4 Nis 2013

MEHMET AKİF "KÜFE" MANZUMESİNİN AYRINTILI TAHLİLİ

Reklamlar

AYRINTILI AÇIKLAMADAN ÖNCE KÜFE MANZUMESİNİ AŞAĞIDAKİ VİDEODAN DİNLEYEBİLİRSİNİZ...


1. Yapı
Anlatıcı birinci bölümde yaşadığı mahalleyi tasvir eder. Burası İstanbul’un bir kenar mahallesidir. Tasvir için tercih edilen kelimeler, İstanbul’un bu kenar mahallesini canlı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Burası adım başı su birikintileriyle dolu çukurların bulunduğu bir mahalledir, orada dolaşabilmek için yüzme bilmek gerekmektedir. “yüzme bilmeyerek” anlam öbeği sokakların vasfını vurgulamak için açıklayıcı bir ifade olarak yer almıştır. Mahallede dolaşabilmek için elinizde bir değnek ya da bir kandilin bulunması gerekir. Anlatıcı, geniş zaman ile ifade ettiği bu tasvir cümleleri ile mahallenin her daim böyle bir manzarası olduğunu vurgulamak ister. “Buhayre”, “sular”, “yüzme”, “deniz”, “ada”; “mutad”, “inkıyad”; “mahalle”, “sokak”, “ev” gibi kelimeler aynı kavram alanında kullanılan, birim içerisinde bağdaşıklık ve buna bağlı olarak tutarlılık oluşturan unsurlardır.
Mahalledeki yılların eskittiği harap evler, ayakta kalma çabasındadır. Anlatıcı, bu evlerin ayakta kalma
çabaları ile eskimişliği arasında tezat oluşturmuş ve metne bir derinlik kazandırmıştır.
Birbirine sıkı sıkı kenetlenmiş binalar, rükû edercesine eğilen insanlara benzetilir.
                         “Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden,
                         Lisân-ı hâl ile ammâ rükûa niyyet eden—
                         O sâl-hûrde, harâb evlerin saçaklarına,
                         Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına”
“Öyle” kelimesiyle fiziksel unsurları ifade edilen bu evlere bir gönderme yapılır.
Anlatıcı, mahallenin fiziksel özelliklerini anlatırken orada yaşayanlar hakkında ipuçları da verir. Okuyucunun çıkarımda bulunmasını sağlayacak kelimeleri seçer.


2. Yapı
Anlatıcının ikinci bölüme geçişi küfe ile karşılaşması ile olur. Birinci bölüm ile ikinci bölüm arasında
bağdaşıklığı sağlayan unsurlar yazarın kendisi ve “delîl”idir. Bu bölüm diyaloglar üzerine kurulmuştur. Yazar bir önceki bölümden getirdiği anlatma tekniği ile küfeyi anlatır. Hasan’ın küfeyi tekmelemesinden sonraki bölümde konuşma; Hasan’la annesi ve Hasan’la yazar arasında diyaloglar şeklinde oluşturulur. Diyaloglardaki üslup mahalle arasında karşılaşan iki kişinin konuşması kadar samimidir. “Ağzı yok, dili yok, gel etme, def ol git şurdan” gibi halk söyleyişleri de mahallede yaşayanların kullandığı kalıp ifadelerdir. Böylece aynı anlam alanı içinde kullanılan kelimeler ile seçilen yerel söyleyişteki mantıksal uyum sağlanır. Babası vefat ettiği için ailesine bakmak zorunda kalan Hasan, hınçla küfeyi tekmeler. Hasan’ın küfeye nefretle yaklaşmasının iki sebebi vardır: Kendisinin okumasına engel olması ve babasının ölümünden onu
sorumlu tutması. Hasan’ın annesi ondan küfeye iyi davranmasını ister; çünkü küfe anne için evin reisi(eşi)nin yadigârıdır ve geçimlerini sağlayacaktır. Anlatıcı anne ile oğul arasındaki çatışmayı küfeye bakış tarzlarına yükler. Hasan ile annesinin tartışmasını işiten yazar, ona nasihat vermek ister. Hasan onu da azarlar. Annesi, babası yaşında adamı azarladığı için Hasan’a kızar. Çocuklara hoşgörü ile yaklaşmak gerektiği düşüncesi burada titizlikle işlenir. Burada bir çocuğun taşıyamayacağı kadar ağır bir yük altında bocalaması da derin yapıda işlenmiştir.
Anlatıcı, Hasan’a babasının aileyi kendisine emanet ettiğini hatırlatır ve kardeşini yetim büyütmemesi
gerektiğini nasihat eder. Bu bölümde alın teri ile para kazanmanın önemine dikkat çekilmiştir. Alın teri ile kazanılan para değil, el ayak tutarken yapılan dilencilik şair tarafından kınanır. Anlatıcı, Hasan’a babasının hayatı boyunca alın teriyle çalıştığını hatırlatır. Kendisinin artık ailenin resisi olduğu ve onun da alın teriyle ekmek parası kazanması gerektiğini söyler. Ancak Hasan küfeyi küçümsemektedir:
                         “Fakat, baban sana ısmarlayıp da gittisizi.
                         O bunca yıl çalışıp alnının teriyle seni
                         Nasıl büyüttü? Bugün,sen de kendi kardeşini,
                         Yetîm bırakmayarak besleyip büyütmelisin.
                         — Küfeyle öyle mi?”
Anlatıcı, çalışıp yük taşımanın ayıp olup olmadığını sorsa da bu, aslında cevap almak için sorulmuş bir
soru değildir. Zaten cevabını kendisi verir. Ayıp olan aslında tembelliktir. Burada çalışmanın ne kadar kıymetli
olduğu “mı” soru ekine yüklenen anlamla verilir:
                                                     “— Hay hay!Neden bu sözlâkin?
                   Kuzum, ayıp mı çalışmak, günah mı yük taşımak?
                   Ayıp: Dilencilik, işlerken el, yürürken ayak.”

Ayrıca “hay hay” kelime öbeği konuşma dilinin hususiyetlerini yansıtması- mahallede bu şekilde konuşulur- yanın da onaylama anlamını da ihtiva eder.
Bu bölümde oluşturulan bir başka çatışma ise Hasan’ın okuma isteğidir. Hasan yatılı mektepte okumayı hayal etmektedir, annesinin kendisinin bu hayalini yıkmasına da tepki gösterir. Hasan’ın bu okuma isteği son bölümde daha çarpıcı bir tezat şeklinde okuyucunun gözleri önünde canladırılacaktır. Eğitim meselesi son bö-lüm ile bu bölüm arasında anlamsal bir bütünlük arz etmektedir.Bu bölümde anne, çocuk, kardeş ve baba gibi aile kavramını tanımlayan kelimeler bir arada kullanılmış ve kendi içinde bir bağdaşıklık ve buna bağlı olarak tutarlılık oluşturmuştur.

3. Yapı
Anlatıcı, anne ile oğlun yanından ayrılır. Bu bölümde Hasan ile tekrar karşılaşılacağına dair ipucu verilir.(Çıkarım) “ Ne oldu şimdi acep, kim bilir, zavallı Hasan?” ifadesi bir sonraki bölüm ile bir önceki bölümü anlamsal olarak birbirine bağlamaktadır.
4. Yapı
Bu bölümde sanatkâr ile Hasan’ın tekrar karşılaşır. Sanatkâr kızıyla birlikte Kömürcüler kapısı civarında gezerken Hasan’ı görür. Bu bölümde ikinci bölümde karşılaşılan Hasan ile buradaki Hasan’ın fizikî özellikleri karşılaştırılır. Artık Hasan, eskisinden daha elim bir vaziyette, bacakları cılız ve dizden aşağısı çıplak, kesik kesik soluklar almakta ve daha şimdiden alnında kırışıklıklar oluşmuş bir hâldedir. Başı fessiz, incecik bir mintan giymiş ve ayakları çıplak bir vaziyette küfeyle yük taşımaktadır. Anlatıcı, Hasan’ın vaziyetinin vehametini anlatırken koskocaman, çırılçıplak gibi kelimeleri kullanmıştır. Küfe koskocaman olarak vasıflandırılırken karşısına cılız, titreyen bir zavallı yetim olarak Hasan koyulmuştur.Kısa bir zamanda omzuna ailenin geçimi yüklenen Hasan’ı “yavrucak”, “yetim”, “elim”, “ne gezer” gibi anlam öbekleriyle tanıtan sanatçı, anlatımına duygusal bir derinlik katar. Hasan’ın tasvirinde kullanılan şimdiki zaman çekimi anlatılanların sanki o anda karşısında canlandırmasını ve okuyucunun gözü önünde olayın yaşanmasını sağlamaktadır.
Bu bölümde de anlamsal olarak birbirini tamamlayan kelimelerin tekrar edildiği görülür. Ayrıca aşağıdaki beyitte görüleceği gibi “değil” ile birlikte nefes, soluk; nazar ve bakış gibi eş anlamlı kelimelerin de anlamı kuvvetlendirdiği dikkati çeker:
                         “Nefes değil, o soluklar, kesik kesik feryad
                         Nazar değil o bakışlar, dümu’-ı istimdad”
5. Yapı
Beşinci bölümde Hasan ile orta mektepten çıkan çocukların karşılaşması söz konusudur. Anlatıcı burada, orta mektep çocuklarını özellikle kullanmış olmalı. Mektep çocukları birazdan oyun oynayacaklar. Hasan ise boynu bükük, yarı çıplak bir hâlde ve çalışmak zorundadır. Sanatçı, bu karşılaştırmada okuyucuya Hasan’ın vaziyetini daha çarpıcı bir şekilde verir: Hasan; ezmek istediği o küfeyi omuzlarında taşımaya mahkûm edilmiş bir masumdur. Okula girmek ve mektep çocuklarıyla oyun oynamak, artık Hasan için gerçekleşmesi imkânsız bir hayaldir. Hasan’ın fiziksel özelliklerine bir gönderme yapılmış ve bu suretle bağdaşıklık oluşturulmuştur.
Bu bölümde kullanılan gelecek zaman çekimi Hasan ve diğer çocukların bu vaziyetlerinin gelecekte de aynı doğrultuda gelişeceğine dair ipucu vermektedir.
“Kader” kelimesi, bir mahkeme gibi düşünülebilir. Mahkeme ya da yargı günahı/cezayı bilmeyen bir
masuma ömür boyu bu yükü omuzlarında taşıma cezası vermiştir. Kaderin acımasızlığı çok etkili bir metaforla vurgulanır. Anlatıcı burada direkt olarak Hasan’a yardım edilmesi gerektiği mesajını vermez. Onun kader karşısında ne kadar aciz kaldığını göstermekle yetinir. Ancak bu manzumeyi okuyanlar Hasan’ın bu durumu karşısında kendilerini vicdani olarak sorumlu hissetmeli ve nice “Hasan”ları kurtarmak için bir şeyler yapma isteği duymalıdır.
Hikâye, aslında bugünde sokaklarda binlerce “Hasan”ın bulunduğu hatırlatmaktadır. Âkif, bu manzumesiyle evrensel bir mesajı bu şekilde nesilden nesile ulaştırmayı gaye edinir. O, gerçek hayatta karşılaştıklarını eserlerine yansıtırken işlediği meselelerde evrensel bir mesaj vermek ister.

Sonuç
Eser, sosyal hayattan alınan bir kesiti realist bir bakış açısıyla anlatılır. Manzum hikâye olan metin nazmın imkânlarından faydalanılarak okuyucunun dikkatine sunulur. Böylece anlatılanlar daha etkili ve çarpıcı bir şekilde ifade edilir.
Metne bağdaşıklık ve tutarlılık açısından yaklaşmak, eserin içerisinde geçen kelimelerin, anlam öbeklerinin ve bağdaşıklık aracı olarak yukarıda nitelendirdiğimiz gruplamaların fonksiyonlarını ve metne katkısını ortaya koymaktadır. Eserin sağlam bir kurguya sahip olduğu, bölüm içi ve bölümler arasında tutarlı bir bütünlük bulunduğu görülmektedir.

NOT: MEHMET AKİF'İN YAŞAMINDAN ÇARPICI BÖLÜMLERİN ANLATILDIĞI HARİKA VİDEOYU AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ...

Artikel Terkait

Yorumları Göster
Yorumları Gizle

7 yorum

sayfa 177-178-179-180 in cevaplarını verebilir misiniz? acil

teşekkürler

Selamın aleykum

kamkiştolar orhan veli haftamız var ve bu saatlere kadar ona çalışıyorum buraya gelme sebebim ise ödev tüm sınıf buradan yaptı çünkü ben çok güzelim bi de adsız biri allahın selamını vermiş niye almıyorsunuz bu nasıl sayfa böyle sayfa mı olur çok beğendim teşekkür ederim derdim çok derman yok

biir dee yorumunuz onaylandıktan sonra görülecektir diyor eyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy sayfa yöneticileri neden siz kendinizi bir şey sanıyorsunuz beni onaylama hakkını size vermiyorum berbat bir web sitesi çok beğendim

Orhan Veli haftası güzel bir düşünce , çalışmalarınızda başarılar diliyoruz 🤗🤗

YORUM YAPARAK SORU SORABİLİR veya KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...

1) Yaptığınız yorum biz onayladıktan sonra görülecektir.
2) Yazım kurallarına mümkün olduğunca dikkat ediniz.
3) Kullandığınız üslubun kişiliğinizi yansıttığını unutmayınız.
4) Yorumunuza emoji eklemek için "Emoticon" butonuna tıklayın.
5)Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek beni bilgilendir kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon

Edebiyat yazılılarında başarınızı artırın, kanalımıza abone olun!