"Metinler yazarların aynasıdır" sözünü yorumlayınız.

"Metinler yazarların aynasıdır" sözünü yorumlayınız.

Her metin az ya da çok metnin yazarı, yazarın sanatı ve edebi kişiliğini yansıtır. Yazar yaşadığı dönemin sosyal, kültürel ve sanat hayatından az ya da çok etkilenir. Bu etki elbette ortaya koyduğu esere de yansımaktadır.  Her yazarın kendine göre bir dünya görüşü, olayları değerlendirme tarzı siyasi anlayışı, yaşama karşı bir duruşu vardır. Yazarın dünyaya ve olaylara bakış tarzı, zihniyeti yazdığı metinlere yansır.Öğretici metinlerde, yazar ile ortaya koyduğu metin arasında birçok yönden doğrudan ilişki vardır. Metinde ortaya atılan görüş ve tezler, metnin dili ve anlatımı, yapılan karşılaştırmalar, örnekler tümüyle metnin yazarına aittir. Yazar, konu ile ilgili bilgi ve tecrübelerini, düşüncelerini bir düzen içinde metin aracılığıyla ortaya koyar.

ÖRNEĞİN , Can Dündar'ın aşağıdaki yazısı onun onun olayları değerlendirme tarzını, anlayışını, kişisel  bakış açısını yansıtmaktadır.Can Dündar'ın diğer yazılarına bakarak onun sanat anlayışı, dünya görüşü , zihniyeti hakkında ipuçları yakalayabiliriz... 



NOT: Aşağıdaki yazı yazarın kendi resmi sitesi www.candundar.com.tr adresinden alınmıştır.
KİTAPLAR ORMANI'NDAN...

Kefaret'i gördüm hafta sonu... bir kez daha şapka çıkardım sinema sanatına, yaratıcılığa, oyunculuğa...
Savaşa ve günaha dair bir film bu; sınıf ayrımcılığına, vicdan azabına, iflah olmaz tutkulara dair...
"İyiliğin son eylemi"ne dair...
Harikulade lezzetinin ötesinde, filmin bende bıraktığı en derin iz, bu sonuncusu oldu.
Çünkü o eylemde, hayatın eksik bıraktığını yazı tamamlıyordu.
Bir kitap, hakikate kulak asmayıp kendi tarihini yazıyor, kaderin açığını kapatıyordu.
Edebiyat, yaşamla hesaplaşıyordu.
Yazar, günahının kefaretini romanıyla ödüyordu.
* * *
Yazarın, yazmayı yaşamaya tercih etmesi, yazı için hayattan vazgeçmesi bundan mıdır ki?
Ya da okurun, sokağın çağrısına omuz silkip büzüştüğü koltukta yazıya sığınması, yaşamdan alamadığı tadı kitapta araması?..
Kitabın, insanın diyemediğini demesinden mi?
Hiçbir aşkın yazıdakine benzememesinden mi?
Edebiyatın hislerimize tercümanlık etmesinden mi?
Kalemin, dilin düğümünü çözmesinden mi?
Hepsi belki...
Yazı, gidemediğimiz yerlerdir; ıskaladığımız davetler, kazanamadığımız harpler, fethedemediğimiz kalpler...
Gün gelir, tarihi tashih eder yazı; avucumuzdan uçmuş fırsatları iade eder, günahların kefaretini öder.
Ve okur, beklentisince pay alır o kefaretten;
...kâh tutkusunu kızıştırır, kâh öfkesini yatıştırır satırlara tutunarak...
* * *
Tüyap denilen kitap ormanında, mürekkepli kâğıt kokusunu içime çeke çeke gezerken, kalabalığın yoğunluğunu, yazının bu kudretine bağladım dün...
15 yılı aşkın süredir katılıyorum bu kitap şenliğine... kâh okurlarla buluşup sohbet etmeye, kâh kitap imzalamaya...
Yazdıklarımızın hesabını verdiğimiz bir mahkeme burası...
Satırların, sahibine benzeyip benzemediğinin, yani samimiyetin imtihan sahası...
Alkışlandığımız, sorgulandığımız, kınandığımız bir yüzleşme seansı...
Fuarı gezen binlerce insan, kendisini en iyi anlatan satırları, savunacağı fikirler sunan yazarları, hayatın ihmal ettiklerini ikram eden kitapları arıyor.
Ve bizler, elimizde kalemler, defalarca okunacak bir muska yazar gibi, "iyiliğin son eylemi"ni yazıyoruz kitap kapaklarına...
Dünyalarını değiştirmek için sıraya girmiş insanlara...
* * *
Bir kitap dünyayı değiştirebilir mi?
Zor.
Ama "bir" sözcüğün yerini değiştirerek soruyu şöyle yanıtlayabiliriz:
Kitap, bir dünyayı değiştirebilir.

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.