7 Nis 2013

KIZIL ELMA NERESİ? HİKAYESİNİN ÖZETİ,KİŞİLERİ,TEMASI (AYRINTILI TAHLİLİ)

Reklamlar



GİRİŞ:
Ömer Seyfettin’in milli kimlik üzerine yoğunlaştığı 1917’de yazdığı Kızıl Elma Neresi? Adlı öyküde ordunun hükümdara mutlak itaati ve devletin ilkelerine bağlılığı vurgulanır.Askerin içinden gelişigüzel seçilen üç neferin aynı şeyleri söylemiş olması bir ideal devlet birliği etrafında birleşecek topluma duyulan özlemin neticesidir.
Kızılelma, Türkler arasında cihan hâkimiyetinin
sembolüdür. Bazen Türklerin yaşadıkları bölgeye göre
daha batıda, ulaşılması gereken bir yer, bazen de bir
ülkenin önemli bir yapısının üzerinde parıldayan altından
yapılma bir yuvarlaktır. Bu top zaferin işareti,
hâkimiyetin veya fethedilmek üzere seçilmiş yerin
sembolü olarak kullanılmıştır. Kızılelma motifi Türklerde
çok eski inançlara ve töreye dayanır. Yenisey Yazıtları’na
göre, Barlık suyu boyunca oturan Oğuzları, buradan hep
batıya doğru yürüten güç Kızılelma olmuştur. Bu
bakımdan Kızılelma çok güçlü bir fetih idealinin sembolü
olmuştur. Örneğin, Ergenekon Destanı’nda Kızılelma,
Ergenekon’dan çıkma ve eski yurda yeniden sahip olma
idealidir. Ulaşılması gereken, ülkeleri ele geçirmek için
fetihleri amaç hâline getiren bir semboldür.
Türkler hangi yöne giderlerse gitsinler ulaşacakları
zafere, ulaşmadan önce Kızılelma adını vermişlerdir.
Hazar Denizi’nin doğusundan gelen Oğuzlar, Hazar
kağanının çadırının üzerinde bulunan ve hâkimiyetin
sembolü olan altın topu ele geçirmeyi amaç edinmişlerdir.
Kızılelma ideali buradan Đran’daki Türklere, onlardan da
Osmanlılara geçmiştir. Osmanlıların fethetmek istedikleri
yerlerde bir Kızılelma’nın varlığına inandıkları ve bunu
ele geçirmek için çabaladıkları görülmektedir


KIZIL ELMA NERESİ ÖYKÜSÜNÜN ÖZETİ:
Kanuni Sultan Süleyman, "kızıl elmaya kızıl elmaya, kızıl elmaya dek gideceğiz" naralarını günlerce haftalarca duyduktan sonra günün birinde kendisinde bir merak başlar nedir bu kızıl elma diye. Kazaskerden, defterdara, nişancıdan, bölükbaşına ve zabitlere kadar herkesi huzuruna çağırıp, şehzadelİğinden beri duyduğu  Kızıl Elma’nın neresi olduğunu onlardan öğrenmek ister.
Tüm ahaliye dönüp, “Kızıl Elma neresidir, bilen var mı?”  diye soran padişah, çeşitli cevaplar alır bu sualine. Kimi viyana, kimi Roma, kimi Çin, kimi Maçin, kimi Hint diye yanıtlar; fakat kimse hemfikir olamaz Kızıl Elmanın neresi olduğuna dair...
Padişah, anlamak istediği şeyi kimsenin bilmediğini görünce canı çok sıkılır ve kazaskerlere dönüp,
"-yazık sizin ilminize! " diyerek öfkelenir.
İçlerinden bir fâkih sonunda bu horlanmaya dayanamaz ve cesurca öne atılarak,
"padişahım" der. "bu kızılelma, halk kullarının uydurduğu bir efsanedir, ne aslı vardır, ne de faslı, bir hakikat değildir ki, biz bilelim. halk ise padişahım, bilmez söyler."

Fakat hakim süleyman buna cevaben şöyle der:
"Halkın dediği! Hakkın dediği!"

Fâkih bu sözden anlamaz ve padişah devam eder:
"Bu bir hakikattir! Madem ki halk söylüyor; halktan gelen ses, hakkın
sesidir, mutlaka bir aslı vardır ama siz bilmiyorsunuz."

Bunun üzerine mahcup olan ahali önüne bakarak mahcubiyetlerinden susmaktan gayrı bi şey diyemez. Sonunda padişah, İskender Paşaya  halkın yani ordunun içine girerek " kızıl elma, kızıl elma" diye bağıran kişilerden üçünü rastgele seçip, padişahın otağına getirmesini emreder.

İlki, el pençe padişahın huzuruna yeri öperek çıkar. padişah sorar:
"kızıl elma, kızıl elma dersin, neresidir burası?" diye. gariban korkarak,
"herkes bağırır padişahım, ben de bağırdım." der. padişah öfkeyle tekrar sorar:
"neye bağırdığını sormam, kızıl elma neresidir? onu söyle" der. garip, tereddütsüz cevap verir:
"-Padişahımızın bizi götüreceği yer!
-orası neresi?
-padişahımız bilir" diye yanıtlar.

ikinci kişi de suali yine,
"önümüze düşüp, bizi götüreceğin yer padişahım!
-orası neresi?
sen bilirsin padişahım."
diye yanıtlar.

üçüncü kişiye sorulur:
-atınızın gittiği yer padişahım!
-orası neresi?
-neresi olduğunu ancak padişahım bilir." der.

üçünün cevabında da bir fark yoktur ve padişah bu cevaplardan memnun olarak
herbirine hediyeler verir. sonra padişah,
"Gördünüz ya der, kızıl elma benim gitmek istediğim yer işte, hakkın beni
göndereceği yer!"

OLAY ÖRGÜSÜ MADDELER HALİNDE...
  •  Sultan Süleyman'ın seferberlik ilanı için Divanı toplaması ve Divan toplantısının ardından vezir­lerin, komutanların "Kızıl Elma'ya!" diye bağır­maları
  •  Padişah'ın "Kızıl Elma neresi?” diyerek düşün­mesi, yorumlar yapması
  •  Devletin ileri gelenlerini tekrar çağırarak bu soruyu onlara sorması, hiçbirinden tatmin edici bir cevap alamaması
  • Ordu içinden rastgele seçilmiş üç askeri huzuru­na çağırıp aynı soruyu onlara da sorması ve bu askerlerin “Padişahımızın bizi götüreceği yer.” şeklinde aynı cevabı vermesi
  • Padişahın "Kızıl Elma"nın ne demek olduğu ko­nusunda bir fikir sahibi olması (Kızıl Elma, bir ülküdür.)
KİŞİLER:
Ø  Kanuni Sultan Süleyman
Ø  Mahmut
Ø  Ahmet Paşa
Ø  Hadım Ali Paşa
Ø  Sokullu Mehmet Paşa
Ø  Haydar Paşa
Ø  Ayas Paşa
Ø  İskender Paşa
Ø  Fakih
Ø  Garip
Ø  Yeniçeri askeri
Ø  Bostancı

Ömer Seyfettin’in bu kişileri seçmesi milli bir konuyu dönemin zihniyetine uyarak  anlatmak istemesidir.Bu kişiler olay örgüsüne bağlı olarak yapıyı oluşturan ve metnin temanın somutlaşmasında birer araç olarak kullanılan kişilerdir.

Hikâyedeki kişilerin özelliklerini ve olay örgüsündeki işlevleri
Kişiler
Özellikleri
Olay Örgüsündeki İşlevi
Padişah (Kanuni Sultan Süleyman)
Heybetli, vakur, bilgili, adaletli bir hükümdar.
Bilgili, deneyimli bir hükümdar olarak “Kızıl Elma” sözünün anlamını bilgi ve sezgileriyle ortaya çıkarmıştır.
Ahmet Paşa
Temeşvar Fatihi
Padişahın sorusunu ilk cevap veren kişidir. Ancak yanlış cevap vermiştir.
Hadım Ali Paşa
Ordu komutanı
Soruya cevap veremez.
Mehmet Paşa
Ordu komutanı
Soruya cevap veremez.
Haydar Paşa
Alim kazaskerlerden
Soruya cevap veremez.
Ayas Paşa
Alim kazaskerlerden
Soruya cevap veremez.
İskender Paşa
Alim kazaskerlerden
Padişaha üç asker getirilmesi ve sorunun onlara sorulması önerisinde bulunur.
Askerler
Sıradan askerler
Soruya üçü de aynı cevabı vererek padişahı düşüncelerinde haklı çıkarmışlardır.
Hikâyedeki kahramanların birbirleriyle ilişkileri
Hikâyedeki sadrazam, vezirler, kazaskerler padi­şaha en yakın kişilerdir. Padişah aklına takılan bir soruya yanıt bulmak için önce onlara danışmıştır. Onlar­dan bir cevap alamayınca "halkın mutlaka bir bildiği vardır” düşüncesiyle sıradan askerlere danışır. Bu asker­ler, halkı temsil ederler.
TEMEL ÇATIŞMA VE TEMA:

Çatışma : Hikayedeki temel çatışma halk-devlet üzerine kurulmuştur.
TEMA: Kızıl Elma’nın neresi olduğudur.

ANLATICI: Her şeyi bilen olaylardan haberdar olan HAKİM anlatıcı tarafından anlatılmıştır.

ÜSLUP: Anlatıcı anlatımda betimleme ve çözümlemelerde doğal dili edebi dil haline getirerek kullanmıştır.

HİKAYE TARZI: “Kızıl Elma Neresi?” adlı hikaye klasik vak’a (Maupassant) tarzı kaleme alınmıştır.Çünkü yazarın amacı bir olayı anlatmak ve olay üzerine kurmaca bir metin oluşturmaktır.



Artikel Terkait

10 yorum

Harika. ....

süper bir paylaşım ellerinize sağlık

süpeeeeerrrr

İşte bu kadar

Teşekkürler inşallah doğrudur ;)

ana fikiri ne?

abi çok iyi ya delete 1 Kas 2014 01:09:00

@Adsızsüper, süper,über...

Sevdim ama anlamadım

Yorumunuz onaylandıktan sonra görülecektir..Bir hesabınız yoksa "adı/url veya anonim"i seçerek kolayca yorum yapabilirsiniz.Yorumunuza gelecek cevabı takip etmek "beni bilgilendir" kutucuğuna işaretleyebilirsiniz.


EmoticonEmoticon