiyle kısaltırdım öğretmenim.
Öğretmen:
-Bunun bir yolu daha var üstelik senin metodundan daha akıllıca, demiş ve tebeşirle öğrencisinin çizgisinin boyunu uzatmış.
-Bak bu şekilde benim çizgim seninkinden daha kısa oldu, hem de senin çizgin eskisinden daha uzun oldu. Başkalarından daha başarılı olmak istiyorsan onları sabote etmek yerine daha çok çalışmalı ve kendi yeteneklerini geliştirmelisin.
www.edebiyatfatihi.net
2.HİKAYE
KISKANÇLIK

Günün birinde bir sarmaşık ,bir ağaç bir de güneş varmış...Ağaç güneşi severmiş,Güneş de ağacı.Sarmaşık kıskanıp dururmuş  bunları, hep ağaç bana baksın istermiş.Her gün ağacı biraz daha çok sıkarmış (o sarılıyorum sanırmış)bana baksın diye. Ama ağaç bakmazmış güneşi izlemeyi ve onu gerçekten sevdiği için... 

  En sonunda bir gün uyandığında ağacın onu seyrettiğini görmüş.Önce sevinmiş ; ama sonra üzülmüş.Neden biliyor musunuz? Hani sarmaşık ağacı her gün sıkıyordu ya. En sonunda öldürmüş ağacı. Sonra anlamış iş işten geçtikten sonra. Kıskançlık onu da kendisini de öldürmüş. O da dayanamamış ölmüş. Bir güneş kalmış acılı yüreğiyle sadece ; ama nefret duymamış hiç sarmaşığa. Bunu da bilin...


3.HİKAYE

Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı.
Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve apartmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi.
Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı.
Ev sahibi de küçük boylu limon ağacından ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi.
Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağaçlarının altında yer kalmıştı.
Bir an önce filizlenmek zorunda olan tohumlar, limon ağaçlarının yanına gelerek onların altında yeşermek için izin istedi.
Büyük ağaç, iyice kasılarak: —Böyle bir şey asla mümkün olamaz, diye atıldı. Bizler kuru kalmayı pek sevmeyiz. Eğer dibimde çoğalırsanız, suyu emip beni kurutursunuz.
Aslında büyük ağacın çekindiği başka bir şey daha vardı. Çiçekler rengarenk açtıklarında, limon ağacının sarıya çalan beyaz çiçekleri sönük kalacak ve bahçe sahibinin gözündeki değeri azalabilecekti.
Oysaki ağacın, kendinden güzel olanlara hiç mi hiç tahammülü yoktu.
Küçük ağaç, uzun boylu arkadaşının tohumlara verdiği cevabı beğenmemişti. Çünkü o, kendisine hayat verenin, o hayat için gerekli olan suyu da vereceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden, aklına bile gelmiyordu susuzluk.
Tohumların teklifini kabul ederken: —Sizlerle birlikte olmak, bana mutluluk verir, dedi. Böylelikle yalnızlık da çekmeyiz.
Büyük ağaç bu işten hoşlanmamıştı. Fakat küçük olanı: —Güzel yaratılanlardan kimseye zarar gelmez, diye tekrarlıyordu. Güzellerden güzellikler doğar sadece.
Küçük limon ağacı altında filizlenen tohumlar, bir kaç hafta içinde cennet çiçekleri gibi açıp bütün bahçenin göz bebeği haline geldi. Bu arada ağaç, elinden geldiği kadar kendilerine yardımcı olmaya çalışıyor ve çiçeklerin sevdiği yarı güneşli ortamı sağlamak için, eski yapraklarını döküyordu.
Çiçekler, kısa bir süre sonra mis gibi kokular yaymaya başladı. Bahçe sahibi, o ana kadar hiç duymadığı bu kokunun nereden geldiğini araştırdığında, davetsiz misafirleri bularak hayrete düştü.
Adam, ancak rüyalarında görebildiği bu çiçeklerin güzelliğini devam ettirebilmek için sabahları artık daha erken kalkıyor ve onları en kaliteli gübrelerle besleyip bol bol suluyordu. Küçük limon ağacı, köklerinin en ince ayrıntılarına kadar ulaşan bu suları çiçeklerle birlikte içiyor ve büyük bir hızla serpilip büyüyordu.
Çiçekleri sevgiyle kucaklayan ağaç, ertesi bahara kalmadan o civarın en büyük ağacı haline geldi ve birbirinden güzel kelebeklerin ziyaret yeri oldu.
Daha sonra da kendi çiçeklerini açarak bahçenin güzelliğine güzellik kattı.
Şimdi küçük ve yalnız kalmış olan limon ağacı ise, komşusuna duyduğu kıskançlıkla için için kuruyordu

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.