Osmanlı Türkçesinin oluşumu ve tarihi gelişimi


Osmanlı Türkçesinin Tarihi Gelişimi

XII. yüzyılın ortalarından itibaren,Moğol baskısı yüzünden sürekli olarak batıya doğru akan Oğuz kitleleri,Anadolu'daki Türk nüfusunun artmasına ve önceden burada var olan edebî geleneklerin yeni gelenlerle beslenerek daha da zenginleşmesine sebep oldular.Böylece artan Türk nüfusunun tesiriyle Türkçe,Farsça karşısında gittikçe kendini kabul ettirmeye ve Farsçanın hakimiyetine son vererek bir yazı dili olarak yavaş yavaş filizlenmeye başladı.Beyliklerin başında bulunan hükümdar ve beylerin kendi millî dil ve kültürlerine değer verip Türkçe yazan ilim adamlarını ve şairleri koruyup teşvik etmeleri de filizlenmeye başlayan bu yazı dilinin gelişmesine yardım etti.Artık Türkçe hükümdar ve beylerin saraylarında itibar mevkiine oturmuştu.

Böylece Anadolu beyliklerinin millî ruha bağlılıkları sayesinde,Selçuklular döneminin çok az sayıdaki eserlerine karşılık Beylikler döneminde Kur'an tercümeleri,peygamber kıssaları,evliya menkıbeleri,nasihatnâmeler,tıbba,baytarlığa,avcılığa,cevherlere,rüya tabirlerine ait çeşitli tercüme ve telif kitaplar; edebî alanda dinî-destanî manzum ve mensur eserler,tasavvufî ve romantik mesnevîler,divanlar vb. birçok eser meydana getirilerek Türkçe edebî bir dil olarak iyice işlendi.Bu dönemde kaleme alınan eserlerin pek çoğu da Osmanlı Beyliği sahası içerisinde meydana getirilmiştir.

Beylikler arasındaki siyasî mücadele Osmanlılar lehine sonuçlandı.Böylece Osmanlılar yeni bir devlet kurarak devletin sınırları içinde toplayarak Anadolu ve Balkanlar'da Türk birliğini sağladılar.Türkçeyi de resmî dil haline getirdiler.Türkçe bir yazı dili olarak teşekkül etmiş oldu.XIII. yüzyılın ilk yarısından başlayıp günümüze kadar gelen ve Anadolu'da, Balkanlar'da, Adalar'da, Irak ve Suriye'de, Güney ve Kuzey Azerbaycan'da hâlâ devam etmekte olan bu yazı diline ilim dilinde "Batı Türkçesi" adı verilir.Batı Türkçesi içerisinde de saha bakımından zamanla iki daire oluştu.Bunlardan birini Azeri sahasını içine alan Azeri Türkçesi, ötekini de Osmanlı sahasını içine alan Türkiye Türkçesi teşkil etti.


Osmanlıların kurmuş olduğu devlete,hanedanın adına nispetle Osmanlı Devleti denildiği gibi, bu devletin hakimiyet sahasında kullanılmış olan dile de "Osmanlıca", "Osmanlı Dili" veyahut "Lisan-ı Osmanî" denildi.Ancak bu adlandırma sonradan ortaya çıkmıştır.Tanzimat'a gelinceye kadar dil yadigârlarımızda lisân-i Osmanî ya da Osmanlıca tabirine rastlanmaz.Bu dilin adı Türkî, lisân-ı Türkî veya Türkçedir.Osmanlıca, Tanzimat'ın ortaya attığı deyimlerdendir.Siyasî bütünlüğü korumak amacıyla millet-i Osmanîyye tamlamasını uyduran Tanzimatçılar, Osmanlı ülkesinde konuşulup yazılan Türkçeye de Osmanlıca, lisân-ı Osmanî dediler.Bu dönemden sonra yazılan gramer kitaplarına "kavâid-i lisân-ı Osmânî" adını verdiler ve Türk dilini de Arapça, Farsça ve Türkçeden meydana gelmiş bir dil olarak tanımladılar.Osmanlıca terimi bugüne kadar farklı anlam ve nüanslarda kullanılmıştır:

a) 1299'da kurulan ve 1923'te Cumhuriyet'in ilânıyla son bulan Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Türklerin konuşup yazdıkları dil.

b) Osmanlı İmparatorluğu zamanında gittikçe konuşma dilinden uzaklaşmış; Arapça, Farsça kelime ve terkiblerle yüklü, sadece yüksek zümreye hitap eden yazı dili.

c) "Sadece Türkçe" ve "Öz Türkçe" görüşüne uymayan, içinde Arapça, Farsça kelimeler kullanılan dil.

d) Arap harfleri ile yazılmış Türkçe.

Osmanlıca biçimindeki bu adlandırma doğru ve isabetli olmakla birlikte, bugün artık yaygın olarak kullanılmakta ve yanlış da olsa bu kullanış yerleşmiş görünmektedir.Türkçenin bir Osmanlı sahasını ve safhasının varlığı herkesçe benimsendiğine göre, bu döneme "Osmanlı Türkçesi" adını vermek daha doğru bir tercihtir.

Osmanlı Türkçesi, Türkiye Türkçesinin gelişme sürecinde Eski Anadolu Türkçesi diye adlandırılan ilk devresini de içine alarak, XIV. yüzyıldan başlayıp XX. yüzyılın başlarına kadar devam eden bir devredir.Bu süre zarfında Osmanlı Türkçesi hep aynı kalmamış, dilin iç (gramer yapısı) ve dış (kelime haznesi) bünyesi bakımından çeşitli aşamaları olmuştur.

Tarih İçinde Türk Dili
Prof. Dr. Mustafa Özkan

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.