Nedim'in gazelleri ve açıklamaları

GAZEL-1

Çoktan ey saki gelip sinemde mihman olmadın
Derdime destindeki sagarla derman olmadın

Mahsın mehden güzelsin belki amma neyleyim
Ah bir şeb burc-i ağuşumda taban olmadın

Hayli demdir ki belin koçmağa kasd etdikçe ben
Naz ile benden yine bana girizan olmadın

Kande buldun böyle dil-keş nazmı hayranım Nedim
Cam-ı mey nuş etmedin hem-bezm-i canan olmadın

Günümüz Türkçesi ile:

Ey saki çoktandır gelip göğsümde misafir olmadın; elindeki kadehle derdime derman olmadın.

Aysın, belki aydan da güzelsin ama neyleyim, ah! Bir gece kucağımın burcunda parlamadın.
Ben epey zamandır beline sarılmayı kasdettikçe, naz ile benden yine bana kaçmadın.
Nedim! Böyle gönül çekici şiiri nerde buldun? Hayranım, oysa şarap içmedin, sevgilinle içki meclisinde bulunmadın.
..............................................
GAZEL-2


Haddeden geçmiş nezaket yal ü bal olmuş sana
Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı al olmuş sana

Bu-yi gül taktir olunmuş nazın işlenmiş ucu
Biri olmuş hoy birisi dest-mal olmuş sana

Ol büt-i tersa sana ''mey nuş eder misin'' demiş
El aman ey dil ne müşkil-ter sual olmuş sana

Sen ne camın mestisin aya kimin hayranısın
Kendin aldırdın gönül n'oldun ne hal olmuş sana

Yok bu şehr içre senin vasf etdiğin dilber Nedim
Bir peri-suret görünmüş bir hayal olmuş sana

Günümüz Türkçesi ile:


İncelik haddeden geçmiş, sana boy bos olmuş; sırça kaptan şarap süzülmüş, sana kırmızı yanak olmuş.

Gülün kokusu süzülmüş, nazın ucu işlenmiş; sana biri ter, biri mendil olmuş.
Ey gönül! O Hıristiyan putu (yani: Hıristiyan güzeli) sana ''şarap içer misin?'' demiş. Aman ne zor soru olmuş sana.
Sen hangi kadehin sarhoşusun, acaba kimin hayranısın? Gönlünü kendin aldırdın, ne oldun, ne hal olmuş sana?
Nedim! Bu şehir içinde senin anlattığın güzel yok; bir peri yüzlü görünmüş sana bir hayal olmuş.
............................................

GAZEL-3


Tahammül mülkünü yıktın Hülagü Han mısın kafir
Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

Kız oğlan nazı nazın şeh-levend avazı avazın
Belasın bende bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

Ne ma'ni gösterir duşundaki ol ateşin atlas
Ki ya'ni şu'le-i can-suz-ı hüsn ü an mısın kafir

Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
Aceb bir şuha sen de aşık-ı nalan mısın kafir

Sana kimisi ''canım'' kimi cananım deyu söyler
Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

Şarab-ı ateşinin keyf-i ruyun şu'lelendirmiş
Bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

Neden bakarsın sık sık böyle mir'at-ı mücellaya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmişdim
Sen ol cellad-ı din ol düşmen-i iman mısın kafir

Günümüz Türkçesi ile:

Tahammül ülkesini yıktın, Hülagü Han mısın kafir? Aman! dünyayı yaktın yakıcı ateş misin kafir?
Nazın kızoğlan nazı, bağrışın şehlevend (delikanlı) bağırışı; belasın, ben de bilmem kız mısın, oğlan mısın kafir?
Omzundaki o kırmızı atlas ne anlama gelir? Yani güzelliğin can yakan alevi misin kafir?
Bu gizli gizli ahlar, yaka yırtmalar nedir? Acaba sen de bir şuhun inleyen aşıkı mısın kafir?
Sana kimisi canım kimisi cananım der, nesin sen doğru söyle? Can mısın, canan mısın kafir?
Kızıl şarabın keyfi yüzünü alevlendirmiş, şu halle sarhoşlar meclisinin mumu musun kafir?
Parlak aynaya neden böyle sık sık bakıyorsun? Meğer sen de kendi güzelliğine hayran mısın kafir?
İnleyen Nedim'i bir kafirin tutsak ettiğini işitmiştim; o din celladı, o iman düşmanı sen misin kafir?
.........................

GAZEL-4


Sen gülersin gül gibi ben bülbül-i nalanınam
Mest-i medhuş-i temaşa-yi leb-i handanınam

Bana kul olsun deyü hacet ne ferman etmeye
Ben senin çoktan efendim bende-i fermanınam

Har isem de gülşen-i hüsnünde harım ben hele
Hak isem de bari hak-i rah-ı müşk-efşanınam

Olsam üftade gubar-asa yine pest olmazam
Çünki ey servi bülend üftade-i damanınam

Laleler sagarların pür kılmak ister sakiya
Ben dahi muhtac-ı lutf u talib-i ihsanınam

Sen demişsin kim kimin hayranıdır bilmem Nedim
Nazeninim pek bilirsin kim senin hayranınam

Günümüz Türkçesi ile:

Sen gül gibi gülüyorsun, ben senin inleyen bülbülünüm; gülen dudağının temaşasının başı dönen sarhoşuyum.
Bana kul olsun diye ferman etmeye ne gerek var? Efendim, ben çoktan senin fermanının kuluyum.
Diken isem de ben senin güzelliğinin gül bahçesinde dikenim; toprak isem de bari misk saçan yolunun toprağıyım.
Toz gibi düşkün olsam da yine alçalmam: çünkü, ey yüksek servi! senin eteğinin düşkünüyüm.
Ey saki! laleler kadehlerini doldurmak ister; ben dahi lütfunun muhtacı ve ihsanının isteklisiyim.
Sen demişsin ki; Nedim kimin hayranıdır bilmem? Nazlım! pek iyi bilirsin ki senin hayranınım.

1 yorum:

  1. Reşk-i fürûğ-ı ârızı bir dâğ-ı derddir
    Kim onu çarh tâ ciger-i âftâba kor

    Attâr şûhu gerden-i pür-hâlin eğdirüp
    Bir kabza habb-ı fülfülü kâfûr-ı nâba kor

    Bu beyitleri de açıklarmısınız

    YanıtlaSil


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.