BİR METİNDEKİ İSİM VE SIFAT TAMLAMALARINI BULMA , İNCELEME

AHMET HAMDİ TANPINAR HUZUR ROMANINDAKİ İSİM TAMLAMALARI VE SIFAT TAMLAMALARI
www.edebiyatfatihi.net



BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMALARI
Doktorun ağzından zatürree kelimesini duyduğu andan itibaren, garip bir teheyyüç içinde yaşıyordu. (s.25)
Boğaz vapuruna epeyce vakit vardı. (s. 121)
Sonra kendi hediyesi, onun aldığı şeyler, hepsi elinde ve o yanında, Boğaz iskelesine doğru yürüdüler. (s.121)
 Üsküdar açıkları, lodoslu akşamın suda kurulmuş malikanesi olmağa başlamıştı.
(s. 120) Üstlerine yaprak yaprak dökülen bu aydınlığın altında, bahar kokuları, çeşme ve kurbağa sesleri içinde birbirinden ayrıldılar.
(s. 128) Henüz yelken mevsimi değildi. (s.129)
 Boğaz baharının o sert rüzgârında kır çiçeklerinin otların arasında geziniyordu. (s. 129)
Nuran deniz işlerini daha yakından biliyor gibi, onun fikrini tamamladı. (s. 131)
Dört tarafımızı saran mengene dişleri, ne bileyim. (s. 135)
 Sanki güneş parçalarıyla dolu, berrak, davudiye yakın bir sesi vardı. (s.153)
 Nuran’ın bu musiki zevkinde aşığından farkı, belki de kadın insiyakının geniş erkek sesine, onun yaradılışa yakın hüzün ve kederine olan uzvi bağlılığıyla gazeli sevmesiydi. (s. 160)
Yazı sanatımızın bir bakıma bozulması demek olan bu realizmin üstüne Mümtaz sonraları çok düşündü. (s. 165)

SIFAT TAMLAMALARI
İhtiyar ve zengin İsveçli tek başına gelmemişti. (s.106)
İsveçli zengin, bu anlaşmayı, bilgiç şefkati, fedakar dostluğu yavaş yavaş derisinde duymağa başlamıştı. (s. 108)
Kadın büyük bir hata yaptığını anladı. (s.108)
Ben dünkü tesadüfe şahit oldum, dedi. (s. 116)
Kızkulesi’nden Marmara açıklarına kadar denizin altına, su tabakalarının arasına yer yer, iyi dövülmüş bir yığın mücevher parıltısından geçirilmiş bakır levhalar döşenmişti. (s.120)
 Macide ise, kadın şefkatine ve güzelliğin terbiyesine en muhtaç olduğu zamanda onun hayatına girmişti. (s.25)
 Bu kızıllık evin bulunduğu taraftan geliyordu. (s.26)
 İkinci geceyi, bozkırı adeta tek başına bekleyen, beyaz, kireç sıvalı, geniş bir handa geçirmişlerdi. (s.27)
 Vücudunun alt kısmı, afyon tarlalarında çalışan kadınların kullandığı cinsten bir peştamalla örtülü idi. (s.28)
Hanın önünde oturan erkekler hep havadis soruyorlardı. (s. 28)
Arılar, sinekler, küçük sokak kedileri, oturdukları evin önünü benimseyen köpek, her tarafa dağılmış güvercinler, herkes ve her şey bu musikiden, bu davetten sarhoştu. (s.39)
Emin Bey hep beraber geçtikleri tecrübenin ardından gibi İhsan’a tebessüm etti, sonra Tevfik Bey’e tatlı bir gülümseme ile neyini tekrar ağzına götürdü. (s. 289)
 Selim’in babasından naklettiği hikayeleri kimse dinlemezdi. (s. 302)


 HAZIRLAYAN Sakine DEMEN COŞKUN


DİĞER İNCELEMELER İÇİN TIKLAYINIZ

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.