Mehmet Âkif'in Sosyal Temalı Şiirleri ve Bunların Teknik Yapısı

Hayrettin Rayman (Prof.Dr.)
Giriş
Mehmet Akif, Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biridir. Şiire Baytar Mektebi'inde başlar. Türk edebiyatında Muallim Naci ve Abdülhak Hâmit, Fars edebiyatında, Sadî ve Hafız, Batı edebiyatında ise Lamartine ile Alexandre Dumas Fils en beğendiği sanatçılar arasında yer alır. Muallim Naci'nin gazellerinden, Hâmit'in Makber'inden esinlenir, Lamartine'ni de eserlerindeki din lirizmden dolayı çok sever. Mehmet Akif e göre; Alexandre Dumas Fils, küçük hikâyelerinde büyük hakikatleri söyleyen msandır(Banarh, 1985-1158). Ona hayranlığı da buradan gelmektedir.
Akif için şiir, gerçek bir isteğin ürünüdür. Şiir, libas ve gıda hizmeti görmelidir. Şair ise bir mimadır, ressamdır, projeler üreten kişidir. Sanat için sanat ilkesine karşı çıkar. Toplum için edebiyat ilkesi doğrultusunda hareket eder. Türkçülük hareketi ve milli edebiyat akımları Akif in ilgisini çekmeyen konulardır.


Mehmet Akif, Türk şiirine gerçek realizmi getiren ve uygulayan bir sanatçıdır. Toplum yaşamını dile getirmek ve " Mahalli bir edebiyat" yaratmak onun en büyük ideallerinden biridir. Bunu yapabilmek için de kuvvetli bir gözlem tekniğine ve inceleme yeteneğine sahip olmak gerekir. Yöresel yaşamı, olayları, çevreyi, kişileri, kişilerin konuşmalarını, maddi ve manevi bütün özellikleri yansıtabilmek için bütün çabasını ortaya koyar. Şiirimize, betimleme ve hikâye etmenin kapılarını arkasına kadar açar. Akif in şiiri, bu temel üzerine kurulur(Akyüz, 1953-544).İlhama inanmayan ve hayale bağlanmayan şair, inceleyeceği konuyu önceden iyi bir gözlem altına alır.Toplumun dertlerini kendisine dert edinen idealist bir sanatçıdır(Necatigil, 1967-105). Ne demişse görüp de söylemiştir. Mahalle Kahvesi şiiri, kahveyi işletene okunduğu zaman kahvecinin cevabı" Bu adamın hayatı hep kahvede geçmiş" biçiminde olur. Bu da bize şairin ne kadar büyük ve ince bir gözlemci olduğunun kanıtıdır. Tasvirleri çekici ve renklidir. Şiirlerinde tasvir kadar hikâye etme de önemlidir. Sanatını halkın hizmetine vermiştir. Şiirlerindeki tasvir ve konuşma biçimini Ali Ekrem Bolayır'dan aldığını söyler(Akyüz, 1953-544). Kişileri elverdiğinnce kendi dilleriyle konuşturur. Betimlemelerinde tamamen realist olurken, bir düşünceyi savunurken yahut reddederken tamamıyle şahsileşir. Şair, eski şiiri biraz plansız bulur. Akif, başarısını planlı programlı ve titiz çalışmaya borçludur. Nazım şekillerini kullanma seçiminde titiz değildir. Mesnevi en çok tercih ettiği nazım şekillerinin başında gelir. Çünkü bu nazım biçimi onu kullanan sanatçıya esneklik sağlar.
Bu kısa açıklamadan sonra Akif in sosyal temalı aynı zamanda manzum hikâye de diyebileceğimiz şiirlerinden bazılarını tanıtmaya çalışalım. Bu kategorideki şiirlerin en önemlileri: Küfe, Mahalle Kahvesi, Meyhane, İstibdat, Hasta, Köse İmam, Seyfi Baba'dır. Bu incelemeye Türk ulusuna seslenmesi ve büyük moral vermesi açısından İstiklâl Marşımızı da dahil etmiş bulunuyoruz.
1-Küfe: Babasından kalan eski bir küfe altında ezilmek istemeyen, okuyarak hamallıktan kurtulmak isteyen cılız bir çocuğun haykırışları işlenir.
2- Mahalle Kahvesi: Kahveyi tembellik mekânı haline getiren işsiz insanlarınorada birbirleriyle nasıl yüz göz olduklarını anlatılır.
3- Meyhane: Psikolojik ortam bakımından kahveden daha kötü bir yerdir.Burada insanlar hem zamanlarını öldürüp hem de sorunlarından kurtulacaklarınısanarak içkiye sığınıp kendilerini kandırırlar.
4- İstibdat: Haksız yere evinden alınıp götürülmek istenen ancak erkeğinibırakmak istemeyen bir kadının direnişi dile getirilir.
5-Hasta: Şairin Halkalı Baytar Mektebi'nde Öğretmenlik yaptığı dönemde yaşadığı bir hikâyedir. Şiir, verem olan bir öğrencinin ilgisizlik yüzünden nasıl kayıp olup gittiğinin öyküsüdür.
6-Köse İmam: Şeriati yanlış anlayarak karısını boşamak isteyen cahil, zalim bir erkeğin şahsiyetinde, islâmlığın ve insanlığın yanılmış bir cephesi düzeltilmek istenmiştir. Gerçekte Akif, İslâmiyet'i yanlış anlayanlara ve onu kendi çıkarlarını âlet edenlere kızar ve onları şöyle eleştirir:
Çalış dedikçe şeriat çalışmadın durdun Sonra onun adına birçok hurafe uydurdun Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya Bununla zavallı dini çevirdin maskaraya.
Safahat-550.
7- Şey fi Baba: Yolu ve ışığı olmayan ve bu- kenar mahallede yaşan, Seyfi Baba adlı bir ihtiyarın şair tarafından ziyaret edilişini ve şairin orada karşılaştıkları manzara ortaya konur.
Şimdi bu şiirlerin teknik özelliklerini incelemeye çalışalım. Ancak bu tür şiirler çok uzun oldukları için her şiirden iki beyitin incelenmesi tarafımızdan uygun bulunmuştur.
l- Küfe: Diyalogların yer aldığı manzum bir hikâyedir. Kırk altı beyitten oluşan bir serbest mesnevidir. Uyak düzeni şöyledir:

Uğurlu bir küfedir kalmadım hemen yüksüz -a
Baban gidince demek kaldı âdeta öksüz -a
Onunla besleyeceksin ananla kardeşim -b
Bebek misin daha öğrenmedin mi sen işini? -b
Bebek misin/ daha öğren/medin mi sen/ işini?
Safahat-54 Me fa i Ifin/fe i la tün/me fa i lün/ fei lün.


-ük,-ök: Tam uyak
- süz,süz: redif. 
- ş: yarım uyak-ini, ini:redif. 

Babanın gitmesi ölmek anlamındadır. Küfeyi betimlerken iyi bir sıfat yakıştırılmıştır. Öksüz kalmak da deyimdir. İkinci dizede -k, üçüncü dizede -n, dördüncü dizede, -m ve -i sesleriyle alliterasyon yapılmıştır. Bu da bize sairin hem anlam hem de sese verdiği önemi gösterir.
2- Mahalle Kahvesi
Yüz on beş beyitten oluşan bir mesnevidir.
"Mahalle Kahvesi!" Osmanlılar bilir ne demek?-a,-ek,-ek, tam uyak, redif yok. Tasavvur etme salon "Görmedim nedir? Diyecek,   -a
Dilenci şekline girmiş bu sinsi caniler, -b-î'ler tam uyak,-ler, redif.
Bu gündüzün bile yol vermeyen haramiler, -b
Di len ci şek/li ne gir mis/ bu sin si câ/nî ler. Me fa i lün/ fe i la tün / me fa i lün/ fa i lün.
Safahat-142
Yine mesnevi biçiminde bir uyak düzeni görüyoruz, ayrıca şan- bu şiirde de Küfe şiirinde kullandığı aruz kalıbını yinelemiştir.
Üçüncü dizede -n sesleriyle alliterasyon yapılmıştır. Dilenci şekline girmek, yol vermeyen harami sözcükleri deyim olarak kullanılmıştır.
3- Meyhane
Altmış beş beyitten oluşmaktadır.
Canım sıkıldı dün akşam sokak sokak gezdim -a,-ez,-ez, tam uyak,-dim, redif. Sonunda bir yere saptım ki, önce bilmezdim,   -a
Bitince bir sıra ev sonra bir de virâne,-b -âne'ler zengin uyak, redif yok.
Dikildi kar/sıma bir han/ kılıklı mey/hâne(Safahat,2008-67). -b
Di kil di kar/ sı ma bir han/ ki lık lı mey/ ha ne. Me fa i lün/ fe i la tün/ me fa i lün/ fa i lün.
Birinci dizede -k ve -m, ikinci dizede -s ve -m, üçüncü dizede -i, dördüncü dizede,-ı ve i'lerle alliterasyon yapılır. Canı sıkılmak, bir yere sapmak deyimdir.
4- İstibdat
İç diyalogların yer aldığı şiir, doksan bir beyitten oluşan bir serbest mesnevidir.
Bizim mahalleye poyraz kışın da uğrayamaz;-a,-maz,yaz: -az'lar tam uyak.Erir erir akan z semtimize geldi mi yaz! -a
Bahân görmeyiz amma latif olur derler -b       -er,-er:tam uyak.
Çiçeklerimi/ ş ağaçlar, ye/şillenilmiş/ yer -b
Safahat-112 Me fa î lü / me fa î lü/ Me fa î Ifi/ fâ'lün
Birinci dizede -y, ikinci dizede -*, i ve -z'lerle, üçüncü dizede -r ve -m sesleriyle, dördüncü dizede -ç kelime içi kelime başı, -y sesiyle de kelime başı alliterasyon yapılır. Ayrıca -erir,-erir yinelemeler de ahengi artırmaktadır. Baharın çok kısa geçmesi, yazın sıcaklığın fazlalığı anlatılmaktadır.
S.Hasta
Diyalog havasında, serbest mesnevi biçiminde yazılmış bir şiirdir. Elli yedi beyitten oluşmaktadır.
-    Bence doktor/ onu siz bir/ soyarak din/leyiniz;-a,-iz,- iz: tam uyak. Fa i   la tün/ feilâ tün/ fe i la tün/ fe i lün.
Hastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz,-a,
Sâde bir nezle-i sadriyye mi illet? Nerde! -b,-er, -er: tam uyak, -de'ler r. Çocuğun hâli fenalaştı şu son günlerde, -b
Safahat-44
Birinci dizede -o sesleriyle kelime içi alliterasyon, üçüncü dizede, s sesleriyle sözcük başı alliterasyon, dördüncü dizede, n, l, o sesleriyle sözcük içi alliterasyon yapılmıştır.
ö.Köse İmam
Şiir, serbest mesnevi biçiminde yazılmıştır. Seksen iki beyitten meydana gelir.
" Kim bilir, şimdi ne âlemde benim şanlı Kösem;   -a    -em, -em, tam uyak.Görmedim üç/ senedir bâ/ri gidip bir/ görsem..."   -aDiyerek, dün gece güç hâl ile buldum evini. -b     -ni, ni, tam uyak.
Koca insan ne şetaretle kabul etti beni: -b
Safahat-151.
Birinci dizede m ve i, ikinci dizede, m, i, r, üçüncü dizede l, dördüncü dizede, i, n sesleriyle alliterasyon yapılmıştır. Fa i la tün/fe i la tün/ fe i la tün/ fa'lün.
T.Seyfı Baba
Şair, şiirini aslında iç monolog olarak kurmuş ve mesnevi biçiminde de uyaklandırmıştır. Elli dokuz beyitten oluşur.
Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek, -a, -ek, -ek, tam uyak.
Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek! -a
Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim, -b   -er,-er, tam uyak,-im,r.
Çifte sandal,/ yüzüyorduk; /o yüzer ben /yüzerim, -b
Safahat-97.
Fa i la tün/ fe i la tün/ fe i la tün/ fe i lün.
Birinci dizede, m ve r, ikinci dizede z ve l, üçüncü dizede, a, r, f, dördüncü dizede z ve y sesleriyle sözük başı ve sözcük içi alliterasyonlar yapılmıştır.
8. İstiklâl Marşı
Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı'm milletimize armağan ettiği için Safahat'a almamıştır. Ancak İstiklâ Marşı gerek anlam gerekse şiir tekniği açısından oldukça başarılı bir şiirdir. Dokuz dörtlük, bir beşlikten meydana gelmiştir.
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın -a,-akın,-akm, z.u.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın -a
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın -b        -kın, -kın, z.u.
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın. -bSafahat, Ekler-537.
Kim bilir bel/ ki yarın bel/ ki yarından/ da yakın. Fâilâtün   /fei lâtün / fei lâtün/fei lün.
Birinci dizede, a ve r, ikinci dizede, k ,n, üçüncü dizede, ğ, t,d, dördüncü dizede, b sesleriyle sözcük başı alliterasyon, i, k ve l sesleriyle de sözcük içi alliterasyonlar yapılmıştır.
SONUÇ
Mehmet Akif, şiirlerinde hem anlama hem de ahenge büyük önem vermiştir. Bütün şiirlerinde aruzu yeğlemesinin nedeni onun sese verdiği önemi ve aruzla daha ahenkli şiirler yazabileceği inancından kaynaklanır. Yarım uyağa ve rediflere asla ilgi göstermemiş, daima tam ve zengin uyakları tercih etmiştir. Yahya Kemal, "Türk şairi redifi buldu mu gerisi kolay" derken Akif 'in bu konuda belki de kolaya kaçmamak için redifi az kullandığı söylenebilir. Genel anlamada, şair, okuyucu ya da topluma önemli mesajlar iletmek istiyorsa geniş ünlüleri, eğer şiir mesaj yüklü değilse bu taktirde de dar ünlüleri fazla kullanır. Akif, bütün şiirlerinde kalabalığa seslenir. Kalabalığın dilini, üslûbunu, zihniyetini benimser. Akif, kalabalığın yalnız sözcüklerim değil, deyimlerini, benzetmelerini, anlatımını, hatta cümlelerini almaktan çekinmez. Akif in bütün şiirlerinin yanında özellikle de İstiklâk Marşı'nda geniş ünlülerin çok kullanıldığı gözden kaçmaz. Bu özellikler, onun kişiliğine uygun düşer. Bir yerde Akif, didaktik, topluma eleştirel gözle bakan bir sanatçıdır. Ona da böyle şiirler yazmak yaraşır.
KAYNAKLAR
1. Mehmet KAPLAN, Şiir Tahlilleri, İstanbul 1963.
2. Mehmet Akif ERSOY, Safahat, Akçağ Yayım, Ankara 2008.
3. Kenan AK YÜZ, Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi, Ankara 1970
4. Mithat Cemal KUNTA Y, Mehmet Akif, İstanbul 1938
5. Eşref Edip, Mehmet Akif Hayatı, Eserleri ve Yetmiş MuharririnDüşünceleri, İstanbul 1939
6. Ömer Rıza DOĞRUL, Safahat, İstanbul 1943
7. Fevziye Abdullah TANSEL, Mehmet Akif Hayatı ve Eserleri, İstanbul1945
8. Faruk Kadri Timurtaş, Mehmet Akif, İstanbul 1958.
9. Behçet NECATİGİL; Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü. İstanbul 1967.
10. Emin ERİŞİRGİL,İslâmcı Bir Şairin Romanı, Ankara 1986.

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.