GURBET KUŞLARI ROMANININ KONUSU,ÖZETİ,İNCELEMESİ

GURBET KUŞLARI ROMANININ KONUSU,ÖZETİ,İNCELEMESİ
ORHAN KEMAL-GURBET KUŞLARI 
TÜRÜ: ROMAN

ÖZETİ:
Kuşluk treniyle Anadolu’dan İstanbul’a gelen “gurbet kuşları”ndan biri de İflahsızın Memed’tir. Sivas’ın bir köyünden trene binip; tahta bavulu, yorganı ve elinde bir mektupla İstanbul’a gelmiştir. Bu davet mektubunu, sebze halinde çalışan ve anne tarafından akrabası olan köylüsü Gafur iki yıl önce yazmıştır. Mektupta İstanbul’da inşaat işleri için işçiye ihtiyaç olduğunu, inşaat işi olmasa bile kabzımallık işinde birlikte çalışabileceklerini yazmış, Memed’i İstanbul’a çağırmıştır. Gafur, gerek köye yaptığı ziyaretlerde, gerekse mektuplarında, çalıştığı sebze-meyve dükkânının kendisine ait olduğu izlenimini vermiştir. 
Memed, trenden indikten sonra Küçükpazar Hali’ne gelerek hemşehrisi Gafur’u bulur. Gafur Memed’i soğuk karşılar. İki yıldan beri İstanbul’a çok göçmen geldiğini, iş bulmanın zor olduğunu söyler. Gafur’un bu davranışlarıyla morali bozulan Memed’e, dükkânda hamal olarak çalışan Divriğili Veli yakınlık gösterir. Memed, Veli’den Gafur’un dükkânda sadece bir işçi olduğunu öğrenir. 
Veli Memed’i kaldığı yere götürür. Burası Küçükpazar’da Abdülhamit döneminden kalma terk edilmiş bir konaktır. Konağın üst katındaki büyücek salonda Veli ile birlikte on beş-yirmi kadar işçi barınmaktadır. İşçiler, kendisi de aynı yerde kalmakta olan Hacı Emmi’ye gecelik elli kuruş kira ödemektedirler. Memed de burada kalmaya başlar. Bütün hayali bir iş bulabilmektir. Bir iş bulabilirse iki buçuk lira gündeliğe razıdır.
Hacı Emmi, Memed’e konakta kalmakta olan yıkım ustası Bekir’in yanında iş bulur. Memed, Balıkpazarı’nın yıkım işinde Bekir’in ekibinde çalışacaktır. Gündelik 12,5 lira alacak, bunun iki buçuk lirasını Hacı Emmi’ye verecektir.
Memed, konakta kalan yıkım işçilerinden “Kastamonulu” ile yakınlık kurar. Kastamonulu, doğduğu köyde sekiz-on yaşına kadar kalmış, köy okulunda okuma yazma öğrenmiş, annesinin, “dostu”yla kaçması üzerine babası ile birlikte İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’da da bir süre ortaokula devam eden Kastamonulu, okumayı seven, bilinçli ve aklı başında bir gençtir. Babası Murat usta, şu sıralar Moda’da bir köşk inşaatında duvarcı ustalığı yapmaktadır. 
Diğer taraftan Gafur’un çalıştığı sebze-meyve ticarethanesinin sahibi Hüseyin Korkmaz, İstanbul’da iyice yoğunlaşan yıkım-yapım işlerinden pay almak amacıyla müteahhitliğe başlamış, artık eskisi kadar dükkân ile ilgilenemez olmuştur. Dükkânın işlerini kâtip Hilmi ile Gafur’a ve hamal Veli’ye bırakmış, Gafur’a, Moda’daki köşkünün alt katında bir oda vermiştir. Artık o, kabzımal Hüseyin Efendi değil, müteahhit Hüseyin Beyefendi olmuştur. 
Uzun boylu, geniş omuzlu, kırk yaşına yakın bir adam olan Hüseyin Korkmaz, Niğde’nin köylerinden birindendir. İstanbul’a ilk geldiğinde Unkapanı kahvelerinin arkalarındaki bekâr odalarında barınmış, bundan yedi-sekiz yıl kadar önce bu dükkâna hamal olarak girmiştir. Zamanla patronun gözüne giren ve patronun konağında bir odada kalmaya başlayan Hüseyin, patronun Cilveli Nesibe diye anılan karısı ile ilişkiye girmiştir. Patronun şüpheli ölümünden sonra Hüseyin ile Nesibe imam nikâhı ile evlenmişler, kadın, dükkânı ve evi Hüseyin’in üzerine yapmıştır. Hüseyin, artık yaşlanmaya yüz tutan Nesibe’yi, iki yıl kadar önce boşamış ve köyüne göndermiştir. 
Hüseyin, Nesibe’den ayrıldıktan sonra, bir akşam Tepebaşı gazinosunda tanıştığı Nermin ile evlenir. Bir doktorun kızı olan Nermin, birkaç yabancı dil bilen, güzel ve alımlı bir kadındır. 1950 öncesinde CHP’li bir politikacı ile evliyken eşini dönemin milletvekilleriyle ve bürokratlarıyla birçok kez aldatmış ve bir süre sonra eşinden boşanmıştır. Geniş bir politikacı çevresi olan Nermin, 1950 seçimlerinde DP’nin iktidara gelmesinden sonra CHP’den ayrılarak DP saflarına katılmış ve İstanbul’a gelmiştir.
Romanda sık sık, sahibi olduğu bej renkli Opel otomobilini kullanırken betimlenen Nermin’in DP’ye olan yakınlığı sayesinde İstanbul’daki yıkım yapım işlerinden ihaleler alan Hüseyin, bunları yüklü bir aracılık komisyonuyla başkalarına devretmekte ve bu işten iyi para kazanmaktadır. Kısa sürede hâlen oturmakta oldukları Moda’daki köşke, ayrıca Şişli ve Osmanbey’de iki apartmana sahip olmuşlardır. Kısacası Hüseyin, DP iktidarının her mahallede yarattığı milyonerlerden biridir. 
Zenginliği, cinsel zevkleri ve mevki sahibi olmayı hayattaki başlıca amaçları olarak benimseyen Nermin, köylü ve kaba bulduğu Hüseyin’in yakışıklılığından etkilenerek onunla evlenmiş, Hüseyin’in biraz “yontulursa” ileride parti içinde yükselebileceğini, hatta milletvekili bile olabileceğini düşünmüştür. Kocasının taşralılığını, şiveli konuşmasını küçümsemekte, ona yol yordam öğretmeye çalışmaktadır.
Hüseyin ise bütün bu törensellikten sıkılmakta, köyünü özlemektedir. En büyük zevki karısının evde olmadığı zamanlar beyaz gecelik entarisini giymek, hizmetçiye bulgur pilavı pişirtmek, turşu ve ayran eşliğinde yer sofrasında yemektir.
Nermin’in şimdi de şair Erol ile ilişkisi vardır. Birlikte, daha çok sanatçıların ve entelektüellerin devam ettiği mekânlara ve evlere giderler. Nermin’in Şair Erol ile ilişkiye girme ve entelektüel toplantılarına katılma amacı, bu toplantılarda muhalif fikirler ileri sürenleri DP’nin önde gelenlerine ihbar ederek göze girmektir. 
Hüseyin ile Nermin’in Moda’daki köşklerinde, yirmi yaşlarında Ayşe adlı bir hizmetçi çalışmaktadır. Annesiz ve babasız olan Ayşe, İstanbul’a bir Anadolu köyünden on yıl önce gelmiştir. İstanbul’daki tek yakınları, on beş günde bir izin günlerinde ziyarete gittiği Hatçe ve Rıza çiftidir. Hatçe ile Rıza da Ayşe gibi birer “gurbet kuşu”dur. Rıza emaye fabrikasında çalışmakta, Hatçe de evde dikiş dikerek, başkalarının çamaşırlarını yıkayarak evin geçimine katkıda bulunmaktadır. Zeytinburnu’da bir gecekonduları, okula giden iki erkek çocukları vardır. Hüseyin ile Nermin, Ayşe’yi Gafur ile evlendirmek isterlerse de Ayşe Gafur’u sevmediğinden onunla evlenmeye yanaşmaz.
Bu arada Memed, yıkım işinde gayretli çalışmalarıyla ustaların gözüne girmiş, gündeliğine zam yapılmıştır. Yakın arkadaş olduğu Kastamonulu’dan okuma yazma ve düzgün telaffuz öğrenmeye başlamıştır. Kastamonulu, Memed’i duvarcı ustası olan babası Murat Usta ile tanıştırır. Memed, Moda’da Hüseyin Korkmaz’ın evinin hemen karşısındaki köşk inşaatında Murat Usta ile birlikte çalışmaya başlar. Bir gün Hüseyin Korkmaz’ın köşkünün bahçesindeki musluktan içme suyu doldurmaya gelen Memed, Ayşe ile tanışır. Birbirlerini severler. Memed, yavaş yavaş duvar öğrenmeyi öğrenir, duvarcı ustası olur. Artık usta gündeliği almaktadır. Okuma yazmayı da iyice ilerletir. 
Hüseyin Korkmaz’ın sebze-meyve ticarethanesinde, boş kasaları ve çuvalları el altından satan ve paralarını aralarında paylaşan Kâtip Hilmi ile Gafur anlaşmazlığa düşerler. Kâtip boş kasaların ve çuvalların satışından Gafur’a pay vermez olmuştur. Bunun üzerine Gafur kâtibi bıçakla yaralar ve hapse girer. Kâtip de hastaneye kaldırılır. 
Hüseyin Korkmaz, Ayşe’nin önerisiyle Memed’i dükkânında görevlendirir. Memed ile Ayşe evlenirler ve Ayşe’nin köşkteki odasına yerleşirler. Memed, dükkânın kâtiplik de dâhil her işini görmektedir. Babasına, artık İstanbul’da düzenini kurduğunu, hep birlikte İstanbul’a gelmelerini yazar. Memed’in yazdığı mektup köye ulaştığında Yusuf ve çocukları çok sevinirler. Eşyalarını hazırlayıp bir gece sabaha karşı köyün hemen dışından geçen İstanbul trenine binerler. 

İstanbul’a geldiklerinde Yusuf ve çocukları Ümmü, Hasan ve Ali, köşkte Gafur’dan boşalan odaya yerleşirler. Hüseyin, Yusuf’u çok sevmiştir. Memed ile gurur duyarak köyden İstanbul’a gelen Yusuf, onun kendisine karşı yukarıdan bakan bir tavır içinde olmasından rahatsız olur, araları açılır. Yusuf, Memed’in bu tavırlarından, gelini Ayşe’yi sorumlu tutar. 
Hüseyin Korkmaz, vatan cephesine yazılmaları koşuluyla Yusuf ile Memed’e, kabzımal dükkânında birlikte çalışmalarını önerir. Yusuf bu öneriyi hemen kabul eder, Memed ile Ayşe ise buna yanaşmazlar. Memed işten ayrılır, Ayşe ile birlikte Zeytinburnu’da kiraladıkları bir odaya taşınırlar. Memed, inşaatlarda duvarcı ustalığı yapmakta, Ayşe de bir iplik fabrikasında çalışmaktadır. Memed, artık babasıyla ve kardeşleriyle olan bağını tamamen koparmıştır.
Yusuf kabzımal dükkânında çalışmaya başlamış, kızı Ümmü de köşkün hizmetçiliğini üstlenmiştir. On üç-on dört yaşlarındaki Ümmü, başörtüsünü atar, ev sahiplerinin aldığı şehirli biçimi giysileri giyer. 
Gafur, cezasını tamamlayarak hapisten çıkar. Memed’e karşı, hem kabzımal dükkânında kendi yerine geçtiği, hem okuma yazma öğrendiği, hem de Ayşe ile evlendiği için kin ve haset duyguları içindedir.
Hüseyin, güvenilir bulduğu Yusuf’u Bilecik’teki inşaatının başına göndermeyi düşündüğünden Gafur’u çağırtarak, kâtiple barışması halinde tekrar kabzımal dükkânında çalışabileceğini söyler. Gafur bu öneriyi memnunlukla karşılarsa da kâtip, Gafur ile barışmayı ve onunla aynı yerde çalışmayı kesinlikle reddeder. Hüseyin, dükkâna ait bütün hesapları bilen ve alacak senetlerini elinde tutan kâtibi gözden çıkaramadığından Gafur’a, dükkânda çalışmadığı hâlde maaş ödemeye devam eder. Gafur, vatan cephesine katılmış, zamanını vatan cephesi mensuplarının devam ettiği mahalle kahvelerini dolaşarak geçirmeye başlamıştır. 
Yusuf’un iki oğlu ile birlikte Bilecik’e gitmesinden sonra köşkteki eski odasına tekrar yerleşen Gafur, bu defa da hizmetçi odasında kalan ve kendisinden yirmi yaş küçük olan Ümmü’ye göz diker, onunla evlenmeyi düşünür. Fakat Ümmü, bakkalın çırağını sevmekte ve geceleri gizli gizli onunla buluşmaktadır. Oysa çırağın amacı Ümmü ile evlenmek değil, hoşça vakit geçirmektir. Gafur ile aralarında anlaşarak kızdan ortaklaşa yararlanmaya başlarlar. 
Öte yandan Memed ile Ayşe kira evinden çıkıp Zeytinburnu’nun arka mahallelerinde satın aldıkları gecekondu arsasına taşınırlar. Bütün mahalle halkı gibi onlar da geceleri gecekondularını inşa ederler. Ayşe, hamile olduğundan ve gecekondu inşaatının başında durması gerektiğinden fabrikadaki işinden ayrılmıştır. 
Gafur Memed’e olan kin duygusunu onun kız kardeşiyle ilişki kurarak kısmen tatmin etmişse de bununla yetinmez. Bir gün Memed ile Ayşe’nin mahallesine gelir, Ayşe’ye hakaret dolu sözler eder, Ayşe de Gafur’a hakaret eder. Gafur, evlerini başlarına yıktıracağı tehdidi ile uzaklaşır. Ayşe, akşam işten dönen Memed’e bu durumdan hiç söz etmez. O gece yıkım ekipleri gelir, bütün gecekondu inşaatlarını yıkarlar, inşaat malzemelerini un ufak ederler. Gafur olanları uzaktan izlemektedir. Memed moral olarak çöker, oysa Ayşe dirençlidir. Roman, Ayşe’nin Memed’e söylediği şu sözlerle biter: “Kalk lan kalk. Gene yaparık, yenisini yaparık.” (s. 367)

ÖZET KAYNAK:TURGAY GÜMELİ

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.