TÜRK EDEBİYATI DERGİSİNİN YENİ SAYISI YENİ YÜZÜYLE ÇIKTI...

Edebiyatımızın uzun soluklu dergilerinden TÜRK EDEBİYATI yeni kapak tasarımıyla bayilerdeki yerini aldı... Derginin genel yayın yönetmeni Bahtiyar ASLAN "Hasbıhal" köşesinde şunları yazdı :
HASBIHAL
Sevgili Türk Edebiyatı Okuyucuları,
Yeni yılın ilk sayısıyla karşınızdayız. 2016’nın Türk dünyası, İslâm âlemi ve bütün insanlık için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
Dergimizin kapak kompozisyonunda ve mizanpajında bir takım değişiklikler yaptık. Küçük dokunuşlar bunlar. Umarım beğenirsiniz. Dergimizin yeni yıla yeni bir yüzle, yeni bir solukla girmesini istedik. Bu yüzden geçtiğimiz aylarda sayfalarımızı genç ve yeni isimlere açtık. Önümüzdeki sayılarda da aramıza yeni isimlerin katılacağının haberini vermek isterim. Türk Edebiyatı’nın bir okul olduğunun şuurundayız. Bu okuldan yetişmiş isimler olarak derginin okul olma özelliğini sürdürmeye gayret ediyoruz.
Bu sayıya Kâmil Yeşil’in bir hikâyesiyle; Harf Avcısı’yla başladık. Kısa, kesik gibi cümlelerle, sorularla okurun nabız atışını hızlandırmayı amaçlayan bir hikâye. Hikâyeyi severek ve heyecanla okuyacağınızdan eminim. Onu Mustafa Çiftçi’nin gene güzel bir hikâyesi takip ediyor: Mamay… Konuşur gibi, sohbet eder gibi yazıyor Mustafa Çiftçi. Bu dili yakalamak, basitin içindeki güzelliği işaret etmek kolay olmasa gerek.
Deneme yazarlarımız uzun zamandır yazılarının yayınlanmasını bekliyorlardı. Onları biraz ihmal ettiğimizi biliyoruz. Esasen deneme, son yıllarda gerçekten ihmal edilen bir tür oldu. Bu sayının ilk denemesi Ülkü Selvi Uslu’nun Üç Deniz’i. Onu Şeyda Koç’un Boş Keşkül’ü takip ediyor. Her iki deneme de aynı zamanda mensure gibi okunmaya müsait. Şiirsellikleri ağır basıyor.
İki röportajımız var bu sayıda. İlkini arkadaşımız Funda Özsoy Erdoğan, Senail Özkan’la gerçekleştirdi. Senail Özkan, son zamanlarda Alman edebiyatı ve felsefesi üzerine çok dikkate değer çalışmalar yapıyor. Bunların içinde çok büyük emek isteyen tercümeler de var. Özkan, bir yandan da Türk ve İslâm düşüncesini, sanatını kuşatarak Alman edebiyatı ve düşüncesiyle bir takım mukayeselere girişiyor. Bu çalışmaların son derece ilginç sonuçlarını okumak için bu röportajdan başlanması gerektiğini düşünüyorum. Röportajı gerçekleştirmek için Funda Hanım’ın ciddi bir hazırlık safhası gerçekleştirdiğini, emek harcadığını teşekkürlerimle belirtmek isterim.
Diğer röportajımızı ise Prof. Dr. Mustafa Argunşah ile gerçekleştirdik. Argunşah, geçtiğimiz aylarda Doç. Dr. Galip Güner ile birlikte Codex Cumanıcus’u yayınladı. Codex, Türkçe’nin en önemli eserlerinden biri. Türkoloji âleminde büyük heyecan uyandıran bu yayına kayıtsız kalamazdık.
Aydın Topaloğlu, “Kötünün Doğası Üzerine” adlı yazısında, edebiyat ve felsefede kötünün ve kötülüğün izini sürüyor. Yazıyı okuduktan sonra daha önce okumuş olduğunuz kimi yazarlara ve eserlerine yeniden göz atma ihtiyacı duyacaksınız.
İbrahim Öztürkçü, Mehmed Âkif’in Berlin günlerine dair bir yazıyla bu sayıya katkı sağladı. Yazarın da belirttiği gibi Mehmed Âkif biyografisine katkı sağlayacak bir yazı. Bu yazıyı genç arkadaşımız Ufuk Aykol’un Kırım Tatarlarının milli kahramanlarından Numan Çelebi Cihan’ı anlatan yazısı takip ediyor. Çelebi Cihan’ın ve Kırım Tatarlarının ibretlik hikâyesini okurken hüzün ve kahır yoklayacak sizi. Necati Tonga’nın yazısı ise Yusuf Atılgan’ın dergilerde kalmış iki şiirine dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Ahmet Buran, Türk Lehçe Araştırmalarının Dünü, Bugünü ve Sorunları’nı yazdı. Ayşe Göktürk Tunceroğlu, ata yurtlarını gezmeye devam ediyor. Bir Sınır Hikâyesi başlıklı yazısında Kazakistan ve Kırgızistan’dan ve iki ülkenin sınırında yaşadıklarından söz ediyor. Süleyman Berk’in yazısı ise Özbekistan’la ilgili. Berk’in yazısını yine kendisinin çektiği fotoğraflar süslüyor.
Sâmiha Ayverdi’nin mektupları kitap olarak yayınlanmaya başladı. Siz bu dergiyi okurken sanırım mektupların ikinci cildi çıkmış olacak. Zeynep Uluant, birinci ciltle ilgili yetkin bir değerlendirme yaptı.
Bu sayının üçüncü hikâyesi İranlı yazar Nadir İbrahimi’den bir çeviri: Kanaryaların Şakıma Mevsimi. Bir dönemin İran yönetimini ustaca eleştiren bu hikâyeyi Yasemin Akkuş dilimize çevirdi. Bu çeviri hikâyeyi Fahri Ayhan’ın Her Şey Bir Rüya adlı hikâyesi takip ediyor.
İki denememiz daha var: Sara Yalçındağ Atakoğlu’nun Zamanın Durduğu Şehir ve Selami Özkan’ın Deniz Özlemi isimli denemelerini keyifle okuyacaksınız.
Kırkambar’ımız her zaman olduğu gibi dopdolu.
Artan maliyetlerden dolayı dergimizde fiyat değişikliği yapmak zorunda kaldık. Bunu anlayışla karşılayacağınızı umuyoruz.
Yeni sayılarda buluşmak üzere…
Bahtiyar Aslan

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.