SPONSORLU BAĞLANTI

Home » , » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI CEVAPLARI SAYFA 109-119 CEVAPLARI

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI CEVAPLARI SAYFA 109-119 CEVAPLARI

Written By edebiyat fatihi on 18 Şub 2011 | 18.2.11


11.SINIF TÜRK EDEBİYATI CEVAPLARI SAYFA 109-119 ARASI CEVAPLARI
4.OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER
ANLATMAYA BAĞLI METİNLER
HİKAYE
HAZIRLIK

1.Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekandan oluşur.
2. Tanzimat öncesi anlatmaya bağlı edebi metinler ve örnekleri
  • Destan : Oğuz Kağan,Ergenekon Destanı, Bozkurt, Türeyiş...
  • Halk Hikayesi: Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber
  • Mesnevi : Leyla ile Mecnun, Hüsn ü Aşk, Cemşid ü Hurşid

http://edebiyatfatihi.blogspot.com/

 

3.Bir roman yazarının gözlemi iyi olmalı,geniş düşünebilmeli,dili çok iyi kullanabilmeli, bilgi ve kültür seviyesi yüksek, hayalleri ve edebi hüneri güçlü olmalıdır.

1.ETKİNLİK
MODERN HİKAYE TÜRÜ VE BİZDEKİ İLK TEMSİLCİLERİ

H İ K Â Y E
İlk Çağ Anadolu’sunda masal ve tarihi olayları anlatan eserlerle oluşmuştur. Orta Çağda özellikle Hindistan’da “Binbir Gece Masalları” sağlam bir hikaye geleneğinin varlığını bildirmektedir. Bu gelenek, Arapça’dan yapılan çevirilerle Avrupa’ya masal, efsane, rivayetler şekliyle yayılmıştır.
Hikâyeye bugünkü anlamda ilk edebi kimlik kazandıran İtalyan yazar Boccacio’dur. XVI. Yüzyılda yazdığı “Decameron” adlı eseriyle ilk öykü örneğini vermiştir. Rönesans’ın etkisiyle de XIX. Yüzyıl edebiyatının en yaygın türü olmuştur.
Bizde, destanlar, halk hikâyeleri , ve masallarla eski bir temeli olan bu tür, XIV. Ve XV. Yüzyıl-da “Dede Korkut Hikayeleri” ile çağdaş hikâye tekniğine yaklaşmıştır.
XIX. yüzyılda Tanzimat’la gelen yeniliklerle birlikte batılı anlamda ilk örneğini Ahmet Mithat Efendi “Letaif-i Rivayet ( söylene gelen güzel şeyler ) adlı eserini yazarak vermiş; “Kısadan Hise” ile bu türü geliştirmiş, Sami Paşazade Sezai : “Küçük Şeyler” adlı eseriyle modern hikâyeyi oluşturmuştur. Bağımsız bir tür olma özelliğini ise Milli Edebiyat döneminde Ömer Seyfettin’le kazanmıştır.
TANIMI : Yaşanmış ya da yaşanabilecek şekilde tasarlanmış olayları kişilere bağlı olarak belli bir yer ve zaman içinde anlatan türe hikâye diyoruz.
 HİKÂYENİN UNSURLARI1) OLAY: Hikâyede üzerinde söz söylenen yaşantı ya da durumdur
2) KİŞİLER: Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan insanlardır.
3) YER: Olayın yaşandığı çevre veya mekândır.
4) ZAMAN : Olayın yaşandığı dönem, an mevsim ya da gündür.
5) DİL VE ANLATIM : Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak, etkili sözcük, deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır.
Anlatım ise: iki şekilde olur Hikâye kahramanlarından birinin ağzından yapılan anlatım “hikâyede birinci kişili anlatım” ; yazarın ağzından anlatılanlar “hikâyede üçüncü kişili anlatım”

HİKÂYEDE PLÂN:Hikâyenin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur; ancak bu bölümlerin adları farklıdır. Bunlar:

1) SERİM: Hikayenin giriş bölümüdür.Bu bölümde olayın geçtiği çevre , kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.
2) DÜĞÜM : Hikayenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.
3) ÇÖZÜM : Hikayenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür
Ancak bütün hikayelerde bu plân uygulanmaz , bazı öykülerde başlangıç ve sonuç bölümü yoktur .Bu bölümler okuyucu tarafından tamamlanır.

Ö Y K Ü Ç E Ş İ T L E R İHikâye, hayatın bütünü içinde fakat bir bölümü üzerine kurulmuş derinliği olan bir büyüteçtir. Bu büyüteç altında kimi zaman olay bir plan içinde , kişi, zaman, çevre bağlantısı içinde hikaye boyunca irdelenir. Kimi zaman da büyütecin altında incelenen olay değil, hayatın küçük bir kesiti, insan gerçeğinin kendisidir Bu da öykünün çeşitlerini oluşturur. Buna göre
 1) OLAY ( KLASİK VAK’A ) HİKÂYESİ : Bir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır. Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant ( Guy dö Mopasan) tarafından yaygınlaştırıldığı için “Mopasan Tarzı Hikâye” de denir

Bu tarzın bizdeki en önemli temsilcileri: Ömer Seygettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekin’dir..
2) DURUM ( KESİT ) HİKÂYESİ: Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz Belli bir sonucu da yoktur. Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.
Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için “Çehov Tarzı Hikâye” de denir.

Bizdeki en güçlü temsilcileri : Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra’dır
3) MODERN HİKÂYE : Diğer öykü çeşitlerinden farklı olarak, insanların her gün gördükleri fakat düşünemedikleri bazı durumların gerisindeki gerçekleri, hayaller ve bir takım olağanüstülüklerle gösteren hikâyelerdir.

Hikâyede bir tür olarak 1920’lerde ilk defa batıda görülen bu anlayışın en güçlü temsilcisi Fransız Kafka’dır Bizdeki ilk temsilcisi Haldun Taner’dir. Genellikle büyük şehirlerdeki yozlaşmış tipleri, sosyal ve toplumsal bozuklukları , felsefi bir yaklaşımla, ince bir yergi ve yer yer alay katarak, irdeler biçimde gözler önüne serer.


                                         İNCELEME
Sayfa 111.

1.METİN
1.b Yukarıdaki olay örgüsü grafiğine göre hikaye,olumsuz olaylar üzerine kurulmuştur.

2.ETKİNLİK
1.Grup: Hikayedeki kişiler anlatıcı kahraman ve arkadaşlarıdır.Hikayedeki bu kişiler,hikayenin yapı unsurlarından birini oluşturmaktadır.Olayları belli bir zaman ve mekanda yaşayan kahramanlardır.
2.Grup:
§  Kahraman anlatıcı
§  Kahraman anlatıcının arkadaşları
Hikayedeki kahraman anlatıcı, yapmak istemediği şeyleri diğer          kahramanlarla birlikte yaşayan kişidir.
Hikayedeki olaylar ve kişiler günlük hayatta karşılaşılabilecek türdendir.

2.Hikayedeki mekanlar şunlardır:
    ‘Köşk,tarla,bostancı civarı.’
    Hikayedeki bu mekanlar,hikayedeki olayların yaşandığı yerdir.Bu nedenle  hikayenin yapı unsurlarından birisidir.Hikayede bir şehrin kullanılması olaylar    ile uyumsuzluk göstereceğinden aynı olayların gerçekleşmesini beklenemez.

3.Hikayedeki mekanlar gerçeğe uygun olarak tasvir edilmiştir.

4. Hikayede ‘eylülün karanlık bir sabahı, ortalık henüz ağarmaya başladığı sırada,güneş doğmuş,bir hafta sonra’ gibi zaman bildiren ifadeler kullanılmıştır.Hikayedeki zaman olay örgüsü dikkate alındığında değiştirilemez.Çünkü hikayenin yapısı kendi içinde bütündür.Bu yapı, olay örgüsü,kişiler,zaman ve mekandan oluşur.Bunlar üzerinde yapılacak bir değişiklik hikayenin yapısı bozar.

5. Servet-i Fünun edebiyatı sosyal ve siyasi hayat ile ilişkisini koparmış,bireyselliği ön plana çıkarmış bir edebi dönem olması dolayısıyla dönemindeki zamanla yakın bir ilişkisi yoktur.

6. a. Hikayedeki yapı unsurlar birbirini tamamlayarak yağıyı oluşturan unsurlardır.

    b. Hikayenin yapı unsurlarından herhangi birinin çıkarılması eserin bütünündeki uyumu bozar.Çünkü yazar,kurguladıklarını hikayedeki gibi yansıtmış ve hikayenin yapı unsurları arasındaki uyumu buna göre belirlemiştir.


7. Hikayede ‘ölüm-yaşam’ çatışması vardır.Hikayedeki bu temel çatışma yazarın bireysel duygularının yansıması olduğu için toplumsal bir yanı yoktur.

8. Hikayenin teması ‘bireyin ruhi sıkınıtısı’dır.

9.Hikayede anlatılanlar günlük hayatta karşılaşılabilicek doğal bir gerçekliği olan olaylardır. Yazar ,bu doğal gerçekliği hikayedeki olay örgüsü,kişiler,zaman ve mekan etrafında kurgulamış ve insana özgü kurmaca bir gerçeklik haline getirmiştir.

10. Hikayede kahraman anlatıcının bakış açısı vardır. Kahraman anlatıcının psikolojik durumu ve ruh hali en iyi birinci ağızdan anlatılacağı için yazar böyle bir tercihte bulunmuştur.

11. Bir önceki soruda da belirtildiği üzere, aynı etkiyi bırakamazdı. Bireysel bir duygunun ve ruh halinin işlediği bir hikayede her zaman için kahraman anlatıcının bakış açısı daha etkilidir.


3.ETKİNLİK
   1.Grup: Anlatıcı olayları ve mekanı anlatırken tasvirlerden ve tahlillerden  yararlanmıştır.
    2.Grup: Anlatıcı yaptığı tasvirler ile ruh tahlillerini anlatırken dile yeni değerler yüklemiş, sözcükleri yan ve mecaz anlamlarıyla kullanmıştır.

13.


4.ETKİNLİK
    1.Grup: Bir Damla Kan adlı hikaye, hikaye geleneğine bağlıdır.
      2.Grup: Hikaye ‘Maupassant tarzı (olay hikayesi)’ hikaye özelliklerine göre yazılmıştır.


5.ETKİNLİK
    1.Grup: Köy Düğünü adlı hikayesinin olay örgüsü:
                . Okuyucuların arabalarla geçmesi
                . Kahvede yaşanlar
                . Yapılacak güreşleri seyretmek için herkesin güreş alanına gelmesi    ve orda yaşananlar
                . Güreşlerin bitmesiyle at yarışlarının yapılması
     2.Grup: Hikayede kahramana anlatıcı ve köy halkı ile onlardan öne çıkarılan Nesim, eskici, Arnavut, zerzevatçı, kebapçı, Koca Ali gibi kişiler vardır. Bunlar hikayenin yapı unsurlarından biri olarak yapıyı tamamlarlar.
     3.Grup: Hikayedeki Yakacık, Yakacık Çarşısı’sındaki kahve, güreşlerin ve yarışların yapıldığı tarla Zekeriya Köyü mekanıdır. Hikayede 10 Eylül Çarşamba, gece; 11 Eylül Perşembe, gece, bir gece evvel,sabahleyin, namazdan sonra gibi ifadeler kullanılmıştır.



6.ETKİNLİK
    Köy Düğünü adlı hikayedeki olay örgüsü Bir damla Kan adlı hikayeden daha yoğun, zaman daha uzun, mekan daha çok ve kişiler daha kalabalık olarak verilmiştir. Her iki hikayedeki yapı: olay örgüsü, kişiler,zaman ve mekandan oluşmuştur. Yine her iki hikaye serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşan bir bütünlüğe sahiptir.
1.  Hikayedeki mekanlar gerçek hayatta karşılaşılabilecek mekanlardır.
2.  Köy Düğünü adlı hikaye temel bir çatışma söz konusu değildir.Hikaye olaylar üzerine kurulmuş;yaşananların,kurmacanın sınırları içinde anlatılmasından ibaret olduğu için temel bir çatışma yoktur.
3.  Hikayenin tamamında anlatılanlar insana özgü gerçeklik taşımaktadır. Yaşananların kahraman anlatıcı üzerindeki etkileri bunun en belirgin göstergeleridir.
4.  Köy Düğünü adlı hikayede Bir Damla Kan adlı hikayedeki gibi kahraman anlatıcının bakış açısı vardır.
5.  Anlatıcı olayları, mekanı ve kişileri anlatırken Bir Damla Kan adlı hikayede olduğu gibi birtakım benzetmeler, tahliller ve tasvirlerle öznel yargılara dayanarak anlatmıştır.
6.   Hikayedeki köy düğünü teması, temanın etkili gözlemlerle anlatılması ve bu yapılırken de dilin edebi kalıplar içinde kullanılması metinin yazıldığı dönemle ilişkilendirilebilir.
7.  Köy Düğünü adlı hikaye, hikaye geleneğine bağlı bir metindir.
8.  Köy Düğünü adlı hikaye ‘Mauspassant tarzı (olay hikayesi)’ hikaye özellikleri gösterir. Hikayenin olaylar üzerine kurulması bunun göstergesidir. Bu nedenle metnin tamamı örnek olarak verilebilir.
9.  Köy Düğünü adlı hikayede anlatılanlar, hikayenin yazıldığı dönemim sosyal özelliklerini yansıtan bir özelliğe sahiptir.Bu bakımdan tarihi bir belge olarak da değerlendirilebilecek  hikayede anlatılanlar arada geçen zamanda çoğunlukla unutulmuş birtakım geleneklere de ışık tutmaktadır.

10.

Hüseyin Cahit Yalçın (1875-1957)
7 Aralık 1875’te Balıkesir’de doğdu. 18 Ekim 1957’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Edebiyat-ı Cedide akımının önde gelen isimlerinden. 1895-6'da Mülkiye Mektebi’ni bitirdi. Maarif Nezareti Mektubi Kalemi’nde memur olarak çalıştı. 1897'den sonra Vefa ve Mercan idadilerinde Fransızca ve Türkçe öğretmenliği, yöneticilik yaptı. Tevfik Fikret'ten sonra Servet-i Fünun dergisinin yönetimini üstlendi. Bir çevirisi nedeniyle yargılanıp aklandı ama dergi kapatıldı. 1908'de 2'nci Meşrutiyet'in ilanından sonra Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım Kadri ile birlikte Tanin Gazetesi'ni çıkardı. Aynı yıl İttihat ve Terakki Cemiyeti'nden İstanbul mebusu seçildi. 1920'de İstanbul'un İngilizler tarafından işgalinden sonra tutuklanıp Malta Adası'na sürüldü. 1922'de sürgün dönüşü Tanin'i yeniden çıkardı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında çıkarılan yasaları ve bazı uygulamaları eleştirince İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı ve beraat etti. 1925'te ikinci kez yargılandı, Çorum'a süresiz sürgüne gönderildi, Tanin gazetesi kapatıldı. 1926'da af sonucu cezası kalkınca İstanbul'a döndü. 1933-1940 arasında "Fikir Hareketleri" dergisini çıkardı. Atatürk'ün ölümünden sonra tekrar politikaya döndü. 1935-1939 arasında Çankırı, 1943-1946 arasında İstanbul milletvekili oldu. 1943-1947 arasında Tanin gazetesini tekrar yayınladı. Ulus gazetesinde başyazarlık yaptı. Ulus'ta yayınlanan bir yazısı nedeniyle dokunulmazlığı kaldırıldı. 1954'te bu kez Demokrat Parti aleyhindeki yazıları nedeniyle hapse mahkum edildi, ama cumhurbaşkanı tarafından affedildi. Öğrencilik yıllarında yazmaya başladı. Yazıları Mütalaa, Tarik, Sabah ve Saadet gibi gazetelerde yayınlandı. Biçim ve öz bakımından Ahmed Mithad etkisi görülen ilk romanı "Nadide" 1981'de basıldı. İkinci romanı "Hayal İçinde"de gerçekçi bir yaklaşım temelinde ruhsal çözümlemelere yer verdi. Öykülerinde İstanbul'da yaşayan azınlıkları, seçkin kişileri anlattı. Servet-i Fünun dergisinin yanında, Edebiyat-ı Cedide Kütüphanesi’nin kurulmasını sağladı. Ayrıca Servet-i Fünun karşıtı yazarlarla yapılan kalem kavgalarında hep ön planda yer aldı. Çeviriler yaptı, elli kadar eseri Türkçe'ye kazandırdı.


ESERLERİ:
ROMAN:
Nadide (1891)
Hayal İçinde (1901)

ÖYKÜ:
Hayat-ı Muhayyel (1899)
Niçin Aldatırlarmış? (1922)
Hayat-ı Hakikiye Sahneleri (1909)

DİĞER:
Kavgalarım (1910)
Edebi Hatıralar (1935)
Siyasal Anılar (1975)
Talat Paşa (1943)
Türkçe Sarf ve Nahiv (1908)
Benim Görüşümle Olaylar (4 cilt, 1945-47)
Seçme Makaleler (1951)
                            
                      
                                        ANLAMA YORUMLAMA
1.


HALK
HİKAYESİ
MASAL
MODERN HİKAYE
YAPI












 *Olay,örgüsü,kişiler,zaman ve mekandan oluşan yapısı vardır.
*Şiir ve düz yazı bölümlerinden oluşur.
*Anonimdir.
*Sözlü geleneğe bağlıdır.

*Olay,örgüsü,kişiler,zaman ve mekandan oluşan yapısı vardır.
*sözlü geleneğe bağlıdır.
*Mekan ve zaman belirsizdir.
*Tekerlemelere ve kalıplaşmış sözlere yer verilir.
Kişiler tek yönlü olduğunda “tip” özelliği taşır.
*Olay,örgüsü,kişiler,zaman ve mekandan oluşan yapısı vardır.
*Yazarı bellidir.
*Kişiler tip ve karakter özellikleri taşır.








TEMA
*Genellikle aşk,kahramanlık konuları işlenmiştir.
*Olağanüstü olaylara yer verilir.
Genellikle aşk,kahramanlık konuları işlenmiştir.
*Didaktik ve eğlendirici niteliklere sahiptir.
İnsana özgü her şey konu olarak seçilebilir.




DİL VE ANLATIM


*Sade ve sanatlar açısından yalın bir dil kullanılmıştır.
*Halk söyleyişlerine yer verilmiştir.
*Anlatım halk hikayecileri ve meddahlar tarafından halkın önünde yapılır.
*Anlatımda anlatıcının saz çalmadaki ve söz söylemedeki ustalığı önemlidir.
Sade ve yalın bir dille anlatılır.
Analatıcı masaldaki tüm olayları bilen ilahi bakış açılı hakim anlatıcıdır.
*Günlük konuşma diliyle yazılır.
*Hikayede akıcılığı sağlayan dildir.
Dilin kullanımı yazardan yazar değişir, çünkü her yazarın üslubu farklıdır.
*İlahi, kahraman ve gözlemci gibi üç farklı anlatıcının bakış açısıyla anlatılır.



           
2. Servet-i Fünun Dönemi hikayesinin genel özellikleri:
  • Sanat sanat içindir anlayışına bağlı kalınmış, halka seslenmek süşünülmemiştir.
  • Maupassant tarzı hikaye tercih edilmiştir
  • Aşk, kadın , evlilik, tabiat, yalnızlık ve ümitsizlik gibi bireysel temalar işlenmiştir.
  • Olaylar genelde İstanbul’da geçer.(2.Abdülhamid devrinde gezi özgürlüğü olmadığından sanatçılar, İstanbul dışındaki yerleri yeterince tanıyamamışlardır.
  • Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların kullanıldığı, tasvir tahlillerin yapıldığı, edebi açıdan ustalık isteyen bir dil kullanılmıştır.
  • Geleneksel hikaye tarzı bırakılmış , Batılı tarzda  hikayeler yazılmıştır.
  • Realizm ve natüralizm etkileri görülür.
  • Teknik kuvvetlenmiş, gereksiz tasvirler yapılarak ya da gereksiz bilgi verilerek hikayenin akışı kesilmemiştir.
  • Yazar eserde kişiliğini gizlemiştir.Olaylar yazarın gözüyle değil, eser kişilerinin bakış açısıyla verilmiştir.

7.ETKİNLİK
       Servet-i Fünun hikayesinin beslendiği kaynakları ve bu dönem hikayesinin Türk edebiyatına getirdiği yenilikleri konu alan bir yazı yazarken Servet-i Fünun Dönemi hikayesinin özelliklerini göz önünde bulundurunuz.

8.ETKİNLİK
       Verilen hikayeyi hayal gücünüz ve kurmaca yeteğenize göre tamamlayanız.

                            ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1.  (Y)
(Y)
(Y)
2.  2. …Batı tarzı…    …Servet-i Fünun Dönemi…
3.  3.Doğru cevap D seçeneğidir.
4.  Doğru cevap D seçeneğidir.
5.  Bkz. Anlama –Yorumlama 2. soru.




MÜFTÜOĞLU,AHMED HİKMET (1870-19.V.1927)
Hikâye yazarı ve edebiyat profesörü. İstanbul’da doğdu. Kethüda Yahya Sezai Bey’in oğludur. Galatasaray Sultânîsi’ni bitirdikten sonra Hariciye Nezâreti’ne memur olarak girdi; bir süre konsolos­luklarda bulundu. Ahmet Hikmet Müftüoğlu, İstanbul’a dönerek 1908′e kadar aynı ba­kanlıkta çalıştı. Aynı yıllarda Galatasaray’da öğretmenlik yaptı. Ticaret Nezâreti, Ticaret İşleri Müdürlüğü ve İstanbul Üniversitesi Fransız edebiyatı ve Alman edebiyatı profesörlüğüne ge­tirildi. 1912′de yeniden Hariciye’ye girip Budapeşte Başkonsolosu oldu. 1924-1927 yılları arasında Başmabeyncllik, umum müdürlük ve müsteşarlık yaptı. İstanbul’da öldü. Maçka Mezarlığı’na gömüldü.
Galatasaray’da okurken hikaye yazmaya başlar. Servet-i Fünun edebiyatı topluluğuna girince onların ortak dil ve üslûbunu kullanır. 1908′den sonra Türkçülüğü ve yeni Lisan hareketini benimser. Bu dönemde yazdığı on altı öykü ve bir roman­da Türk hayatının özelliklerini, Türk ruhunun kabiliyet ve enginliğini, Türk tarih ve medeniyetini anlatmiştır.Bu hikâ­yeler hem dil ve üslûp, hem de konuları yönünden Servet-i Fünun‘da yazdığı öykülerden çok farklıdır.
Hikaye kitapları: 1. Hâristan ve Gülistan (1901, 3. basım 1969), 2. Çağlayanlar (1922, 5. basım 1971) Gönül Hanım (Roman, 1971).
  • Çağlayanlar
  • Gönül Hanım
  • Haristan ve Gülistan
  • Leyla yahut Bir Mecnunun İntikamı
  • Bir Tesadüf
  • Kadın Ruhu
  • Beliren Simalar
  • Salon Köşeleri
  • Bir Safha-i Kalb
  • Silinmiş Çehreler
  • Bir Damla Kan
  • Alparslan
Paylaşmak İsterseniz :
SON YAZILARDAN HABERDAR OLMAK İÇİN TWİTTER'DA TAKİP EDİN

+ yorum + 3 yorum

Hasan
19 Şub 2011 15:12:00

qercekten bu kadar ayrıntısı yoq chooq cızell elıne emegıne saqlık siz olmsanız ne ederdık bılımıyom yanı okadar quzel anlayın....

Adsız
14 Şub 2013 21:02:00

yapımında emeği geçen herkeze çok teşekürler

Adsız
31 Oca 2014 21:34:00

çççççççççççççççççççççççoooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkk teşekkür ederm elinize sağllık

Yorum Gönder

Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...Blogger'da bir hesabınız yoksa ''Anonim'' veya ''Adı/Url'' bölümünü seçerek kolayca görüşlerinizi belirtebilirsiniz...

 
Support : roman özetleri | ŞİİR TAHLİLLERİ |
Copyright © 2011. edebiyatfatihi.net - All Rights Reserved
Template Created by Published by EDEBİYAT FATİHİ
Altyapı by Blogger
Yandex.Metrica