23 Tem 2013

9.HARİCİYE KOĞUŞU ÖZETİ,OLAY ÖRGÜSÜ,KONUSU,YER VE ZAMAN,DİL VE ANLATIM,ÜSLUP,BAKIŞ AÇISI(AYRINTILI TAHLİLİ)

Reklamlar

DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU ROMAN TAHLİLİ
 ROMANIN KONUSU:
 Fakir ve dizinden rahatsız olan bir çocuğun , kendisinden dört yaş büyük bir kıza aşık olması,beraberliğe dönüşmeyen bu aşkın getirdiği sıkıntı ve heyecanlardan dolayı rahatsızlığının artması ve nihayet ameliyat edilmesi romanın konusunu şekillendirir.
ROMANIN  ÖZETİ:
  Yazarın küçüklüğünden beri çektiği hastalık onu hastahanelerden tiksindirmiştir. Fakat durumu ciddiyetini korumaktadır. Annesi ile kenar mahallelerin birinde virane ahşap bir evde yaşamaktadır.
Bir gün ameliyat olması gerektiğini öğrenip hastahaneden döndüğünde evde annesini bulamaz ama odanın halinden annesinin şiddetli bir baş ağrısı geçirdiğini anlar. O sırada annesi gelir. Yazar ise annesini üzmemek için ona gerçekleri anlatmaz. Kendi doktoruna gidip ona gözükmesi gerektiğini söyler. Annesi yazarın Erenköy'e gideceğini öğrenince paşanın da onu merak ettiğini söyler. Ertesi gün yazar önce paşaya gider. Paşa ilk olarak sağlık durumunun nasıl olduğunu sorar yazar da kaçamak cevaplar vererek olayı geçiştirir.Daha sonra odaya Nüzhet gelir yazardan getirmesini istediği kitapları alır. Kızı gidince paşa yazara bir de doktor Ragıp Bey’ e görünmesini tavsiye eder. Paşanın uzaktan akrabası olan yazar küçük yaşlardan beri onunla konuşur, ona kitap okur. O akşam yine bir roman okumaktadır fakat paşa uyuyunca Nüzhet’ le birlikte bahçeye gider ve muhabbet ederler. Yazar on beş yaşında ve aralarında dört yaş olmasına rağmen Nüzhet’ i sevmektedir. Ancak onun da aynı duyguları hissetiğinden emin olmaz. Bahçede konuşurken doktor Ragıp'ın Nüzhet’ i istediğini duyunca önce üzülür ama Nüzhet oralı olmayınca, duyduğu şüpheye rağmen keyfi yerine gelir. Daha sonra Nüzhet annesinin isteği üzerine uyumaya gider ve yazar da kendine olan tüm güvenini kaybeder.

Hastalığı onu normal yaşından çok daha olgun davranmaya sevk etmiştir. Doktorun ikazlarına rağmen baston kullanmayan yazar o gece yatakta yorgun ve acı içinde kıvranmaktadır. Henüz uyumadan Nüzhet yazarın evine uğrar ve uyuyamadığını bahane ederek tekrar koyu bir muhabbete başlarlar. Ertesi gün yazar erkenden doktara gideceğinden Nüzhet onun uyumasını ister. Fakat yazar ona karşı olan zafiyetini daha fazla saklayamaz, onu kendisine çekip bir kere öper ve Nüzhet şaşkınlık içerisinde koşarak eve gider.
Sabah olunca yazar Kadıköy'e gider ve paşanın istediği kitapları alır ve sonra da annesine bir ay içerisinde gelemeyeceğini yazar. Oradan da doktora gider fakat operatörün dersi olduğundan görüşemezler. Operatörle akşama görüşebilen yazar ondan baston kullanması ve iyi yemesi ve dinlenmesi konusunda uyarı alır. İşi bitip köşke dönen yazar içeriye girdiğinde kendisinden gizli bir şey konuşulduğunu anlar ve üzüntü içerisinde bahçeye oturmaya çıkar. Daha sonra Nüzhet gelir ve yazar içeri girdiğinde annesinin dolabın arkasında çıplak olduğunu söyleyerek onu rahatlatır. Fakat akşam Nurefşan ona gerçekleri yani Nüzhet ile doktor Ragıp’ın durumlarını konuştuklarını söyler. Yazar hayal kırıklığına uğrar ve Nüzhet’ in odasına konuşmaya girer. Nüzhet yine yazarı ikna eder. Daha sonra ikiside uyurlar.
Ertesi günü Nüzhet’ le bahçede geçiren yazar Nüzhet’ le cinsel yakınlaşmalara girer. O akşam doktor Ragıp yemeğe gelir ve yazar hiç oralı olmaz. Konukları gidince Paşa yazara doktor hakkında görüşlerini sorar o da Ragıp’ ı Nüzhet’ e yakıştıramadığını söyler bunu duyan yengesi de içinden yazara karşı kin tutar.
Bir gün yazar yengesinin Nüzhet’i mikroplara karşı uyardığını ve eşyalarımızı ayırdım dediğini duyar ve bunun üzerine evi terketme kararı alır. Ancak annesinin de o gün paşalara geleceğini duyması kararını değiştirmesine neden olur.
Hızla geçen günlerden sonra nihayet evine dönen yazarın ağrıları gün geçtikçe arttığından annesi onu fakülteye götürür. Operatör ona durumun ciddiyetini hatırlatır ve yerinden bile kıpırdamamasını ister. Evi birden kalabalıklaşan yazarın yakınları onu teselli etmeye çalışır. Tekrar fakülteye gittiğinde operatör bacağın kesilmesi gerektiğini söyler fakat buna razı olmayan yazar birden bayılıverir. Bundan etkilenen operatör kasaplardan farkı olmaları gerektiğini söyleyip yazara, üç aylık bir sürede bacağını kurtarmak için hastanende kalması gerektiğini söyler. Yazar bunu kabul etmek zorunda kalır ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna yatırılır. Burası ona hapishane gibi gelir ve ilk gecesi olaylı biter. Bu korkuya dayanamaz ve bütün gücüyle bağırıp çağırır. Zor geçen günlerin sonunda ameliyat günü gelir. Ameliyatı bitince yedinci pansumanda doktor bacağın kurtulduğun ancak yer basamayacağını söyler.
Daha sonra da Nüzhet’ ten gelen karttan Paşanın hastalandığını Nüzhet’ in de doktor Ragıp’ la nikahlanacağını öğrenir. Acılar içinde geçen günlerin sonunda annesi doktor Mithat ve arkadaşı onu hastanenden taburcu ettirirler.

  OLAY ÖRGÜSÜ:

     Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanının olay örgüsü üç bölümden oluşur. 
     
     Birinci bölüm, romanın başından “Beni Karşılayan Sükut” bölümüne kadar uzanan kısmıdır.(Peyami Safa (1993), Dokuzuncu  Hariciye Koğuşu, Ötüken Neşriyat, İstanbul, s:5, 41) Birinci bölümde çatışma, gençle hasta organı arasında meydana gelir:
     “15 yaşındaki hasta genç, 9 yaşından beri çektiği dizindeki bilinmeyen hastalık dolayısıyla girmiş olduğu hastaneden bitkin bir şekilde ayrılır. Doktor, dizindeki hastalığın, bacağının kısalmasına sebep olacağını bildirmiştir.İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde annesiyle yalnız oturmaktadır ve felaketli haberi annesine mümkün olduğu kadar geç vermek için eve gitmek istemez.Ancak yapacak işi ,gidecek başka yeri olmadığından eve gitmek zorundadır.Tramvayla mahallesine doğru hareket edince,şehir gürültüleri,onun aksi istikametine doğru uzaklaşmakta ve şehir bu gürültülerle birlikte geride kalmaktadır. Eşiklerinde, kapı önlerinde soluk yüzlü, çıplak ayaklı, ürkek ve sessiz çocukların oynadıkları sokaklardan geçerek, evine gelir. Annesini üzmek istemediğinden, tesellinin hakim olduğu bazı kısa ve yanlış açıklamalar yapar, hastalığının vehametini annesinden saklar. Ertesi gün, Erenköy’e, uzaktan akrabaları olan Paşa’ya gider. Köşktekilerin ısrarı üzerine orada kalır. Çocukluğundan beri arkadaş oldukları, Paşa’nın kızı Nüzhet ile aralarında hissi bir yakınlık vardır. Fakat kendisinden dört yaş büyük olmasına rağmen ruhen çocuk olan Nüzhet’i Ragıp adında bir doktor istemektedir. Bu evlenmeye sadece yengesi taraftardır. Kendisi ise Paşa’nın Doktor Ragıpla ilgili endişelerine fazlasıyla katılmakta, Nüzhet’in, otuz beş yaşındaki koskoca bir insanla anlaşamayacağını düşünmektedir.
     
     İkinci bölüm, “Beni Karşılayan Sükut” kısmından “Kozmopolitlerin Hücumu”na kadar sürer. (Safa, a.g.e. s:41, 72) İkinci bölümde çatışma, gençle çevresi arasında yaşanmaktadır: Yengesi, Nüzhetle aralarını açmak için bir çare bulmuştur. Hasta gencin hastalığının bulaşıcı olması söz konusudur. Dolayısıyla Nüzhet bu gençten uzak durmalıdır. Yengesinin bu davranışı onu son derece etkiler ve bu sebeple hemen o gece köşkten ayrılmaya mecbur eder. O akşam, yengesi, yemeğe Doktor Ragıp ile annesini de davet etmiştir. Yemekte açılan siyasi bir münakaşada –geleceği üzerinde nasıl olumsuz tesirleri olacağını düşünmeksizin- Doktor ve Paşa’nın kozmopolit fikirlerine muarız olur. Bu olay Paşa’yla aralarını açmış, Paşa’nın kendisine duyduğu iyi hisleri değiştirmiştir. Bu arada Nüzhet de annesinin telkinleriyle kendisine karşı oldukça değişmiştir. Aralarında her şeyin bittiğini düşünür. Her şey öylesine ani bir değişiklikle nihayet bulmuştur ki artık tek kelime bile konuşmamaktadırlar. Sonunda dönecekleri gün gelir. Annesiyle birlikte köşktekilere veda ederler.            
     
     Üçüncü bölüm, “Kozmopolitlerin Hücumu”ndan romanın sonuna kadar olan kısmı kapsar. (Safa, a.g.e. s:72, 114) Üçüncü ve Son bölümdeyse çatışma gençle, hasta organı arasında tekrar yaşanır: Gencin hasta organıyla baş başa kalışı ve onunla mücadelesi anlatılır.)- Felaketler birbirini kovalamaktadır. Bir müddet önce fenalaşan hastalığı zamanla daha kötü bir hal alır. Yapılan bütün muayeneler ameliyata gidilmesinin şart olduğunu ortaya koymuştur. Dizindeki hastalığın aşırı ifrazat yüzünden ciğer veremine dönüşmesi mümkün olduğundan bacağın bütünüyle kesilmesi ihtimali mevcuttur. Ameliyat edilmek üzere Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’na yatırılır. Operatörlerin gösterdikleri olağanüstü gayret ve ihtimam sayesinde bacağı kesilmekten kurtularak sadece biraz kısalır. Bu arada Paşa’ya nüzul indiğini ve son bir defa kendisini görmek istediğini, Doktor Ragıp ile Nüzhet’in nikahlanmak üzere olduklarını öğrenir. Yapılan pansumanlardan sonra hastaneden çıkacağı gün gelmiştir. Günlerce yattığı bu odada daha önce olduğu gibi her zaman içinde kendisinden sonra ve ebediyen bir hastanın bulunacağını şimdiden bilmektedir. (Bakırcıoğlu, Türk romanı. s:93)
KİTABIN ANA FİKRİ:
Bize verilen öğütleri ciddiye almalı ve hayallere peşinden koşmamalıyız. Aksi takdirde kaybeden yine biz oluruz.
  
ŞAHIS KADROSU VE ŞAHISLARIN  ÖZELLİKLERİ

HASTA,SAKAT ve DEJENERE TİP
     Hasta Genç:Adı belirtilmemekle beraber bunun yazarın kendisi olduğu anlaşılmaktadır.Uzun müddetten beri çektiği hastalığın ruhunda uyandırdığı buhranlar içerisinde ve dolayısıyla bedbaht,aşırı derecede kuruntulu,hassas ,15 yaşında olmasına rağmen 40-50 yaşındaki insanların tecrübesine ve çok kuvvetli sezişlere sahip ciddi bir genç.Çok okuyor ve düşünüyor. “Hasta,sakat ve dejenere tip” örneğini görüyoruz hasta gençte.
     
BATICI TİP
     Nüzhet: Paşanın  19 yaşındaki -kumral saçlı, ela gözlü (Safa, a.g.e. s:29)- tek evladı.Ailesi ,özellikle babası tarafından şımartılmış hoppa mizaçlı ,zeki bir genç kız.Çocukluktan bir türlü kurtulamamıştır.

     “ Korkusunun şiddetini hissettiren büyük bir cesaret hamlesiyle yaklaştı ve bana bakarak bir kahkaha attı.” (Safa, a.g.e. s:28)
         
     
DÜZ YAPILI KAHRAMAN 
     Doktor Ragıp: Uzun boylu,yakışıklı,sıhhatli,kendine güvenen bir insan.Dış görünüşünün mükemmelliğine karşılık iç dünyası basit ve kozmopolit fikirlere sahip bir genç.
     Paşa: Okumayı seven, anlayışlı, babacan tavırları olan biri. Kozmopolit fikirlere sahip bir insan.
     Doktor Mithat: Hasta gencin doktoru. 
     Nurefşan: Köşkün hizmetçisi ve genç hastanın mutluluğu için elinden geleni yapan birisi.
MEKAN:
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanının dış mekânı İstanbul’dur. Roman boyunca olayların yaşandığı üç ana mekân vardır: Hasta Çocuğun İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde annesiyle beraber oturduğu “ev”, Uzak akrabaları olan emekli bir Paşa’nın Erenköy’deki “köşk”ü ve Hasta Çocuğun dizindeki hastalığın tedavisi için gidip geldiği “hastane”.
Romanın olay örgüsünün büyük ölçüde kapalı mekânlarda yaşanmasının sebebi, bir türlü iyileşmeyen meçhul hastalıktan kaynaklanan karamsar, ümitsiz ve mutsuz ruh halidir. Yazar mekânı, Hasta Çocuğun iç dünyasındaki değişmeler doğrultusunda yansıtır. Çocuğun dizindeki hastalık, ruhsal durumunu da olumsuz bir biçimde etkilemiştir. Romanda okuduğumuz dış dünya, yıllardır hastane köşelerinde perişan olan, iyileşme umuduyla türlü acılara katlanan henüz on beş yaşındaki küçük bir çocuğun gözüyle yansıtılır.
Roman Hasta Çocuğun yedi yıldır aşina olduğu hastane tasviriyle başlar. Okuyucu kendisini bir anda hastane, hastalık, hastalar, ilaç kokusundan oluşan bir atmosferin içinde buluverir.
ZAMAN:
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, 1929 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış, 1930 yılında ise kitap olarak basılmıştır.
Romanın kurmaca dünyasında zaman, “öğleye doğru” başlar. Romanın başkahramanı Hasta Çocuk, bir öğle vakti hastanede, muayene odasının önünde beklemektedir. “İlkbahardan yaza geçilen bir mevsim çizgisinin üstündeyiz” Romanda anlatılan olaylar 1915 yılında geçer. Hasta Çocuk, ameliyattan sonra tuttuğu notların sonuna “5 Teşrinievvel (Ekim) 1915” tarihini atar. “1915 yılı, aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’nın en acılı ve en bunalımlı dönemi olarak bilinir. Ancak, romanda bu dönemin karakteristik olaylarına pek yer verilmemektedir. Kenar mahallelere hâkim olan sefalet manzaraları ile hastanelerdeki insanların dramatik tablosu, bu döneme işaret ederse de, romancının amacı, bu manzaralarla dönemin genel panoramasını çizmek veya anlatmak değil, çocuğun çevresini tanıtmaktır. Zamanın olumsuz şartlarıyla şekillenen çevre içinde, çocuğun bireysel macerası daha bir ağırlık kazanmaktadır.”
Romanın olay örgüsünde zamanın akışı büyük ölçüde kronolojiktir. Romanın ilk üç bölümünde yaşanan olayların zamanı dört gündür, dördüncü bölüm birkaç gün, beşinci ve altıncı ana bölümler ise üç-dört aylık bir zaman diliminde geçer. Kısaca romanda yaşananlar 1915 yılının Haziran ve Temmuz ayları arasında geçer.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanının Bakış Açısı ve Anlatıcısı:
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanı, kahraman anlatıcı tekniğiyle yazılmıştır. 1.tekil şahıs anlatım kullanılmıştır. Yazar, anlatma işini romanın başkahramanı olan on beş yaşındaki Hasta Çocuğa vermiştir. Okuyucu, romanın diğer kişilerini, romanda yaşanan olayları anlatıcı konumundaki Hasta Çocuğun penceresinden, dar ve kısıtlı bir bakış açısıyla takip eder. Hasta Çocuğun iç dünyası ayrıntılı bir biçimde verilir, fakat diğer kişiler -Nüzhet, Doktor Ragıp, Paşa, karısı- için aynı şeyi söyleyemeyiz.
Romanın bir diğer özelliği “otobiyografik roman” olmasıdır. Romanın başkahramanı Hasta Çocuk ile yazarı arasında ciddi manada benzerlikler vardır. Romanda Hasta Çocuk küçük yaşta babasını kaybetmiş, annesiyle beraber yaşamaktadır.
Romanın bakış açısı ve anlatıcısıyla ilgili diğer bir önemli özellik ise, olayların yaşanma zamanı -Hasta Çocuk on beş yaşında- ile anlatma (yazılma) zamanı arasında uzun bir boşluk olmasıdır. Roman bir hatıra defteri biçimindedir, ancak olaylar yaşanırken değil, yıllar sonra yazılır. Romanın 1929 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan son bölümünde geçen “Aradan on iki sene geçti” cümlesi bunu açıkça ortaya koyar.
DİL VE ANLATIM
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanında biçim/içerik uyumu vardır. Romanın düzenlenmesinde bölümle başlık arasına yerleştirilen ve sağ tarafta yer alan epigraflar metinde işlenen tema ile başlık arasında bağlantıyı sağlarken diğer yandan da okuyucunun ilgisini metin üzerine çeker, ilgiyi sürekli kılar.

EK BİLGİLER:
ROMANIN TÜRK EDEBİYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
B ) TÜRK ROMANINDAKİ YERİ ve ÖNEMİ
İlk önce Cumhuriyet Gazetesinde tefrika halinde yayımlanan roman, hem
otobiyografik roman türünün başarılı bir örneği, hem de Peyami Safa'nın en fazla basılan
ve beğenilen seçkin bir eseridir. Eser, ilk baskısından son baskısına kadar her zaman
ilgiyle karşılanmış ve sevilerek okunmuştur. Romanda kullanılan tüm anlatım teknikleri,
dil, üslup ve şekil mükemmeliyeti Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu Türk romanı arasında
farklı bir yere koyarken Peyami Safa'yı da haklı bir şöhretin sahibi yapmıştır.

Tanpınar'a göre romanın, devrin diğer romanlarından en büyük farkı mekân
planında karşımıza çıkar. Cicili bicili balo salonlarının yerine, tüm gerçekçiliği ile bir
hastahanenin mekân olarak seçilmiş olmasını dikkat çekici bulur.
Nazım Hikmet roman konusundaki düşüncelerini şu şekilde dile getirmiştir:
"Ben Peyami'nin bu son romanını üç defa okudum, otuz defa daha okuyabilirim ve
okuyacağım. Bu kitabın karşısında ben, yıldızlı göklerin sonsuzluğuna bakan ve o
layetenahi (sonsuz) alemde yeni pırıltılar, o zamana kadar hiçbir gözün görmediği acayip,
fakat hakiki alemler keşfeden müneccimin hayranlığını duymaktayım. Eğer ıstırabı, azabı
ve neşeyi coşkun bir ciddiyetle duyan öz ve halis halk kitleleri okuma yazma bilselerdi, bu
romanın, on bin, yüz bin, hatta bir milyon satması işten bile değildir."
Cahit Sıtkı Tarancı ise:
" Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ile Peyami Safa, sanatının olgunluk dönemine
giriyor. Bugünkü Peyami Safa'yı bize işaret eden ilk kusursuz, yetkin, bütünüyle insancıl
ve her satın göğüsten kopmuş bir damar gibi taze ve hayat fışkıran bir kitap." demiştir.

UYARI:BU ROMANIN ÇOK AYRINTILI AKADEMİK İNCELEMESİ İÇİN BU MAKALEYİ okuyabilirsiniz...

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

99 yorum

arkadaşlar bu romanın özetinde sorun var en basiti bu çocuk hastalığını 8 yaşından beri çektinini yazıyor kitapda burada ise 9 yaşından beri çektiğini söylüyor ne ayak..!

Bence çok iyi işime çok yaradı
Teşekkürler

Bence çok iyi işime çok yaradı
Teşekkürler

abi çok iyi yha

çok iyi yaaaaaaaaa

@Adsızbence de çok teşekkürler...

ya kısa özet yok mu

oha huca m uen ya .s .s

Hiç güzel bir roman değil tavsiye etmem,saçma,okuyucunun sıkılması için yapılmış.

işime yaradı teşekkürler

harikaa teşşekür ederim :))

Çokkkk güzelll ...

hiç işime yaramadı üzgünüm ama boş bilgiler bulunuyor bizimde bildiğimiz bölümler bulunuyor özet çok uzun olay örgüsü çok uzun metin ve zihniyet yok hiç işime yaramadı desem yeridir

harika çoook teşekkür ederim

Gayet güzel ve romanla uyumlu anlaşılır bir özet.Diğer ayrıntı, tahlil ve açıklamalar da isabetli; elinize sağlık

Bir günde bitirdim. Kişiden kişiye değişir.

Bir günde bitirdim. Kişiden kişiye zevkler değişir. ;)

Cok fazla isime yaradi emeginize saglik

bu kitapbı çok beğendim birde yakup kadri Karaosmanoğlu yaban romanı çok güzel herkese tavsiye ederim

Bence çok iyi,edeiyatı bilene.

Cok yanlış bi yaklaşım bence kitap cok güzel okumanızı tavsiye ederim.Ayrıca ülkemizde böyle güzel yazarlar ve kitapların bulunması gurur verici

Cok yanlış bi yaklaşım bence kitap cok güzel okumanızı tavsiye ederim.Ayrıca ülkemizde böyle güzel yazarlar ve kitapların bulunması gurur verici

Nasılda okudum ama kitabı hha :3

çok teşekkürler emeğinize sağlık..

Benim kafadansın dostum hha :3

@Serhat Akgül Kes sesini böyle kitaptan anlamayanların kitap okumasını hazmedemiyorum zaten.

Ataşehir Anadolu Lisesi Öğrencisi olan Atakan Akalan ve Yiğit Altundemir teşekkür eder..

bence bu kdar kesin konusmayın herkese gore degısır bu fıkır

tesekkurler

Çok güzel elinize sağlık

bence ayrintili ve guzeldi tsk

Cok işime yaradı tskkrler

çok güzel allah razı olsun

süperrrrrrrr

çok güzelllll

Cok isime yaradi allah razi olsun inse allahyarismayi kazanirim llütfen dua edin

eh, fenaa degil,
isime yariyacak gibi


Helal olsun sayenizde çok büyük bir is yaptım :)

Güzel ama yer zaman çok uzun bilemedim yah $-) :-?
Bilen varsa söyleyebilir kısa

bendensın hha :3

şey bence kitap çok güzel ben sadece özeti kitaba benziomu diye bakmaya girdim :D:)):-)=)):d:p:>)(o)(f)x-)(k)

Metin ve zihniyet e ne yazıcaz

:) sınav için iyi

orta halli olmuş. ödevi götürünce anlıyacaz :)

benve gideri var

takma 9 olsun

bncede kötü

Bence gayet güzel, süper bir psikolojik roman...Bayıla bayıla okudum...Lütfen yerli klasiklerimize karşı daha duyarlı olalım...

5 numara 10 yıldız olmaz mı :D

çok saçma hiç beğenmedim okuma yaRIŞMASI OLMASAYDIM OKUMAZDI
M

başları sıkıcı geldi ve kafanız dağınıkken okuyamıyorsunuz ağır bir dili var ince fakat basit değil hoş bir kitap.

ya sizin gibiler romandan ne anlar

Kitaplar çok gereksiz şeyler

OFL den selamlar :D

Belki de sen doğru kitabı bulamadığın için sıkıcı olduklarını düşünüyorsundur ha? :)

çok güzel yaaa harika

+9 lise dil anlatim/turk edebiyat performans odevi itemleri

Bence çok güzel bundan sınav olucam ve çok işime yarıyacak
😊

Edebiyat ödevini yaptım ve okula gidiyorum.Sağolun çok işime yaradı

ödevden kaç aldın peki

Çok teşekkürler işime yaradı

OAL den selam :D

Hepinize bizden de selamlar , sevgiler :)

çok güzel bir kitap

bence çok güzel okuman lazım çok guzel anlatıyor.

çok güzel açıklamış okumanda zarar yok. bence çok güzel . okumanı öneririm.

kitabı beğenmemiştim fakat özet çok işime yaradı çok teşekkürler .

hahahahhaahah😛😛😛😛😛😛😛😛

daha kısası yoktur zaten ....

Bizim öğretmen istedi okuyun özetini çıkarın diye sınıfta birtek ben yaptım.

Bizim öğretmen istedi okuyun özetini çıkarın diye sınıfta birtek ben yaptım.

Bizim öğretmen istedi okuyun özetini çıkarın diye sınıfta birtek ben yaptım.

Edebiyatçı odev vermişti işime yaradı teşekkürler:D Bu arada bir insan yazıl yı romandan sorar mı?

Yazılıda kitap sorusu çok doğal ve bizce güzel bir uygulama :)

gerçekten çok gzl tşk sayende sınavdan 98 aldım

sınav var taktik verin .C

HEPINIZ 10t demısınız

güzel beğendim :)

BOS YAPMA TENEKE

Bu yorum yazar tarafından silindi.

Kitabı yeni okudum. Yazıldığı dönemi düşünürsek; özgün, farklı bir eser. Gerek mekanların tasviri gerekse duyguların tasviri gayet başarılı.
Edebiyat Fatihi,
değerlendirmeniz için teşekkürler.

özeti 150 syf olması lazım ama 150 syf olmazki o kadasr uzun nasıl yapacağım ilmiyorum

Çok emek harcanmış çok harika anlatılmış teşekkür ediyorum elinize saglık

Çok emek harcanmış çok harika anlatılmış teşekkür ediyorum elinize saglık

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Edebiyat yazılılarında başarınızı artırın, kanalımıza abone olun!