4 Şub 2018

Servetifünun Romanı ile Tanzimat Romanının Karşılaştırılması, Benzerlik ve Farklılıklar

Reklamlar


Servetifünun Romanı ile Tanzimat Romanının Karşılaştırılması, Benzerlik ve Farklılıklar

Servet-i Fünûn ile Tanzimat Romanının Karşılaştırılması

Tema: Tanzimat Dönemi'nde yanlış Batlılaşma, cariyelik, toplumsal aksaklılıklar, aşk, tarihi konular işlenirken Servetifünun romanında aşk, hayal-hakikat çatışmasıi karamsarlık, yalnızlık gibi bireysel temalar işlenmiştir.

Dil ve Üslup: Olay anlatımlarında yalın, betimlemelerde süslü bir üslup vardır. Yazar, olayın akışını kesip okuyuyuca bilgi verebilir. Yazar eser kişiliğini gizlemez. Bu dönem romanları teknik bakımdan kusurludur. Servetifünu  romanında ise ağır ve sülü bir dil kullanılmıştır. Yazar, olayın kesmez, kişiliğini gizler. 

Edebi Akım: Tanzimat romanları daha çok romantizmin akımın etkisindeylken Servetifünun romanları realizmin etkisinde yazılmıştır.

Olay ve Kişiler: Tanzimat romanında kişiler tek yönlü ele alnır. İyiler hep iyi kötüler hep kötüdür. Servetifünun romanında ise Avrupai tarzda iyi eğitim almış zengin kişiler yer alır. Tipler değil, karakterler ön plandadır.

Mekan: Tanzimat romanlarında mekan genellikle İstanbul'dur. Özellikle olaylar Çamlıca'da geçer. Servetifünun romanlarında ise olaylar İstanbul içinde özellikle Beyoğlu ve Tepebaşı semtlerinde geçer.

Roman Tekniği:  Roman tekniği kusurludur, olayın akışı kesilir, tesadüflere sıkça yer veirlir. Servetifünun romanında ise yazar olayın anlatımında tarafsız bir tavır takınır. Rastlantılara ve gereksiz ayrıntlara yer vermez. Batılı anlamda modern romanın gerçek örnekleri bu dönemde verilmiştir. edebiyatfatihi.net

DAHA DA AYRINTILI BİLGİLER AŞAĞIDA...

Servet-i Fünûn ile Tanzimat Romanının Karşılaştırılması
Tanzimat Dönemi'nde yazarlar roman türünün ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde yazarlar, romanda belli bir gelişmeyi değil, Doğu ve Batı kültürünü birbirine katarak sosyal yararı gözetmiştir. Halka seslenebilmek için yazmış, bu yolda meddah ağzını kullanmış, öğreticiliği amaçlamıştır. Bu açıdan Tanzimat romanları teknik olarak kusurlu; ama bu türü yaygın hâle getirmesi açısından önemlidir. Yazarlar, romanlarında halkı göz önünde bulundurmuş, görüşleriyle kahramanları üzerinde etkili olmuş, romanlarının olay akışını sık sık keserek okura bilgiler vermiştir. Edebiyatımızda Batılı anlamda esas roman, Servet-i Fünûn'la başlar. Servet-i Fünûncular realist ve natüralist yazarları, psikolojik roman çığırını açan yazarları ve onların roman anlayışlarını örnek almışlardır. Toplumsal yarar içeren sosyal konular (cariyelik, görücü usulüyle evlilik, köle ticareti, yanlış Batılılaşma vs.) gitmiş, kişisel konular, özellikle aşk konusu romanlara hakim olmuştur.


Tanzimat romanlarında kişilerin psikolojik çatışmalarına çok az yer verilmiş, yazarların görüşlerinin roman kahramanları üzerinde etkili olmuş, romanlarda gösterme tekniği yerine öykülemenin ağır basmıştır. Bu dönem roman yazarları daha çok, Doğu edebiyatının etkisindedir. Tanzimat Dönemi romanlarında ne canlı bir psikoloji ne karakter ne de gerçekçi yaşam sahneleri vardır. Bu nedenle yazarlar, tasvir ve tahlilde başarılı olamamışlardır.


Romanlarda ağırlıklı olarak kişilerin yaşamı ve salon hayatı işlenir. Kişilerin ruh çözümlemelerine, tabiat ve çevre betimlemelerine özen gösterilir. Roman kişileri, romantik yönleri olmakla birlikte genellikle modern yaşamın içinden, eğitimli, bazen hırslı, bazen isyankar, geleneğin kalıplarını kıran, ümitle bunalım arası gelgitler yaşayan gerçekçi kişilerdir. Bu kişiler karamsar tipler, çapkın ve macera peşinde olanlar, zengin ve Avrupalı tipler olarak sınıflandırılabilir.


Yazarlar kahramanlarını psikolojik gerçekliklere uygun olarak serbest bırakır, okuru, taraf tutmadan kahramanları anlama ve çözümlemeye yönlendirir. Bunun yanında yazarlar, romanlarda Batı tarzı hayatı ve kahramanları işlemişler, sosyal yaşamdan da kuvvetli tiplere ve sahnelere de yer vermişlerdir. Örneğin Halit Ziya'nın Mai ve Siyah romanındaki Ahmet Cemil, Aşk-ı Memnu'daki Firdevs Hanım, Nihal ve Bihter, o devir İstanbul'unda yaşamış toplumdan kişilerdir.






Tanzimatta sade dile yönelim vardır. Şinasi ile başlayan dilde sadeleşmeyi Ahmet Mithat, uygulamaya çalışır. Fakat özentisiz cümleler kurduğu için bunda başarılı olamaz. Samipaşazâde Sezai dilde sadeleşmeyi savunmakla birlikte sanatlı söz söyleme alışkanlığından bütünüyle kurtulamaz. Bu konuda Nabizade Nazım daha başarılıdır. Servet-i Fünûn roman ve öykülerinde ise sade dil anlayışı bir kenara bırakılmış, son derece süslü ve sanatlı, arapça ve farsça sözcüklerle yüklü bir dil kullanılmıştır.

Artikel Terkait

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

İLGİLİ İÇERİKLER