10. SINIF DİL ANLATIM DERS NOTLARI TÜMÜ


                                     

10. SINIF DİL ANLATIM DERS NOTLARI 

SUNUM

 Sunum: Bilgileri yenilemek, pekiştirmek, hatırlatmak, önemli noktalarını  vurgulamak; deney, anket gibi etkinliklerin sonuçlarını  ilgililere  duyurmak için yapılan planlı bilgilendirme faaliyetlerine sunum denir.
Sunumda amaç: Bilgileri yenileme,araştırma ve anket sonuçlarını değerlendirme ve duyurma,bilme katkıda bulunmadır.
Sunum teknikleri: Yazılı sunumlar. Görsel sunumlar. Hem yazılı hem de görsel sunumlar. Slayt tekniğiyle  sunum yapma. Şema, grafik, fotoğraf ve harita gibi görsellerden yararlanma.
Slayt hazırlama: İlk slaytta sunumu yapılacak konu tanıtılır.Diğer slaytlarda ele alınacak konunun özetine veya ana hatlarını içeren bilgilere ve görsellere yer verilir. Slaytlarda ayrıntılara yer verilmez. Son slaytta kaynaklar belirtilir. Slaytlar çarpıcı olmalıdır. Uzaktan okunacak özellikte olmalıdır. Slaytların akışı konuşmacının sözleriyle paralel olmalıdır.
Sunumdan önce yapılacak hazırlıklar:
a) Sunumun içeriği, planı, sunum yapılacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanır.
b)Sunumun süresi belirlenir ve prova yapılır.
c) Sunum yeri önceden gezilir ve teknik araç ve gereçler kontrol edilir.
d) Ortama uygun bir kıyafet giyilir.
Sunum sırasında uyulması gereken kurallar:
a) Ciddi, ağırbaşlı, saygılı, derli toplu olmalıdır.
b)Bir sunucu yoksa kendini  ve sunumu yapacağı konuyu kısaca tanıtmalıdır.
c)Ses tonuna, jest ve mimiklere dikkat etmelidir.
ç) Sahneyi ve kürsüyü rahat kullanmalı, izleyicilerle göz teması kurmalı ve vücut dilini kullanmalıdır.
d)  Zaman zaman soru sorarak, görüş alarak izleyicileri konunun içine çekmelidir.
e) Dili etkili, açık ve akıcı kullanmalıdır.
f) Sözlü ifadeler ile  görsel öğeler( slayt)  eş zamanlı olmalıdır.
g) Sunum sonunda izleyicilerin soru sormasına veya görüş belirmesine ( forum) fırsat  tanımalıdır.
ğ) Teşekkür ederek  sunumunu bitirmelidir.

                                                                                                TARTIŞMA

 Bir konu çevresinde lehte ve aleyhte karşılıklı düşünceleri ortay koyma, çözüm üretme; gerçek , doğru ve güzel olanı arama etkinlidir.

Tartışma başkanının görevleri: 

*Konuyu ortaya koyup sınırlamalıdır.
*Tartışmacıların konuşma sırasını ve süresini  eşitlik ilkesine göre belirlemeli ve yönetmelidir.
*Tartışmacıların saygınlık ve hoş görü içinde bulunmalarını sağlamalıdır.
*Tartışmanın bir sonuca bağlanmasını sağlamalı ve bunu bir rapor haline getirmelidir.
Tartışmanın özellikleri ne tartışmada uyulması gereken kurallar:
*Karşılıklı saygı ve hoşgörü olmalıdır.
*Nazik, sabırlı olmalı; konuşma kurallarına, verilen zamana ve konuşma sırasına  uymalıdır.
*Peşin hükümlerden kaçınmalı  ve herkesin bildiği kesin yargıların üzerinde  sürekli durulmamalıdır.
*Konu sınırlandırması yapılmalı ve konu dışına çıkılmamalıdır.
*Başkanın  yönetimine uygun davranılmalıdır.
*Tartışma konusu güncel olmalıdır.
*Konunun tartışılacak yönleri bulunulmalıdır.
*Tartışma sonuçları  basın yoluyla halka duyurulabilir.
*Tartışmalar basına ve halka açık olabilir.

*Basın ve topluluk karşısında yapılanlara  topluma açık tartışmalar,  diğerlerine ise topluma kapalı tartışmalar denir.

Topluma açık tartışmalar: Açık oturum, panel, forum, münazara.
Topluma  kapalı tartışmalar: Çeşitli kurum ve kuruluşların yönetim kurulu toplantıları, Milli Eğitim Çalıştayı, Bakanlar Kurulu Toplantıları, Apartman veya Site yönetimi toplantıları vs. Sonuçlar daha sonra basın sözcüsü aracılığıyla  veya yazılı olarak duyurulabilir.

 Panel: Az sayıda tartışmacının küçük bir salonda veya televizyonda bir başkan yönetiminde sohbet havasında tartışmalarıdır.Ortak bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.
Açık oturum: Bir başkan yönetiminde foruma göre daha çok  tartışmacının bir konu hakkında karşı görüşleri çürütmek ve bir sonuca varmak için yaptıkları  iddialı tartışmalardır.Tartışma sonuçları başkan tarafından ortak bir karara bağlanır ve  rapor haline getirilir.
Münazara: Eşit sayıda katılımcının oluşturduğu  grupların bir başkan yönetiminde   kendilerini jüriye beğendirmek için  denk iki konu hakkında sınıf bağlamında yaptıkları eğitici tartışmalara denir. 
Sempozyum: Bir konunun farklı yönlerinin farklı konuşmacılar tarafından ele alındığı, karşılıklı tartışmaların yapılmadığı içlerinden birinin başkanlık yaptığı bilgi şölenidir. Birden çok oturum yapılır ve her defasında başka biri başkanlık eder. Bildiri sunma şeklinde gerçekleşir. (Uyarı: Tartışmasız toplantıdır.)




                                                                            ANLATIM VE ÖZELLİKLERİ:

Tema: Metinde asıl vurgulanmak istenen duygu veya düşüncedir.Soyut ve genel bir kavramdır.  (Ayrılık, acı, sevgi, aşk, gurbet, savaş, kahramanlık, adalet, eşitlik vs.)
Konu: Metinde geçen asıl temanın kişi yer, zaman ve bakış açısı gibi terimlerle sınırlandırılmış halidir.Adeta metnin bir cümleyle özetlenmesidir.
Örnek:“Metnin konusu, günümüz gençliğinin dostluğa verdiği önemdir.”  (Dostluk teması, günümüz, gençlik ve önem vermek unsurlarıyla sınırlandırılmıştır.)
Konu cümlesi: “Romanda, Batı'nın yaşam tarzına özenen bir ailenin yavaş yavaş çöküşü anlatılır.”  (Yaprak Dökümü)
Üslup cümlesi: Şairin,şiirlerinde oldukça az kullanılan sözcüklere ve deyimlere yer vermesi dikkati çeker.
                      KONU SINIRLANDIRMASI:

Genelden özele: Bütünden parçaya gidilir. Tümden gelim yöntemi uygulanır.
Örnek: Varlık-canlı- bitki- ağaç- çam ağacı     
            Türk Edebiyatı- Türk Halk Edebiyatı- Aşık Edebiyatı-  16. YY Aşık Edebiyatı- Köroğlu- Köroğlu Hikayeleri (Büyükten küçüğe sıralanmıştır.)

Özelden genele: Parçadan bütüne gidilir. Tüme varım yöntemi uygulanır.
Örnek: ses-hece-kelime- kelime grubu- cümle- paragraf-metin   ( Küçükten büyüğe sıralanmıştır.)
Konuyu,  konu  maddesini ve bakış açısını bularak sınırlama:
 Örnek : “Hangi kitapları okumaktan hoşlandığınızı belirten bir kompozisyon yazınız”
Konu maddesi: Kitap. ( Yazı, kitap merkezli olacaktır.)
Bakış açısı:  Yazı “ hoşlanmak” açısıyla oluşturulacaktır. Mesela, hoşlanmadığı kitaplardan bahsederse konu dışına çıkmış olacaktır. ( Kompozisyon Sanatı,S. K. Karaalioğlu)
Konu;  yer, kişi, zaman ve bakış açısıyla da  sınırlanır. Bu durum, aslında temanın konuya dönüşürken  uğradığı somutlaştırmadır.


                           DÜŞÜNCE YAZISI PLANI:
Başlık: Her yazının bir adı, başlığı olmalıdır. Bir veya birkaç kelime olabilir. Başlık yazıyı bir şemsiye gibi örtmeli, içine almalıdır. Yazı başlığı konuyu sınırlamanın bir başka yoludur.

Giriş: Yazı konusu kısaca tanıtılır. Yazının vitrinidir. Çarpıcı bir giriş yaparsak kişide yazının devamını okuma isteği uyandırır.Tıpkı etkili ve güzel düzenlenmiş bir mağaza vitrininin  içeri girme isteği uyandırması gibi…

Gelişme: Girişte tanıtılan konunun açılımı yapılır. Açıklama, örnekleme(buluş), tanık gösterme, karşılaştırma, tartışma gibi yöntemlerden yararlanılır. 

Her yeni buluş için ayrı paragraf kullanmalı ve sınırlama yaparak yazmalıdır.

Paragraflar kendi içinde de bir kompozisyon bütünlüğü taşımalıdır.Çok cümleli bir paragraf ise  ilk cümle giriş, son cümle sonuç, ara cümleler ise gelişme cümleleri olmalıdır. Yeni bir paragrafa geçerken bağlaç sözcükler ( ama, lakin, fakat vs.) kullanılmamalıdır.

Sonuç:Gelişme paragraflarının özetlendiği bir ana düşünce ( ana fikir) söylenerek yazı bitirilir.

Not: Metnin özgün olması;  açıklık, duruluk, yalınlık ve akıcılık ilkelerine uygun yazılması gerekir.

 Duruluk: Yeterli sayıda sözcük kullanılması, 
 açıklık: Anlaşılır olması,  
yalınlık:Süssüz, gösterişsiz olması, 
  akıcılık: Dilin takılacağı pürüzlüklerin bulunmaması.    
                                                                 
Anlatımda nesnellik: Bilimsel yazılar nesnel olmalıdır. Sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılırsa nesnel anlatım sağlanmış olur. Böylece metin farklı şekillerde algılanmaz.

Örnek: Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.Mısra sonlarında yazılışları aynı olan;  ancak görevleri ya da anlamları farklı  olan ses benzerliklerine uyak denir.
Bir yılda dört mevsim vardır.
Üç, ikiden büyüktür.
 Anlatımda öznellik: Deneme, eleştiri ve  söyleşi gibi düşünce yazılarıyla sanatsal dil işlevinin kullanıldığı  metinlerde ağırlıklı olarak  bulunur.

Sen ne tilki adamsın!                   “Şiir, söz ipliğine inci dizmektir.” ( Fuzuli)          En güzel şarkıyı sen söyledin.
 “Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı ,   ……..  Nesnel anlatım.
 Çiziyordu yüzlerde bir hüzün kırışığı”    …….. Öznel anlatım                              (F. Nafiz Çamlıbel)

Soyut anlatım: Anlatılmak istenen  duygu veya düşünce, beş duyu organıyla algılanamayan kavramları içerir.
Seni seviyorum.
Sana saygı duyuyorum.
Çektiğim acı,  hiçbir sözle açıklanamaz.
Çok mutlu oldum.
Somut anlatım: Anlatılmak istenen konunun beş duyu organlarımızdan en az biriyle algılanacak şekilde ifade edilmesidir.

                            Okulumuz iki bloktan oluşmaktadır. Evlerin duvarı kırmızı tuğla ile  örülmüştü.

Doğrudan anlatım:Tanık olunan bir durumun, olayın;  duygu ve düşüncelerin birinci ağızdan olduğu gibi , değiştirilmeden  anlatılmasıdır.

  Örnek: Babam, bana her gün “ Oku da adam ol!” der.( Başkasının sözlerini kendi cümlesi içerisinde  aynen aktarmış.)
 Okula gelirken bir aracın elektrik direğine çarptığını gördüm.( Tanık olduğu olayı  anlatmış.Görülen geçmiş zaman kullanılmış.)

Dolaylı anlatım: Başkalarından duyulan sözleri aktarmada başvurulan  bir yöntemdir. Duyulan (öğrenilen) geçmiş zaman kullanılır. Başkalarının sözü aktarılacaksa aynen kullanılmaz özetlenerek aktarılır.
Örnek: Babam bana her gün okuyup adam olmamı söyler.( Babasının sözlerini doğrudan değil; dolaylı olarak; değiştirilmiş, yapısı bozulmuş, özet halinde ifade etmiş.)
“Okula gelirken bir arabanın elektrik direğine çarptığını görmüş.”  ( Kişi, başkasının tanık olduğu bir olayı öğrenilen geçmiş zamanla ifade etmiş.)
ANLATIMIN OLUŞUMU

Bağdaştırma: Sözcüklerin bir anlam bütünlüğü oluşturmak için bir arada (söz dizisi, tamlama, kelime grubu şeklinde) kullanılmasıdır.


Alışılmış bağdaştırma: Söz diziminin herkesin bildiği ve ortak algılara meydan verecek şekilde kullanılmasıdır.

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece ( Aşık Veysel)


 Ör. : Çocuğun gülümsemesi, kumaşın rengi


Alışılmamış bağdaştırma: Söz diziminin herkesin bildiği ve ortak algılara meydan verecek şekilde değil de farklı çağırışıma yol açacak şekilde kullanılmasıdır. Kısaca kişiye özgü imgesel anlatımdır.

“Ay sessiz sedasız bir çingenedir”
“Adam yıldızlara basa basa yürüdü”
“Dengesini uzun bıyıklarına borçlu yürürken”
“Başladı Afrikası uzun bir gece”
“Güvercin kuşkusu cırlak güneş” (Cemal Süreya) Ör. : gülüşümün çılgın ıstırabı, hüznün rengi,


Bağlaşıklık: Metni oluşturan birimlerin( kelime, kelime grupları) dil bilgisi kurallarıyla birbirine bağlanmasına denir. Aksi durumda bağlaşıklık sorununa bağlı anlatım bozuklukları oluşur.



Örnek:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaşıklıkla ilgili bir dil hatası vardır? A) Dün akşam Taksim meydanından gelen haber hepimizi üzdü.
B) Yirmi beş kişiden oluşan üniversitenin genç araştırmacılar topluluğu çalışmalarına başladı.
C) Konuğumuzla yapacağımız söyleşiyi canlı olarak yayınlıyoruz.
D) Tabelasız durak yerlerine tabela takılacak.
E) Kar yağışı aralıksız olarak sürüyor.

Doğru cevap C şıkkıdır. Bağlaşıklıkla yani yapıyla ilgili bozukluk sadece bu cümlede vardır. "yapacağımız" fiilimsisinden sonra eylemin "yayınlayacağız" şeklinde olması gerekirdi. Diğer cümlelerdeki anlatım bozuklukları bağdaşıklıkla ilgilidir.



Bağdaşıklık: Metni meydana getiren parçalar arasındaki anlam ilişkisine denir. Uygun bağdaştırmanın olmadığı yerde anlatım bozukluğu oluşur.

ANLATIM BOZUKLUĞU KONU ANLATIMI ÖRNEKLER, UYGULAMALAR İÇİN TIKLA

Örnek:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağdaşıklıkla ilgili bir dil hatası yoktur?
A) Hocam beni( ) ben de kendisini tanırım.
( tanır,) Bağlaşıklıkla ilgili hata var. Yüklem eksikliği var.
B) Uzun uğraşlar sonucu hurdaya dönen araçtan cesetler çıkarıldı.
(Hurdaya dönen araçtan cesetler uzun uğraşlar sonucu çıkarıldı) Mantık (anlam) hatası var.
C) Görevlilerin mavi ceket( ) ve kravat takması gerekiyor.
(giymesi) Bağlaşıklıkla ilgili hata var. Tamlanan eksikliği var. (isim tamlamasında)
D) Yolda çok sayıda askerî( ) ve polis aracı vardı.
(araç) Bağlaşıklıkla ilgili hata var. Tamlanan eksikliği var. (Sıfat tamlamasında)
E) Bırakın yemek yapmayı patates bile soyamaz.
Anlatım bozukluğu yoktur.


Bu soruda soru kalıbını değiştirdik ve "vardır" şeklinde inceledik . A şıkkında yüklem eksikliği, B şıkkında söz dizimi hatası, C ve D şıkkında tamlama yanlışlığı mevcut. E şıkkında ise anlatım bozukluğu yok. (Mantık hatası var gibi görünüyor ilk bakışta ;ancak bu cümlede hata yok.) Bu durumda bağdaşıklıkla yani anlamla ilgili tek anlatım bozukluğu B şıkkında oluyor.


Alıştırma: Aşağıdaki anlatım bozukluklarını düzeltiniz ve anlatım bozukluğunun hangi nedenlerden kaynaklandığını belirtiniz.

Günde beş kere çay satan dükkana uğrardı. ……………………………………………………………………………………………

Çok başım ağrıyor. …………………………………………………………………………………………………………….

Saksı balkondan aşağıya düşmüş: ……………………………………………………………………………………………………………………………….

O, bırakın patates soymayı, yemek bile pişiremez. ……………………………………………………………………………………………………

Ben onu sever ve güvenirim. ……………………………………………………………………………………………………………………………….

Herkes ben yardım etmeyi severim diyor fakat bir girişimde bulunmuyordu. ………………………………………………………………………………………..

Arkadaşım bana mutlaka okulumuzu ziyaret edebileceğini söyledi. …………………………………………………………………………………………………..

ANLATIM TÜRLERİ


Bir düşünceyi, duyguyu ya da olayı sözle veya yazıyla ifade etmeye anlatım denir. Her anlatım farklı bir amaca yöne- lik olarak gerçekleştirilebilir, örneğin, bir bilgiyi aktarmak, bir olayı hikâye etmek ya da bir manzarayı anlatmak farklı anlatım yöntemleri gerektirir. İşte, anlatımı gerçekleştirirken başvurduğumuz bu yöntemlere "anlatım biçim- leri" diyoruz.

Anlatım biçimleri, ele alınan konunun özelliğine ve bunun işlenmesindeki amaca bağlı olarak değişir. Başka bir ifadeyle anlatıcının seçtiği konu ve amacı, onun kullanacağı anlatım biçimini belirler.


Sözlü ve yazılı anlatımda başvurulan başlıca anlatım biçimleri (türleri) şunlardır:



1. Betimleyici Anlatım
2. Öyküleyici Anlatım
3. Öğretici Anlatım
4. Açıklayıcı Anlatım
5. Tartışmacı Anlatım
6. Kanıtlayıcı Anlatım
7. Coşku ve Heyecana Bağlı
(Lirik) Anlatım
8. Destansı (Epik Anlatım)
9. Emredici Anlatım
10. Düşsel (Fantastik) Anlatım
11. Gelecekten Söz Eden Anlatım
12. Söyleşmeye Bağlı Anlatım
(Diyalog)
13. Mizahi Anlatım




1. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM



Öyküleyici Anlatım tekniğinde yazarın amacı, okuyucuyu bir olay içinde yaşatmaktır.
Öyküleyici Anlatım tekniğine hikâye etme de denir. Olay akışı vardır. Olaylar birbiri
üzerine gelişir ve zaman durmadan geçer. Genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş
yüklemler kullanılır. ... geldi, ... anlatmış, ... maviydi v.b.
Bu teknikle yazılmış bir parçanın en önemli iki özelliği: Zaman akışının olması ve par-
çanın bir öyküden veya romandan alınmış izlenimi vermesidir.
Öyküleme yöntemi roman ve öykü gibi olay esaslı türlerde kullanılır. Bu teknik dü-
şünce yazılarında pek görülmez.
Bir durumdan başka bir duruma geçişi, hareketli bir yaşam kesitini bir olaya bağlı
olarak anlatma yöntemidir. Öykülemelerde amaç, okuyucuyu olayların içinde yaşatmaktır. Yani okuru, öykünün kahramanlarından biriyle özdeşleştirerek kendini onun
yerine koyarak (empati ile) bir görüşü benimsetmektir.
Olay, öykünün belirleyici özelliğidir. Olaysız hiçbir anlatım öykü sayılamaz. Olay;
insanların başından geçen, az rastlanan, merak öğesi uyandıran giriş, gelişme
(düğüm) ve çözüm bölümleri bulunan anlatımlardır. Günlük konuşmalarımızda "Bak
ne oldu..." diye başlayan tüm anlatımlar, güldürücü fıkralar, anekdotlar birer öykü-
dür.


Öykülerin hemen tamamı konuşmaların arasında anlatılır ve bir örnek niteliği kazanır. Bu nedenle ana düşünce bulunurken:


"Bu öykü, hangi iddiayı (savı) inandırıcı kılmaya yarayan örnek olabilir?" sorusuna yanıt aranır.


Öyküleyici Anlatımın Özellikleri

1.Olay, kişi, mekân ve zaman ortak öğeleridir.
2.Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)
3.Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.
4.Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.
5.Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılır
6. Kişi, mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.
7.Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.
8.Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.
9.Yaşanmış olaylarda olay zinciri, kurgulanmış olaylarda olay örgüsü vardır.
10. 3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.
11. Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.
12.Sanat metinlerinde anlatıcı kurmaca kişi Öyküleyici metinlerde ise gerçek bir kişidir.
13.Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.




Örnek: Tilki, yol başında durmuş etrafı gözetliyor muş. Karşıdan yaman bir kurtla bir çoban köpeğinin güle oynaya geldiklerini görmüş. Yanlarına gidip dostluklarının gerekçesini sormuş. Köpek: "Dün bu kurt bizim sürüye saldırdı. Birkaç koyunuboğazladı. Arkasından koştum; ama yetişemedim. Çoban da beni evire çevire dövdü. Ben de gidip eski düşmanımla dostoldum... Dostluğumuzun gerekçesi çobandır." demiş.Ana düşünce: Kusursuz dost isteyen dostsuz kalır.


Örnek: M.O. V.yüzyıl ressamlarından Zeuxis, elinde üzüm tutan bir çocuğun resmini yapmış. Üzümler öylesine gerçeğebenzemiş ki kuşlar gelip yemeğe kalkmışlar. Zeuxis, bundan dolayı övüldüğü zaman, üzülerek: "Çocuğu da gerçeğe uygunyapabilseydim kuşlar ondan korkar üzümleri yemeğe çalışmazlardı." demiş.Ana düşünce: Sanatçı için son durak yoktur.



Örnek Soru 1: Adalarda oturanlar, akşamüzeri iskeleye çıkıp, gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta.


Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?


A) Öyküleme 

B) Tanımlama
 C)Tartışma 
D) Açıklama
 E) Karşılaştırma

(1993/ÖYS) 


Yanıt: A




2. BETİMLEYİCİ ANLATIM

Görme, dokunma, işitme, tatma ve koklama duyularımız aracılığıyla varlıkların niteliklerini, bu varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir. Betimleme, varlıkların belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır. Betimle-yici anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır.
Betimlemede asıl olan görselliktir. Bu nedenle gözle algılanan renk ve biçim ayrıntılarına büyük yer verilir. Betimlemelerde yazar, nesnel olabileceği gibi gözlemlerine duygularını, yorumlarını katabilir; düşsel öğelerden de yararlanabilir.


Betimleyici Anlatım Özellikleri:


1. Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
2. Kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil (ruhsal portre) denir.
3. Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere fiziksel (simgesel) betimleme denir.
4. Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, şiir gibi türlerde kullanılır.
5. Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.


Betimlemelerin iki biçimi söz konusudur: Açıklayıcı Betimleme ve Sanatsal (İzlenimsel) Betimleme


a) Açıklayıcı Betimleme:


Gözle görülenin anlatıldığı betimleme türüdür. Varlıkların ya da kişilerin dış görünüşüyle, olduğu gibi tanıtılması amaçlanır.
Gözlem gücünden yararlanılır fakat kişisel yorumlara pek yer verilmez, duygular belirtilmez. Bu yöntemde beş duyudan ve
hareket öğesinden yararlanılır. Hareket öğesi öyküleme yönteminin de öğesidir. Betimlemelerdeki hareketler birbirinden
kopuktur. Neden-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlanıp bir olaya yol açmaz.




Açıklayıcı Betimleme Örneği:"...Akdeniz Bölgesi'nin çatısını Toros Dağları oluşturur. Dağlar bazı yerlerde denize çok sokulur; kayalık ve az girintili çıkıntılı bir kıyı üzerinde dikine inerler. Bazı yerlerde ise kıyı çizgisi ile dağ sınırları arasına Adana Ovası gibi geniş düzlükler girer.


b) Sanatsal
(İzlenimsel) Betimleme:

Görsellikten çok, izlenim ve sezginin ağır bastığı betimleme türüdür. Varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtme amaçlanır, insanların iç dünyasıyla tanıtıldığı, tavır ve davranışlarının ele alındığı ruhsal betimlemeler de bu
türe girer. Özel ayrıntılar üzerinde durulur. Yazar, anlatımına duygu ve yorumlarını da katar. Benzetmelere, yinelemelere,
düşsel öğelere ve mecazlı söyleyişlere başvurur.

İzlenimsel Betimleme Örneği:

Mağaranın ağzında büyük ağabeyim elinde kazma, ortanca kürek, küçük olanı da sönük bir gaz lambası ile beklerdi. Mağaranın içi uzun bir dehlize benzer, etrafta birtakım acayip şeyler varmış gibi görünür, durmadan tepeden damla damlar su sızar, yer daima ıslak olurdu. Ben mağaranın kapısı önünde, bir ayağım içerde, bir ayağım dışarda beklerdim. Güneş ağaçlardaki eriklerin üzerine ışıldardı.


Betimleme paragraflarında sadece bir özel konu ve onun ayrıntıları vardır. Ana düşünce söz konusu değildir.Bir betimlemede olay da varsa, o anlatım yöntemi öyküleme sayılır. Hareketlilik varsa; ancak olay yoksa o zaman anlatım yöntemi betimleme olarak kalır.

Örnek Soru 1:
Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir genç, çadırın önünde yan yatırılmış el arabasının üstüne oturmuş saz çalıyordu. Fenerin aydınlattığı alnı, ter damlalarıyla kaplıydı. Sazının sapı, şaşırtıcı bir süratle aşağı yukarı kayan parmaklarının altında bir canlı gibi titriyordu. Tellere vuran sağ eli, küçük fakat kendinden emin hareketler yapıyordu. Gencin eli, sazın gövdesine  
yaklaştıkça insan, saz ile el arasında gizli fakat çok anlamlı bir konuşma olduğunu sanıyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Betimleme B) Tartışma C) Açıklama
D) Öyküleme E) Karşılaştırma (1995/ÖYS) 

Yanıt: A


3. ÖĞRETİCİ ANLATIM


Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla oluşturulan metinlerde başvurulan anlatım türüdür.

Öğretici Anlatımın Özellikleri

1. Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3. Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4. Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5. Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6. Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7. İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8. Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9. Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10. Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11. Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12. Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13. Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.


Örnek metinler

KLASİSİZM

Bu sanat okulunun gayesi tabiatı akla uygun bir şekilde taklit etmektir. Klasisizme göre sanatın üç temeli vardır: Akıl, sağ-
duyu, tabiat. Bir eser güzelliğini, değerini akıldan alır. Sağduyuya uymayan hiçbir anlatımın estetik değeri yoktur. Hiçbir
şey "gerçek"ten daha güzel olamaz. Ancak "gerçek" sevimlidir. İnsan ruhu inanmadığı hiçbir şeyden heyecan duymadığı
için tabiatı taklit gerekir. Klasisizmde gayeye varabilmek için tabiattan ayrılmamak, akl-ı selimden uzaklaşmamak; Grek ve
Latin kaynaklarından faydalanmak; sanatçının daima kusursuzluğa varabilmek için istek duyması şarttır. Klasisizm için
"1660 Edebiyat Akımı" da denilir. Konuların insan tabiatına uygunluğu, davranışların aklın denetimine bağlı oluşu, konuların gerçekliği Klasisizmin temel özellikleridir. Gide'ye göre: "Klasisizm geçici rağbeti değil sürekli rağbeti arar." Ana dilin en
güzel biçiminde yazılması, biçim kusursuzluğu, kurallara tam uygunluk, din dışı konulara eğilim klasik yapıtların temel nitelikleri arasındadır. Cornaille (Korneyıl), Racine (Rasin), Moliere (Molyer), La Fontaine (La Fonten), La Bruyere (La Buruyer)
Klasisizmin en ünlü öncüleridir.
Edebiyat Ders Kitabı



4. AÇIKLAYICI ANLATIM


Makale, fıkra, eleştiri ve deneme gibi öğretici özellikler gösteren türlere özgü bir anlatım biçimidir. Herhangi bir konu hakkında bilgiler vermek, bir şeyler öğretmek amacına yöneliktir. Açıklama, bilinmeyeni bilinir kılmaktır. Amaç doğrudan bilgi
vermek olduğundan yazar sanatlı söyleyişlere, imalı sözlere pek yer vermez. Açık, anlaşılır bir dil kullanır. Soyutlamalardan,
kişisellikten kaçınır.
Açıklayıcı anlatım biçiminde amaç bilgilendirme, öğretme olduğundan düşünceyi geliştirmek ve konunun daha iyi biçimde
anlaşılmasını sağlamak için "tanımlama, örnekleme, tanık gösterme ve karşılaştırma" gibi düşünceyi geliştirme yöntemlerine başvurulur. Ansiklopedilerde, ders kitaplarında daha çok bu tür bir anlatım görülür.
Klasik paragraflarda yani giriş, gelişme, sonuç cümlelerini içeren paragraflarda bu yönteme başvurulur. Önce giriş cümlesiyle konu ve bakış açısı verilir, sonra gelişme cümleleriyle yardımcı düşünceler aktarılır ve ana düşünce belirtilir. Paragraflarda ana düşünce genellikle sonda bulunur ilkesine uygun bir anlatım yöntemidir.



Örnek: Teknik, bilimin kristalize olmuş halidir. Yani bilimin araç-gereç ve makineye dönüşmüş halidir. İnsanoğlu onun sayesinde ilkçağların karanlığından sıyrılmıştır. Kendine daha çok zaman ayırıp kültürel yönden olgunlaşmıştır. Birbirini sevmeyi, barış içinde bir arada yasamayı öğrenmiştir.Bu paragrafın ilk iki cümlesi tanım cümlesidir. Diğerleri açıklama cümleleridir.


Konu: Tekniğin ne olduğu ve insana neler sağladığı
Yardımcı düşünce: Tekniğin insana zaman kazandırması, kültürel olgunlaşmayı sağlaması
Ana düşünce: Teknik insana birbirini sevmeyi ve barış içinde bir arada yaşamayı öğretmiştir.

Örnek: Halide Edip Adıvar'ın Bütün Eserleri serisinin ilki olarak yayımlanan Mor Salkımlı Ev, yazarın çocukluk günlerinden
1918'e kadar olan hatıralarıdır. Bir roman üslubuyla kaleme alınan eser, edebiyat meraklılarına olduğu kadar yakın dönem
Türk tarihiyle ilgilenen okuyuculara da hitap ediyor. Yeni İstanbul Gazetesi'ndeki yayımı ve hatıralarının İngilizce baskısı ile
karşılaştırılarak hazırlanan Mor Salkımlı Ev, yazarın özgün anlatımı ve sadeleştirilmemiş orijinal diliyle ve günümüz genç
okuru da düşünülerek notlar ve açıklamalarla sunuluyor.
Okuduğunuz parçanın yazarı, bu parçayı yeni yayımlanan söz konusu kitap üzerine okuyucuya geniş bilgi vermek için yazmıştır. Yani açıklama tekniğini kullanmıştır.


Örnek Soru: Eylülde Kaçkarlar'ın çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık.Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtanyapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa.Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?A) Karşılaştırma, tanımlama, öykülemeB) Açıklama, öyküleme, betimlemeC) Tartışma, karşılaştırma, öykülemeD) Tanımlama, örnek gösterme, betimlemeE) Açıklama, tartışma, örnek gösterme (ÖSS-2000) 
Yanıt: B

5. TARTIŞMACI ANLATIM


1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
3.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
4.Gereksiz ifadelere yer verilmez.
5.Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz.
6.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
7.Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir.
8.İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir.
9.Fıkra, deneme, makale, röportaj gibi türlerde kullanılır.
10.Yeteneğe, bilgi ve deneyime göre yöntem belirlenir.
11.Eleştirici bir bakış açısıyla yazılırlar. Anlatım tarzı sohbete varabilir.
12.İhtimal bildirmeyen, kesin, kanıtlanmış bilgiler kullanılır.


Bu tekniği kullanan yazarın amacı, okuyucunun herhangi bir konudaki fikrini değiştirmektir.
Bir konu üzerinde en az iki görüş vardır. Bu görüşlerden birisi yazarın görüşü, diğeri veya diğerleri başkalarının -belki de okuyucunun- görüşüdür. Yazar değişik yöntemler kullanır, deliller getirir, ispatlar yapar ve parçanın sonunda kendi görüşü- 
nü haklı çıkarır.
Bu teknikle yazılmış parçalarda genellikle karşılıklı konuşma havası vardır. "Bence, bana göre,kanımca, bana öyle geliyor ki" gibi öznel yargı bildiren sözler dikkati çeker.

6. KANITLAYICI ANLATIM


1.İnandırma, aydınlatma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.
2.Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.
3.Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime, kelime
grupları ve cümleler tekrar edilir.
4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur.
5.Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.
6.Kelimeler ve kelime grupları gerçek anlamında kullanılır.
7.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
8. "Tanımlama, açıklayıcı betimleme, sınıflandırma örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma " gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.
9.Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.
Tartışma yönteminde antitez, tezin önemini belirtmek, doğruluğu konusundaki kuşkulan yok etmek için kullanılır.
Hızlı ve ekonomik okumalarda antitez bölümünün atlanması ana düşünceyi kavramayı engellemez.



7. LİRİK ANLATIM


Genellikle şiir, roman, hikâye, tiyatro gibi edebî türlerde başvurulan, duyguların ön planda olduğu anlatım türüdür.
Öyküleyici anlatımda bir olay ya da durumun anlatılması, betimleyici anlatımda kişi, durum ya da varlıkların resmedilmesi,
lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi söz konusudur. Lirik anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamlarıyla kullanılır ve dilin "heyecana bağlı işlev"inden yararlanılır.

Lirik Anlatımın Özellikleri

1. Lirik anlatımda dil "heyecana bağlı işlev"de kullanılır.
2. Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman,
hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.
3. Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik
anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok
mecaz ve yan anlamda kullanılır.
5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda
duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.


8. DESTANSI (EPİK) ANLATIM

1. Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
2. Destan türünün yiğitçe havası vardır.
3. Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.
4. Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.
5. Etkileyici bir özellik taşır.
6. Sürekli hareket vardır.
7. Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.
8 Şiir, destan, roman, hikâye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.
9. Anlatımda abartıya yer verilebilir.
10. Sanatlı bir dil kullanılır.

Örnek: SİVASTOPOL
Derken, tabur komutanı yine işaret verdi. Yine subaylar fısıltıyla konuşarak emri birbirlerine ilettiler ve kara bir duvar gibi duran 1. bölük çöktü. Onlara "Yere yat!" emri verilmişti. 2. bölük de yere yattı ve Pest, eline sivri bir şeyin battığını duydu. Yalnız, 2. bölüğün komutanı ayakta kalmıştı. Kılıcını sağa sola savurup hiç durmadan konuştukça tıknaz silueti bir öne bir arkaya gidip geliyordu."Pekâlâ, adamlarım! Haydi, şimdi, aslanlarım! Kurşunlarımızı israf etmeyip bu süprüntülen süngümüzle temizleyeceğiz. "Hurra!" diye bağırdığımda hepinizin arkamdan geldiğini görmek istiyorum. Kimse geride oyalanmasın. Birbirinizden ayrılmamalısınız, bu en önemlisi... Onlara kim olduğumuzu gösterelim ve yüzümüzü kara çıkarmayalım, tamam mı arkadaşlar?


ÇÖKÜYORUM
Saltanat sürmektedir içimde bir hükümdar,
Hırsının pençesinde, şehvetinin esiri;
Etrafını almıştır dalkavuk ve riyakâr;
Korkulu bir sarayım doğduğum günden beri.
Ne gizli cinayetler, neler neler oluyor,
Denize her gün körpe cesetler döküyorum.
Ne baharlar soluyor, ne baharlar soluyor,
Azamet ve ihtişam içinde çöküyorum
!


9. EMREDİCİ ANLATIM

Açıklayıcı ve öğretici yönleri de bulunan emredici anlatımda emir, öneri, telkin anlamı taşıyan ifadelere yer verilir. Bu tür anlatımda dil, "alıcıyı harekete geçirme" işleviyle kullanılır.
Sosyal yaşamın düzenlenmesinde, trafik kurallarında, bazı eşyaların kullanma kılavuzlarında, ilaçların kullanma kılavuzlarında
emredici anlatım kullanılır.

Emredici Anlatımın Özellikleri:

1. Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
2. Emir, telkin, öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir.
3. Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.
4. Cümlelerde fiiller hakimdir.
5. Uyulması beklenen bir üslubu vardır. (Zorlama anlamı vardır)
6. Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır.
7. Trafik kuralları, bazı eşyaların kullanma kılavuzları, ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.



Örnek MetinŞeyh Edebali'nin Damadı ve Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Gazi'ye Vasiyeti"Ey Oğul!

10. DÜŞSEL ANLATIM

1. Düşsel anlatımda konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip, hayal ürünüdür.
2. Zaman belirli ya da belirsizdir; olağanüstü özelliklere sahip olabilir.
3. Mekân, olağanüstü, düşsel öğelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
4. Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
5. Düşsel anlatımda hayal, varsayım, abartma, kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır.
6. Daha çok di' li veya miş'li geçmiş zaman kipi kullanılır.


BİTMEYECEK ÖYKÜHâlâ havada uçmaktaydı Atreju. Kırmızı pelerini arkasında coşkun kıvrımlarla dalgalanıyor, deri bir kemerle yatırdığı simsiyahkıvırcık saçları rüzgârın etkisinde uçuşuyordu. Beyaz uğur ejderhası Tegur , gökyüzündeki dağınık bulutların ve sisin arasındanağır ağır, dalgalana dalgalana uçmaktaydı. Bir aşağı, bir yukarı; bir aşağı, bir yukarı...Yola çıkalı ne kadar olmuştu? Günler geçti, geceler geçti; derken yine günler geçti. Atreju ne kadar zamandır yolda olduklarınıbilmiyordu. Ejderha, uykusunda da uçabiliyordu; hep böyle gidiyor, gidiyordu ve Atreju da ejderhanın beyaz yelesine sımsıkısarılmış durumda, ara sıra kestiriyordu. Ama bu, hafif ve huzursuz bir uykuydu. Bu nedenle de uyanışı bile, her şeyin belirsizleştiği bir rüyaya dönüşüyordu. ...Beysin! Bundan sonra öfe bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yangörmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize;sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…

DİĞER ÖRNEKLER İÇİN TIKLA


11. GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM


Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme

1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.
2. Gelecekten söz eder.
3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.
4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.
6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.



"Gelecekten söz eden anlatım" ile "Düşsel anlatım" arasındaki benzerlik ve farklılıklar:

Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım
yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar, kişiler, zamanlar anlatılır ve bu
yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir
anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır.



12. SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM


1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet, mülakat ve diyalog, monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar, bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye, Roman, Tiyatro, Röportaj, Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman, hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

Örnek : ATTİLÂ İLHAN'LA MÜLAKAT

İnsanın zevkle okuduğu romanlar, şiirler vardır. Hani canı sıkıldığında defalarca okuduğu hâlde, elinin yine de ilk onlara uzandığı kitaplar... Ekolleşmiş anlatımı olan bazı yazarlarımızın yapıtları artık alışkanlıklarımız olmuştur. Bu haftaki konuğumuz,
hepimizin kitaplığına aşina olmuş bir yazar. Hem yazar hem şair hem senarist hem gazeteci hem de araştırmacı Attilâ İlhan...
- Sayın İlhan, dilerseniz öncelikle edebiyat alanına girişiniz ve verdiğiniz ilk ürünleri öğrenelim sizden.
- Edebiyat dünyasına pek erken girdim denilebilir. Gerçekten çocuk denecek yaşta yazıyordum ben. İlk şiirimi ilkokul üçteyken, ilk romanımı da orta ikide yazdım. Yazmak bende önüne geçilmez bir hevesti. Şiiri de o gün duygulanıp şiir olarak yazıp
bırakmıyorum. Yazmak benim için sürekliliktir. Liseye kadar bu şekilde sürekli olarak yazdım. 1946'da lise ikinci sınıfta iken
şiir dalında bir sanat armağanında derece aldım. Ve edebiyat alanına paraşütle bir iniş yaptım... Kendimi bir anda şiir dünyasında buldum... Aslında o ana kadar yazılmış on romanım vardı. O, on romanı yayımlayamadım... Ve artık beğenmediğim için
de yayımlamayacağım. "Sokaktaki Adam" yani basılan ilk romanım, benim on birinci romanımdır.
Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin etkileri yalnız küresel olmadığı gibi, bölgesel ve zamansal farklılıklar da oluşturabilmek
Dünya'nın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınlar gibi şiddetli hava olaylarının şiddetlerinde ve sıklıklarında artışlar olurk
rinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar ve bunlarla ilişkili çölleşme olayları daha fazla etkili olabilmektedir. Bu tip bir iklim değişik
yen veya tahmin edilemeyen çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlar oluşturabilir.

Gökhan ULUKAN Türk Dili ve Edebiyatı Öğrt.


13. MİZAHİ ANLATIM


1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.
7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır. (sanatsal, edebi işlevlerde kul.)

AL HAKKINI GİT
Nasrettin Hoca'nın, Akşehir'de kadılık yaptığı günler...
Yoksul bir adam, eline geçirdiği bir parçacık ekmeği ile birlikte bir aşçı dükkânının önüne gitmiş, orada fıkır fıkır kaynamakta
olan bir et çömleğinin başına geçmiş. Ve sonra ekmeği, çömlekten çıkan buhara tutarak yemeye başlamış. Bunu gören aşçı
dükkânının sahibi:
"Ver bakalım tirit parasını." demiş. Adamın yakasına sarılmış.
Yoksul adam:
"Yahu!" demiş dükkân sahibine. "Ben senin ne etinden aldım ne de etin suyundan, insaf et!"
Dükkân sahibi, yoksul adamı yakaladığı gibi Nasrettin Hoca'nın önüne getirmiş.
Olayı anlattıktan sonra:
"Bu adamdan şikâyetçiyim, paramı isterim Kadı Efendi." demiş.
Nasrettin Hoca, bir de yoksul adamı dinlemiş. Sonra cebinden birkaç akçe çıkarıp avucunda sallamaya başlamış. Sonra da
dükkân sahibine:
"Bu sesi duydun mu?" diye sormuş.
Dükkân sahibi:
"Duydum, Kadı Efendi." demiş.
Nasrettin Hoca:
Bu ses, senin hakkın olan sestir. Al hakkını ve durma git.

TAM AÇLIĞA ALIŞIRKEN

Zorlu bir kış olmuş... Nasrettin Hoca'nın parası tükendikçe tükenmiş. Ne yapacağını şaşırmış. Sonunda çareyi masrafı kısmakta,
aza katlanmakta bulmuş. Bu arada, eşeğinin yemini kıstıkça kısmış Nasrettin Hoca.
Azaltmış...
Azaltmış... Her gün biraz daha azaltmış...
Hayvancağız, yavaş yavaş gücünü yitirmeye başlamış. Yemini azaltmasına karşın, eşeğin yaşadığını gördükçe seviniyormuş
Nasrettin Hoca. Ve günbegün, yemi azaltmayı sürdürmüş.
Ama bir sabah ahıra gittiğinde ne görsün, hayvan ölmüş.
Nasrettin Hoca:
Ahh çekmiş derinden, tam açlığa alışırken öldü zavallıcık...

1 yorum:

  1. çok sağolun yarın sınavım var çok iyi oldu bu teşekkürler elinize sağlık

    YanıtlaSil


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.