TOPLUMCU GERÇEKÇİLİK AKIMI,GELENEĞİ ,ÖZELLİKLERİ, SANATÇILARI



TOPLUMCU - GERÇEKÇİLİK AKIMI, ÖZELLİKLERİ, SANATÇILARI

Toplumcu Gerçekçilik , Marksist dünya görüşü üzerine oturtulan , dünyayı ve insanı bu görüş paralelinde değerlendiren bir yazın akımıdır. Bu akımın gelişmesinde I . Dünya Savaşı ve sonrasında Rusya’daki Bolşevik ihtilalinin etkileri vardır.
1930’larda Rusya’da güçlenen Toplumcu Gerçekçilik akımı 1930 – 40 yıllarında bizde de taratar bulmuş , şiirde , romanda ve öyküde bu anlayış doğrultusunda eserler verilmiştir.
1930 – 40 yıllarında Toplumcu – Gerçekçi romanların ilk örnekleri görülür. 1940 sonrasında ise yeni içeriklerle ve yaygınlaşarak devam eder. Başlangıcında sosyal romanlar çerçevesinde ele alabileceğimiz köy ve kasaba hayatı ve buralarda yaşayan insanların sıkıntıları anlatılır. 1940’lardan sonra ise temalar çeşitlenmeye başlar. Türkiye’nin sanayileşmede gösterdiği gelişmeler , çoğulcu demokrasinin benimsenmesiyle memleketin sorunlarına maddeci bir yaklaşımla eserlerde anlatılır. Köyden veya İstanbul dışından gelen yazarlar yetiştikleri ortamı , şehirleşme ve sanayileşme süreci içinde köylülerin durumlarını sosyolojik bir yaklaşımla anlatırlar.
Toplumsal – Gerçekçiler , toplumsal çatışmayı ve toplumsal çatışmaların insan üzerindeki etkilerini yansıtmaya çalışırlar. Eserlerinde ; toplumdaki düzensizlikler ve çatışmalar köylünün sorunları üzerine yoğunlaşırlar. Eserlerini ağa-köylü , zengin-fakir, güçlü-güçsüz , öğretmen-imam , halk – yönetici gibi belirgin farklılıklar üzerine kurarlar. Köylerdeki toprak kavgaları, dar gelirlinin sorunları ve geçim mücadelesi anlatılır. Anadolu coğrafyası ve insanı ele alınır , Büyük şehirlere göçün ( varoşlar ) ortaya çıkardığı sorunlar anlatılır.

Realizm ve naturalizm akımlarının etkisinde kalan bu yazarlar yapıtlarını konuşma diliyle yazmış, kahramanlarını bölgesel ağızlarına göre konuşturmuş, güçlü tasvirler yapmışlardır. Toplumsal – Gerçekçilik realizmden farklıdır. Realizmde yazar gördüklerini tarafsız bir gözle aktarırken , Toplumsal – Gerçekçilikte böyle bir durum yoktur. Yazarlar , Sosyalist , Marksist ideolojiyi eserlerine yansıtmaya çalışırlar.
Başlangıçta Sabahattin Ali ve Sadri Ertem’in eserleriyle ortaya çıkan ve esasen Anadolu köy ve kasabalarının sorunlarını anlatan toplumcu-gerçekçi roman ve hikaye 1930’ların sonunda Kemal Bilbaşar ve Samim Kocagöz gibi yazarlarla alanını genişletmiştir. 1950’den sonra Köy Enstitüsü çıkışlı yazarlarla yaygınlaşan “ köy romanı” bu dönemden sonra sosyalist düşüncenin etkisiyle ideolojik bir yön kazanarak gelişmeye devam etmiştir. Bu etki 1960’lı ve 1970’li yıllarda da devam etmiştir.

Bu anlayışta eser veren başlıca yazarlar ise şunlardır: Sabahattin Ali , Sadri Ertem , Samim Kocagöz , Kemal Bilbaşar , Orhan Kemal , Kemal Tahir, Yaşar Kemal , Fakir Baykurt , Faik Baysal , Aziz Nesin , Rıfat Ilgaz , Dursun Akçam , Cevdet Kudret , Talip Apaydın , Cahit Irgat , Reşat Enis , İlhan Tarus , Muzaffer Buyrukçu , Halikarnas Balıkçısı ( Cevat Şakir Kabaağaçlı )


Toplumcu Gerçekçi Anlayışla yazılan öykü ve romanların özellikleri:

  1. 1930'lu yıllardan itibaren köylüden, işçiden, dar gelirliden söz edilmeye başla­nır. Bu durum, gelişme ihtiyacı ve isteğinin yanında, ideolojik kaynaklıdır.
  2. Toplumcu gerçekçiler, toplumdaki düzensizlik ve çatışmalar ile köy gibi küçük yerleşim yerlerinin sorunları üzerinde yoğunlaşırlar; eserlerini ağa-köylü, öğretmen-imam, halk-yönetici, zengin-fakir, güçlü-güçsüz, aydın-cahil gibi belirgin farklılıklar üzerine kurarlar.
  3. Konuşma diliyle yazmış , kahramanlarını bölgesel ağızlarına göre konuşturmuşlardır.
  4. Realizmden ve Naturalizmden etkilenmiş , kişileri iç ve dış yönleriyle tasvir etmişlerdir.
  5. Eserlerinde, Anadolu coğrafyası ve insanı konu edilir, büyük şehirlere göçün or­taya çıkardığı problemler üzerinde durulur.
  6. Olaylar ve kişiler, bir düşünceyi doğrulamak veya haklı göstermek üzere dü­zenlenip anlatılır.
  7. Eserler, okur yazarlığı olan halkın kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir dil ve an­latım özelliğine sahiptir.
  8. Yazarlar, okuyucuyu kendi düşünceleri doğrultusunda yönlendirmek isterler. Sanat eseri, belli görüşleri ifade etmek için araç olarak kullanılır.
  9. Halkı aydınlatmak düşüncesi ile bazı yazarlar, bazı bölgeleri özellikle konu ola­rak seçerler.
  10. Roman ve hikayelerinde sağlam bir kurgu görülmez. Gözleme dayalı betimlemelerde ve ayrıntıları yerinde kullanmada oldukça başarılıdırlar.

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.