“Cumhuriyet” kavramı ne zaman ortaya çıkmıştır?


“Cumhuriyet” kavramının ne zaman ortaya çıkmıştır?




Yukarıdaki bilgiler YRD. DOÇ. DR. ERCAN HAYTOĞLU'NUN  "Cumhuriyet, Türk Tarihindeki Gelişimi ve Atatürk " adlı makalesinden alınmıştır...
Makalenin ilgili bölümü aşağıdadır...

1-Osmanlı Devleti Döneminde Cumhuriyet Düşüncesi:


Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunda etkili olan bir çok gelişme 1789 Fransız Devrimi’nin ortaya koyduğu milli egemenlik, milli bağımsızlık, milliyetçilik, laiklik ve eşitlik kavramlarının Atatürk’ün akılcı ve inkılapçı anlayışı çerçevesindeki yansımasıdır. Milli egemenlik siyasi otoritelere karşı halkın yönetimde söz sahibi olması ve özgürlükçü anayasal sistemlerin tesis edilmesi, milli bağımsızlık ise artık imparatorluklar döneminin bittiği ve milli devletler kurulması yönündeki arayışların sembolü olmuştur. Milliyetçilik akımı bu görüşleri güçlendirerek bağımsız milletlerin oluşması yönünde özgürlük mücadelelerini teşvik etmiştir. Bu görüşlerin etkisiyle artık imparatorluklar döneminin sona erdiği, milli devletlerin kurulmasının bir gerçek olduğu, Osmanlı Devleti’nin de esen bu rüzgarlardan etkilenmemesinin mümkün olmadığı görülmüştür. Osmanlı Devleti, Coğrafi keşifler, Rönesans ve Reform hareketleri Sanayi Inkılabı’nın etkilerine uzak kalmıştı, ancak Aydınlanma Felsefesi ve Aydınlanma felsefesinin icrası olan Fransız İhtilali’nin gerçeklerine isteyerek veya istemeyerek uzak kalmak mümkün değildi. Bu sebeple Osmanlı Devleti’nde bir takım arayışlar başlamıştır.

Cumhuriyet, günümüz cumhuriyet anlayışı çerçevesinde Fransız İhtilali’nin gelişmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nde, Osmanlı düşünürleri cumhuriyet ile ilgili bir görüşe uzun zaman sahip olmamışlardır. Fransız İhtilali, Osmanlı İmparatorluğu’nda etkilerini geç hissettirmiştir. 1839 da ilan olunan Tanzimat Fermanı Batı’ya yönelişin, fikir bakımından Batı’nın etkisinin bir sonucudur. Fransız inkılabı’nın milli egemenlik ve bağımsızlık anlayışının bir mücadelesi olan 1830 İhtilalleri, etkisini 1839 Tanzimat Fermanı’nda göstermiştir.

Batı dünyası ile siyasi ve hukuki bir ilişki başlamış, düşünce özgürlüğü, milli egemenlik meşrutiyet, cumhuriyet kelimeleri aydınların ilgisini çekmeye başlamıştır.7 Ancak halk hakimiyeti ve Cumhuriyet, fikir halinde belirli bir şekilde ortaya çıkmamıştır. Batılı bir düşünüşe sahip Mustafa Reşit Paşa yaptığı ve yapmak istediği yeni reformlar yüzünden bazı kimselerin hedefi haline gelmiştir. Bir gün Serasker Sait Paşa, Padişah Abdülmecid’ in huzuruna çıkarak şunları söylemiştir:

- “Mustafa Reşit Paşa Cumhuriyeti ilan edecek, saltanatınız elden gidiyor. Daha ne duruyorsunuz?”8 Tabii ki, o dönemde Cumhuriyet’in Osmanlı Devleti’nde kabul görmesi zaten mümkün değildir.

Bu tür yenilikler Padişah desteğinde gerçekleştirilmeye çalışıldığından hükümdarlığın haklarını kısıtlayıcı kararların alınması mümkün olamazdı. Yenilik hareketleri II.Mahmut, onun öncesi III. Selim ‘de yapılmaya çalışıldığında halk tarafından “gâvurlaşma” olarak görülmüş ve tepkiler almıştı.

İlk defa dilimize Cumhuriyet kelimesi edebiyat yoluyla girmiştir. Reşit Paşa hayranı olan Şinasi onun için “Eya ahali-i fazlın Reis-i Cumhuru” demiştir. Ayrıca Şinasi, Avrupalılık, kanun, halk, mebus, medeniyet, cumhuriyet kelimelerini cesaret ve inanç ile kullanmıştır. Namık Kemal’ de halk idaresini savunan vatan ve hürriyet fikirlerini besleyen bir insan olarak karşımıza çıkmış, ancak Namık Kemal Cumhuriyet konusunda şunları söylemiştir;

“Cumhuriyet içinde bulunduğumuz yüzyılda en çok beğenilen bir hükümet şekli haline gelmiştir, İslamlık başlangıcında bir cumhuriyetti, ne var ki, bu rejim bizde uygulanamaz. Memleketimizde böyle bir düşünce kimsenin aklına zaten gelmez. Bizim kabul edeceğimiz devlet şekli Osmanlı hanedanı yönetiminde kurulacak ve teşrii kuvveti icra kuvvetinin elinden alacak bir meşruti düzendir. Meşrutiyet yolu ile Avrupa Parlamentolarını taklit etmek gerekir.”9 Namık Kemal meşrutiyeti Osmanlı Devleti için uygun bulsa da “…Bizde cumhur yapmak kimsenin aklına gelmez. Fakat yürütülmesine imkan olmamakla hak, batıl olmuş demek değildir.” demekten de kendini alamamıştır.10 Ziya Paşa’da Namık Kemal gibi Cumhuriyet fikri konusunda düşüncelerini açıklamış onun bir halk idaresi olduğunu yazmıştır.

Bazı yazarlara göre; Osmanlı Devleti’nde Cumhuriyet fikrini ilk ortaya atan, Ali Suavi’ dir. Ali Suavi düşünceleri ile hem muhafazakarların hem de meşrutiyetçilerin tepkilerini üzerine çekmiştir. Ali Suavi, Namık Kemal ve Ziya Paşa, Cumhuriyet ile ilgili düşüncelerini belirtmişlerse de bu fikir üzerinde fazlaca durmamışlardır. XIX. ve XX.Yüzyıl Osmanlı düşünürleri bu fikre fazlaca itibar etmemişlerse de Fransız İhtilali’yle ortaya çıkan milli egemenlik kavramının göstergesi Cumhuriyet, her Batılı siyasi düzene örnek ve model olmuştur. Cumhuriyet, despotizme, baskıya, uhrevi ve dünyevi otoriteyi birlikte kullanan sultana karşı, doğru olan adil olan insan onuruna değer veren siyasi düzen olarak, Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ile birlikte aranılan rejim olmuştur.”

Osmanlı Devlet yapısı içerisinde herşey, hanedan, saltanat hilafet üçgenine dayanmaktaydı. Özgürlük ve eşitlik sadece edebiyatta kendini göstermekteydi. Aydınlar, siyasi ve askeri yetkililerde, milli egemenlik fikrini devlete hakim kılmak için bir çaba göstermiyordu. Cumhuriyet kelimesinin Şinasi ve Namık Kemal gibi birkaç Osmanlı aydınından başkası tarafından kullanılmamış olması da bunu göstermektedir.12

Hiç yorum yok


Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

Blogger tarafından desteklenmektedir.