İSKENDER PALA'DAN AŞKA DAİR




İskender Pala – Aşka Dair

Feridüddin Attar da Mantıku’t Tayr (Kuş Dili) adlı ünlü eserinde şöyle anlatır
“Can gözü ile görenlerden biri denize daldı ve dedi ki


“A deniz! Neden mavisin sen? Niçin yas elbiselerini giydin? Ya sende hiç ateş yokken niçin kaynayıp duruyor, köpürüp taşıyorsun?”
Deniz o güzel kişiye şöyle cevap verdi :


“Sevgilinin hicranı ile kıvranıp durmakta, coşup kaynamadayım. Yas elbiselerine bürünmem onun hicranı ve hasretiyledir. Suyum ama onun susuzluğuyla dudağım kurumuş dalgın bir halde kalakalmışım. Aşkının ateşiyle yanışımdır ki beni köpürtüp coşturur. O’nun Kevser’inden bir katrecik bulabilsem ebedi hayata erer kapısından ayrılmaz, orayı beklerdim. Fakat benim gibi nice yüzbinlerce susuz, yanıp kavrulmuş kul tanırım ki gece gündüz yolunda ölüp gidiyorlar. Ben şimdi kendi halime bakıp yas tutmayayım mı?”


İskender Pala’nın aşka dair kitabı 167 sayfadan oluşuyor. Okuyucuya daha kitabın başlangıcında seslenen yazar onca aşk kitabının arasındaki aşka dair’in aşkını“Bu sayfanın arkasında yazılanlar gelince, onlar hakiki aşkı tanımak isteyenler içindir. Okursan eğer, belki seni aşkın hakikatine götürmezler ama o yolda daha evvel yürümüş olanların tecrübelerini sana bütün derinliğiyle ve içtenliğiyle anlatırlar.” diye tanımlıyor. İşte aşka dair bu seslenişteki o yolda yürüyenlerin tecrübelerini anlatıyor bize. Kırk adet yazıdan oluşan kitapta İskender Pala yaptığının o eski ustaların mısralarını yorumlamak, bugüne yansımalarını göstemek, kadim aşklardaki asaleti ve güzelliği bir parça olsun açığa çıkarmaya çalışmaktan ibaret olduğunu söylüyor. Kırk gece yatİmadan bir ölçek alındığında hem lezzetli olur hem dimağımızı yormadan anlamaya yarar diye düşünüyorum. Şimdiden keyifli okumalar.

KİTAPBLOGU




Arka kapak…
Aşkın başlangıcı “görme”, sonucu “bakma”dır. İlk görüş anında başlayan ilginin sırasıyla sevgiye, bağlılığa, kalbin erimesine, tutkuya, özleme ve nihayet aşka dönüşmesinin bir tek gayesi vardır; sevilenin yüzüne bakabilmek, o ilk görüş anının lezzetini ve hazzını derece derece artırarak kemale erdirebilmek.
Görmekten bakma derecesine yükselebilmek için aşkın binbir türlü tecellisi, sayısız çile durağı, firkat, hicran ve hasrete adanmış elemleri vardır ki, bunların her biri âşıkı kabalıklarından yontar, ruhunu arıtıp billurlaştırır ve en son noktada doya doya “bakma” eylemi için onu hazırlayıp sevgili huzuruna çıkartır.
Aşkın “bakma”dan sonraki durağı “tapma”; yani sevenin sevilene kul olmasıdır.
Sevgili okuyucu,
Aşka Dair bu kitabın satır aralarında dolaşırken belki de kader defterindeki yazıların temize çekildiğini, gönlüne sevgi reyhanlarından güzel ıtırlar dolduğunu, kalbine sadakatli kalplerden şavklar yansıdığım, ruhuna dostluk ışıkları vurduğunu hissedeceksin. Eğer öyle olursa, bil ki Allah seni aşkının ateşine atmış, yakıyor, yakıyor, yakıyor demektir. Gafil olma, şükredilecek haldir bu. Çünkü “Aşktır ki, gerisi vesairedir!..”

Kitap : Aşka Dair

Yazar : İskender Pala

Yayın : Kapı Yayınları

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.