SPONSORLU BAĞLANTI

...

AHMET RASİM EDEBİ KİŞİLİĞİ-ESERLERİ MADDELER HALİNDE

Written By edebiyat fatihi on 9 Nis 2013 | 9.4.13



AHMET RASİM(1865-1932)
  • Servet-i Fünûn döneminde eser verdiği halde bu topluluğa katılmayan Ahmet Rasim, edebiyattaki Batılılaşmaya karşı çıkıp Servet-ı Fünûncuları eleştirmiştir. 
  • Tarih, coğrafya, seyahat, dilbilgisi gibi çok değişik konularda eser veren Ahmet Rasim roman ve hikâye de yazmıştır. 
  • Özellikle anı, fıkra ve makaleleriyle başarılı olmuştur.
  •  Sohbet ve fıkra türündeki yazılarında İstanbul'daki şehir hayatını tüm canlılığı ve ilginç yönleriyle anlatmıştır.
  •  Başarılı bir gözlemcidir, gözlemlerini aktarmada çok başarılıdır. 
  • Hüseyin Rahmi'nin roman ve hikâyelerinde yaptığını fıkra ve anıları ile gerçekleştirerek yaşamın en ilginç yönlerini anlatmıştır.
  •  Yazarın teknik yönden pek başarılı olmayan "Cep Romanları" başlığıyla yayımlanan pek çok romanı vardır. 
  • Bu romanlarda Namık Kemal etkisi çok açıktır. Yalın ve açık bir üslubu vardır; kısa cümleler kurar. 
REKLAM

ŞİİR BÖYLE TAHLİL EDİLİR: F.NAFİZ ÇAMLIBEL'İN "SANAT" ŞİİRİNİN TAHLİLİ

                   
                    SANAT
Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyârımız da binbir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek,
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar.

Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da
Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini.
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini…



Sen raksına dalarken için titrer derinden
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin;
Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin.

Fırtınayı andıran orkestra sesleri
Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,
Istırap çekenlerin acıklı nefesleri
Bizde geçer en hazin bir musikî yerine!

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun
Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini;
Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun
Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini...

Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken
Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz.
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz.

( Hayat, 30 Kânunuevvel (Aralık) 1926, S.5, s.88.)
REKLAM

11.SINIF DİL VE ANLATIM 178-192.SAYFA CEVAPLARI (RÖPORTAJ)


11.SINIF EVRENSEL İLETİŞİM YAY.DİL VE ANLATIM KİTABI (sayfa 178-192) CEVAPLARI  

RÖPORTAJ
SAYFA 180
ÖN HAZIRLIK
1.  Bir bölgeyi, kurumu, eşyayı veya insanı konu alan röportajlar bularak okuyunuz. Beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
2.  Röportaj ve mülakat kelimelerinin anlamlarını araştırınız.
RÖPORTAJ: Bir yazarın ya da gazetecinin herhangi bir olayı, kişiyi kuruluşu veya yeri; kendi anlayışına ve gözlemlerine göre araştırdığı ve değerlendirdiği yazılardır.
:MÜLAKAT  (Görüşme) Kendi alanında uzmanlaşmış ünlü kişileri etraflıca tanıtmak veya toplumu ilgilendiren bir konuyu aydınlatmak amacıyla uzmanlarla veya ünlü kişilerle yapılan görüşmelerin aktarıldığı gazete yazılarıdır.
Röportaj ve mülakat birbirinden farklıdır. Mülakatta “karşılıklı konuşma, görüşme” vardır. Mülakatta sorular sorularak bilgi toplanır. Röportajda bir gerçeği soruşturma vardır, bir gerçeği ortaya çıkarma amacı vardır. Bunun için görüşmeler yapıldığı gibi ortam tanımlamalarına, gazetecinin izlenimlerine yer verilir.
3.  Röportaj türünün tarihsel gelişimini, Türk edebiyatındaki önemli röportaj yazarları­nı araştırınız.
REKLAM

AHMET HAŞİM EDEBİ KİŞİLİĞİ,SANAT ANLAYIŞI, ESERLERİ MADDELER HALİNDE



AHMET HAŞİM(1884-1933)
  • *Fecr-i Âti topluluğunun en güçlü şairidir.
  • *Şiirlerinde musiki de vardır.
  • *Empresyonizm ve sembolizmin etkisiyle şiirler yazar.
  • *Ona göre şiir, anlamın ve ahengin uyumundan doğar.
  • *Ahenk kavramına büyük önem verir.
  • *Sanatçıya göre gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.
  • *Aruz ölçüsüyle yazan şairArapça ve Farsça sözcüklere de bolca yer verir.
  • *Haşim, anlamca kapalı olan şiirleri sever.
  • *Serbest müstezata ilgi duyar. Haşim’e göre şiirlerde “açıklık” ve “fikir” gereksizdir. Şiir, anlamınıokuyucudan almalıdır. Okuyucu kendi gücü oranında yorum yapmalıdır.
  • *”Piyâle” Haşim’in olgunluk dönemi şiirlerini kapsamaktadır.
  • *Bu dönemde hayat ve kadın karşısında kendisini yalnızlık içinde bulan sanatçının ruh yansımaları vardır.
  • *Ahmet Haşim, hece ölçüsünü musiki açısından yeterli görmez, serbest müstezatı Servet-i Fünûnculardan daha rahat kullanır.
  • Ahmet Haşim  hece  ölçüsünü hiç kullanmamıştır. Hatta bu ölçüyü “Köylü Vezni” olarak nitelemiştir.
  • *Şiirlerinde tasvire yer veren sanatçı sıfatları da çok kullanır.
  • *Sembolizmin ahenk ve anlam kapalılığı ilkesinden; empresyonizmin izlenimlerinden yararlanır.
  • *Sanatçı, toplumsal sorunlara ilgisizdir. Şiirlerinin konusunu hüzün, yalnızlık, ölüm, aşk gibi bireysel konular oluşturur.
  • *Haşim’e göre şiir, musiki ile söz arasında; fakat sözden çok musikiye yakın bir dildir. Şiirlerin, açık ve anlaşılır olmasına karşıdır. Haşim; sarı, kırmızı, siyah renkleri kullanır.
  • *Şiirlerinde duygusallığa anlam kargaşalığına önem veren sanatçı nesirlerinde açık, yalın, anlaşılır bir üslupla karşımıza çıkar. Sanatçının fıkraları, edebi tenkitleri, gezi yazıları vardır. Ayrıca nesirlerinde sosyal konulara da ağırlık verir.
REKLAM

MUSAHİPZADE CELAL EDEBİ KİŞİLİĞİ,ESERLERİ MADDELER HALİNDE


MUSAHİPZADE CELAL (1870 – 1959)
  • Milli Edebiyat dönemi oyun yazarıdır.
  • İstanbul Şehir Tiyatrolarında vazife alması ve oyunlarının basitliği, eserlerinin devamlı oynanmasına yol açtı. Böylece yaygın bir şöhret kazandı
  • Teknik bakımından zayıf; ama gözlem, tarihi ayrıntı ve yergi bakımlarından başarılı komediler yazmıştır.
  • Konularını Osmanlı İmparatorluğu’ndan, kendi deyişiyle “tarihin gölgesi altında hayal-meyal seçilen halk hayatın­dan” almıştır.
Eserleri:
REKLAM

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA EDEBİ KİŞİLİĞİ,ESERLERİ



HALİDE NUSRET ZORLUTUNA (1901 - 1984)
  • İlk şiirlerini mütareke yıl­larında yayımlayan sa­natçı, "Git Bahar" şiiriyle adını edebiyat dünyasına duyurmuştur.
  •  Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmış, sade bir dil kullanmıştır.
  •  Değişik yaşamalar karşısında kadın ruhunun duyarlılığını başarıyla dile getirmiştir.
Eserleri:
  • Geceden Taşan Dertler (şiir)
  • Yayla Türküsü (şiir)
  • Ellerim Bomboş (şiir)

REKLAM

MEHMET AKİF ERSOY EDEBİ KİŞİLİĞİ,ESERLERİ MADDELER HALİNDE


MEHMET ÂKİF ERSOY (1873-1936)
  • Küçük yaşta iyi bir din eğitimi görmüş, Arapça, Farsça; gençlik yıllarında ise Fransızca öğrenmiş olan Mehmet Âkif, dini -milli - lirik - epik özellik taşıyan şiirleriyle edebiyatımızdaki yerini almış­tır.
  • 1908'den sonra Sırat-ı Müstakim ve Sebil'ür-Reşat adlı din dergilerinde şiirler, din ve edebiyatla ilgili makaleler yayımlayarak yazı hayatına başlamıştır.
  • Şiirlerinin çoğunda İslâm'ı anlatmaya çalış­mış, İslâm dininin doğru anlaşılması duru­munda toplumun ilerleyebileceğini söylemiş­tir.
  • Mehmet Âkif realist bir şairdir."Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim/İnan ki her ne demişsem görüp de söylemi­şim..." dizeleri onun bu özelliğini yansıtır.
  • Öğretici yanı ağır basan, din, ahlâk, vatan konularının işlendiği şiirlerinde konuşma dili­ni başarıyla kullanmıştır.
  • Tüm şiirlerini aruzla yazmıştır.
  • Aruzu konuşma diline büyük bir başarıyla uygulayan şair, nazmı nesre yaklaştırmıştır (Bu özellikleriyle Tevfik Fikret'e benzer).
  • Şiirlerinin çoğu manzum öykü şeklindedir.
  • Âkif, birçok şiirinde sosyal sorunlara da yer vermiştir. Sözgelimi "Küfe"şiirinde yetim kalan bir çocuğun dramını, "Mahalle Kah­vesinde zamanını kahvelerde öldüren tem­bel kişileri, "Köse İmam"da İslâmı yanlış anlayarak karısını boşamak isteyen acıma­sız, cahil bir adamı... anlatır.
  • Sanatçı, milli marşımız olan İstiklâl Marş'nın da şairidir.
  •  Mehmet Âkif, özlediği gençliği "Asım"da simgeleştirmiştir. Ona göre gençlik İslâm inancı ile Batı'nın bilimini sentezleyebilirse görevini yapmış olacaktır.
  •  Mehmet Âkif, Fransız sanatçı Emile Zola'nın gerçekçiliğine hayrandır. Bu bakımdan da naturalisttir. Gerçeği olduğu gibi, bütün çir­kinliği ve kusurlu yanlarıyla anlatması onu naturalistlere yaklaştırır.
REKLAM

REŞAT NURİ GÜNTEKİN EDEBİ KİŞİLİĞİ,ESERLERİ MADDELER HALİNDE


REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889 – 1956)
  • 20.yy Türk Edebiyatının en büyük romancılarındandır.
  • Roman, öykü, gezi, eleştiri ve tiyatro türlerinde eserler vermiştir.
  • Sade ve cnlı  bir dille yazdığı eserlerinde Türkçeyi başarıyla  kullanmıştır.
  • İstanbullu idealist bir genç kızın, Feride’nin, öğretmen olarak gittiği Anadolu’ da yaşadıklarını anlattığı Çalıkuşu’yla sevilmiştir. Çalıkuşu, köyü ve taşra insanın yaşa­yışını anlatan ilk başarılı eserlerdendir.
  • Yaprak Dökümü’nde Batılılaşmanın Türk aile yapısı üzerindeki olumsuz etkisini; Yeşil Gece’de Kurtuluş Sa­vaşı yılları ve sonrasında dini istismar eden kişilerin eleştirisini romanlaştırır.
  • Öğretmenliğinden dolayı tanıdığı Anadolu’yu, gözlemci yönüyle yansıtmıştır.
  • Romantizm ve realizm akımlarından etkilenmiştir.
  • Görevi sırasındaki gözlemlerini anlattığı Anadolu Notları gezi türünün en önemli eserlerindendir.
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda da etkili bir isimdir.
  • ESERLERİ
REKLAM

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI EDEBİ KİŞİLİĞİ,ESERLERİ MADDELER HALİNDE


RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI(1869-1949)
  • Felsefeye merakı nedeniyle "Filozof Rıza" olarak tanınmıştır.
  • Servet-i Fünuncuların çağdaşıdır; ancak onlara katılmamıştır.
  • Hareketli bir siyaset hayatı vardır. Sevr Antlaşması’nı imzalayan delegeler arasında yer almıştır.
  • Başlangıçta Abdülhak Hamit ve Tevfik Fikret etkisinde aruz vezniyle şiirler yazmıştır.
  • Daha sonra Aşık ve Tekke şiiri geleneğinden yararlanarak duygulu, içten koşma ve nefesler yazmıştır.
  • Mehmet Emin Yurdakuldaki lirizm ve ahenk eksikliğini kapatmış, bir bakıma onun şiirlerindeki kuru didaktizmin ötesine geçmiştir.
  • Felsefe ,edebiyat, edebiyat tarihi konularında da eserleri vardır.
REKLAM

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL EDEBİ KİŞİLİĞİ,ESERLERİ MADDELER HALİNDE


FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898 – 1974)
  • Beş Hececilerin en önemli ismidir.
  • Aruz ölçüsüyle yazdığı  ilk şiirlerden sonra daha çok heceyi kullanmaya başlamıştır.
  • Aruzu tamamıyla terk etmeyen şair her iki vezni de usta­ca kullanmıştır.
  • Sanat adlı şiiriyle “memleketçi edebiyat” anlayışının öncülüğünü yapmıştır.
  • Hem bireysel duygularını hem de memleket konularını şiirlerinde işlemiştir.
  • Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır.
  • Düş ile gerçeği kaynaştırdığı epik ve lirik özellikteki şiir­ler yazmıştır.
  • Realist-romantik özellikler taşır.
  • Han Duvarlarışiiri çok ünlüdür.
  • Cumhuriyet  Dönemi  Türk  Edebiyatı’nda  da  etkili   bir isimdir.
Eserleri:
REKLAM

ORHAN SEYFİ ORHON EDEBİ KİŞİLİĞİ MADDELER HALİNDE


ORHAN SEYFİ ORHON (1890 – 1972)
  • Gazetecilik, öğretmenlik ve m.vekilliği yapmıştır.
  • Şiire aruzla başlamış sonraları heceyle yazmıştır.
  • Hece Ölçüsüyle gazel biçiminde şiirler de yazmıştır.
  • Bireysel duyguları işleyen ahenkli zarif şiirlerinde temiz, duru bir Türkçe vardır.
  • Peri Kızı ile Çoban Hikâyesiadlı manzum masalıyla sevilmiştir.
  • Yusuf Ziya Ortaç’la  birlikte Papağan, Güneş, Ayda Bir, Çınaraltı dergilerini çıkardı.
  • Mizah çalışmaları da vardır.
  • Eserleri:
REKLAM

YUSUF ZİYA ORTAÇ EDEBİ KİŞİLİĞİ MADDELER HALİNDE


YUSUF ZİYA ORTAÇ (1895 – 1967)
  • Aruzla ve heceyle yazdığı şiirlerini değişik dergilerde yayımlamıştır.
  • Türk edebiyatının önemli mizah yazarlarındandır.
  •  Akba­ba adlı mizah dergisini çıkarmıştır.
  • Şiirlerinde Faruk Nafiz'in etkisi vardır.
  • Sağlam bir Türkçesi, kıvrak bir üsluba sahiptir.
  • Heceyle yazdığı Binnaz adlı oyun başarılı İLK MANZUM PİYESTİR.
  • Orhan Seyfi Orhon‘la birlikte Çınaraltı dergisini çıkarmış­tır.
  • Cumhuriyet  Dönemi  Türk  Edebiyatı’nda  da  etkili   bir isimdir.
REKLAM

ENİS BEHİÇ KORYÜREK EDEBİ KİŞİLİĞİ MADDELER HALİNDE


ENİS BEHİÇ KORYÜREK (1892 – 1949)
  • Şiire aruzla başlamış Ziya Gökalp’in etkisiyle heceyi kul­lanmaya başlamıştır.
  • Milli heyecanlarla yüklü epik şiirleriyle tanınmıştır.
  • Heceyi kullanmada pek başarılı değildir.
  • Gemiciler” şiiri başta olmak üzere, Türk denizciliğiyle ilgili şiirleriyle tanınmıştır.
  • Son yıllarında tasavvufi şiirler de yazmıştır
  • Eserleri:
  • Şiir: Miras, Güneşin Ölümü, Varidat-ı Süleyman (Tasavvufi)
REKLAM

HALİT FAHRİ OZANSOY EDEBİ KİŞİLİĞİ MADDELER HALİNDE


HALİT FAHRİ OZANSOY (1891 – 1971)
  • Bir öğretmen olan şair, şiirlerinde çoğunlukla egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara aşk, ölüm temalarına rastlanır.
  • Aruzla şiire başlamış sonraları heceyle şiirler yazmış ve Beş Hececiler‘ e katılmıştır.
  • Aruza Veda şiiriyle tanınmıştır.
  • “Şair” isimli bir dergi çıkarmıştır.
  • Eserleri:
REKLAM

REFİK HALİT KARAY EDEBİ KİŞİLİĞİ (MADDELER HALİNDE)



REFİK HALİT KARAY (1888-1965)
  • 1909 yılında, Fecr-i Ati topluluğuna katılan yazar, sanat an­layışının zaman içinde değişmesiyle Milli Edebiyat Dönemi özel­likleri gösteren eserler kaleme almıştır.
  • Öykü,roman,anı, deneme, tiyatro,fıkra,mizah...türlerinde eser veren sanatçı Türkçeyi büyük bir başarıyla kullanmıştır.
  • Kalem dergisinde Kirpi imzasıyla mizahi yazılar yazmıştır.
  • Refik Halit Karay, edebi eserleri ile tanındığı gibi aynı za­manda siyasi mizah yazılarıyla da ünlüdür. Ancak, herhangi bir politik görüşü savunmaz. Buna rağmen, dönemin siyasal iktida­rına yönelttiği eleştiriler nedeniyle, 1916 yılında Çorum’a sürülür; bu sürgün, onun ünlü eseri “Memleket Hikâyeleri”nin zeminini hazırlar.
  • Aydede adlı mizah dergisinde Milli Mücadele aleyhine yazdığı yazılar nedeniyle Beyrut ve Halep'te 15 yıl sürgün kalmıştır.
  • 1909 yılında öykü yazmaya başlayan ve edebiyatımızda öy­kü türünün önemli sanatçılarından olan Refik Halit Karay, sana­tının ilk yıllarında Servet-i Fünûn topluluğunun etkisindedir. Ay­rıca, Fransız edebiyatını yakından takip ettiğinden, realizm ve natüralizmin özellikleri, yazarın öykülerinde kendini belli eder.
  • Maupassant tarzı (olay) öyküler veren yazarın eserlerinde, kah­ramanlar yaşadıkları çevre ile birlikte ele alınırlar. Realizmin önemli özelliklerinden biri olan gözleme, özellikle Memleket Hi­kâyeleri adlı eserinde, çok sık rastlanır.
  • Teknik bakımdan olduk­ça güçlü olan öykülerinde olaylar, toplumu ve bireyi yakından il­gilendiren sosyal olaylardır. 
  • Yazarın en önemli özelliklerinden bi­ri ise, merak unsurunu çok sık kullanmasıdır.
  • Fransız edebiyatından Guy de Maupassant’ı, Türk edebiya­tında ise Halit Ziya ve Hüseyin Cahit’i örnek alan yazarın ilk öykülerinde yerel tipler ve konular anlatılır.
  • Sanatçının en bilinen eseri, yazarın 1908-1919 yılları arasın­da yazdığı ve 17 öyküden oluşan “Memleket Hikâyeleri'dir.Bu eserdeki kahramanlar genellikle orta tabakaya ait insanlardır.
  • Batıya ait tekniklerle yerli sorunları ve Anadolu insanının hayatı­nın anlatıldığı bu öyküler, o döneme kadar ele alınmayan konu­ların anlatılması ve konuşma diline ait her sözcüğün kullanılması bakımından oldukça önemlidir.
  • Yurt dışında, sürgünde iken yazdığı öykülerini topladığı Gur­bet Hikayeleri adlı eseri de edebiyatımız için oldukça önemlidir.
  • Refik Halit Karay’ın ilk romanı, “İstanbul’un İçyüzü” adlı eseridir. Bu romanda; ana olay yoktur, birbirinden bağımsız olaylar ve kişiler ayrı ayrı bölümlerde verilmiştir, eski ve yeni ya­şam tarzları karşılaştırmıştır. Bu bakımdan bu roman, edebiya­tımıza büyük bir yenilik kazandırmıştır.
  • Yazarın bir diğer romanı ise Bugünün Saraylısı adını taşır. Bu romanda; II. Dünya Savaşı sırasında, İstanbul’da yaşayan yabancılara verilen yüksek değer ve yabancı hayranlığı anlatılır. Psikanaliz içeren bölümler de vardır.
REKLAM

HALİDE EDİP ADIVAR EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI MADDELER HALİNDE

Written By edebiyat fatihi on 7 Nis 2013 | 7.4.13


HALİDE EDİP ADIVAR(1884-1964)
  • Millî Edebiyat akımının ünlü kadın romancısıdır. 
  • Edebiyatçılığının yanında bir asker gibi cephe gerisinde mücadele vermiştir.
  • Halide Edip Adıvar, edebiyatın birçok türünde eser vermesine karşın romancı olarak tanınmıştır. 
  • Eserleri roman­tizmden realizme doğru bir gelişme gösterir.
  • Romanlarında ilk başta aşk temasını, kadın psikolojisi­ni ele alır. Daha sonra Türkçülük, milliyetçilik ve mem­leketçilik konularına yönelir; kişileri yaşadıkları olay çevresinde, gelenek ve göreneklere bağlayarak anla­tır.
  • Romanlarında canlı, kuvvetli karakterler yaratır.
  • Yazar, üslubu genellikle ikinci pla­na itmiştir. Eserlerinde basit cümle yanlışlarından, an­latım bozukluğuna kadar birçok eksiklik göze çarpar.
  • Halide Edip'in romanlarını içerikleri ve dönem bakı­mından üç bölümde toplanır:
    İlk dönem romanlarıYazar, ilk dönem romanlarında özellikle aşk gibi bireysel konuları ele alır. Bu roman­larda güçlü kadın kahramanlar öne çıkar. Kahramanla­rın ruhsal durumları başarıyla çözümlenir. Seviye Talib, Handan, Kalp Ağrısı bu tür romanlardandır.
    Kurtuluş Savaşı dönemi romanlarıAnadolu'ya ge­çip Kurtuluş Savaşı'na katılmasıyla Halide Edip'in sa­nat anlayışında değişiklik olur. Bu dönemde Anadolu insanını yakından tanır. Onun sabrını, direnişini, fe­dakârlığını, yurt sevgisini görür. Türkçülük akımının et­kisiyle toplum yapısını yansıtan Kurtuluş Savaşı ile Anadolu kent ve kasabalarındaki kimi çevrelerin deği­şik tutumlarını, çetelerin direnişlerini, kabaran millî coşkuyu anlatan toplumcu sayılabilecek eserler kale­me alır. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Zeyno'nun Oğlu bu dönemin romanlarındandır.
    Toplum ve töre romanlarıYazar, özellikle son yılların­da İstanbul'da ve Anadolu'yu, Anadolu'da yaşayan in­sanları konu alır. Doğu - Batı çelişkisini gündeme geti­rir, bu konuya bir cevap arar. Bunu yazarken değişik yörelerin törelerini de sergiler. Romanlarındaki bazı olay ve izlenimler, yazarın hayatından kaynaklanır. Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayıbu türden ro­manlardır.
REKLAM

Y.KADRİ KARAOSMANOĞLU EDEBİ KİŞİLİĞİ ve ESERLERİ (romanları kısaca bilgi) MADDELER HALİNDE



YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1889–1974)

  • Kahire'de doğmuş, yazarlık, büyükelçilik ve milletvekilliği yapmıştır.
  •  Edebiyatın her alanında eser vermiştir.Fecr-i Ati’nin dağılmasından sonra Milli Edebiyat içinde yer almıştır.
  • Çoğunlukla içinde yaşadığı toplumun dertlerini eserlerinde işlemiştir.
  • Anadolucu, Atatürkçü devletçi ve laik  bir çizgide kalmıştır.
  • Esas ününü romancılık alanında bulmuştur.
  • Kuvvetli bir gözlem gücü vardır.
  • Roman dili sadedir.
  •  Realist bir çizgide yaşamıştır.
  •  Eserlerinde aydın-halk çatışmasını yansıtmıştır.
REKLAM

MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI MADDELER HALİNDE


MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ (1890 -1966)
Sanatı ve Eserleri
  •  Edebiyat tarihçisi, araştırmacı ve siyasetçidir.
  • Üniversite yıllarında şiire ilgi duyan sanatçı, Batı edebiyatıyla ilgili araştırmalar yapmıştır.
  •  Sanat hayatına Fecr-i Âtî topluluğunda şiir yazarak başlamış, daha sonra Millî Edebiyat akımına katılmıştır.
  • Millî Edebiyat hareketine katıldıktan sonra, sanatsal içerikli eserlerden ziyade, bilimsel eserler yazmış, modern yöntemler kullanarak Avrupai tarzda edebiyat tarihçiliğinin temellerini at­mıştır.
REKLAM

ALİ CANİP YÖNTEM (EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI) MADDELER HALİNDE


ALİ CANİP YÖNTEM (1887-1967)
  • Milli edebiyatın kurucuları arasında yer alır.
  • Genç Kalemler dergisinin kurucuları arasındadır.
  • Edebiyata şiirler başladı.
  • Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'le birlikye Yeni Lisan hareketinin ve Milli Edebiyatın üç önemli teorisyenindendir.
  • Önce Fecriati’de yer almış, sonra Milli Edebiyat topluluğunda yer almıştır.
  • Aruzdan heceye geçmiş, sade dille şiirler yazmıştır.
  • Lise edebiyat programlarının düzenlenmesinde çalışmış ve ders kitapları hazırlamıştır.
  • Makaleleri ve edebiyat tarihçiliğiyle tanınır.
  • Polemikçidir. Cenap Şahabettin ile edebiyat anlayışı üzerine tartışmıştır.
Eserleri:
  • Şiir: Geçtiğim Yol (tek şiir kitabı)
  • Eleştiri: Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap’la Münakaşalarım
  • İnceleme: Ömer Seyfettin, Epope
  • Antoloji: Türk Edebiyat Antolojisi
REKLAM

ÖMER SEYFETTİN EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI MADDELER HALİNDE




ÖMER SEYFETTİN (1884 – 1920)
  • Maupassant(KLASİK VAK'A ÖYKÜSÜ-OLAY ÖYKÜSÜ) tarzı olay hikâyeciliğinin bizdeki en büyük ismidir.
  • Hikâyeciliği meslek olarak gören ilk sanatçıdır.
  • Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” maka­lesiyle dilin sadeleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.
  • Uzun cümlelerden, söz oyunlarından, yabancı sözcük ve tamlamalardan kaçınmış, konuşma ve yazı dili arasında bir uyum kurmaya çalışmıştır.
  • “Toplum için sanat” anlayışıyla milli değerlere yönelmenin önderliğini yapmıştır.
  • Realizm akımının etkisi altındadır.
  • Hikâyelerinde milli’ bilinci uyandırma ve güçlendirme amacı taşımıştır.
  • Mizahtan da yararlanarak toplumdaki aksayan yönleri eleştirmiştir; bu bakımdan hikâyeleri toplumsal hiciv ka­rakteri taşır.
  • Konuşma dilini yazı diline uygulamayı amaçlamıştır.
  • Hikâyeleri teknik açıdan zayıftır, tasvirlere, psikolojik tah­lillere önem vermez, daha çok olayı ön plana çıkarır.
  • Hikayelerinin konularını 
  • Milli tarih (daha çok Osmanlı tarihi)
  • Çocukluk anıları
  • Askerlik anıları ve günlük hayat oluşturur.
  • Kısa cümlelere dayanan okurun dikkat ve heyecanını canlı tutan bir anlatımı vardır.
  • Hikâyelerinde menkıbe, efsane, destan, halk fıkraları ve tarihten yararlanmıştır.
  • Kitaplaştırmadığı az sayıda şiiri de vardır.
  • Efruz Bey ve Yalnız Efe adlı eserleri “uzun hikâye”, “roman” olarak da değerlendirilmektedir.
  • 125 CİVARINDA ÖYKÜSÜ VARDIR.

REKLAM

MEHMET EMİN YURDAKUL EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI


 MEHMET EMİN YURDAKUL(1869-1944)
 Milli edebiat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcileri arasında yer aldı.
“Türk Şairi”, “Milli Şair” ünvanı ile tanınır..
 Tanzimat Döneminde ortaya çıkan “halk için halk diliyle yazma” anlayışını Servet-i Fünûn Döneminde yeniden canlandıran sanatçı Mehmet Emin Yurdakul’dur.
 Şiirlerinde Türk milletinin yüceliğini haykırır.
 1897’de Türk-Yunan Savaşı sırasında “Cenge Giderken” adlı şiiri yazmıştır. Bu şiiri yazmıştır. Bu şiirin ilk dizesi olan “Ben bir Türküm; dinim, cinsim uludur.” sözüyle edebiyatımızda yeni bir çığır açmıştır.
 Şiirlerinde kahramanlık ve milli bilinci öne çıkararak savaşa giden halkı cesaretlendirmiştir.
 Konuşma diliyle ve hece ölçüsüyle şiirler yazmak gerektiği üzerinde durmuştur.
 Türkçe şiirler adlı kitabıyla edebiyat çevrelerinde sesini duyurmuştur. Onun bu eseri ile Türkçülük edebiyat alanına girmiştir.
 Sade dil ve hece ölçüsü ile şiirler yazan ilk şairdir.
 Milli duyguları ve sosyal konuları işlemiştir.
 Dil ve şekil özellikleri bakımından halk şiirinden etkilenmiştir.

REKLAM

ZİYA GÖKALP EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI MADDELER HALİNDE

ZİYA GÖKALP EDEBİ KİŞİLİĞİ-SANAT ANLAYIŞI MADDELER HALİNDE
REKLAM

ROMAN İNCELEME PLANI


Sevgili Öğrenciler,
Genelde dönem/performans ödevi şeklinde verilen roman inceleme ödevlerinizi aşağıdaki şablona göre yapabilirsiniz...
A. ROMAN HAKKINDA BİLGİLER
1. Romanın adı
2. Romanın yazarı (çevireni)
3. Basıldığı yer ve tarih
4. Sayfa sayısı
B. ROMANDAKİ OLAYIN İNCELENMESİ
1. Olayın özeti
2. Olaydaki kişiler,kişilerin fiziksel ve ruhsal özellikleri
a) Asıl kişiler (kahramanlar)
b) Yardımcı kişiler (kahramanlar)
3. Olayın geçtiği yerler
4. Olayın meydana geldiği zaman
5. Olayı anlatan kişi (anlatıcı)
6. Romanın dil ve anlatım özellikleri
7. Romanın türü
8. Romanın ana fikri
C. YAZARIN HAYATI,SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA KISA BİLGİ
D. FAYDALANILAN KAYNAKLAR

REKLAM

PEYAMİ SAFA-MATMAZEL NORALİYA'NIN KOLTUĞU GENİŞ ÖZETİ VE İNCELEMESİ

Romanın geniş özeti,kişiler ve ayrıntılı özellikleri,yer zaman ve olaylarını bu yazıda  okuyabilirsiniz...


Peyami Safa – Matmazel Noraliya’nın Koltuğu

Özet:
Ferit, üzücü olayların art arda gelmesiyle psikolojik olarak bunalıma düşmüştür. Babasının Avrupa’ya gitmesinden sonra, kendisinden bir haber alamamıştır. Küçük kız kardeşi Nilüfer, teyzesi Necmiye Hanım’ın himayesi altında, kendisi de bir pansiyon odasında kalmaktadır. Kaldığı bu pansiyon sakinlerinin hemen hemen hepsi psikolojik olarak rahatsız kimselerdir. Pansiyonda karşılaştığı olaylar, Ferit’in ruh dünyasının iyice allak bullak olmasına sebep olur.
Ferit’in, yeni taşındığı pansiyonda bir hafta içinde karşılaştığı olaylar, onu çileden çıkaracak kadar çapraşıktır. Sokakta, kara bir köpeğin bacaklarına sürünüp kendini takip ettiği hissiyle rahatsız olan Ferit; pansiyonda, gece çıplak hayaletlerle karşılaşır; uykuda boğazının sıkıldığını hissederek haykırır; oda komşusu olan kızın, önceden haber verdiği olayların dehşetiyle ürperir. Pansiyonun odalarına yerleşmiş bulunan kiracıların hemen hepsi, ona bu kuruntuları telkin eden birer psikopat, birer ruh ve akıl hastasıdır. Yalnız lise öğretmeni Yahya Aziz bunların arasında bir istisna teşkil eder. Kuvvetli kültürü ve dengeli mantığı ile Ferit’in sinirleri üzerinde yatıştırıcı bir rol oynar.
Pansiyon dışında temas ettiği kimseler de hasta kız kardeşi, aşkta cinsî duyguların üstünde ruhî yükselişler arayan sevgilisi ve sevgilisinin arkadaşı ile biri milliyetçi öteki komünist iki arkadaşıdır. Bunlar da çağımızın yetiştirdiği, iç güdülerine düşkün tiplerdir. Ferit’in tereddütlerini arttırırlar.
REKLAM

KIZIL ELMA NERESİ? HİKAYESİNİN ÖZETİ,KİŞİLERİ,TEMASI (AYRINTILI TAHLİLİ)



GİRİŞ:
Ömer Seyfettin’in milli kimlik üzerine yoğunlaştığı 1917’de yazdığı Kızıl Elma Neresi? Adlı öyküde ordunun hükümdara mutlak itaati ve devletin ilkelerine bağlılığı vurgulanır.Askerin içinden gelişigüzel seçilen üç neferin aynı şeyleri söylemiş olması bir ideal devlet birliği etrafında birleşecek topluma duyulan özlemin neticesidir.
Kızılelma, Türkler arasında cihan hâkimiyetinin
sembolüdür. Bazen Türklerin yaşadıkları bölgeye göre
daha batıda, ulaşılması gereken bir yer, bazen de bir
ülkenin önemli bir yapısının üzerinde parıldayan altından
yapılma bir yuvarlaktır. Bu top zaferin işareti,
hâkimiyetin veya fethedilmek üzere seçilmiş yerin
sembolü olarak kullanılmıştır. Kızılelma motifi Türklerde
çok eski inançlara ve töreye dayanır. Yenisey Yazıtları’na
göre, Barlık suyu boyunca oturan Oğuzları, buradan hep
batıya doğru yürüten güç Kızılelma olmuştur. Bu
bakımdan Kızılelma çok güçlü bir fetih idealinin sembolü
olmuştur. Örneğin, Ergenekon Destanı’nda Kızılelma,
Ergenekon’dan çıkma ve eski yurda yeniden sahip olma
idealidir. Ulaşılması gereken, ülkeleri ele geçirmek için
fetihleri amaç hâline getiren bir semboldür.
Türkler hangi yöne giderlerse gitsinler ulaşacakları
zafere, ulaşmadan önce Kızılelma adını vermişlerdir.
Hazar Denizi’nin doğusundan gelen Oğuzlar, Hazar
kağanının çadırının üzerinde bulunan ve hâkimiyetin
sembolü olan altın topu ele geçirmeyi amaç edinmişlerdir.
Kızılelma ideali buradan Đran’daki Türklere, onlardan da
Osmanlılara geçmiştir. Osmanlıların fethetmek istedikleri
yerlerde bir Kızılelma’nın varlığına inandıkları ve bunu
ele geçirmek için çabaladıkları görülmektedir

REKLAM
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

REKLAMLAR

 
Support : roman özetleri | ŞİİR TAHLİLLERİ |
Copyright © 2011. edebiyat fatihi - All Rights Reserved
Template Created by Published by EDEBİYAT FATİHİ
Altyapı by Blogger
Yandex.Metrica